Arşiv

Posts Tagged ‘ahmet türkan’

TSK DİSİPLİN KANUNU HAKKINDA

69_bMilli Savunma Bakanlığı’nca hazırlanan ve 19.12.2012 tarih ve B.02.0.KKG.0.10.101-561/ 5376 sayı Başbakan’ın onayı ile Meclis Başkanlığına sunulan “Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu Tasarısı” emekli bir asker ve araştırmacı-yazar olarak elbette son derece ilgimizi çekiyor. Yaşamış olduğumuz tecrübelerin ve araştırmalarımızın ışığında değerlendirmelerimiz olacaktır.
Askerlik disiplin ve mutlak itaat demektir. Ancak disiplini sağlamak için yapılan eğitimlerle cezalandırma ve ödüllendirme hususları aynı kavramlar olamaz. Aynı şekilde ele alınamaz. Ceza ehliyeti hakimlerde olmazsa objektiflikten uzak ve önyargılarla dolu olması kaçınılmazdır. YAŞ kararlarının yargıya kapalı olduğu dönemlerde yapılan uygulamaların benzerlerinin yaşanmaması için yeni çıkartılacak olan kanunun dikkatle incelemesi gerekmektedir.
Bu hali ile kabul edilmesi halinde;
Bu kanun genç kuşaklarla amirlerin arasının açılmasına sebep olacaktır.
Askeri yargıyı bypass ederek, bütün askeri kabahat ve cürümlerin amirler vasıtasıyla cezalandırılması yolunu açarak, astın hukukunun korunmasının yollarını kaldıracaktır.
Yargı birliğini sağlayacak bir anayasanın kabulü halinde, sivilleşen yargıya ihtiyaç duymadan kendi disiplin kanunu ile disiplin tesis etme çabası içine giren bir anlayışın Silahlı Kuvvetlere hakim olmasına sebep olacaktır.
Silahlı Kuvvetlerde, ideolojik tasfiyenin mekanizması olarak kullanılacaktır.
Silahlı Kuvvetlerde liyakate göre değil, ideolojiye göre yükselenlerin hakim olduğu, dolayısıyla fikri ve ilmi yetenek olarak, dünyadaki emsalleri ile yarışamayacak bir komuta yapısına sebep olacaktır.
Suçsuz insanlar, yetkileri arttırılmış kasıtlı amirler tarafından hak etmedikleri şekilde cezalandırılarak disiplin sağlanamaz. Astının hukukuna riayet etmeyen amir de, kurullar da, komutanlar da, yargı da, yürütme de, yasama da, ortaya çıkacak disiplinsizlik ve durumlardan sorumlu olacaktır. Bir taraftan geçmiş darbeler araştırılırken ve darbelere dayanak olan mevzuatın ıslahına çalışılırken, diğer taraftan gelecek darbelerin kadrolarının oluşturulmasına dayanak olacak yasal düzenlemelere onay verilmemelidir.
Savaş zamanlarında amirler olağan üstü yetkilere sahip olurlar. Lakin barış zamanlarında savaş zamanına benzer metotlar kullanılması askeri disiplini sağlamaz, bilakis iç disiplini zedeler ve askerin içinde husumet ve hesaplaşmalar doğurur. Yukarıda maddeler halinde saydığımız gibi gayrimeşru kadrolaşmaların önünü açar.
Bu kanun tasarısının en önemli maddesi “Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Disiplin Kanun Tasarısı’na göre, silahlı kuvvetlerden ayırma cezası yüksek disiplin kurulu tarafından verilebilecek. Kuvvet Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’nda teşkil edilecek yüksek disiplin kurulları; kurmay başkanın başkanlığında personel, istihbarat ve harekat başkanları, personel ve tayin dairesi başkanları, adli müşavir veya hukuk müşaviri, kıdem, sicil ve personel yönetimi ile ilgili şube müdüründen oluşacak.” başlığı altında toplanan maddedir.
Hazırlanan bu kanunda esas hedef YAŞ kararlarının yargıya açılması ile oluşturulmaya çalışılan hukuki zeminin baypas edilerek tekrar eski sisteme dönülmek istenmesidir. Diğer maddeler bu maddenin tabanını dolduran dolgu malzemelerinden başka bir şey değildir. Esas amaç yargıyı baypas edip cuntalaşmanın ve keyfi ihraçların önünün açılmak istenmesidir.
Disiplin Kurullarında hiç hakim sınıfından bahsedilmemektedir. Yani sınıf subaylarından ve bir astsubaydan teşkil olunacak. Emir komuta zinciri içinde yer alan bir disiplin kurulu ne kadar önyargıdan uzak olacak, ne kadar adil olacak.
Halbuki emir komuta zincirinden arındırılmış, yargı bağımsızlığı sağlanmış hakim sınıfından oluşturulacak disiplin mahkemeleri daha adil kararlar verebilecektir.
Yargısız infazların önüne geçelim derken yargısız infazların yolunu bu kanun tasarısı ile kanuni gerekçeleri haiz, adaletten uzak bir uygulamaya bırakmış olacaktır.
Amirlerin sürekli yazılı veya sözlü ikazları altında “mobbing’e” imkan sağlayacak bir uygulama kanunlaştırılmaya çalışılmaktadır.
Sıralı sicil amirlerinin 28 Şubat sürecinde nasıl icraatlar yaptığını, ve emri altındakileri aslı astarı olmayan hangi suçlamalarla ihraçlarına zemin hazırladıklarını bizzat gördük ve yaşadık.
YAŞ kararlarının yargıya açılmasından sonra yargıdan kaçırılmaya çalışılan bir uygulama kanuni dayanak haline getirilip yeni masumların korkulu rüyası olacak ve TSK’yı sorunlar yumağı haline getirecektir.
Adil yargı, yargıyı bilen hukukçuların işi olmalı ve İnsan Hakları Evrensen Beyannamesine aykırı bir yapılaşma ile personeline sürekli suçlu muamelesi yapacak bir yapılanmaya fırsat verecek düzenleme yapılmasına izin verilmemelidir.
Darbeleri soruşturma komisyonu raporlarına bakıldığında yargıya intikal ettirilmeyen, el altından mobbing yolu ile personelin yıldırıldığı ve disiplinsizlik gibi gösterilerek personelin haksız yollardan ihraç edildiği ve mağdur edildiği yaşanan pek çok vakalarla ortadadır.
Darbelere zemin hazırlayan cuntacı kadrolaşmaların zeminin hukuka aykırı yapılan işlemlerde gizlidir.
Bunun sebep ve sonuçları anlaşılmadan TSK Disiplin Kanununun yargıyı baypas ederek yeni bir kanunla çıkartılması problemleri çözmeyecek, disiplini sağlamayacak, aksine gizli cuntacı yapılanmaların, kanunsuz ihraçların odak noktası haline gelecektir.
TSK Disiplin Kanununun bu hususlar ele alınarak tekrar gözden geçirilmesinin, ve askeri hiyerarşiden arındırılmış, yargı bağımsızlığı sağlanmış hakimler tarafından oluşturulacak mahkemelere devredilmesi gerektiği hususunun göz önüne alınmasını dilerim.
Adalette sınıfta kalmayalım.

Ahmet TÜRKAN – HABERNAME

ÖZETLE ASSUBAYLARIN UZMANLARIN TALEPLERİ

Bugüne kadar söylendi söylendi. Kanayan yaralar artık açıldı ki merhem olunsun diye. Bugün de Sayın Temad Başkanı bir programda anlatacaklar yaşananları talepleri. Hatırlayalım şöyle bir isterseniz; ne demişti assubayım uzmanım baştan beri ben insanım, omurgayım beni hakir görme sesimi duy dedi. Ne demişti assubayım uzmanım istediğim özellik değil istediğim haklarımdır. Hukuk bazında alacağım emeğimin karşılığı düzeltmelerdir. Ne demişti assubayım ben de emekçiyim ben de bu vatan aşkıyla belki de daha fazla yanıyorum beni kaybetme beni kaybetmen vatanı kaybetmendir dedi. İşte aşağıda bu özel haftada sorunları yeniden sıralıyorum…

Yaş haddinden emekli olan astsubayların, askeri hastanelerin B polikliniğinden faydalanabilmesi

Uzman çavuşların ordu mensubu olduğunun idraki ve daha bir sorun yüklenmemesi üzerlerine onlar köle değil onlar pis çocuk değiller.

Subay temel kurslarına katıldıkları andan itibaren teğmen rütbesi verilmesi

Rütbe bekleme sürelerinin düzenlenmesi. Astsubayların 12 yılda başçavuşluğa terfi edip, 18 yıl aynı rütbede çalışabilecek olması.

Yurt dışında yabancı dil eğitimi görmelerinin önünün açılması.

7’nci ve 9’uncu yıllar arasındaki subaylık müracaatının 5’inci ve 7’inci yıllara çekilmesi.

Emekli maaşında istenen iyileştirmenin sağlanması.

Görev tazminatının düzenlenmesi.

Komando İhtisas Kursu gören astsubayların, Kara Kuvvetleri içerisinde özel ve nitelikli görevlere atanabilmesi ve ilave tazminat ödenmesi.

Astsubaylara tahsis edilen sosyal tesis ve lojman oranının düzeltilmesi.

OYAK yönetim kadrosunda astsubayların yer almaları.

Meslek Yüksek Okulu öğrencisinin notuna göre, Kara Harp Okulu’na yatay geçiş yapabilmesi.

Amerika’da kıdemli başçavuş maaşı $4,634.70 Albay maaşı $4,893.00 orası ordu değil mi?

Astsubayların mali sorunları var sendika hakkı

Lojman kontenjanlarının personel sayısına göre orantılı belirlenmesi

Orduevlerin ortak kullanılabilmesi (polis ve öğretmenevleri gibi)

İç hizmet kanunu ve askeri ceza kanuna göre disiplin amirleri tarafından verilebilen hapis cezalarının kaldırılması amacıyla bu kanunlarda gerekli değişikliklerin yapılması

İç hizmet kanunu ve personel kanununu ile diğer yönetmeliklerde belirtilen çalışma saatleri maddelerinin diğer memurlarda olduğu gibi değiştirilmesi, nöbet vardiya gece görevleri vb. gibi ihtiyaçlara uygun olarak belirlenmesi, keyfi davranışlara müsaade edilmeyecek şekilde açıklanması

Askeri Yargıtay’ın yapısının gözden geçirilmesi (İç Hizmet Yönetmeliğinde bile Askeri Yargıtay’ın aynı konularda değişik kararlar verdiği ifade edilmekte), gerekirse sivil mahkemeler ya da askeri mahkemede görevlendirilecek sivil hukukçular tarafından yargılama yapılması, rütbe veya makamın, adil olarak verilecek karara tesiri bulunmadığının ön plana çıkarılması

OYAK hakkında tüm üyelerini memnun edecek düzenlemeler yapılması ya da OYAK saadet zincirinin tamamen yok edilmesi

Statüler arası oluşturulan uçurum şeklindeki maaş farklılıklarının giderilmesi. İleride yine bu tarz uçurumların oluşmasını engelleyecek şekilde göstergelerin yapılandırılması

Çift kanat tek kanat neden ? Neden kolum kırık ? ABD ordusundan alınan assubaylık neden köle zihniyetiyle baskıya maruz kalmalarının önüne geçilmesi

Orduevlerinde kimlik gösterme zorunluluğuna sadece astsubay ve ailelerinin maruz kalmaması dışarıdan misafir yasağının assubaya uygulanması. Subay ve ailesi nasıl ve nerden tanınıyorsa kimlik gösterme talebinin olmaması ayıp ve sorulduğunda şikayet unsuru olarak alınması dışarıdan misafirin sorgusuz sualsiz içeriye alınması. (Şu sıralar orduevlerinde biraz daha insan haklarına yakışır düzenlemeler mevcuttur)

Hukuksuzluk ailelere de sirayet ederek eşlerin de astsubay eşlerine hükümdarlıkları sona ersin. Bu ayrımcılıklar kimseye önemlilik, özerklik sağlamaz barış zamanında bu tutumlar olduğu sürece barış veya savaş zamanında ayrılan orduyu nasıl toparlanacak. Hiyerarşi bu değildir. Tahakkümün, insanlıktan çıkmışlığın, insan haklarına saldırının delilli uygulamalarıdır. Ordu idare kadrolarından oluşan köleci zihniyetten oluşan bir kurum olmaktan çıkarılmalıdır. (bizler ve cesur yürekli astsubay eşi Asena Hanım bunları ayrıntılarıyla kamuoyuyla paylaşmışlardı ve takip edenlerim bilir ve hatırlarlar bir yazımda da bu konuyu ele almıştım)

Askerliğin temeli disiplin olduğuna göre ebetteki disiplini bozucu davranışlar cezalandırılmalıdır. Ceza verme yetkisi amirlere (subay olması koşuluyla) verilmiştir. Günümüz koşullarında hürriyeti bağlayıcı cezaların hakim kararı olmadan verilmesi kanun dışıdır. Bu kanun dışılık ortadayken amirlerin halen disiplin cezası vermesi ve bu yetkiye sahip olması vahimdir. Şikayete tabi suçlarda kötü muamele de geçtiğinin bilinerek kanunların herkese eşit derecede olması. Kaldı ki hukukta buna dikkat çeken ilgili maddeler mevcuttur. Eşitlik vermek yorumdan dolayı farklı anlaşılarak daha doğrusu birilerinin işine geldiği gibi algılandığından göz ardı edilmektedir eşitlik ilkesi ilgili hukuk kuralının dikkate okunması elzemdir.

Bunlarında dışında astsubaylara (rütbesi ne olursa olsun) teğmen rütbesindeki bir subay işgal ettiği kadronun verebileceği oda ve göz hapsi cezalarını verebilmektedir.

Albay ve yarbay rütbesindeki subaylara sadece uyarı cezası verilebilirken hatta TSK’ da görevli devlet memurlarına göz ve oda hapsi cezası verilirken sürenin tayininde, öğrenim ve sosyal durumları dikkate alınırken 30 yıl hizmet etmiş bir astsubaya bölük komutanlığına vekâlet eden teğmen hiçbir şeyi dikkate almadan 5 gün oda ya da göz hapsi verebilir.

14 Ekim 1994’te emre itaatsizlikle suçlanması ile gelişen bir olayda. Yarbay, astsubayı Askeri Ceza Kanunu’nun (ACK) 171. maddesi gereğince emre itaatsizlikten 21 gün oda hapsi ile cezalandırdı AİHM, “Mahrumiyet kararı, davaya bakmak için gerekli yetkiye sahip, yürütmeden bağımsız ve uygun yargı teminatlarını sunan yetkili mahkeme tarafından verilmelidir’’ bu gerekçeyle Türkiye’yi davacı astsubaya manevi tazminat için 2 bin avro, masraf ve harcamalar için ise 1500 avro ödemeye oybirliğiyle mahkûm etmiş.

Subay aileleri tarafından astsubay ailelerine uygulanan herhangi bir yasa ve yönetmelik veya bunların dışında resmi bir belgede bulunmayan (İnsan Hakları Kapsamında) bulunması asla uygun olmayan muameleler. Bu yanlışlığa uymayanların dışlanması.

Astsubay benim kölem, hizmetkarım anlayışı (Oysa ki ordumuzun büyük oranını assubaylar oluşturmaktadır)

Subayların Harp okullarında savaş vs eğitimleri aldıkları halde her türlü sorunlu göreve Assubayları göndermeleri kendileri İdare Amiri pozisyonunda kendilerini her türlü sorundan soyutlayarak dokunulmazlık zırhlarıyla görevi yaparak Assubayın başarısını kendi başarısı olarak gösterebilme cesareti ve bundan maddi manevi nemalanmaları

Astsubay, uzman çavuş ailelerinin ailelerine karşı ikinci sınıf müdahale. Hastaneler, orduevleri, ordu pazarları ve lojmanlarda ezilen sınıf yaratılması

Lojmanlarda konumu ve yaşam standardı daha iyi olan blok, dairelerin subaylara tahsisi, zemin katları veya yapı itibariyle güneş almayan yerlere assubayların yerleştirilmesi

Hastanelerde subay astsubay ayrımının had safhada olması astsubaylardan birinin kendisi hasta olduğu halde subaya ayrılmış bir oda boş olduğu halde assubayın o boş odaya sırf astsubay olması nedeniyle alınmaması

Assubayın re’sen görevinden ayrılması durumunda ailesinin geçimini sağlamak amacıyla ev ev gidip temizlik yapması, merdiven silmeye mecbur bırakan zihniyet. Elbette ki namusuyla para kazanmak utanılacak bir durum değildir ama orduya hizmet eden birinin düştüğü durum çok acı gerekli düzeltmelerin yapılması konusunda hassasiyet (subayda bu uygulama yoktur)

Doğuda görev yapan astsubay ve ailesi hiçbir koruması yokken Batı da cennet denebilecek şehirlerde görev yapan en alt rütbedeki subaya bile emir eri emir assubayı tahsisi (astsubay ve subay kanunda en üst rütbeli ordu mensubu ibaresi varken nasıl oluyor da subayın koruması oluyor)

18 yıllık assubay 7 yaşında oglu var 6 yılı ailesinden ayrı geçti. Şimdi yine güney dogudayım.tb komutanının emri devlet oteritesinin üstünde tutulmaktadır. Tüm resmi tatillerde mesai yaptılar. Bu assubayım evlenmesin mi, aile kurmasın mı? Kast sisteminde uygulanan bu durumda alt sınıftan olduğu için evlenmesi aile kurması kendini üst ilan eden subaya mı aile kurması imkanı verilecektir. Assubayın eşi dul, çocuklarını öksüz koyan bu zihniyet İnsan Haklarına da ihlaldir.

Assubayımın talebi : “Biz, sadece adalet, eşitlik ve insanlık onurumuza saygı gereği gasp edilen haklarımızın iadesini istiyoruz.” dur.

Assubayımın gurur duyduğu mesleğinden sonra sivil yaşamında vatan aşkı ile yine : “Dünün Astsb’ı bugünün sanayicisi, ihracatcısı olarak bu ülke için hep bişeyler üretebilmenin gururunu yaşıyorum.” diyerek vatan sevgisini devam ettirerek üretkenliğinin devam etmesi

Gazilere tedavi masraflarının (kaldi ki Mehmetçik Vakfı denir ama Mehmetçik Vakfına gelen onca yardımında çoğunun OYAK tarafından hibe edildiğine dair dosyalarca delil mevcuttur.)

Şehitlerimizin ailelerine daha fazla yardımın hesap kitaplardan uzak tutularak verilmesi.

Mehmetçik Vakfı, Türk Hava Kurumu ve diğer kurumların dolaylı da olsa OYAK’a bağlı OYAK’ın vampir gibi kanlarını emdiği yardım kurumlarının artık kendi görevlerini yapmasının sağlanması.

Aysbergin görünmeyen yüzü yok artık. Sorunlara çözümlere ulaşmanın zamanıdır. Zaten Kanuni engelde yoktur. Amaç insan hakları ise insan hakları önde geliyorsa yıllar öncesinin İç Hizmet Kanunu,  Askeri Ceza Kanunu baştan ele alınmalıdır.

 

İNCİ KAYAR – HABERNAME

http://www.habername.com/yazi-inci-kayar-ozetle-assubaylarin-uzmanlarin-talepleri-9048.htm

Astsubayların Özlük Hakları

Kanal STV HABER
Tarih 16.05.2012
Saat 13:18:26
Tür Haber

Emekli Astsubay Ahmet TÜRKAN’ın Astsubayların özlük haklarıyla ilgili 16.05.2012 tarihinde Samanyoluhaber tv’de Asım Yıldırım Bey’in Haber konuğu olarak yapmış olduğu açıklamaların linki aşağıdadır.

http://tvarsivi.com/emekli-astsubay-ahmet-turkan-astsubaylarin-ozluk-haklariyla-ilgili-aciklamada-bulundu-16-05-2012-izle-i_2012050512368.html

 

28 ŞUBAT ÇUVALI

28 Şubat dışına Laiklik etiketi vurulmuş, ama içi hurda ile doldurulmuş işe yaramaz bir çuval. Gerekçeleri ıvır zıvır idi.

Darbe ye zemin hazırlamak amacı ile hazırladıkları çuval.

Postmodern darbe çuvalı.

Alladılar, pulladılar şirin gösterdiler.

Hani demişler ya, minareyi çalan kılıfını hazırlar diye. Darbeciler de Türkiye’nin istikbaline gem vurmak, İslami değerleri milletin manevi değerleri olmaktan çıkarmak ve kendi saltanatlarını sürdürmek için darbe çuvalını hazırladılar.

Çuvalın üzerine LAİKLİK damgası vurdular.

Dokunulamasın diye.

Mütedeyyin askerleri, öğretim üyelerini, öğretmenleri ve öğrencileri fişleyerek, onları mesleklerinden ederek işe koyuldular. Kokoreççileri bile fişlediler.

Bahane hazırdı. İç Hizmet Kanunun 35. Maddesini de çuvalın içine sakladılar. Ama dolmuyordu. Başka şeyler yapmaları gerekiyordu.

Kadrolaşma. 12 Eylül’ün akabinde faaliyetlere başladılar. 28 Şubat’a gelinceye kadar kendi kadrolarını oluşturmak için askeri okullara öğrenci alımlarına kadar enine boyuna detayları düşünerek bu milletin has evlatlarını subay ve astsubay yapmadılar. Hasbel kader gözden kaçırdıkları ya da sonradan aslına rücu edenleri de zulüm ve eziyetlerle TSK’dan uzaklaştırdılar. Hem de onca başarılarına rağmen.

Zalimin zulmü, acı ve gözyaşı getirdi.

Pek çok aileyi perişan etti.

1000 yıl sürecek diye naralar attılar.

Asker, sivil, öğrenci, çoluk çocuk demeden fişlediler…fişlediler….

Zulüm çuvala sığmadı. Patladı, YANİ ÇUVALLADI…..

Şimdi kendileri o çuvala girmemek için köşe bucak yapıyorlar.

Anadolu’nun cefakar, vefakar insanı türlü dolaplara, oyunlara rağmen iradesine geri döndü ve oyunu bozdu.

Şimdi 28 Şubat’ın icracıları hesap verecekleri günün yaklaşmasının heyecanındalar.

Ergenekoncular, balyozcular, sarıkızları sevenler, ay ışığını sevenler, sugacılar, eldivenciler bir bir yakayı ele verdiler.

Birbirlerini ele vererek sıraya girdiler.

Şimdi sıra 28 Şubat’ın fişçilerinde.

Onların da fişleri takılıp, ipleri çekilecek. Adalet elbette yerini bulacak.

Bulmazsa adalet olmaz.

Er ya da geç adalet yerini bulmalı.

28 Şubat’çıları adalete havale ediyoruz.

Kimler mi…

Siz onları biliyorsunuz.

Adaleti Savunanlar da iyi biliyor.

Deliller teker teker toplanıyor zaten. Kendileri geliyorlar.

Zulüm çuvala sığmadı. Laik etiketli çuval zulmün basıncından patladı.

Önümüzde Anayasa süreci var.

Ülkemiz insanını prangalara vuran, toplumu sınıflara, kaplara etnik bölümlere ayıran maddeler inşaallah anayasadan teker teker temizlenecek. Yer alamayacak…

Darbenin kaynağı maddeler anayasa metninde olmayacak, cuntacılar kumpas kuramayacak ve istikrarsızlık bitecek.

Haydi Türkiye…! sana engel olanlara engel ol…

Anayasana sahip çık. Görüşlerini bildir.

Beşer (zalimler) zulmeder, kader adalet eder.

Evet, kimse yaptığının yanına kalacağını sanmasın. Çünkü adili mutlak olan Allah, imhal eder, yani mühlet verir; ama asla ihmal etmez. Bir de bakarsınız ki zalim, zulmünün karşılığını beklenmedik bir anda olanca şiddetiyle görmüştür.
Ancak insanlar bu cezanın yaptığı zulmün, haksızlığın karşılığı olduğunu bazen anlayamazlar da zalimin, haksızın yaptığı yanına kaldı sanırlar.(Risale Forum)

Şimdi tam zamanı…

Geç olmadan…

Ahmet TÜRKAN – HABERNAME

ahmetturkan@gmail.com

DARBE MAĞDURLARININ SORUNLARI VE ÇÖZÜM YOLLARI-2

Sayın Aytekin Kalay Bey siz bu konuda neler söyleyeceksiniz.

Haddim olmayarak sadece birkaç cümle ile cevap vermek istiyorum.
Kimlik kartına yazılan rütbenin çok sorun teşkil ettiğini görmedim. Ordu evlerinin kapısında kimliğe bakan er veya erbaş merak etmeyin oradaki rütbeye bakmıyordur bile ben birkaç defa gittim , “Dikkat!!! bu kimlik sahibi yaş kararıyla atılmış olup hakları kısmen geri verilenlerdendir!!!” gibi bir durumun olduğunu görmedim.
Bundan şu anlam çıkmasın itibari rütbemiz yazılmış olsa daha iyi olurdu ama çok bir problem değil bence.
DPB lığı gelen KABUL neticesinde atama dilekçelerini aldı ve bekletmeden atamaları yaptı. Gecikme nerde oldu SGK nın hizmet sürelerini geç göndermesi neticesinde , Kuvvet K. lıklarının atandığımız kurumlara rütbe-terfi- sicil ve emsali maaş bordrolarımızı göndermede gecikmeleri neticesinde bazı kurumların göreve başlatmamaları oldu.
Kanuni sürece baktığımızda henüz sürenin bitmediğini anlıyoruz.

Zafer Şahin karşılaştığı sorunları şöyle özetliyor.

Öncelikle atama bekleme esnasında patronlarımın gözümün içine bakmasıyla başladı problem. Daha sonra kanun çıkmasıyla birlikte işten çıkarıldım ancak rabbime şükürler olsun ki karşılıklı anlaşma neticesinde tazminatlı oldu, birçok abimiz bu konuda da mağdur oldu.
MSB nin kabul kararı 7 Haziran 2011, DPB atama kararı 26 Ağustos 2011…kanun 45 gün diyor ancak geçen süre 80 gün…Mazeret postada gecikiyor, posta işletmesiyle görüştük ANKARA içinde bizde evrak beklemez, YALAN söylüyorlar şeklinde oldu. Evraklar takip edilemediği için gecikmeleri hep postaya yıkıyorlar, ancak başladıktan sonra gördük ki bir üst kattan evrak gelmesi 1 haftayı buluyor, insanlar ilgisiz ve umarsız.
DPB nin atamasına istinaden 7 Eylül de bakanlık tebellüğ etmiş(13 gün sonra) , işe başlamamız 15 Ekim…38 gün sonra…gerekçe hep aynı emeklilik dışında kullanılması mümkün olmayan hizmet birleştirme gelmeden işe başlatamayız yaklaşımı.. Ama bizim bakanlığımız takdiri hak ediyor, Müsteşar bey bizzat ilgilendi, bizlere yakın, durumumuzu yakinen biliyor.

Başladıktan sonra da harcırah ve izin konularında sorun yaşamadık. Görevlerimiz istişare ile dağıtıldı. Rabbim diğer abilerimize de nasip etsin inşaallah.

Bundan sonra devam edebileceği tahmin edilen en büyük sorunlardan birisi derece-kademe geçişleri, rütbe terfilerindeki kazanılacak gösterge vb. mali haklar, zira her ne kadar KKK dan bundan sonra siz yasal mevzuatına göre takip edeceksiniz şeklinde bir yazı gelse de devam eden alışkanlıkları terk ederek bizim mali haklarımızı da öğrenecek bir personel sorumlusu göremedim henüz !
Burada teklifim kişilerin terfi tarihleri hizmet cetvelinde yazıyor ancak karşılarına o tarihlerde hangi derece ve kademeyi hak edecekleri de eklenirse aydınlatıcı olur. ( Örneğin :Benim DPB yazısındaki rütbe binbaşı görünüyor ve atama 26 ağustos…Kıdemli binbaşı olduğum için 1/1 den maaş tahakkuk etmesi gerektiğine bir türlü ikna edemedim ve yazışma yapıldı ve sonucu daha yeni geldi.)

Dr.Mehmet Karasakal’ın sorunları ise şöyle:

Halen KTÜ Farabi Hastanesinde Anestezi ve reanimasyon abd’da uzmanlık eğitimi yapmaktayım.
6191 sayılı kanun kapsamında yaptığım başvuru ile KTÜ Rektörlüğüne araştırma görevlisi kadro yazısı geldi.
Rektörlük bana bu kadro ile uzmanlık eğitimi yapamayacağımı, bu kadronun idari bir kadro olduğunu söyledi.
Ben de kendilierine YÖK ten görüş istemelerini söyledim.
Fakat YÖK ve Devlet personel dairesi nezdinde yaptıkları görüşmelerden olumlu bir sonuç alınamadı ve ben de tahsis edilen kadroya geçemedim.

Kadroya geçememekle yaklaşık 2 veya 3 yıl sonra hak edeceğim emekliliği kaybederek 6191 sayılı kanunun sağladığı en önemli kazançtan mahrum kaldım.
Bulunduğum konumda emekliliğim 52 yaşında 2024 yılında olacak. Yani hem 10 yıl geç emeklilik, hem de maaş olarak düşük maaşla emeklilik olacak.
Rektörlük bürokratlarının ifadesiyle kanunda ” kapsama girenlerden kamuda çalışıyor olanların bulundukları kadronun tüm hakları korunmak şartıyla ” gibi bir
ifade olmadığı için bu mağduriyet ortaya çıkıyor. Mağduriyet gidermek için çıkarılan bir kanun yeni mağduriyet doğuruyor.

Durumu özetlemeye çalıştım. Umarım çalışmalarınızda katkısı olur. Şimdiden gayret ve emeğiniz için teşekkürler,

Bayram Mert ise bizlerle aşağıda yazdıklarımızı paylaştı.

“Ben sınıf olarak Jandarmayım. Teknik olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığını istedim ve atamam oldu. DKK’lığı personelinin denizcilik ile ilgili bir kuruma veya bakanlığa atanmayarak, Muhabere sınıfı personelinde haberleşme veya iletişim ile ilgili kuruma atanmayarak aynı bakanlığa gelmesi gibi. Örnekler çoğaltılabilir ama şüphesiz her atama yanlış değil. Atamalardaki bu yanlışlık bizlerin gittiğimiz kurumda doğru konumlandırmamız gibi bir sonucu doğuruyor neticesinde mutsuz olabiliyoruz. Jandarma olan benim (Alaattin Yalçın gibi Muhasebeci olan arkadaşlar ayrı) İçişleri Bakanlığı veya Adalet Bakanlığını tercih etmiş olmam daha doğru olabilir veya DPB’ lığı bunu öngörmeliydi. Çözüm uzak: DPB’lığı kurum değiştirmek isteyenlere kolaylık gösterirse kısmen çözülür.
Ayrıca özellikle Muharip sınıflardan gelenlerin en önemli özelliği idareci olmaları. Yönetmeyi bilmeleri. Bunu yıllarca yapmış birine git kantarda otur demek yanlış. Bu manada kurumlar 6191 ile kendilerine gelen arkadaşların henüz kıymetini bilmiyorlar siyasetende bilmek istemiyorlar. Yani kurumlarda siyaset liyakatten önce geliyor.”

KURUMLARINDAN MEMNUN OLANLARDA VAR DEMİŞTİK.

• Bu konuda görüşlerini bizimle paylaşan İbrahim Keleş’in görüşleri şöyle.
“İstanbul İl Milli Eğitim Md.lüğüne 16 kişi atandık. 05 ekim 2011 ‘de katılışı yaptık.Kuruma ilk adımımızı attığımızda hepimizde acaba nasıl karşılanacağız endişesi vardı.Çok şükür endişelerimizin hiçbiri gerçekleşmedi.Kurumda çok iyi karşılandık.İtibar ve hürmet gördük, muhatap olduğumuz tüm kurum çalışanları, başta İl Milli Eğitim Md. olmak üzere bizlere karşı oldukça nazik ve işleri kolaylaştırıcı bir tutum sergilediler.Kuruma atanan 16 arkadaşın sözcüsü olarak arkadaşlar adına tüm İstanbul İl Milli Eğitim müdürlüğü personeline teşekkür ediyoruz.”

• Kurumundan Memnun Olan bir diğer araştırmacı arker de Ersan Ergür.

“İstanbul İl Defterdarlığına başlangıçta 6 personel atandık. İlk katılışımızda başta il defterdarı olmak üzere defterdar yardımcılarımız ve personel müdürümüz olmak üzere ilgili tüm personelden sıcak bir ilgi gördük. Birlikte ne yapabilirizi tartıştık. Sonrasında ortak bir görüş üzerinde fikir birliği oluştu ve Bir birim kurulmaya karar verildi. Bu birimin başına da bizden biri atandı. Resmi i,şlemler yılbaşından sonra başlayacak ve yapılacak. Birim sorumlumuz Araştırmacı P.Yb.Suat Arık Bey. Sonradan iki personel daha katıldı. Sayımız 8 oldu. Herhangi bir sıkıntımız yok. Hazırlıkların tamamlanmasını bekliyoruz. İstanbul Defterdarı Sn. Bekir Bayraktar, bizimle ilgili defterdar yardımcısı Sn. Mustafa İlhan, personel Müdürü Sn. Ömer Özdemir’e teşekkürlerimizi sunuyorum.”
Devamı 3. Bölümde
Birinci Bölümü okumak için TIKLAYINIZ

Ahmet TÜRKAN – HABERNAME

ahmetturkan@gmail.com