Arşiv

Archive for the ‘yüksek askeri şura’ Category

Mazlumlardan ve mağdurlardan 28 Şubat’çılara balans ayarı

fatih uğurlu28 Şubat 2013 Perşembe 01:05
fatihugurlu53@gmail.com

Bugün 28 Şubat çetesinin millete kan kusturduğu ve onların da “Kızılcık şerbeti içtik” dediği günlerin 16. yılını idrak ediyoruz. İsrail muhibbi Çevik Bir ve şürekasının güya demokrasi havarisi görünerek balans ayarı yaptıkları ve bir selin ardında bıraktığı yıkım gibi kırıp, döküp sonra da çekilip gittikleri günlerin yeniden hatırlanışı, yok yok hatırlanış değil, zira biz o acıyı hiç unutmadık ki, yüreklerimizde bir bıçak yarası olarak sürekli kanıyor. Neresinden başlasak bilmem ki… Sanki bereket fışkıran tarlamıza İsrail’den gelen çekirge sürüleri istila etmiş kanımızı emiyorlar.

Yer Başbakanlık konutu, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya, Erbakan’ın konuğu olduğu sofrada edepsizce garsona bağırıyor.

– Bana acele razı getir!

– Efendim rakı servisimi yok.

– Ben anlamam bul getir!

Aynı cühela adam, sonradan aslında meramının rakı içmek değil, Erbakan Hoca’ya özel hayatlara dokunmaması yolunda bir ihtar olarak böyle davrandığını söyleyecektir.

Erbakan’ın hortumlarını kestiği devletler ve buradaki maşaları bununla da yetinmezler. Ona acele istifa etmesi, bunu yapmazsa bir gün o makamdan yerlerde sürünerek indirileceği haberi gönderilir. Erbakan Hoca’nın karşısında milletin güvenine mazhar olmuş Türk ordusunun paşaları değil, adeta bir mafya teşkilatının kanun-kural tanımaz çete üyeleri vardır. Yine adı Osman Özbek olan bir paşa, Erbakan’a ağır küfürler ederek bir insanın düşebileceği en alçak seviyeye düşecek ve Genelkurmay tarafından da bu hareketi tasvip görecek, alkışlanacaktır. İkinci alçakça tehdit dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener’e yapılır.

– Gelirsek, onu bakanlığın önünde kazığa oturtacağız!

Bu lağım çukuru ağzın sahibi de emir-komuta zinciri içinde övülecektir. Artık ok yaydan çıkmıştır. Türk ordusunun komuta kademesi olmaması gereken adaların elindedir. Doğu Silahçıoğlu denilen şamanist kafalı bir pejmürde güya Atatürkçülük adına Sultanbeyli’de cadde ortasına heykel dikecek ve ortalıkta Sicilyalı bir baba edasıyla arz-ı endam edecektir. Sonradan Samsun’da Garnizon Komutanı yapılacak ve orada bir salona topladığı yedek subay öğrencilerinin önünde bu milletin ruhundan fışkıran İstiklal Marşı’na hakaretler yağdıracak ve şamanist olduğunu açıklayacaktır. Bir yandan da aynı merkezden yönlendirilen yüksek yargı Refah-Yol hükümetine salvo ateşine başlar. Artık başlarında sahte baba olmak üzere bu hükümeti devirmeyi İsrail’e sadakatin bir şartı gören gafiller “Her yol mübah” diyerek saldırılarını sürdürürler. Bu süreçte başta Hürriyet gazetesi ve onun bugün kanal kanal dolaşıp timsah gözyaşları döken ve pişmanlığını belirten genel yayın müdürü Ertuğrul Özkök olmak üzere birçok medya organı emir-komuta zincirinde görev almak için sıraya girerler. Artık televizyon kanallarında sahte şeyh Ali Kalkancı (sonradan uyuşturucu hap işi ile tutuklandı) Müslüm Gündüz, Fadime Şahin ve sarıklı-cübbeli Aczmendiler ile kafalara bir korku çengeli atılacaktır. Şimdi bu hükümetin gitmesi için ne lazımsa yapılacağı anlaşılmıştır. Erbakan istifasını verir, sırada Çiller vardır. Sahte baba “Nerden çıktı bu Erez?” dedirten bir hamle ile Yalım Erez’e hükümeti kurma görevini verir. Burada Çiller, devreye girerek, Mesut Yılmaz’ın başbakanı olacağı bir hükümetin kurulmasını sağlar. Bu hamle de İsrail’in işine gelecektir, zira asıl oyun dışı bırakılması gereken Erbakan’dır ve bu da sağlandığına göre mesele kalmamıştır.

Bu tahribatın ülkemize faturası ağır olur.

¥ Dipçik zoru ile İmam Hatiplerin orta kısımları kapatılarak 8 yıllık kesintisiz eğitim getirilir. Kur’an kursları kapatılarak, Kur’an öğretimine yaş sınırı konur.

¥ Türk Silahlı Kuvvetleri’nde ne kadar dindar ve başarılı subay varsa, eşleri başörtülü oldukları ve içki içmedikleri için ordudan bir suçlu gibi atılırlar.

¥ Üniversitelerin kapıları başörtülü kız öğrencilere acımasızca kapatılır ve okuma hakları ellerinden alınır.

¥ Artık insanlarımızın kurbanlık derilerini bile kime vereceğine Genelkurmay karargahı karar verecektir. Onların istediği yer dışında derisini başka yere verenleri acı bir akıbet beklemektedir.

¥ Bir çok İslâmi vakıf keyfi olarak kapıtılıp, mallarına kanunsuz bir şekilde el konulur.

Bu çekirge sürülerinin tarlalarımıza verdiği zararı tespit eden ekonomistler miktarın 500 milyar dolar civarında olduğunu söyleyecektir. Batık bankalar da o dönem sırtımıza yüklenen kamburlardan.

Bunlar genel olarak topyekûn yediğimiz kazıklardan. Bu hengamede ferdi olarak zulme uğrayan, hakkı gaspedilen, sefalete düşen, yuvası yıkılan on binlerce insanımız bugün birer birer ortaya çıkıyor. 28 Şubat dosyası açılıp, o günün paşalarının kapısı çalınırken o gün sessiz sedasız ağlayan ve ilahi adalet bekleyenler bugün şüphesiz mutlular. Rövanşsa rövanş… Hep biz mi ağlayacağız? Biraz da onların anaları ağlasınlar. Hukukun böyle bir şey olduğunu onlar da öğrensinler. Onlar İsrail adına bize balans ayarı yapmışlardı, bugün mağdurlar ve mazlumlar da onlara balans ayarı yapıyorlar.
Fatih UĞURLU-HABERVAKTİM

BÇG adım adım izledi kapılar yüzüme kapandı

NEJAT ÖZDEN
HAZIRLAYAN / MUHARREM COŞKUN

Nejat Özden: Bölük komutanı olduğum için İstanbul’da bir sağlık kuruluşunda işe başlamıştım ama kısa süre sonra ‘BÇG baskı yapıyor çalışamayız’ dediler. Aynı gerekçeyle bütün kapılar kapalıydı.

Kıdemli Topçu Üsteğmen Nejat Özden: “1965 doğumluğuyum, 1988’de Harp Okulu’ndan mezun oldum. 1989’da kıtaya katıldım, 1997’ye kadar kıta hizmetlerim oldu. Benim ile uğraşmaları 1989’da başladı. Tugay komutanı tuğgeneral, annemin başörtülü kimlik kartı ve sağlık karnesini imzaladı ama eşimin kimlik kartını imzalamadı. ‘Halk bizi böyle görmek istyor, eşin başını açsın. Eşin başını açmadığı sürece kimlik kartını imzalamayacağım’ dedi. Yıl 1989.. Ta o zaman başladı bunlar. Sonra 28 Şubat’a kadar geldik. TSK’dan atıldık. Zaten lojmanda kalıyorduk. Eşim kantine bile gidemiyordu. Gidince laf oluyordu. Gazinoya almıyorlardı. Sosyal hayat yoktu.

Beş parasız zor günler

“Sıhhiye subaylığından öğrendiğim bilgi ile İstanbul’da kurulan bir sağlık kuruluşuna başvurdum. Orada başarı ile çalıştım. Ama rahat vermediler. 1998 Nisan ayında patronlarla bir toplantı yaptık. Orada şu denildi, ‘BÇG, sağlık grup başkanlığı kanalıyla bize baskı yapıyor. TSK’dan atılan adamı nasıl yönetici olarak çalıştırırsınız diye. Şimdi ne yapalım’ dediler. ‘Başka gerekçe yok değil mi’ diye sordum. Askıdaki ceketimi gösterip, ayrıldım. İşsiz parasız kalmıştım. Gittiğim tüm kapılar kapanıyordu, oysa Batı Çalışma Grubu (BÇG), TSK’dan ayrılanları adım adım izliyormuş. İstanbul’da kira büyük yük. Evin giderleri var. Kimseden para isteyemezsin. Sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki Halk Ekmek’te işe girdim. ANASOL-D hükümeti iş başına gelince baskılar yine başladı. Yine çalıştığı yerlerde ilişiği kesilenler oldu. Zaten çalışılabilecek yerler belliydi. Firmalar TSK’dan atıldığınız için sizi kabul etmiyordu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bu iştiraki olan kurumda baskılara direnildi ve atılmadık. Zaten kadere iman etmiştik. Çok sıkıntı yaşadık. Parasızlık, zorluk. Bir dönem imece usulü ile ayakta kaldım. Şimdi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü’ndeyim.”

‘Annemin başını kesseniz açmaz’

KEMAL METE
KAYSERİ (CİHAN)

Emekli Diş Tabip Albay Kemal Mete, 28 Şubat post-modern darbe sonrasında eşinin başörtülü olması, namaz kılması nedeniyle Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararıyla ordudan atıldı.

Eşinin başını açması için 3 yıl boyunca baskı, zulme ve ayrımcılığa maruz kalan Kemal Mete, sözlü olarak eşinin başını açmasını isteyen komutanına, “Komutanım siz Rizelisiniz. Annenizin başı da kapalı. Kendisi bir başka erkeğin yanında başını açar mı, açtı mı” diye sorduğunu, komutanın da, “Annemin başını kesseniz yine açmaz” diye cevap verdiğini söyledi.

28 Şubat post-modern darbesi söylendiği gibi bin yıl sürmedi. Ama bıraktığı acıların izleri insanlarda hala yaşamaya devam ediyor. O dönemde yaşadığı baskı ve zulmü unutamayan emekli Diş Tabip Albay Kemal Mete, YAŞ kararları sonucu irticacı suçlamasıyla ordudan atılanlardan birisi. Anayasa’daki değişiklik sonrasında mağduriyeti giderilen emekli Albay Mete, post-modern darbeyi yapanların, bunun bin yıl devam edeceği açıklamalarını hatırlatıyor. Hukuksuzluk yaparak insanları mağdur eden ve bin yıl etkisinden bahsedenlerin bugün adalet karşısında hesap verdiğini ama zulüm, işkence, baskıların insanların hayatında hala dünkü gibi tazeliğini koruduğunu anlatıyor.

28 Şubat döneminde Diyarbakır Asker Hastanesi’nde diş bölümünün başkanı alarak görev yapan Kemal Mete, 2000 yılında Ankara GATA’ya tayini çıktı. Burada göreve başlar başlamaz YAŞ kararıyla ordudan atıldı. Başörtülü olan eşi ile ilgili sürekli komutanlarından yazılı ve sözlü olarak başörtüsü açması, çağdaş kıyafetler giymesi talimatlar alan Mete, bu süreçte akla hayale gelmeyen sistematik baskılara maruz kaldı. Diyarbakır’daki askeri hastanede gün boyu çok sayıda diş tedavisi yapan Mete, kendisi ile ilgili disiplinsizlik, emre itaat etmeme gibi suçları işlediğine dair tutanak tutulmak istendi. Bunun için her gün baskıya maruz kaldı.

Hatta meslektaşı ve komutanı olan hastane başhekimi dişçi koltuğunda tedavi sonrasında ağız yıkamak amacıyla kullanılan kreşuardan (lavabo) bile kültür örnekleri aldırmaya kadar gitmiş. O günleri hiç unutamadığını aktaran Kemal Mete, “Diş kliniği şefiydim. O zaman bütün aletlerimizden kültür örneği alınırdı. Mikrop taraması yapılırdı. Bu normaldi. Sonuçta hiçbir sorunda olmazdı. Ama öyle bir şey oldu ki, hiç aklımıza gelmeyecek uygulama ile karşılaştı. Başhekim, hastanın tükürdüğü, ağzını yıkadığı kreşuardan bile kültür örneği aldırdı. Mikrop taraması yaptırdı. Suç konuma düşürmek için bunu yaptırdığını biliyorduk. Oradan alınan kültür örneklerinde bile istenilen oranda mikroorganizma çıkmadı ve ceza almadım. Hatta başhekim, laboranta çıkan sonuçlarla ilgili kızdığına şahit olduk. Sonuçların nasıl temiz çıktığını ben bile anlayamadım. Eğer istedikleri olsaydı disiplinsizlik, görevimi yapmama ve benzeri tutanaklarla YAŞ kararına gerek kalmadan ordudan uzaklaştırılacaktım” diyerek yaşadıklarını anlattı.

Özel bir hastanede diş hekimliği mesleğini sürdüren Kemal Mete, 28 Şubat’ta dindar olmanın adının irtica olarak nitelendirildiğini ve irticacı yani dindar avına çıkıldığını söyledi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde çalışmayı onur duydukları bir kavram olarak algıladıklarını ama ordudan uzaklaştırılmanın onursuzluk olduğunu ifade ediyor. Onursuzluk hiçbir şey yapmadıklarını sadece dindar olmalarının suç olarak görüldüğünü dile getirdi. İnsanlara neden uzaklaştırıldığını anlatmakta zorluk çektiklerini de hatırlatarak, kimsenin dindar olmaktan dolayı atıldıklarına inanmadığını, kötü bir suç işledikleri için ordudan atıldıkları gözüyle bakıldıklarını ifade etti.

“4 YIL SONRA PERSONEL YÜZBAŞI EVİMİZE HOŞGELDİN ZİYARETİNDE BULUNDU”

28 Şubat post-modern darbesini 2000’li yıllarda iliklerine kadar hissetmeye başladıklarını aktaran Kemal Mete, Diyarbakır’da göreve başladıktan tam 4 yıl sonra personel şubenin müdürü olan yüzbaşının evlerine “hoş geldin” ziyaretinde bulunduğunu belirtti. Ev ziyaretleriyle insanların yaşamlarının fişlendiğini hatırlatan Mete, ziyaretin amacının da evdeki durumu, eşinin başörtüsü ve evdeki kitaplara bakmak olduğunu anlattı. Ev ziyaretinin de rapor haline getirilerek, çocuklarının ne giydiğini, hangi okula gittiğini, evde duvarda nelerin asılı olduğu gibi birçok bilginin yer aldığını bildiğini söyledi.

“ANNEM BAŞINI KESSENİZ AÇMAZ”

Kemal Mete, yazılı ve sözlü emirlerle eşinin başını açmasını isteyen hastane başhekimi ile yaptığı bir konuşmayı da paylaştı. Mete, sözlü olarak eşinin başını açmasını isteyen komutanına, “Komutanım siz Rizelisiniz. Annenizin başı kapalı. Kendisi bir başka erkeğin yanında başını açar mı, açtı mı” diye sorduğunu, komutanın da, “Annemin başını kesseniz yine açmaz” cevabını verdiğini anlattı. Bunun üzerine, “Siz de benden böyle bir şey istiyorsunuz. Biz bunu yapamayız” dediğini nakleden Mete, “O zaman komutan, arka tarafında duvarda asılı olan dönemin üst düzey komutanların fotoğraflarını göstererek, ‘ben istemiyorum, onlar istiyor’ cevabını verdi” diye konuştu.

“ORDUDAN ATTIKLARI YETMİYORMUŞ GİBİ SİVİLDE DE İŞ BULMAMIZI ENGELLEDİLER”

Emekli Albay Mete, 28 Şubat’ta astsubay, subay ve sivil memur birçok insanının dindar olmaktan dolayı ordudan atıldığını hatırlatarak, bu insanların sivil hayatta bile takip edildiğini belirtti. Asgari ücretle iş bulan insanların, işten atılması için komutanların ellerinden geleni yaptığını ifade etti. Birçok işyerinin, baskılar üzerine, işe aldıkları YAŞ mağduru ya da disiplin kararıyla atılan insanları hemen çıkardıklarını aktardı. Mete, Anayasa değişikliği sonrasında YAŞ kararıyla ordudan atılanlara hakların iade edildiğini ama disiplinsizlik suçundan, dindar oldukları için ordudan atılanların halen mağdur olduğu ve haklarının iade edilmediğini söyledi.
KAYNAK -STAR

TSK DİSİPLİN KANUNU YÜRÜRLÜĞE GİRDİ

ASTSUBAYLAR”Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu”, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Kanuna göre, bir fiile birden fazla disiplin cezası verilemeyecek, fiilin diğer kanunlar kapsamında idari yaptırıma bağlanması, söz konusu fiile disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyecek. İlave hizmet ve görev yükümlülüğü sonucunu doğuran disiplin cezaları kapsamında, kamu veya hizmet yararına olmayan keyfi görevler verilemeyecek.

Herhangi bir fiilden dolayı yapılan adli soruşturma veya kovuşturma, aynı fiilden dolayı ayrıca disiplin soruşturması ve tahkikat yapılmasını, disiplin cezası verilmesini ve bu cezanın yerine getirilmesini engellemeyecek.

Subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar ile sözleşmeli erbaş ve erlere uyarma, kınama, hizmete kısmi süreli devam, aylıktan kesme, hizmet yerini terk etmeme, yalnızca karasuları dışındaki gemilerde oda hapsi, Silahlı Kuvvetler’den ayırma cezaları verilecek.

Kanunla, disiplin koğuşu ve kıtada oda hapsi cezaları kaldırılıyor. Barış zamanında, Türk karasuları dışındaki gemilerde hizmet yerini terk etmeme cezası gerektiren bir disiplinsizlik yapan personele, eylemin niteliği ve disipline olan olumsuz tesiri göz önüne alınarak, gemi komutanı tarafından hizmet yerini terk etmeme cezası yerine oda hapsi cezası verilebilecek. Verilen bu cezanın karasuları dışında yerine getirilemeyen kısmı, hizmet yerini terk etmeme cezası olarak yerine getirilecek.

Uyarma, kınama, hizmete kısmi süreli devam ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri, hizmet yerini terk etmeme ve oda hapsi cezaları disiplin kurulları ve disiplin amirleri, Silahlı Kuvvetler’den ayırma cezası yüksek disiplin kurulları tarafından verilecek.

Silahlı Kuvvetler’den ayırma cezası alanlar, seferberlik ve savaş halleri haricinde TSK’da herhangi bir şekilde görev alamayacak. Silahlı Kuvvetler’den ayırma cezası, Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı’nda oluşturulacak yüksek disiplin kurulları tarafından verilecek ve ilgili Kuvvet Komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanı’nın onayı ile uygulanacak. Bu ceza, general ve amiraller hakkında ise Genelkurmay Başkanlığı’nda teşkil edilecek yüksek disiplin kurulu tarafından verilecek ve yerine getirilecek.

Yüksek disiplin kurullarında kararlar oy çokluğuyla alınacak. TSK’dan ayırma cezası alan yedek subaylar, kalan askerlik hizmetlerini er rütbesiyle tamamlayacak.

DİSİPLİNSİZLİKLERE VERİLEN CEZALAR

Emri mütalaa etmek, görevde kayıtsızlık, hizmet dışındayken amir veya üste saygısızlık, mesai çizelgesine uymamak, bozuk kılık ve kıyafet, usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak, israf, saygısızlık, başkalarını kötülemek, askeri nezaket kurallarına uymamak, hizmet haricinde yalan söylemek, selamlama kurallarına uymamak, zamana riayet etmemek, mesai dışında sivil veya üniformalı olarak aşırı alkol kullanımı, görev dönüşü tekmil vermemek, kişisel ve çevre temizliğine dikkat etmemek, kendini geliştirmede yetersiz kalmak eylemlerine uyarı cezası verilecek.

Amir veya üste nezaketsizlik, meslek etiğine aykırı davranış, küfürlü konuşma, askeri silsileyi bozarak hareket etme, uygun olmayan hitaplarda bulunma, sorumluluktan kaçma, askeri eşyayı uygun kullanmama ve sağlığın korunması kurallarına uymama hallerinde kınama cezası uygulanacak. Üste saygısızlık, görev yerini izinsiz terk etmek, temaruz, uygunsuz davranışlarda bulunmak ve açıklanmaması gereken bilgiyle ilgili yetkisiz kişilere karşı ketum davranmamaya karşı hizmete kısmi süreli devam cezasına karar verilebilecek.

Amire saygısızlık, yalan söylemek, hizmetle ilgisi olmayan emir vermek, ayırımcılık yapmak, yasak edilen yerlere girmek, kayırma talep etmek, maiyetinden hediye kabul etmek, hizmetteyken siyasi içerikli konuşmak, yasaklanmış faaliyetlere katılmak, izinsiz olarak garnizonu terk etmek, ulaşım güvenliğini ihlal etmek aylıktan kesme cezası gerektirecek. Emre itaatsizlik, kısa süreli kaçma, izin süresini geçirme, hizmete mahsus eşyaya zarar verme, hediye isteme veya borç alma, disiplinsizlik hakkında soruşturma yapmama, asta kötü muamele, nöbet talimatına aykırı hareket, hoşnutsuzluk yaratma, tahrik, sarhoşluk, kumar oynama, yasak malzemeyi bulundurma, dernek, vakıf ve spor kulüplerinin faal üyeliklerine izin almadan girme, disiplin cezasının yerine getirilmesine karşı gelme ve kavga etme fiillerine hizmet yerini terk etmeme cezası verilecek.

AYIRMA CEZASINI GEREKTİREN DİSİPLİNSİZLİKLER

Kanuna göre, bazı zorunluluk halleri ve ekonomide öngörülmeyen durumlar dışında aşırı derecede borçlanmaya düşkün olmak ve bu borçlarını ödememeyi alışkanlık haline getirmek, ahlaki zayıflık, hizmete engel davranışlarda bulunmak, gizli bilgileri açıklamak, ideolojik veya siyasi amaçlı faaliyetlere karışmak, uzun süreli firar etmek, disiplinsizliği alışkanlık haline getirmek, iffetsiz bir kimseyle evlenmek veya böyle bir kimseyle yaşamak, gayri tabii mukarenette bulunmak TSK’dan ayırma sebebi olacak. Sözleşmeliler hariç subay, astsubay ve uzman jandarmalara belli ceza puanına gelmeleri durumunda da ayırma cezası verilecek.

Askeri öğrencilere, disiplinsiz davranışlarına göre kınama ya da izinsizlik cezaları verilecek.

Disiplinsizlik veya suç teşkil edebilecek bir fiili nedeniyle hakkında yapılan inceleme ve araştırmanın sıhhatli devam etmesi amacıyla, görevi başında kalmasında sakınca görülecek subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş veya sözleşmeli erbaş ve erler, idari izinli sayılarak görevlerinden geçici olarak uzaklaştırılabilecek.

Erbaş ve erlere; izinsizlik, ilave hizmet yükleme, oda hapsi ve hizmetten men olmak üzere dört çeşit ceza verilebilecek. İzinsizlik, ilave hizmet yükleme ve oda hapsi cezaları disiplin amirlerince, hizmetten men cezası ise disiplin kurullarınca verilecek.

ODA HAPSİ

Oda hapsi cezası, tek istisna haricinde barış zamanında kaldırılıyor. Bu cezanın barış zamanında verilmesine yönelik tek istisna, karasuları dışında bulunan gemilerde işlenen disiplinsizlik halleri olarak belirlendi.

Hizmetten men cezası, ”Hizmetten men cezasının felsefesi, disiplini bozan erbaş ve erin, bozulan disiplinin süratle yeniden sağlanması amacıyla disiplini bozduğu askeri ortamdan, yani hizmetten uzaklaştırılması” şeklinde tanımlandı. Bu şekilde hizmetten uzaklaştırılmış olan erbaş ve er günlük eğitim faaliyet takviminde yer alan eğitimlere iştirak ettirilmeyecek. Ancak bu erbaş ve erler, günlük eğitim faaliyetleri dışındaki diğer idari faaliyetlere, uyulması gereken kurallara göre katılacaklar. Ayrıca bu personele, birliğinde yürütülen yemekhane temizliği gibi ortak faaliyetlere ilişkin veya ihtiyaç duyulan diğer askeri hizmet ve görevler de verilebilecek.

Erbaş ve er, hizmetten men cezasının yerine getirilmesi sırasında, yat saati, banyo saati, yemek saati gibi birliğin ortak hareket ettiği tüm kurallara uyacak. Aksi davranışlara, kanuna uygun olarak disiplin cezası verilebilecek.

Bu ceza, sadece disiplin kurulları tarafından verilebilecek ve cezanın miktarı da 7 ila 15 güne kadar olabilecek.

GÖREVDEN GEÇİCİ UZAKLAŞTIRMA

Disiplinsizlik veya suç teşkil edebilecek bir fiili nedeniyle hakkında yapılan inceleme ve araştırmanın emniyetli ve sıhhatli olarak devam etmesi amacıyla, görevi başında kalmasında sakınca görülecek subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş veya sözleşmeli erbaş ve erler idari izinli sayılarak görevlerinden geçici olarak uzaklaştırılabilecek

Görevden uzaklaştırma tedbiri, süresi sonunda başka bir işleme gerek kalmadan ortadan kalkacağı gibi, gerek görülmesi veya görevden uzaklaştırmaya neden olan fiilin herhangi bir suç veya disiplinsizlik teşkil etmediğinin anlaşılması halinde kararı veren disiplin amiri tarafından sürenin tamamlanmasından önce de kaldırılabilecek. Görevden ayrı kalınan süre hizmetten sayılacak. Bu süre içinde ilgili personelin ”asker kişi” sıfatı devam edecek, ancak emir veremeyecek. Yapılan soruşturma sonunda, görevine devam etmesinde kendisi veya birliği açısından sakıncalar bulunduğuna karar verilen subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş veya sözleşmeli erbaş ve erin başka bir göreve atanması, kısa süreliğine görevden uzaklaştırmaya yetkili makamlar tarafından ilgili personeli atamaya yetkili makama teklif edilebilecek.

DİSİPLİN CEZALARI İDARİ İŞLEMLERDE DİKKATE ALINACAK

Disiplin cezaları ve diğer idari yaptırımlara ilişkin bilgi ve belgeler, ilgililerin şahsi dosyalarına konularak korunacak ve kayıt altına alınacak. Disiplin cezaları ve diğer idari yaptırımlar, nitelik ve niceliklerine uygun olarak; personel hakkında yapılacak sicil, terfi, atama, ayırma, ilişik kesme, sözleşme feshi, özellikli görevlere seçim ve benzeri idari işlemlerde göz önünde bulundurulacak.

Disiplin kurulları tarafından verilen hizmetten men cezası ile oda hapsi cezaları, yedek subaylar ile erbaş ve erlerin askerlik hizmet sürelerine eklenecek ve bu kişiler o süre kadar geç terhis edilecek. Yükümlülük süresinin uzaması halinde, personele özlük hakları statüsüne uygun olarak ödenmeye devam edilecek.

Disiplin kurulu, subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaşlar ile sözleşmeli erbaş ve erlerin hizmet yerini terk etmeme cezası gerektiren disiplinsizliklerine ilişkin tahkikatı yapmak veya yaptırmak ve hizmet yerini terk etmeme cezası ile cezalandırmakla; erbaş ve erlerin hizmetten men cezası gerektiren disiplinsizliklerine ilişkin tahkikatını yapmak veya yaptırmak ve hizmetten men cezası ile cezalandırmakla görevli ve yetkili olacak.

Seferberlik ve savaş hali müddetince işlenen ve disiplin kurullarının görevine giren disiplinsizliklere, hizmet yerini terk etmeme veya hizmetten men cezası yerine, aynı esaslarla ve bu düzenlemede belirlenen sürelerle oda hapsi cezası verilecek.

Disiplin kurulu, yapacağı tahkikatın her safhasında istem üzerine veya gerek görmesi durumunda; ilgililerin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kıta, karargah, kurum veya amirlerden bilgi almaya, belge istemeye, tanık ve bilirkişi dinlemeye, keşif yapmaya, hakim veya savcı kararı gerektirmeyen durumlarda kriminal inceleme yaptırma da dahil olmak üzere, tahkikatı aydınlatacak her türlü idari işlemi yapmaya veya yaptırmaya yetkili olacak.

YAPILACAK TAHKİKAT USULÜ

Disiplin kuruluna sevk edilmesi gereken disiplin soruşturma evrakı, disiplin subaylığına, disiplinsizliğin öğrenilmesinden itibaren en geç otuz gün içinde gönderilecek.

Disiplin subayı tarafından yapılan inceleme sonunda, adli veya askeri mahkemelerin görevine giren bir suçun işlendiğinin tespit edilmesi halinde, dosyanın bir suretinin görevli merciye gönderilmesine, disiplin kurulunun görev alanına girmeyen bir disiplinsizlik tespit edilmesi halinde gerekçesiyle evrakın ilgili disiplin amirine iade edilmesine karar verilecek.

Dosyanın disiplin kurulunda görüşülmesine karar verilmesi halinde; disiplinsizlik yapan personele, hakkında iddia olunan hususlar, dosyanın disiplin kurulunda görüşülmesinden önce disiplin subayı tarafından hazırlanacak bir yazı ile bildirilecek. Disiplin kuruluna sevk edilen personel; tahkikatın gizliliğini, üçüncü şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğini, gizli ve özel nitelikteki bilgileri korumaya yönelik olanların dışındaki soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme ve disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak savunma yapma hakkına sahip.

Disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemeyecek. İsnat olunan hususlar ile savunma için verilen süre açıkça ve yazılı olarak ilgiliye bildirilecek.

YARGI DENETİMİ

Yüksek disiplin kurulları tarafından verilen Silahlı Kuvvetler’den ayırma cezaları ile subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından barış zamanında verilmiş olan aylıktan kesme, hizmet yerini terk etmeme ve oda hapsi cezalarına karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde iptal davası açılabilecek.

Silahlı Kuvvetler’den ayırma cezası hariç olmak üzere zorunluluk hallerinde cezanın yerine getirilmesinin sonraya bırakılmasına veya ara verilerek yerine getirilmesine disiplin amirleri tarafından karar verilebilecek. Ancak bu süre hiçbir şekilde cezanın kesinleşmesinin ardından bir yılı geçemeyecek.

BEDELLİ ASKERLİK HİZMETİ İÇİN YENİ BİR HAK

Bedelli askerlikte belirlenen bedelin yarısını ödeyerek başvurusu kabul edilenlerden ikinci taksit için öngörülen 6 aylık süreyi geçirenler veya ilk taksitini geri alanlar ile şartları taşıdığı halde 15 Haziran 2012 tarihine kadar başvuruda bulunmayanlara, bedelli askerlik için yeni bir hak tanınacak.

Bu haktan yararlanmak için; fiilen askerlik hizmetine başlamamış olmak ve ilk taksiti ödemiş olanlar için kalan taksiti, diğerleri için ise maddede öngörülen miktarın tamamını 1 aylık sürede defaten ödemiş olmak gerekecek.

Verilen bir önergenin kabul edilmesiyle, fiili askerlik hizmetine, 1076 sayılı Yedek Subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu uyarınca başladıktan sonra bir nedenle bu kanun kapsamından çıkarılarak noksan hizmetli olarak aranan yükümlüler, istekleri halinde bir ay içerisinde 30 bin lirayı defaten ödemeleri şartıyla bedelli askerlik hizmetinden yararlanabilecekler.

Uzman Erbaş Kanunu’na eklenen bir hükümle, kanser, tüberküloz, kronik böbrek yetmezliği ile ruh ve sinir hastalıkları gibi uzun süreli tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa yakalananlar, sağlık kurulları raporlarında gösterilecek lüzum üzerine, toplam olarak ve fiilen 3 yılı geçmemek şartıyla, tedavi, istirahat veya hava değişimine tabi tutulabilecek ve bu kişilerin ilişikleri kesilmeyecek.

Bu hüküm, sözleşmeli subay ve astsubaylar için de geçerli olacak. Disiplin hukukuna ilişkin mevzuat Silahlı Kuvvetler’de görev yapan siviller açısından uygulanmayacak. Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler, YAŞ’ın kararları ile disiplinsizlik nedeniyle verilen disiplin cezaları ve diğer idari yaptırımlar yargı denetimi dışında olacak. Ancak, YAŞ’ın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararına ve askeri disiplin ile ilgili kanunlarda yargıya açık olduğu belirtilmiş olan disiplin cezalarına karşı yargı yolu açılacak.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, yerine getirilmekte olan oda ve göz hapsi cezalarının infazına hemen son verilecek, disiplin mahkemelerinde bulunan ve kararı kesinleşmemiş dosyalar, 30 gün içinde disiplin amirine iade edilecek. Disiplin amiri, bu Kanun hükümleri çerçevesinde yeniden değerlendirme yapacak, devam etmekte olan disiplin soruşturmaları hakkında da bu Kanun hükümleri uygulanacak.

Kanunun yürürlüğe girmesinden önce disiplin amirleri veya disiplin mahkemeleri tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler ise devam edecek.

AA

28 Şubat bir darbedir baş sorumlusu da Demirel’dir

HASAN CELAL GÜZEL
Demirel, Fikret Bila’ya yaptığı değerlendirmede, ’28 Şubat’ta yapılan yanlış bir
yoktur’ diyor. Demirel, 28 Şubat diye adlandırılan darbe sürecini, 28 Şubat 1997’de
yapılan Millî Güvenlik Kurulu (MGK) Toplantısı çerçevesinde sınırlayarak ‘Tutanaklar
açıklansın’ diye güya meydan okuyor.

İşin aslında, 28 Şubat’ın Genelkurmay Başkanı gözaltına alınınca, darbenin ucunun kendisine
ulaşacağını anladığı için, sorumluluktan kurtulma manevrası yapıyor. Gerçi, Anayasa’ya göre
Cumhurbaşkanlarının vatana ihanet dışında suçlandırılmaları mümkün değildir ama Türk
Milleti’nin maşerî vicdanına göre, 28 Şubat bir darbedir ve baş sorumlusu da Demirel’dir.

***

Demirel, 28 Şubat’ın darbe olmadığını söylerken, ‘Neresi darbe? Parlamento fesih mi edilmiş?
Hükûmet alaşağı mı edilmiş? Partiler mi kapatılmış?’ diye soruyor.
İşte cevaplarımız:

1. Önce, kendisinin başkanlığında yapılan 28 Şubat MGK Toplantısı’nın, demokratik
olmadığını ve zamanın Hükûmeti’ne açıkça baskı yapıldığını belirtelim.

2. Parlamento feshedilmedi ama yetkileri gasp edilip kuklaya döndürüldü. Şapkasını alıp
gittiği 12 Mart 1971 Muhtırası’nda da parlamento feshedilmemişti ama ‘Beyefendi’ tıpış tıpış
yürütülmüştü.

3. Hükûmet, saye-i âlîlerinin entrikaları sonucunda alaşağı edildi. Darbe destekçisi
Cumhurbaşkanı olarak millet iradesini paramparça etti.

4. Partiler kapatıldı. İktidarın büyük ortağı Refah Partisi (RP), 16 Ocak 1998’de ve yerine
kurulan Fazilet Partisi (FP) de 22 Haziran 2001’de kapatıldı. Toplam 11 milletvekiline siyaset
yasağı getirilerek milletvekillikleri düşürüldü.

***
Bizim de Demirel’e sorularımız var:

1. 4 Şubat 1997’de Ankara-Sincan’da tanklar yürütülüp, darbeci Çevik Bir’in ifadesiyle
rejime ‘balans ayarı’yapılmadı mı? Cumhurbaşkanı olarak bu olaya ‘normal askerî
tatbikat’ derken hiç sıkılmadınız mı?

2. Hükûmeti kurma görevini Tansu Çiller’e vermeniz gerekirken, bütün demokratik teamülleri
çiğneyip, siyasî ahlâka sığmayacak zorlamalarla parti bölüp yeni parti kurdurarak darbecilerin
talimatlarına göre demokrasiyi paspasa çeviren siz değil miydiniz?

3. Yıllarca istismar edip oyunu kaptığınız mütedeyyin halka irticacı diye zulmedilmesi,
milyonlarca kişinin fişlenmesi ve darbecilerin demokrasinin ırzına geçmesi karşısında ne
yaptınız?…

4. 28 Şubat Darbe Dönemi’nde, devletin tahrip edilmesi, o güne kadar görülmemiş boyutta
yolsuzluklar yapılması, yargının siyasallaştırılması sizi hiç mi rahatsız etmedi? Bütün bunları
normal mi karşılıyorsunuz?

***

Süleyman Demirel, hiç boşuna çabalamayınız… Kalleş 28 Şubat Darbesi’nin üstünü
örtemezsiniz. Yıllardır sizi demokrat zannedip oy veren halkımız artık gerçek yüzünüzü
görmüştür. Milletten özür dileyip hatâlarınızı itiraf etmekten başka çâreniz yoktur. O zaman,
geçmişteki bazı hizmetlerinizin hatırına millet belki sizi affedebilecektir.
Hasan Celal GÜZEL – SABAH

12 Mart’ta atılan subaylara da 42 yıllık maaşları iade edilecek

Basın Açkl.Çağl.51112-2
Nevin Bilgin/Ankara

2010 referandumundan sonra TSK’dan çıkarılan askerlerin özlük haklarının verilmesi için sona gelindi. 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997’de ordudan atılan 1550 subaya maaşları faiziyle ödenecek.

ASKERİ darbelerle ilgili bir mağduriyet daha giderildi. 12 Eylül 2010 tarihinde gerçekleştirilen Anayasa değişikliği paketi binlerce darbe mağdurunun yarasına TSK mensubuna merhem oldu. Değişiklik kapsamında çıkarılan 6191 sayılı kanun ile, darbe dönemlerinden TSK’dan atılan subay ve astsubaylara özlük haklarına kavuşmalarının yolu açıldı. Bu kişiler, faiziyle birlikte ordudan çıkartıldıkları tarihten itibaren maaşlarını alacak, süresi dolanlar emekli olacak. 12 Mart 1971 muhtırasıyla TSK’dan çıkartılan subaylar da söz konusu kanundan yararlanmak için başvurdu.

En fazla başvuru 28 Şubat’ta

Buna göre, 1971 ve 1980 darbelerinin ardından YAŞ kararları ile TSK ile ilişiği kesilen 893 kişi, haklarının iadesi için başvuruda bulundu. 28 Şubat post modern darbesi sürecinde TSK’dan atılan TSK mensuplarından ise 2 bin 867 başvuru geldi. Böylece, yasa kapsamında toplam 3 bin 760 başvuru yapılmış oldu. Başvuruların tamamı tek tek değerlendirildi. Yapılan değerlendirme sonucunda, 1971 ve 1980 darbeleri sürecinde TSK’dan ayrılan 893 kişinin yaptığı başvurudan 266’sının yasaya uygun olduğu belirlendi. 28 Şubat mağdurlarından yapılan 2 bin 867 başvurudan da bin 284’ü kabul edildi. Buna göre, son üç darbeden mağdur olmuş bin 550 kişinin haklarının iade edilmesi kararlaştırıldı.

Ne tür haklar sağlandı?

YAŞ kararları ile TSK ile ilişiği kesilen darbe mağduru TSK mensuplarına, sosyal ve özlük haklarının tamamı verildi. Bu çerçevede, emekliliği dolmuş olan mağdurlara, TSK’dan ayrıldıkları tarihteki rütbeleri baz alınarak yeniden emeklilik düzenlemesi yapıldı. Yine aynı mağdurlara orduevlerinden yararlanma, silah taşıma gibi TSK mensuplarına tanınan haklar verildi. Emekliliğini doldurmamış olan darbe mağdurlarına ise, bazı kamu kurumlarında istihdam imkanı sağlandı. Mağdur oldukları sürelerle ilgili de prim iadesi yapıldı. Yetkililer, hayatını kaybeden darbe mağdurlarının ödemelerinin ise hak sahiplerine yapıldığını bildirdiler. Bu çerçevede, 42 yıl önce gerçekleşen 1971 darbesiyle ilgili de yaklaşık 40 mağdur TSK mensubunun başvuruda bulunduğu belirtildi.

TSK DİSİPLİN KANUNU HAKKINDA

69_bMilli Savunma Bakanlığı’nca hazırlanan ve 19.12.2012 tarih ve B.02.0.KKG.0.10.101-561/ 5376 sayı Başbakan’ın onayı ile Meclis Başkanlığına sunulan “Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu Tasarısı” emekli bir asker ve araştırmacı-yazar olarak elbette son derece ilgimizi çekiyor. Yaşamış olduğumuz tecrübelerin ve araştırmalarımızın ışığında değerlendirmelerimiz olacaktır.
Askerlik disiplin ve mutlak itaat demektir. Ancak disiplini sağlamak için yapılan eğitimlerle cezalandırma ve ödüllendirme hususları aynı kavramlar olamaz. Aynı şekilde ele alınamaz. Ceza ehliyeti hakimlerde olmazsa objektiflikten uzak ve önyargılarla dolu olması kaçınılmazdır. YAŞ kararlarının yargıya kapalı olduğu dönemlerde yapılan uygulamaların benzerlerinin yaşanmaması için yeni çıkartılacak olan kanunun dikkatle incelemesi gerekmektedir.
Bu hali ile kabul edilmesi halinde;
Bu kanun genç kuşaklarla amirlerin arasının açılmasına sebep olacaktır.
Askeri yargıyı bypass ederek, bütün askeri kabahat ve cürümlerin amirler vasıtasıyla cezalandırılması yolunu açarak, astın hukukunun korunmasının yollarını kaldıracaktır.
Yargı birliğini sağlayacak bir anayasanın kabulü halinde, sivilleşen yargıya ihtiyaç duymadan kendi disiplin kanunu ile disiplin tesis etme çabası içine giren bir anlayışın Silahlı Kuvvetlere hakim olmasına sebep olacaktır.
Silahlı Kuvvetlerde, ideolojik tasfiyenin mekanizması olarak kullanılacaktır.
Silahlı Kuvvetlerde liyakate göre değil, ideolojiye göre yükselenlerin hakim olduğu, dolayısıyla fikri ve ilmi yetenek olarak, dünyadaki emsalleri ile yarışamayacak bir komuta yapısına sebep olacaktır.
Suçsuz insanlar, yetkileri arttırılmış kasıtlı amirler tarafından hak etmedikleri şekilde cezalandırılarak disiplin sağlanamaz. Astının hukukuna riayet etmeyen amir de, kurullar da, komutanlar da, yargı da, yürütme de, yasama da, ortaya çıkacak disiplinsizlik ve durumlardan sorumlu olacaktır. Bir taraftan geçmiş darbeler araştırılırken ve darbelere dayanak olan mevzuatın ıslahına çalışılırken, diğer taraftan gelecek darbelerin kadrolarının oluşturulmasına dayanak olacak yasal düzenlemelere onay verilmemelidir.
Savaş zamanlarında amirler olağan üstü yetkilere sahip olurlar. Lakin barış zamanlarında savaş zamanına benzer metotlar kullanılması askeri disiplini sağlamaz, bilakis iç disiplini zedeler ve askerin içinde husumet ve hesaplaşmalar doğurur. Yukarıda maddeler halinde saydığımız gibi gayrimeşru kadrolaşmaların önünü açar.
Bu kanun tasarısının en önemli maddesi “Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Disiplin Kanun Tasarısı’na göre, silahlı kuvvetlerden ayırma cezası yüksek disiplin kurulu tarafından verilebilecek. Kuvvet Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’nda teşkil edilecek yüksek disiplin kurulları; kurmay başkanın başkanlığında personel, istihbarat ve harekat başkanları, personel ve tayin dairesi başkanları, adli müşavir veya hukuk müşaviri, kıdem, sicil ve personel yönetimi ile ilgili şube müdüründen oluşacak.” başlığı altında toplanan maddedir.
Hazırlanan bu kanunda esas hedef YAŞ kararlarının yargıya açılması ile oluşturulmaya çalışılan hukuki zeminin baypas edilerek tekrar eski sisteme dönülmek istenmesidir. Diğer maddeler bu maddenin tabanını dolduran dolgu malzemelerinden başka bir şey değildir. Esas amaç yargıyı baypas edip cuntalaşmanın ve keyfi ihraçların önünün açılmak istenmesidir.
Disiplin Kurullarında hiç hakim sınıfından bahsedilmemektedir. Yani sınıf subaylarından ve bir astsubaydan teşkil olunacak. Emir komuta zinciri içinde yer alan bir disiplin kurulu ne kadar önyargıdan uzak olacak, ne kadar adil olacak.
Halbuki emir komuta zincirinden arındırılmış, yargı bağımsızlığı sağlanmış hakim sınıfından oluşturulacak disiplin mahkemeleri daha adil kararlar verebilecektir.
Yargısız infazların önüne geçelim derken yargısız infazların yolunu bu kanun tasarısı ile kanuni gerekçeleri haiz, adaletten uzak bir uygulamaya bırakmış olacaktır.
Amirlerin sürekli yazılı veya sözlü ikazları altında “mobbing’e” imkan sağlayacak bir uygulama kanunlaştırılmaya çalışılmaktadır.
Sıralı sicil amirlerinin 28 Şubat sürecinde nasıl icraatlar yaptığını, ve emri altındakileri aslı astarı olmayan hangi suçlamalarla ihraçlarına zemin hazırladıklarını bizzat gördük ve yaşadık.
YAŞ kararlarının yargıya açılmasından sonra yargıdan kaçırılmaya çalışılan bir uygulama kanuni dayanak haline getirilip yeni masumların korkulu rüyası olacak ve TSK’yı sorunlar yumağı haline getirecektir.
Adil yargı, yargıyı bilen hukukçuların işi olmalı ve İnsan Hakları Evrensen Beyannamesine aykırı bir yapılaşma ile personeline sürekli suçlu muamelesi yapacak bir yapılanmaya fırsat verecek düzenleme yapılmasına izin verilmemelidir.
Darbeleri soruşturma komisyonu raporlarına bakıldığında yargıya intikal ettirilmeyen, el altından mobbing yolu ile personelin yıldırıldığı ve disiplinsizlik gibi gösterilerek personelin haksız yollardan ihraç edildiği ve mağdur edildiği yaşanan pek çok vakalarla ortadadır.
Darbelere zemin hazırlayan cuntacı kadrolaşmaların zeminin hukuka aykırı yapılan işlemlerde gizlidir.
Bunun sebep ve sonuçları anlaşılmadan TSK Disiplin Kanununun yargıyı baypas ederek yeni bir kanunla çıkartılması problemleri çözmeyecek, disiplini sağlamayacak, aksine gizli cuntacı yapılanmaların, kanunsuz ihraçların odak noktası haline gelecektir.
TSK Disiplin Kanununun bu hususlar ele alınarak tekrar gözden geçirilmesinin, ve askeri hiyerarşiden arındırılmış, yargı bağımsızlığı sağlanmış hakimler tarafından oluşturulacak mahkemelere devredilmesi gerektiği hususunun göz önüne alınmasını dilerim.
Adalette sınıfta kalmayalım.

Ahmet TÜRKAN – HABERNAME