Arşiv

Posts Tagged ‘abd’

ABD’de müslüman avı başlatıldı

ABD’de 1942’de Joseph McCarthy tarafından başlatılan komünist avına (Cadı Avı) bu defa Müslümanlar hedef oldu.

Polisin 3 eyalette Müslüman öğrencileri takip ettiği, en mahrem bilgilerine kadar incelediği ortaya çıktı. Hollywood filmlerinde kahraman olarak lanse edilen Amerikan New York Polis Departmanı’nın (NYPD) New York, New Jersey, Pennslyvania gibi eyaletlerdeki Müslüman öğrencileri fişlediği ortaya çıktı. NYPD, üniversitelerde öğrenim görenMüslüman öğrencileri takip edip haklarında dosyalar tutmuş.Müslüman öğrencilere zaman zaman elektronik posta göndererek öğrencilerin İslamiyet ile ilgili neler konuştuklarını, nasıl tepki verdiklerini dahi araştıranNYPD, öğrencilerin en mahrem bilgilerine kadarmüdür Raymond Kelly’e rapor etti.

NAMAZ KILMALARI BİLE TAKİP EDİLDİ

NYPD dedektifleri üniversite ve çevresinde Müslüman öğrenciler hakkında bilgi toplamak için birçok kişi ile görüşürken izledikleri kişilerin günde kaç defa namaz kıldıklarını kayıt altına aldı. NYPD, öğrencilere ait web sitelerini de her gün tarayarak ne tür aktiviteler yaptığını yakından takip etti.

Kanunların dışına çıkmadık iddiası

Kelly ile New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg yaptıkları yazılı açıklamada, NYPD’nin yasaların kendisine tanıdığı kanunların dışına çıkmadıklarını ve suça karşı alınmış bir önlem olduğunu savundu. Kelly ile Bloomberg suça karşı alınmış önlem olarak niteledikleri fişleme olayında bugüne kadar NYPD’nin hazırladığı raporlarda takip edilen hiçbir Müslüman öğrencinin terör ya da başka suça karışmadığını yazdı.

Polis sözcüsü yalan söyledi

Takipler sonucu bugüne kadar 12 Müslüman öğrencinin tutuklandığını açıklayan NYPD sözcüsü Paul Browne, bu kişilerin terör ile bağlantılarından şüphe edildiğini ileri sürdü. Ancak iddiaların hiçbir zaman kanıtlanamadığı ortaya çıktı. Sözcü Browne, raporların sadece 2006- 2007 yıllarında tutulduğunu iddia etti. Fakat NYPD’nin hazırladığı rapora göre en son 2 Ocak 2009’da Buffalo şehrinde Müslüman öğrenci ve akademisyenler hakkında rapor tutulduğu ortaya çıktı.

BUGÜN GAZETESİ

Kategoriler:ASDER, kanun, medeniyet Etiketler:, , , , , ,

İsrail, Türkiye’nin bu tatbikatını konuşuyor

Her biri adeta güç gösterisine dönüşen tatbikatlar ‘savaş hazırlığı mı’ yorumlarını daha da alevlendiriyor. Türkiye’nin son hamlesi İsrail’de paniğe neden oldu…
Ortadoğu’da sular durulmuyor. İran’ın büyük tepki çeken Hürmüz Boğazı tatbikatının ardından, ABD ile İsrail, Türkiye ile Mısır art arda askeri tatbikatlar gerçekleştirmeye başladı.

Türkiye ve Mısır’dan dev ortak tatbikat

Türkiye ile Mısır’ın geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdikleri ortak deniz ve hava tatbikatı Mısır ve İsrail basınında büyük yankı uyandırdı. İsrail’in Yedioth Ahronot gazetesi, onlarca savaş gemisi, F-16 uçağı ve helikopterin katıldığı tatbikatın son aylarda bölgede düzenlenen en büyük tatbikatlardan biri olduğunu yazdı. “Dostluk” adlı tatbikatın görüntüleri Mısır basınında da uzun uzun verildi. Tatbikat sırasında denizde gerçekleşebilecek olası bir saldırı canlandırılırken açık denizde savunma tatbikatları yapıldı.

İran’da şimdi kara birlikleri hazırlanıyor

İran ordusunun Hürmüz Boğazı’nda 10 gün süren deniz tatbikatının ardından şimdi de kara tatbikatının hazırlıklarına başladı. Fars haber ajansının Devrim Muhafızları Halkla İlişkiler Birimi’ne dayandırdığı habere göre, ağır kış şartlarının sürdüğü ülkenin doğusunda kara tatbikatının hazırlık safhası başladı. Tatbikatın pazartesi başlayacağı belirtildi. İran önümüzdeki günlerde Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda tekrar donanma tatbikatı yapacağını da açıkladı. İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki provaları ABD ile gerginlik yaratmıştı.

Binlerce Amerikan askeri İsrail yolunda

Rus haber kanalı RT, ABD ve İsrail’in tarihlerindeki en büyük askeri tatbikatı gerçekleştirmeye hazırlandıklarını yazdı. Habere göre binlerce Amerikan askeri İsrail’e doğru yola çıktı. Tam tarihi açıklanmayan yaklaşık 12 füze tatbikatının Tahran’ı endişelendireceği düşünülüyor. Tahranlı yetkililer bunu ‘büyük bir şeyin hazırlığı’ şeklinde yorumluyor. İsrail gazetesi Jerusalem Post ise Amerikalı Komutan General Frank Gorenc’in, “Bu yalnızca bir egzersiz değil binlerce Amerikan askerini içeren bir mevzilenme” sözlerini aktardı.
HABERNAME

Dünyanın en güçlü orduları listesi

Hiç şüphesiz ordular devletlerin savunmasında en önemli faktördür. Dünyanın bir numaralı ordusu ise hiç tahmin edemeyeceğiniz bir ülke…

Bir çok ülkenin ekonomik büyüklükleri farklılaşırken dünyanın en büyük askeri güç sıralamasında da farklılıklar meydana geliyor. Özellikle gelişmiş ülkeler asker sayısında küçülmeye giderken Hava Kuvvetleri ve Donanma Kuvvetleri’nde daha teknolojik ve modern bir yol izliyor.

BİRİNCİ ÇİN TÜRKİYE 9. SIRADA

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü ve Birleşmiş Milletler kaynaklarından derlenen bilgiye göre dünyanın en büyük askeri gücü Çin. Onu sırasıyla Amerika ve Hindistan takip ediyor. Türkiye ise listede 9. sırada kendisine yer buldu.

EN KALABALIK ORDU SIRALAMASI

The Economist dergisinin hazırladığı dünyanın en büyük askeri gücüne sahip ülkeler sıralamasında ülkelerin; kara, deniz, hava ve diğer birimlerdeki silahlı asker sayısı baz alındı.

İşte o liste

http://www.habervaktim.com/haber/211329/dunyanin_en_guclu_ordulari_listesi.html

Kategoriler:ASDER, tsk Etiketler:, , , , , , , ,

ABD Avcıları işte böyle vuruyor

– “3-2-1-Rifle!”

– “Splash!”

Nevada çölünün ortasındaki Nellis Üssü’nde görevli savaş pilotları, monitörlerin önünde ellerindeki kumanda kollarıyla dünyanın dört bir yanındaki Predator ve Reaper insansız hava uçaklarını kumanda ediyorlar.

F16 pilotları arasından seçilen görevliler, klimalı odalarda rahat koltuklarına oturup, bilgisayar oyunu oynar gibi 14 bin kilometre uzaktan Pakistan veya Afganistan’taki hedefleri tespit edip, imha ediyorlar.

“3-2-1-Rifle!” diye bağırıp, Predatorün taşıdığı füzeyi ateşliyorlar. Hedef vurulduğunda da “Splash!” diyerek, sevinç çığlıkları atıyorlar.

Onlar için binlerce kilometre öteden öldürülen insanlar, bilgisayar monitöründe önce görünüp, sonra da imha edilen birer görüntüden ibaret. Tıpkı bir bilgisayar oyunu gibi… 2001 Eylül’ünden bugüne kadar binlerce sivil bu şekilde öldürüldü.

Geçtiğimiz hafta kaleme aldığım, “ABD Avcıları İncirlik’e Kimin İçin Geldi?” başlıkla yazımla duyurduğum İncirlik’e yerleştirilen 4 Predator, işte böyle bir saldırı stratejisinin bir parçası. ABD medyası, Pentagon’un “Drone” olarak nitelendirdiği “İnsansız Hava Araçları” İHA’lardan, “Obama’nın en sevdiği savaş oyuncakları” diye bahsediyor. Bush döneminde sınırlı sayıda gerçekleştirilen İHA saldırıları, Obama döneminde büyük artış gösterdi. Başkanlık yemini ettiği 20 Ocak 2009’dan 3 gün sonra Pakistan’a düzenlediği İHA saldırısıyla ilk savaş icraatını gerçekleştiren Obama,  görevdeki ilk 9 ayında Bush’un 3 yılda Pakistan’a düzenlediği İHA saldırılarının toplamı kadarına onay verdi. Bush döneminde 40 günde bir düzenlenen saldırılar Obama’nın gelişiyle her dört saatte bir düzenlenir hale geldi.

New America Foundation kuruluşunun ‘İHA Yılı’ isimli raporuna göre, Obama döneminde 231 İHA saldırısı gerçekleştirildi. 2004-2011 yılları arasında Pakistan’da İHA saldırılarından ölen 2 bin 614 kişiden 471’i sivil. Ocak 2009’dan Obama’nın Nobel Barış Ödülü’nü aldığı Ekim 2009’a kadar İHA saldırılarında ölenlerin sayısı 720.

Peki Obama neden İHA’ları bu kadar çok seviyor? ABD’nin terörle mücadelede yeni stratejisinin temel unsurlarından olan İHA’larda pilot kaybetme riski sıfır. Radarlara yakalanmadığı için görev yaptığı yerler belirsiz. Gerçekleştirilen operasyonlarda “iz bırakma” riski çok az. Bir Predator’un maliyeti 4.5 milyon dolar, Reapar’ınki ise 10.5 milyon dolar. Bir F-22 savaş uçağı fiyatına 40 adet Predator üretilebiliyor. İHA’ları taşıdıkları füzeler düşünüldüğünde, vuruş kabiliyeti açısından savaş uçakları ile arasında fazla bir fark bulunmuyor.

ABD’nin elinde 7 bin 500 civarında İHA bulunduğu tahmin ediliyor. Hava şartları nasıl olursa olsun gece-gündüz 50 km uzaktaki hedefleri görüntüleyebiliyor, 1.2 saniye içerisinde vurabiliyor. Herhangi bir anda dünyanın herhangi bir yerinde havada 43 İHA bulunuyor. Gelecek yıl bu sayının 50’yi aşması planlanıyor.

AlterNet internet sitesinin yaptığı araştırmaya göre, dünya üzerinde Pantagon ve CIA tarafından İHA saldırısı düzenlenebilen en az 60 askeri üs var. Pasifik’ten Ortadoğu’ya, Avrupa’dan Orta Asya’ya dünyanın dört bir yanına dağılmış vaziyette olan bu üslerin çoğu gizli. Son günlerde ABD medyasında çıkan haberlerde Hint Okyanusu’nda yer alan bir ada ülkesi olan Şeyşeller ile Etiyopya ve Cibuti gibi bazı Afrika ülkelerindeki üslere MQ-1 Predator ve MQ-9 Reaper tipi İHA’ların konuşlandırıldığı yazıldı.

Nevada’nın Nellis askeri üssünün yanı sıra, Las Vegas dışındaki Creech, Arizona Davis-Monthan, Missouri-Whiteman, Kaliforniya-March, Ohio-Springfield, New Mexico-Cannon ve New Holloman, Houston, Kuzey Dakota, Güney Dakota ve New York’taki üslerde, dünyanın dört bir yanında görev yapan İHA’lara kumanda ediliyor.

Özetleyecek olursak, Predator ve Reaper’ların asıl görevi istihbarat toplamak değil, tespit ettikleri hedefleri ortadan kaldırmak. Pakistan ve Afganistan’da bu şekilde yüzlerce sivili öldüren İHA’lar, Libya’nın eski lideri Kaddafi’ye yönelik operasyonda da görev yaptı. Kaddafi’nin bulunduğu konvoy Predator ile vuruldu, Fransız uçakları bomba yağdırdı. Yaralı ele geçirilen Kaddafi linç edildi.

ABD’nin “Drone” adını verdiği İHA’lara dayalı yeni savunma, daha doğrusu saldırı stratejisi üzerine verdiğimiz bu bilgilerden sonra, 4 adet Predator’ün İncirlik üssüne konuşlandırılması konusuna dönelim. Geçen hafta yazdığımız yazı üzerine Pentagon’dan yapılan açıklamada Predator’lerin, ABD’nin Irak’tan çekilme planı çerçevesinde ve Türkiye’nin talebi üzerine İncirlik’e getirildiği, bu uçakların silahsız olarak görev yapacakları ve PKK’ya karşı istihbarat paylaşımı amacıyla kullanılacağı ifade edildi.

Predator’lerin İncirlik’e konuşlandırılmasını gerçekten Türkiye mi istedi? ABD’nin eski Savunma Bakanı Robert Gates, Nisan 2009’da ülkesinin yeni savunma stratejisini açıkladığı basın toplantısında, konuşmasının büyük bir bölümünü İHA’lara ayırıyor. Intelligence Surveillance Reconnaissance (ISR) yani, İstihbarat, Gözetleme ve Keşif projeleri ödeneğinin 2 milyar dolar daha arttırılmasını isteyen Gates, İHA’ların görev yaptığı bölgelere ilave olarak 50 yeni bölgenin daha tespit edilmesi gerektiğini söylüyor. Yani İHA’ların konuşlandırılacağı yeni üsler bulunmasını istiyor. Biliyorsunuz 31 Aralık 2011’de ABD askeri unsurlarını Irak’tan çekecek. Bu çerçevede Irak’ta bulunan Predator’ler için de yeni bir üs bulunması gerekiyor.

Predatorlerin İncirlik’e konuşlandırılması planı, Başbakan Erdoğan’ın Eylül ve Kasım 2011’de ABD Başkanı Obama’yla görüşmesinde gündeme getirdiği “Türkiye’ye Predator satın” talebinden çok daha öncesine dayanıyor. Nitekim 21 Eylül’deki Erdoğan-Obama görüşmesinden 10 gün önce medyada yeralan haberlerde, ABD’nin Irak’taki Predator’leri İncirlik’e konuşlandırmak istediği belirtiliyordu. “Yırtıcı Kuş Teklifi ABD’den” başlığıyla verilen bu haberlerde, İsrail’in Heron’lar konusunda sıkıntı çıkarması üzerine ABD’nin Türkiye’ye jest yapmak istediği ifade ediliyor, Türk tarafının ABD’nin bu önerisini değerlendirmeye aldığı kaydediliyordu.

Türkiye’nin 2008’den beri satın almak istediği, ancak her defasında ABD’den ret cevabı aldığı Predator’ler şimdi, tamamen ABD’nin isteği üzerine İncirlik’e yerleştirildi. Kontrol tamamen ABD’de. Rotasını ABD belirleyecek. 2007’den beri olduğu gibi, bundan sonra da elde edilen bilgilerin uygun görülen kadarı Türkiye ile paylaşılacak. ABD İHA’larının kimi hedef alacağı, gerçekten silahsız uçup uçmayacakları ise tam bir muamma. Şimdilik 4 tanesi gelen Predator’lerin sayısı önümüzdeki dönemde daha da artacak. Pakistan’dan Somali’ye birçok ülkede Müslüman kanı döken Predator’ler, sessiz sedasız Türkiye topraklarına yerleştiriliyor. Arap Baharı’nın en sert şekilde estiği, Türkiye’nin Suriye ve İran’la karşı karşıya getirildiği bir dönemde böylesine önemli bir gelişme, “Türk tarafı istediği için bu uçaklar geldi. PKK’yla mücadelede kullanılacak” söylemi ile geçiştirilmeye çalışılıyor.

Yerli İHA’lar geciktirilmemeli

Washington Post’un haberine göre, Wikileaks’in kamuoyuna sızdırdığı ABD yazışmalarında Türkiye’nin PKK’yla mücadelede Predator’lara, U-2 casus uçaklarına ve ABD’den gelen diğer istihbarata aşırı bağımlı hale geldiği belirtiliyor. İsrail’le Heron’lar konusunda yaşanan tartışma ve Predator’lerle ilgili gelişme, Türkiye’nin kendi insansız hava aracını üretmesinin “bağımsız istihbarat” için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Yaşanan gelişmeler, önümüzdeki yıllarda güvenlik alanında İHA’ların öneminin daha da artacağını gösteriyor.

İHA’ların en önemli görevleri arasında keşif ve istihbarat çalışmaları bulunuyor. Elektronik saldırı, baskın, düşman hava savunmasını yanıltma/imha etme, haberleşmeyi bozma ve karıştırma, arama ve kurtarma alanında görev yapıyorlar.

İHA’lar konusununda en fazla yatırım yapan ülkeler ABD ve İsrail. İlk insansız uçak çalışmalarını 1916’da başlatan ABD’nin elinde sivil ve askeri amaçlı 50’ye yakın modelde İHA bulunuyor. En dikkat çekenleri RQ-1 Predator, MQ-9 Reaper ve MQ-1C Warrior. IAI Heron ve IAI RQ-5 Hunter gibi modellere sahip İsrail, yeni geliştirdiği Ghost (Hayalet) uçağını ise geçtiğimiz günlerde tanıttı. Bunların yanı sıra Rusya, Almanya, Fransa, İngiltere, Çin ve Hindistan’ın da aralarında bulunduğu 40’a yakın ülke kendi İHA’larını yaptı. Ancak bunların çoğu sivil amaçlı kullanılıyor. Türkiye ise bir süreden beri ANKA üzerinde çalışma yürütüyor. Ancak birçok konuda olduğu gibi İHA’lar konusunda da dışa bağımlılık hâlâ yerli üretimin önünde önemli bir engel olarak duruyor.

TUSAŞ’ın tersine göç hamlesi

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ), yurt dışındaki seçkin mühendislerimizin, Türkiye’ye dönerek savaş uçağı, insansız hava aracı, helikopter ve uydu projelerinde görev almaları amacıyla, ‘Tersine Beyin Göçü Projesi’ni başlattı.

Özellikle havacılık sektörlerinde çalışmış veya çalışan kalifiye mühendislere web sitesi aracılığıyla çağrıda bulunan TUSAŞ’a, 1 ay içinde başta ABD olmak üzere Almanya, İngiltere, Kanada ve Fransa’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda ülkeden 100’ün üzerinde mühendis başvurdu. Bunların içinden uygun nitelikte olan 20 mühendisle görüşmelere başlandı.

TUSAŞ yetkilileri, milli imkanlarla geliştirilecek Jet Eğitim ve Jet Muharip Uçağı (TX/FX), Hafif Sınıf Özgün Helikopter ve Uydu Montaj, Test ve Entegrasyon Tesisi gibi önemli projelerinin hayata geçirilmesi için çalışmalar yapıldığını, bu projelerde nitelikli ve deneyimli mühendislere ihtiyaç duyulduğunu belirttiler.

Uçak, uydu sistemleri ve insansız hava araçları gibi entegre havacılık ve uzay sistemlerinin tasarım, geliştirme, modernizasyon ve üretim süreçlerinde Türkiye’nin teknoloji merkezi olan TUSAŞ’ın projeleri arasında insansız hava aracı ‘ANKA’, başlangıç ve temel eğitim uçağı ‘Hürkuş’, özgün hedef uçak sistemi Turna’nın yanı sıra, F-16 ve C-130 uçaklarının modernizasyonu, T129 taarruz ve taktik keşif helikopteri, A400M askeri nakliye ulaştırma uçağı, keşif gözetleme uyduları; F-35 Müşterek Taarruz Uçağı (JSF), Airbus ve Boeing’in yolcu uçaklarının bazı parçalarının tasarım ve üretimleri yer alıyor.

Bu projelerde yeralmak isteyenlerin, TUSAŞ web sitesi (www.tai.com.tr) internet adresinde bulunan ‘Tersine Beyin Göçü’ programına iş başvurusu bırakmaları yeterli.

Ahmet KAYIR – Araştırmacı yazar-MİLLİGAZETE

Kategoriler:ASDER, tsk Etiketler:, , , , , , , , ,

ABD bir ulusun geleceğini kaybetti

ABD’nin 11 Eylül saldırılarının ardından başlattığı “teröre karşı savaş” Afganistan’da batağa saplandı.

 
Müfit Yılmaz Gökmen

hurriyet.com.tr

Müttefik ülkeler asker sayılarını kademeli olarak azaltırken, Taliban’ın saldırıları giderek artıyor. ABD, militanların sığınağı olan sınır bölgesinde Pakistan’ın desteğini kaybediyor. Koalisyon güçleri 2008’den bu yana en ağır kayıplarını veriyor. Son bir hafta içinde üst düzey iki hükümet yetkilisinin öldürüldüğü Afganistan’da, Washington için tehlike çanları çalıyor.

 

Tüm bu gelişmeler, politik çevrelerde tek bir soruyu akla getiriyor: ABD, Afganistan’da yenilecek mi?

 

Bu sorunun cevabını görmek için Afganistan’daki savaşın mali, siyasi ve stratejik boyutlarına bakmak gerekiyor.

 

Koalisyon güçlerinin 2001’de başlayan savaşta kaybettiği asker sayısı 2 bin 593’ü buldu. Ancak Taliban’ın iyice güçten düşmesinin beklendiği bu dönemde, kayıplar artmaya devam ediyor. Müttefik ülkelerin 2008’de 295 olan kayıp sayısı ,2009’da 521’e, 2010’da 711’e yükseldi. Bu yılın ilk yedi ayında verilen kayıp ise 312.

 

KOALİSYON GÜÇLERİNİN KAYBETTİĞİ SAVAŞ ALANI: AFGANİSTAN / Foto Analiz

 

Tansiyonu yeniden yükselen savaş, Washington’u altından kalmakta giderek zorlandığı bir mali yükün altına soktu. ABD savunma politikaları ve bütçe uzmanı Amy Belasco’nun Mart ayında Kongre için hazırladığı rapora göre, Washington’un 11 Eylül’den bu yana başlatılan terörle mücadele operasyonlarına ayırdığı bütçe 1 trilyon 283 milyar dolar. Bu rakamın 806 milyar doları Irak’a giderken, Afganistan’daki operasyonlara ve yeniden yapılandırma çalışmalarına ayrılan bütçe 444 milyar dolar oldu.

 

2009-2010 döneminde, Afganistan’daki aylık harcama 4.4 milyar dolardan 6.7 milyara çıktı. Maliyetlerin yükselmesine rağmen, Başkan Barack Obama geçen yıl asker sayısının 44 binden 84 bine çıkarılmasını onayladı.

 

BÜTÇE LİMİTİ DOLDU

Son onyılda bütçesinin borç limitini 10 defa yükselten ABD, Mayıs ayı ortasında 14.3 trilyon dolarlık limite ulaştı. Ancak Afganistan savaşının maliyeti bir yana, Mart ayında NATO’nun Libya’da hava harekatı başlatması, Washington’u iyice zora soktu.

 

Eski Savunma Bakanı Robert Gates, Mayıs’ta, tıpkı Afganistan gibi geleceği belirsiz olan Libya operasyonunun kendilerine şimdiden 750 milyon dolara mal olduğunu açıkladı.

 

Ancak Obama yönetiminin endişesi sadece gırtlağına kadar borca batmış olmasından kaynaklanmıyor. Koalisyon güçleri, mutlak zafer sloganıyla girilen Afganistan’daki savaş alanlarından en kısa zamanda çıkmanın hesabını yapıyor.

 

İngiltere kemer sıkma politikaları kapsamında ilk olarak 2015’e kadar 10 bin askerini Afganistan’dan çekmeyi planlıyor. Fransa, 2011 sonuna kadar dört bin, Almanya ise 4 bin 900 askerini geri çekeceğini açıkladı. 5 bin askerini geri çekmeye başlayan ABD’nin ise yılsonuna kadar asker sayısı 10 bin azalacak.

 

HÜKÜMET SAVAŞIYOR, TALİBAN DİRENİYOR

Koalisyon güçleri kendi içlerinde yaşadıkları ekonomik krizin yanı sıra, Afganistan’daki siyasi çıkmazı bir türlü çözemiyor. Sovyet-Afgan savaşında ABD’yle ilişkilerini güçlendiren ve 2001’de geçici hükümetin başına getirilen Hamid Karzai’nin liderliğindeki hükümet, Taliban’a karşı mücadelede neredeyse tamamen dış güçlere bağımlı durumda.

 

Kesinleşen geri çekilme tarihi öncesinde Afganistan’ı Taliban’dan arındıramayacağını anlayan ABD ve İngiltere ise uzun süreden beri militan örgütle masaya oturmaya çalışıyor. Müttefikler bu amaç doğrultusunda nerede saklandığı bilinmeyen Taliban’ın tek gözlü lideri Molla Ömer’i bulmak için Afganistan özel temsilcisi Marc Grossman’ı görevlendirdi. Ancak yakın dönemde yaşanan son üç saldırı da Taliban’ın uzlaşmaya sıcak bakmadığına işaret ediyor.

 

Haziran ayı sonunda Kabil’deki Intercontinental Oteli’ni intihar komandolarıyla basan Taliban, yedi kişiyi öldürdü. Ancak en büyük darbeler, militanların başkentin kalbine kadar girdiği bu operasyonun ardından geldi. 12 Temmuz’da, Afganistan’ın güneyinde en nüfuzlu ismi kabul edilen Devlet Başkanı Karzai’nin üvey kardeşi Ahmed Veli Karzai, Taliban’ın kontrolüne geçtiği düşünülen koruması tarafından öldürüldü.

 

Bu olayın üzerinden henüz bir hafta geçmemişken, Taliban bu sefer Karzai’nin en üst düzey danışmanlarından biri olan Can Muhammed Han’ı evinde infaz etti. Her iki suikast de Taliban’ın merkezi Kandahar eyaletinde gerçekleşti. Suikastlar, örgütün Afganistan’ın güneyinde hala ne kadar güçlü olduğunu göstermekle kalmadı, dahası hükümeti ne kadar kolay hedef alabildiğini gözler önüne serdi.

 

Kandahar ve komşusu Helmand eyaleti, koalisyon güçlerinin de en çok zayiat verdiği iki yer. 10 yıldan bu yana Helmand’da 750, Kandahar’da ise 378 koalisyon askeri öldü.

 

 

 

EN SON DARBE: PAKİSTAN

ABD ile Pakistan arasındaki ilişkiler, Washington’un insansız hava araçlarıyla sınır bölgesinde düzenlediği operasyonlar nedeniyle fazlasıyla gerilmişti. Ancak ABD’nin Afganistan savaşındaki en önemli kozlarından biri olan Pakistan desteği, 2 Mayıs’ta El Kaide’nin eski lideri Usame bin Ladin’in öldürülmesiyle kopma noktasına geldi.

 

Pakistan, kendisinden habersiz gerçekleştirilen bu operasyonun ardından ABD’yi sert bir şekilde kınarken, bin Ladin’in malikanesinde ele geçirilen dosyalarda El Kaide-Pakistan bağlantısına işaret eden bulgular, tansiyonu iyice yükseltti. Bu ayın başında, ABD çok sayıda askeri eğitmenini sınır dışı eden Pakistan’a yaptığı 800 milyon dolarlık yardımı geri çekeceğini açıkladı. Pakistan, sert duruşunu bozmadı ve “ABD’nin yardımına ihtiyacımız yok” restini çekti.

 

Bin Ladin’in ölümünü bahane eden Taliban ise şiddetin dozunu iyice artırdı. Pakistan’ın Çarşadda kentinde 13 Mayıs günü düzenlenen bombalı saldırıda 80 kişi öldü.

 

ALACAKARANLIKTAN ZİFİRİ KARANLIĞA

Pakistan’ı kaybetmesi, ABD için Afganistan savaşının tümden kaybedilmesine işaret edebilecek en büyük faktörlerden biri olabilir. Bu durumda, Afganistan’daki NATO güçleri kendilerini besleyen tedarik yollarını kaybetmekle kalmayacak, sınır bölgesindeki hareket özgürlüğünü, daha da önemlisi Pakistan istihbaratıyla olan işbirliğini de yitirecek.

 

Afganistan’ın geleceği belki de 2001 öncesinden bile karanlık görünüyor. Bunu anlayan koalisyon güçleri ülkeyi en kısa zamanda terk etmek istiyor. ABD ve İngiltere’nin “yok etmek” için başlattıkları işgalde militanlarla masaya oturma noktasına gelmesi, açıkça bir çaresizliğe işaret ediyor. Ancak bunu başarabilseler bile acımasızlığını her fırsatta ortaya koyan Taliban’dan olumlu bir yaklaşım beklemek çok zor.

 

mygokmen@hurriyet.com.tr