Arşiv

Posts Tagged ‘balyoz’

MEHMET BARANSU’DAN BALYOZ DEĞERLENDİRMESİ

Balyoz kararını böyle değerlendirdi!

21.09.2012 18:31
Ergenekon ve Balyoz davalarının öncüsü Taraf Gazetesi yazarı Mehmet Baransu, Balyoz Davası’nda mahkemenin verdiği kararı Habertürk Televizyonu’nda değerlendirdi.

Bugün Türkiye’de ilk kez bir darbe teşebbüsünün karara bağlandığını ifade eden Baransu, darbeye teşebbüs edenlerin sivil mahkemede yargılanacakları bir dönüm noktasına gelindiğini söyledi. Darbe günlükleriyle tanınan Emekli Oramiral Özden Örnek ‘e verilen cezaya ilişkin ‘Örnek’in cezasına şaşırdınız mı?’ sorusu üzerine Baransu, “Gölcük’te 5 no’lu harddisk bulundu ve Örnek’in de bu darbe işinin içinde olduğunu gösteren bir harddisk’ti. Özden Örnek’in bu konuyla ilgili günlükleri de bulunuyor. Ben Gölcük’te çıkan belgeleri, Örnek’in günlüklerini okudum. Bu yüzden Örnek’le ilgili verilen karara şaşırmadım.” şeklinde konuştu.

Sunucunun darbe sanıklarının ailelerinin ağladığını hatırlatması üzerine Baransu, bu görüntülerin elbette üzücü olduğunu, ancak ses kayıtlarına bakıldığında, o darbenin gerçekleşmesi durumunda milyonlarca insanın üzülüp, mağdur olacağını belirtti.

Balyoz Davası’nda verilen tarihi kararı ‘Türkiye için bir dönüm noktası’ olarak değerlendiren Baransu; “Ben bundan sonra bu karar üzerine ordunun darbe işlerine gireceğini zannetmiyorum. Bundan sonra ordunun arşivlerinde büyük bir temizlik yapılacak. Ve eğer varsa benzer darbe planları yok edilecektir. Ancak hukuki düzenleme yapmazsak, alt yapısını düzenlemezsek Türkiye’de darbe ihtimali bence her zaman var” dedi.

KAYNAK . HABERNAME

Kategoriler:ADALET, ASDER, hukuk, kanun, tsk Etiketler:, ,

Balyoz Davası’nda kararlar açıklandı!

BALYOZ’DA KARAR – 3 PAŞAYA AĞIRLAŞTIRLMIŞ MÜEBBET

21.09.2012 17:46
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya 7 saat 15 dakika ara verilmesinin ardından, mahkeme heyeti salona geldi. Sanık yakınları da salona alındı. Karar birazdan açıklanacak..

Mahkemede 34 kişi tahliye edildi.

Çetin Doğan, İbrahim Fırtına ve Özden Örnek’e ağırlaştırlmış müebbet hapis cezası verildi…

Gerekçe olarak darbeye teşebbüs gösterildi..

Mahkeme heyeti Emekli Tuğg. Levent Ersöz’ün dosyasını ayırdı…

* Emekli orgeneraller Ergin Saygun, MHP Milletvekili Korgeneral Engin Alan, MGK eski Genel Sekreteri emekli Orgeneral Şükrü Sarıışık, emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri, emekli Albay Cemal Temizöz, emekli Korgeneral Yurdaer Olcan ile Orgeneral Bilgin Balanlı’ya 18 yıl hapis cezası verildi.

* Koramiral Kadir Sağdıç, Tuğamiral Fatih Ilgar, Deniz Cora, Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü, Korgeneral Nejat Bek, Koramiral Abdullah Can Erenoğlu’na 18 yıl hapis cezası verildi.

* Dursun Çiçek, Ahmet Zeki Üçok, Ömer Faruk Ağayarman’a 16 yıl hapis cezası aldı.

SALONA GİRERKEN MARŞ OKUDULAR

Tutuklu sanıklar saat 13.15 sıralarında duruşma salonuna alınmaya başlandı. Salona önce Maltepe, Hasdal ve Hadımköy Askeri Cezaevi’nde bulunan tutuklu sanıklar geldi. Ardından da Silivri Cezaevi’nde bulunan sanıklar salona geldi. Duruşma başlamadan önce sanık yakınları  ve sanıklar sandalyelerin üzerine çıkarak birbirlerine el sallayarak konuşmaya çalıştılar. Sanıklar ve yakınları zaman zaman Gençlik Marşı”, “10’uncu Yıl Marşı” ve “Harbiye Marşı” okudular.

DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Balyoz davasında mahkeme heyeti, karar için toplandı. Tutuksuz 4 sanığın son sözlerini alan heyet, duruşmaya ara verdi.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, tutuklu sanıklardan Ergin Saygun ve Hakan Mehmet Köktürk haricindeki 248 tutuklu sanık hazır bulundu. Duruşmada 11 tutuksuz sanık da yer aldı.

Saat 14.00 sıralarında başlayan duruşmada kimlik yoklaması yapıldı. Dünkü duruşmaya katılmayan 4 tutuksuz sanığın son sözleri alındı. Mahkeme duruşmaya ara verdi.

SANIK YAKINLARI SALONA ALINDI

Balyoz davasında, Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları’na gelen sanık yakınları ve diğer ziyaretçiler kimlik kontrolü ve aramalardan geçtikten sonra duruşma salonuna alındı.

Balyoz davasında, bugün sanıklar hakkında karar verilecek. Sabah saatlerinde Silivri Ceza İnfaz Kurumu’nun içindeki duruşma salonu önünde hareketlilik yaşandı. Sanıklar salona alındıktan sonra, sanık yakınları ve ziyaretçiler de içeri girmek istedi. Sanık yakınları ve ziyaretçiler, bir dizi güvenlik tedbirinin ardından duruşma salonuna alındı. Basının da yoğun ilgi gösterdiği davada, saat 14.00 gibi kararın açıklanması bekleniyor.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen, 250’si tutuklu 365 sanığın yargılandığı Balyoz Davası’nın 107. duruşmasında karar, tamamlanamadığı için bugüne kaldı. Mahkeme kararı bugün saat 14.00’da açıklayacak. Maltepe Cezaevi’nde bulunan Kurmay Albay Hakan Mehmet Köktürk sabah saatlerinde kalp krizi geçirerek tedavi altına alındı.

Hükümeti ortadan kaldırmaya eksik teşebbüs ettikleri gerekçesi 16 Aralık 2010’da başlayan 250’si tutuklu 365 kişinin yargılandığı Balyoz Davası 21 ay sonra 108’inci oturumda karara bağlanacak. Davanın görüldüğü İstanbul 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nin dün son kararı hazırlanmak için verdiği 7,5 saatlik aranın ardından kararı bugün açıklayacağını belirtmesi üzerine sanık yakınları sabah erken saatlerden itibaren Silivri Cezaevi’nin bitişiğindeki duruşma salonuna gelerek duruşmayı beklemeye başladı.

Duruşma salonun bulunduğu binanın kapılarının saat 11.00 sıralarında açılması ile sanık yakınları binaya ve salonana alınmaya başlandı. Yaklaşık 500 izleyicinin duruşma salonunun bulunduğu binaya alınması nedeniyle girişte yoğunluk yaşandı.

İZDİHAM YAŞANDI

Binaya alınan sanık yakınlarının duruşma salonan girmesi üzerine izdiham yaşandı. Sabah erken saatlerde Silivri’ye gelerek beklemeye başlayan yüzlerce sanık yakını saat 14.00 başlayacak olan duruşmayı beklerken binanın koridorunda, kafeterya da binanın dışında birbirleri ile sohbet etti.  Balyoz davasında karar çıkacak olması nedeniyle basın mensupları da davaya yoğun ilgi gösterdi. Yaklaşık 60 basın mensubu duruşmayı izlemek için salona geldi.

Sanıkların duruşma salonuna alınırken sanık yakınları alkışlayarak “Türkiye sizinle gurur duyuyor diye slogan attı”. Sanıklarda yakınlarına el salladı.

KARAR GÜNÜ KALP KRİZİ GEÇİRDİ

Maltepe Cezaevi’nde bulunan Kurmay Albay Hakan Mehmet Köktürk sabah saatlerinde koğuşta fenalaştı. Revire kaldırılan Köktürk hastaneye sevk edildi. Kalp krizi geçirdiği tespit edilen Köktürk’e anjiyo yapılarak stent takıldı. Durumunun iyi olduğu belirtilen Köktürk yoğun bakımda tedavi altına alındı.

SON DURUŞMADAN NOTLAR...

250 TUTUKLU SANIĞIN TAMAMI HAZIR BULUNDU

Balyoz Güvenlik Harekat Planı davasında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya eksik teşebbüs ettikleri iddiasıyla yargılanan 250’si tutuklu 365 sanıklı davanın son duruşmasına aralarında emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Orgeneral İbrahim Fırtına, emekli Oramiral Özden Örnek, YAŞ üyesi Orgeneral Bilgin Balanlı’nın da arasında bulunduğu 250 tutuklu sanığın tamamı katıldı.

YAKINLARI YALNIZ BIRAKMADI

Bazı tutuksuz sanıkların da katıldığı duruşmada sanıkları eşleri, çocukları, kardeşleri, arkadaşları da yalnız bırakmadı. Salonda izleyicilere ait bölümün de tamamiyle dolduğu gözlendi. Dosyada bulunan delillerin değerlendirilmeden, bazı tanıklar dinlenmeden Cumhuriyet Savcıları Savaş Kırbaş ve Hüseyin Kaplan’ın 920 sayfalık mütalaayı mahkemeye sunmasını protesto ederek duruşmaya katılmama kararı alan avukatlar duruşmaya yine katılmadı. MHP Milletvekilleri Ruhsar Demirer ile Bülent Belen de duruşmayı izledi. Duruşma salonunda hazır bulunan bazı sanıkların ellerinde ise Ergin Saygun’un “Türk Ordusuna İnen Balyoz” isimli kitabı vardı.

“BELİRSİZLİK ORTADAN KALKACAK”

Duruşma salonunda bulunan tutuklu sanıklar duruşmaya verilen aralarda kendilerini yalnız bırakmayan yakınları ile aralarında bariyerler olmasına rağmen yüksek sesle konuşmaya çalışarak sohbet ettiler. Bazı sanıklar ise duruşmaya ara verildiği sırada “kararın çıkması bizim için iyi. Belirsizlik ortadan kalkacak. Nasıl bir süreç yaşayacağımızı bileceğiz” dedi.

Hükümeti ortadan kaldırmaya eksik teşebbüs ettikleri gerekçesi ile 20 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan 250 tutuklu sanığın tamamı suçsuz olduklarını belirterek beraatlerini ve tahliyelerini istediler.

Mahkeme heyeti sanıkların son sözlerinin ardından iddianame sırasına göre sanıklara son sözlerini sordu. Davanın bir numaralı sanığı 1. Ordu eski Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın da arasında bulunduğu bazı sanıkların son sözleri ise şöyle:

“VERECEĞİNİZ KARAR HAKKINIZDA HAYIRLI OLSUN”

Emekli Orgeneral Çetin Doğan: “Tarih, ülkemizde ve dünya siyasal iktidarların belirli politik hedefleri uğruna nice kişi ve grupların düzmece bahanelerle yargılandığına şahittir. Adaletin ayaklar altına alındığı, insanların korku ile sindirildiği, özgür basının büyük ölçüde susturulduğu bu gibi durumlarda geçici olarak gerçek suçluların, zorbaların itibar görmesi, hatta yüceltilmesi, toplumların yanıltılması doğaldır. Ancak bugün saygı ve rahmetle alnılanlar ise dünün düzmece davalarının sanık ve mahkumlarıdır. Lanet ile anılanlar ise ‘Nemrut Mustafa Paşa Divan-ı Harbi’ benzeri mahkemeler ile bu tür mahkemelere ruhsat verenler, kol kanat gerenler, haksız ve hukuksuzluğa alkış tutanlardır. Hatırlayacağınız gibi burada haksız, hukuksuz yargılamaya tepki olarak ‘Bu haksız ve hukuksuz davayı inatla sürdürmekte cüret ve cesareti nereden alıyorsunuz’ diye sormuştum. Sizden aldığım yanıt ise ‘Türk ulusundan’ olmuştu. Bu yanıtın inandırıcılığını, davanın geldiği bu son aşamada bütünüyle yitirdiğini sanırım. Vereceğiniz karar hakkınızda hayırlı olsun.”

“SÖYLEYECEK BİR ŞEY KALMADI”

MHP milletvekili emekli Korgeneral Engin Alan: “Söylenecek her şey bugüne kadar söylendi. Söyleyecek başka bir şey kalmadı.”

Deniz Kuvvetleri eski Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek: “Söyleyecek bir şeyim yok.”

Hava Kuvvetleri eski Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına: “Üzerime atılı suçlamayı reddediyorum.”

“KUVVET SİZDEDİR ANCAK HAK ŞU ANDA BİZİMLEDİR”

Emekli Orgeneral Ergin Saygun: “Davanın sonucunu etkileyecek pek çok tanık dinlenmedi. Dinlenmemiş bilirkişiler de mevcuttur. Kuvvet şuanda sizdedir. Ancak hak bizimledir.”

“MAHKEMEYİ TANIMIYORUM”

Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz: “Mahkeme tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirdi. Bu mahkemeyi tanımıyorum. Söylenecek sözüm yoktur.”

“AYNI DÜNYADA YAŞADIĞIMIZI DÜŞÜNMÜYORUM”

Emekli Albay Dursun Çiçek: “3 yıldır hukuk okuyorum. O kitaplardan sizden farklı şeyler anlıyorum. Aynı dünyada yaşamadığımızı düşünüyorum. Sizden hiçbir talebim yok.”

MASUMİYETİMİZİ DAHA NE KADAR KANITLAYACAĞIZ”

Koramiral Deniz Cora: “Bu dava son söz aşamasında değildir. Neyin son sözü söylenecektir. Masumiyetimizi daha ne kadar kanıtlayacağız. Son söz bize bu iftiraları atanlar yakalandığında söylenecektir.”

Bülent Akalın, “Hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

“VATAN SAĞOLSUN”

Tuğamiral Şafak Yürekli ise “Son sözüm ilk sözümdür. Üzerime atılı bu mesnetsiz suçlamayı bir kez daha şiddetle reddediyorum. Şerefli Türk ordusu tasviye edilmeye çalışılıyor. Vatan sağ olsun” dedi.

KAYNAK. HABERNAME

Özel yetkili mahkemeler

Boğaziçi Avukatlar Derneği üyesi bir grup, özel yetkili savcılık ve mahkemelerin kaldırılmaması çağrısında bulundu.

Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde toplanan grup adına dernek başkanı Fikret Duran, bir açıklama yaptı. Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (CMK) 250’nci maddesinin değiştirilmesinin olumsuz sonuçlar doğuracağını söyleyen Duran, “Bu mahkemelerin mevcudiyetini ve yetkilerini tartışmaya açanlar, darbeciler ve çetelerdir.” dedi. Duran, Fransa, İtalya, Almanya, İspanya ve İngiltere gibi birçok gelişmiş ülkede özel yetkili mahkemelere benzer yargı organlarının olduğunu vurguladı.

Boğaziçi Avukatlar Derneği Başkanı Fikret Duran, özel yetkili savcılık ve mahkemelerin kaldırılmasının Türkiye’yi kaosun hakim olduğu eski günlere götüreceğini söyledi. Duran, “Bugün bu mahkemelerin mevcudiyetini ve yetkilerini tartışmaya açanlar, eskisi gibi dokunulmazlık özleminde olan darbeciler ve çetelerdir.” ifadelerini kullandı.

Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde toplanan Boğaziçi Avukatlar Derneği üyeleri adına konuşan Başkan Fikret Duran, Fransa, İtalya, Almanya, İrlanda, İspanya ve İngiltere gibi birçok gelişmiş ülkede özel yetkili mahkemelere benzer yargı organlarının olduğunu vurguladı. AİHM’nin bu mahkemelerde yapılan yargılama usullerinin insan haklarına aykırılık teşkil etmediği yönünde kararlarının olduğunu ifade etti. Türkiye’nin, darbelerin ve muhtıraların birbirini takip ettiği fakat yapılanlardan hesap sorulamadığı, aydınların ve gazetecilerin öldürülmesiyle toplumun hep kaos ortamında tutulduğu, işlenen cinayetlerin faillerinin meçhul kaldığı ve suç işleyen kamu görevlilerinin yargılanamadığı günleri geride bıraktığını aktardı. Soruşturulamayan, dokunulamayan mihrakların daima toplum için tehdit olmaya, kara bir gölge gibi toplumu sarmaya devam ettiğini kaydetti. Duran, “Bugün toplumun darbecilere prim vermeyişinde, insanların çetelere boyun eğmeyişinde, mafyaya karşı hakkını arayabilmesinde, suç işleyen herkesin sıfatına, unvanına, sosyal konumuna bakılmaksızın yargılanabilmesinde, bu yapılara karşı eli güçlendirilmiş olan hakim ve savcıların görev yaptığı özel yetkili mahkemelerin, Ergenekon, Balyoz, KCK gibi önemli soruşturma ve kovuşturmalarının bulunduğu bir gerçektir. 21. yüzyılın Türkiye’sinde artık darbelerin olmayacağını iddia etmek yanılgıdır. Kirli devrin bazı uzuvlarına sondajlar yapılmış, fakat dev halen canlıdır. Suçla mücadelede uzmanlaşmış mahkemeler gerekliliktir. Bugün bu mahkemelerin mevcudiyetini ve yetkilerini tartışmaya açanlar, eskisi gibi dokunulmazlık özleminde olan darbeciler ve çetelerdir. Yıllarca kendilerine hiçbir kamusal ya da sivil otoritenin dokunamadığı bu çeteler, bugün artık kendilerine dokunulabilmesini hazmedememektedirler. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılması ya da yetkilerinin tırpanlanması konusunda bulanık suda balık avlayanlara fırsat verilmemelidir. Bu konuda değişiklik yapılacaksa kapalı kapılar ardında değil, açık bir şekilde tüm toplum kesimlerinin tepkilerine bakılarak, görüşü alınarak yapılmalıdır. Oldu-bittiye getirilecek her şey demokrasinin yıpranması anlamına gelecektir.” dedi.

Kategoriler:ASDER, hukuk, kanun, tsk Etiketler:, ,

Balyoz sanığı Bilgin Balanlı’dan tüyler ürperten ses kaydı: Genel af çıkacak, herkesten hesap soracağız

Balyoz darbe planı davasının tutuklu sanığı Yüksek Askerî Şûra üyesi Orgeneral Bilgin Balanlı’ya ait olduğu iddia edilen bir ses kaydı ortaya çıktı.

Dailymotion.com adlı internet sitesinde yayınlanan ses kaydında, Cumhurbaşkanı ve Başbakan açıkça tehdit ediliyor. Balyoz sanıklarının çıkarılacak bir genel afla serbest kalacağı ve daha sonra iktidar değişimiyle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan’dan hesap sorulacağı belirtiliyor. Kayıtta, “… Cumhurbaşkanı ya Başbakan düzeyinde bir defa bu iktidar değiştiğinde, yeni bir iktidar geldiğinde bunların hesabı mutlaka sorulacak. Sorulmazsa zaten biz onların yakasına yapışırız. Kesinlikle olacak. Kesinlikle olacak.” ifadeleri yer alıyor.

5, 10 ya da 15 sene sonra bu tablonun değişeceği ifade edilirken, af seçeneğinden ise şöyle bahsediliyor: “Efendim ‘aaa siz suçsuzmuşsunuz pardon’ demeleri mümkün değil. ‘Aylarca sizi suçsuz yere içeride tutmuşuz’ diyebilir mi bir hükümet? Ya çıkaracak mahkemeyi bitirmeyecek, yayacak, uzatacak efendim şeyden kaçıracak ya genel kapsamlı bir af çıkaracak.”

İnternete daha önce düşen iki ses kaydında da aftan bahsediliyordu. Balyoz davasının tutuklu sanıklarından Fatih İlğar ve Aziz Çakmak’a ait oldukları ileri sürülen kayıtlardaki “Sağlam kaynaklardan aldığımız haberlere göre yakında serbest kalacağız.” ifadeleri dikkat çekmişti.

Balyoz darbe planı davasının tutuklu sanığı Orgeneral Bilgin Balanlı’ya ait olduğu öne sürülen ses kaydında, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’dan, muhtemel iktidar değişikliği sonrası hesap sorulacağı belirtiliyor. Ses kaydında, iktidarın sonsuza kadar gidemeyeceği söylenirken, 5, 10 ya da 15 sene sonra bu tablonun değişeceği ifade ediliyor. Balanlı’ya ait olduğu iddia edilen ses kaydında, af seçeneğinden de şöyle bahsediliyor: “Bu mahkemeler nereye gider, ne olur o belli değil. Şimdi bizi bu kadar kişiyi alıp da ‘efendim aaa siz suçsuzmuşsunuz pardon’ demeleri mümkün değil. Yani ‘Hay Allah biz hata yapmışız da sizi içeri almışız efendim. Aylarca sizi suçsuz yere içeride tutmuşuz’ diyebilir mi bir hükümet? Bir şey diyemez. Ya çıkaracak mahkemeyi bitirmeyecek, yayacak, uzatacak efendim şeyden kaçıracak ya genel kapsamlı bir af çıkaracak. Ha o da ha ‘Bunlar suçlu da ben affettim bakın’. Kim verecek kimden soracağız bunun hesabını?”

Söz konusu kayıtta, özellikle yargı mensupları ve bürokratlara da hakaret ediliyor: “Bürokratların tamamı militan ve muhalif gazeteciler korkuyorlar. Hâkimler, savcılar, kaymakamların tamamı, valilerin tamamı, emniyet müdürlerinin tamamı militan düzeyinde adamlar.” Ses kaydında, Bilgin Balanlı’nın izlettirdiği öne sürülen Eskişehir Sivrihisar’daki Bilvanis Çiftliği’yle ilgili de yorumlar bulunuyor. Olaydan devletin kurumlarının da haberdar olduğu ileri sürülüyor: “Dinî motifli bir şey var orada (Bilvanis’te) Hava Kuvvetleri bunu merak etmez mi? Yapılan iş Milli Güvenlik Kurulu’nun da kararıyla Hava Kuvvetleri orada bir şeyler yapmış. Orada ne oluyor diye millet, hükümet, devlet bunu merak etmez mi? Keşif yapmış. İstihbarat çalışması yapmış. MİT var işin içinde. Emniyet istihbarat, jandarma istihbarat, Milli Güvenlik Kurulu, Genelkurmay var.”

KAYNAK : ZAMAN (http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1298349&title=balyoz-sanigi-bilgin-balanlidan-tuyler-urperten-ses-kaydi-genel-af-cikacak-herkesten-hesap-soracagiz)

Kategoriler:ASDER, tsk Etiketler:, , ,

Aziz Çakmak’dan intikam yemini

Türkiye, internete düşen ses kaydıyla sarsıldı.

Aziz Çakmak'dan intikam yemini

Balyoz sanığı Tuğamiral Cem Aziz Çakmak’a olduğu iddia edilen kişi ‘sağlam kaynaklara’ dayanarak cezaevinde çıkacaklarını belirtirken kan donduran bir tehditte bulunuyor:

SES KAYDINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Balyoz sanığı Tuğamiral Mehmet Fatih İlgar‘ın itiraflarının ardından internete şok bir ses kaydı daha düştü.

Balyoz sanığı Tuğamiral Cem Aziz Çakmak‘a ait olduğu iddia edilen ses kaydında kan donduran tehditler yer aldı. Buna göre Çakmak, “İki sene içinde Balyoz‘un rövanşı olacak, çok can yanacak. Kendilerine en güvendikleri anda çoluk çocuk demeden rövanşı alacağız” diyor. İşte Çakmak’a ait olduğu iddia edilen inanılmaz ifadeler:

KENDİLERİNE ÇOK GÜVENDİKLERİ İÇİN ZAYIFLAR

Şimdi ben şuna inanıyorum. Bir insanın en zayıf olduğu zaman ne zamandır biliyor musun? Kendine çok güvendiği zaman. En zayıf olduğu zaman o zamandır. Ben bu kadar söyleyeyim yeter. Biz de çok güvendik ondan zayıftık. Şimdi de aynı hatayı onlar yapıyor.

KARACILAR DA YÜREKLİ ADAM ÇOK AZ

Biz 80’den sonra çok değişik bir subay tipi yetiştirdik. Menfaatlerine düşkün. Yurtdışı ve görevlere. Efendim paşa olmaya. Memleket meselelerinden uzaklaşmaya, öğrenmemeye. Bak öğrenmek yerine ne bileyim komutanın eşine reçel yapıp götürtmeye. O tip insan yetiştirdik. Çok ciddi söylüyorum bunu da. Ve onlar seçildi. Bugünkü sıkıntının sebebi odur. Bizde Deniz Kuvvetleri’nde biraz daha farklı ama Karacılar’da tamamen böyle. Yani yürekli adamsayısı çok az.

MAHKEMEYE ‘ŞEREFSİZLER’ DİYE BAĞIRDIM

Ben yalvardım onlara “Ne olur bunlara boynunuzu eğmeyin. Yani ‘savunmalarınızda eğmeyin’ diye. Ben ‘sayın başkan’ falan demiyorum artık. “10. Ağır Ceza Mahkemesi üyeleri” diye bağırıyorum. Ne sayın başkan ne sayın üyeler. Hiç öyle şey yok bende. Muvazzaf Denizciler’in bir tanesi söylemedi. Hepsi 10. Ağır Ceza Mahkemesi. Ve hepsi siyasi konuşma yaptı. Şunu söyledim. En sonunda dedim ki “Bu şerefsizlere sesleniyorum” onlara bakıyorum ama. “Dış mihraklara uşaklık eden şerefsizlere sesleniyorum” derken onlara böyle bakıyorum tabii. Kafalarını eğiyorlar böyle. “Bu koltuklara oturacaksınız vatana ihanetten yargılanacaksınız” dedim. Hemen salonda başladı şey. Atarım matarım yine hâkim.’ Bunlar bizi esir aldı.

ÇOCUĞUNA KADAR BU İŞ BÖYLE

Hep onu söylüyorum. Allah rövanşını göstermesin onlar için. Çünkü biz bir daha böyle bir rövanşta böyle bir hata yapmayız yani. Yani Atatürk isyan oldu mu “Çoluğu çocuğu kalmasın götürün, şehri götürün” diyormuş. Adam, görüyor yani. Çocuğuna kadar. Bu iş böyle. Kendilerine en güvendikleri an en zayıf oldukları andır. Umut, “özgürlük savaşçılarının can simidiymiş” Mandela öyle diyor. 29 yıl yatıyor Mandela hücrede. Onun için umudu hiç bırakmayacağız. Umudumuz hep olacak.

BU ÜLKEDEN KAÇACAKLAR

Tabii bu daha süreç alacak daha ne kadar çekeriz bilmiyorum. Ama çok uzun süreceğini sanmıyorum. Bakalım kaç kişiyi bırakırlar, bırakırlar mı? Yani olmazsa da iş uzun sürmeyecek artık. Yani aldığımız haberler o yönde bizim. Sağlam kaynaklar. Bunun hesabı sorulacak. Tarihin yargısından kaçmaları mümkün değil. Kimse kaçamaz. Kimse. Yani bunların yatacak yerleri yok. Bunları toprak reddeder, naaşlarını toprak reddeder şerefsizim. Bir iki sene içerisinde bu manzara tam tersine dönecek. Bak söylüyorum bunu. Dersin ki “Bunu bir paşam söylemişti” dersin. Adamlar kaçacaklar. Bu ülkeden kaçacaklar çoğu. Ve rövanşı çok farklı olacak. Çok kişinin canı yanacak. Yani bunun rövanşında çok can yanacak.

AÇ KALACAKLAR

Neler var, neler var, şu anda bizim bildiğimiz neler var. Yani Almanya başka bir şey söylüyor, Amerika başka bir şey söylüyor. Alman istihbaratı var, CIA var. MOSSAD var. Onun için onlar şimdi çok büyük çalkantı içindeler. Çok. Ciddi. Tıkandılar. Bir sürü hesaplaşma olacak. İki sene çok belki bir sene içinde. Eğer biz buradan bir çıkarsak bu dışarıdakilerle çok ciddi bir hesaplaşma olacak, çok ciddi hem de. İlk şeyimiz ne biliyor musun? Aç kalacaklar. Bak söyleyeyim. Aç kalacaklar. Öyle başlayacak zaten. Bu kadar da boş değiliz ya.

Ülke iç savaşla kendine gelir

Tuğamiral Ilgar’a ait olduğu iddia edilen ses kaydında da benzer ifadeler yer almıştı. İç savaş öngörüsünün bulunulduğu kayıtta şu ifadeler dikkat çekmişti: “Çıktıktan sonra da güzel planlarımız var. Savaşsa savaş yapacağız. Yapacak bir şeyimiz yok yani. Burada bitmemesi lazım bunun. Bir iki aya kadar da ve bilgiler de gelen bilgiler de emareler de o yönde. Bir yasa tasarısı gündemde. O yasayla bizi çıkaracaklar. Bu ülke ya ekonomik krizle ya bir iç savaşla kendine gelecek. Bu iki seçenekten bir tanesi kapımızı çalacak. Ondan sonra dönüş yolu orada başlayacak.”
KAYNAK : BUGÜN

28 ŞUBAT ÇUVALI

28 Şubat dışına Laiklik etiketi vurulmuş, ama içi hurda ile doldurulmuş işe yaramaz bir çuval. Gerekçeleri ıvır zıvır idi.

Darbe ye zemin hazırlamak amacı ile hazırladıkları çuval.

Postmodern darbe çuvalı.

Alladılar, pulladılar şirin gösterdiler.

Hani demişler ya, minareyi çalan kılıfını hazırlar diye. Darbeciler de Türkiye’nin istikbaline gem vurmak, İslami değerleri milletin manevi değerleri olmaktan çıkarmak ve kendi saltanatlarını sürdürmek için darbe çuvalını hazırladılar.

Çuvalın üzerine LAİKLİK damgası vurdular.

Dokunulamasın diye.

Mütedeyyin askerleri, öğretim üyelerini, öğretmenleri ve öğrencileri fişleyerek, onları mesleklerinden ederek işe koyuldular. Kokoreççileri bile fişlediler.

Bahane hazırdı. İç Hizmet Kanunun 35. Maddesini de çuvalın içine sakladılar. Ama dolmuyordu. Başka şeyler yapmaları gerekiyordu.

Kadrolaşma. 12 Eylül’ün akabinde faaliyetlere başladılar. 28 Şubat’a gelinceye kadar kendi kadrolarını oluşturmak için askeri okullara öğrenci alımlarına kadar enine boyuna detayları düşünerek bu milletin has evlatlarını subay ve astsubay yapmadılar. Hasbel kader gözden kaçırdıkları ya da sonradan aslına rücu edenleri de zulüm ve eziyetlerle TSK’dan uzaklaştırdılar. Hem de onca başarılarına rağmen.

Zalimin zulmü, acı ve gözyaşı getirdi.

Pek çok aileyi perişan etti.

1000 yıl sürecek diye naralar attılar.

Asker, sivil, öğrenci, çoluk çocuk demeden fişlediler…fişlediler….

Zulüm çuvala sığmadı. Patladı, YANİ ÇUVALLADI…..

Şimdi kendileri o çuvala girmemek için köşe bucak yapıyorlar.

Anadolu’nun cefakar, vefakar insanı türlü dolaplara, oyunlara rağmen iradesine geri döndü ve oyunu bozdu.

Şimdi 28 Şubat’ın icracıları hesap verecekleri günün yaklaşmasının heyecanındalar.

Ergenekoncular, balyozcular, sarıkızları sevenler, ay ışığını sevenler, sugacılar, eldivenciler bir bir yakayı ele verdiler.

Birbirlerini ele vererek sıraya girdiler.

Şimdi sıra 28 Şubat’ın fişçilerinde.

Onların da fişleri takılıp, ipleri çekilecek. Adalet elbette yerini bulacak.

Bulmazsa adalet olmaz.

Er ya da geç adalet yerini bulmalı.

28 Şubat’çıları adalete havale ediyoruz.

Kimler mi…

Siz onları biliyorsunuz.

Adaleti Savunanlar da iyi biliyor.

Deliller teker teker toplanıyor zaten. Kendileri geliyorlar.

Zulüm çuvala sığmadı. Laik etiketli çuval zulmün basıncından patladı.

Önümüzde Anayasa süreci var.

Ülkemiz insanını prangalara vuran, toplumu sınıflara, kaplara etnik bölümlere ayıran maddeler inşaallah anayasadan teker teker temizlenecek. Yer alamayacak…

Darbenin kaynağı maddeler anayasa metninde olmayacak, cuntacılar kumpas kuramayacak ve istikrarsızlık bitecek.

Haydi Türkiye…! sana engel olanlara engel ol…

Anayasana sahip çık. Görüşlerini bildir.

Beşer (zalimler) zulmeder, kader adalet eder.

Evet, kimse yaptığının yanına kalacağını sanmasın. Çünkü adili mutlak olan Allah, imhal eder, yani mühlet verir; ama asla ihmal etmez. Bir de bakarsınız ki zalim, zulmünün karşılığını beklenmedik bir anda olanca şiddetiyle görmüştür.
Ancak insanlar bu cezanın yaptığı zulmün, haksızlığın karşılığı olduğunu bazen anlayamazlar da zalimin, haksızın yaptığı yanına kaldı sanırlar.(Risale Forum)

Şimdi tam zamanı…

Geç olmadan…

Ahmet TÜRKAN – HABERNAME

ahmetturkan@gmail.com

BALYOZCULARIN ARKA BAHÇESİ

“Ülkem adına üzücü bir durum”
18.01.2012 10:00
Koramiral Kadir Sağdıç’ın, Hasdal Cezaevi’ndeki ‘intikam planı’ Türkiye’yi ayağa kaldırdı.

Hukukçular ve aydınlar, ses kaydının Balyoz Darbe Planı’nı doğruladığına dikkat çekti. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın 2 numarası Koramiral Kadir Sağdıç’a ait olduğu iddia edilen ses kaydının yankıları sürüyor. Balyoz Darbe Planı tutuklusu Sağdıç’ın “Bize bu hainlikleri yapanların dişini sökeceğiz, attıklarına atacaklarına pişman olacak p..ler. Her şeyi buradan idare ediyoruz” ifadelerine hukukçu, gazeteci ve STK temsilcileri sert tepki gösterdi. Bu ifadelerin darbe yapılanması iddialarını teyit ettiğini aktaran uzmanlar, bu konuşmaların tam anlamıyla tasfiye edilmeyen darbeci yapılanmadan güç alarak yapıldığını söyledi.Hasdal veHadımköy’deki askeri cezaevinde Ergenekon ve Balyoz gibi darbe planı davalarından tutuklu 54’ü general ve amiral, toplam 170muvazzaf tutuklu bulunuyor. Deniz Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Koramiral Kadir Sağdıç da bu isimlerden.

Eski tas eski hamam

Emekli Askeri Hakim Faik Tarımcıoğlu: Bu ifadeleri çok enteresan buldum. Konforlu bir otelde, uzakta görevde ailesiyle görüşüyormuş gibi bir durum sözkonusu. Bizim infaz sisteminin kişiye özel değişkenliğini gösteriyor. Askeri ve sivil cezaevindeki uçurumları gösteriyor. Eski tas eski hamam havası veriyor. Kendi ailesine moral vermek anlamında bazı mesajlar da vermiş olabilir. Ama kıta sahınlığı ve gaz hadisesini anlayamadım. Yani bu konulardaki irtibatı nasıl pek anlayamadım. Tehditvari şeyler böyle aile içi şeylerde moral için söylenebilir. Ama çok dikkat çekici.

Farklı sistemin ürünü

Emekli Askeri Hakim Yusuf Çağlayan: Ortada yargıya intikal etmiş bir olay var. Böyle bir durumda yargılanıp aklanmak esastır. Mahkemelerde yargılanan insanlar yargılanıp aklanmayı bekler ama burada adeta yargılandıkları suçlamaları teyit eder bir durum söz konusu. Hukuk değil de daha farklı bir sistem içerisinde kendilerini devam ettirdiklerini onaylar şekilde ifadeler kullanıyorlar. Bu ülkede sadece onlar yargılanmıyor. Yargı sadece ceza değil aynı zamanda suç işlemiş insan için aklanma yeridir. Dolayısıyla böyle bir yargılama, suçsuzluğu ispat için fırsattır. Bunu değerlendirip, ispat edeceği yerde, adeta haklarındaki iddiaları haklı çıkartacak ifadeler kullanıyorlar. Bu tarz üslupla aslında suçlamaların vahametini teyit ediyorlar.

Faaliyetleri sürüyor

Hasan Celal Güzel: Gayet çirkin bir durum. Bu durum TSK’daki birtakım odakların nasıl faaliyetlerine devam ettirdiğini ve meydan okuduğunu göstermesi bakımından ilgi çekici. Adam resmen cezaevinde TSK’nın yönetimi ve birçok konuya tesirli olduğunu açıkça en yakını olan oğluna söyleyebiliyor. Bu, durumun vahametini ortaya çıkartıyor. İkide bir asker ve generalleri tutuklayan yargıya karşı olmadık şeyler söyleyen kişilerin ibretle bu kayıtları okumasını tavsiye ederim.

Darbeci yapı tasfiye edilmedi

ASDER Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan: Bu konuşmaları 2 yönden değerlendirmek lazım. Özgüvenlerini kaybetmemeleri için bunları demesi gerekiyor. Kendisini ziyarete gelenlere terfi edince ‘seni göreceğim’ diye moral verenler bile var. Yani psikolojik bir savunma mekanizması. Bir diğer yan ise cezaevindeki bazı askerler bu isimlere moral için ziyaretler yapıyor. Onlar da ‘Bugünün yarını da var, hesap dönecek, istediğimiz şartlar oluşacak o zaman bunların hesabını soracağız’ yaklaşımının oluşmasına yol açıyor. Bu, darbecilerin klasik yaklaşımıdır. Şu anda güvendikleri TSK mensupları da var. Çünkü darbeci yapı tam anlamıyla tasfiye edilmedi ve duruyor. Beraber çalıştığımız kişiler de duruyor diyorlar. Yani bunların temeli de var havada değil. Gelirlerse 12 Eylül gibi olmaz daha insafsızca gelirler.

Yiğit Bulut: Ülkem adına üzücü

Ses kaydında ‘Jöleli saçlı 2 yıl önceki şeylerini mi hatırladı? Kanına mı dokundu bu hıyarların?’ ifadeleri ile bahsedilen Yiğit Bulut Twitter hesabından yanıt verdi. Bulut, “Ses kaydı şahsım adına önemli değil ama ülkem adına çok üzücü. Bu tip insanlar her zaman vardı ve olmaya da devam edecekler. Önemli olan kurumların sağlam kalması ve bu tip hastalıklı düşüncelerin kurumsal kimliğe bulaşmadan uzaklaştırılması. Korktum mu? Asla. Son sözüm: Allah’ın dediği olur” dedi.

HABERNAME

Kategoriler:ADALET, ASDER, hukuk, kanun, tsk Etiketler:, , , ,

İlker Başbuğ hakkında soruşturma başlatıldı

İnternet Andıcı Davası kapsamında önemli gelişme…
02 Ocak 2012 Pazartesi, 16:50:52
ilker başbuğ internet andıcı davası soruşturma

HABERTURK.COM

İnternet Andıcı Davası kapsamında eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında, İstanbul Özel Yetkili Savcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen İnternet Andıcı davadasında cuma günü ara kararlar açıklanmış, mahkeme, sanıkların savunmalarıyla ilgili beyanlarında ve belgelerde adı geçen Orgeneral Başbuğ hakkında gereğinin takdir ve ifası için Beşiktaş’taki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılmasını karara bağlamıştı.

Mahkemenin bu kararı Başbuğ hakkında suç duyurusu anlamına geliyordu.

HABERTURK.COM, Genelkurmay Eski Başkanı Org. Başbuğ’un nasıl yargılanabileceğiyle ilgili uzmanlarla konuşarak, özel haberle konuya açıklık getirmişti…

Anahtar Kelimeler
ilker başbuğ, internet andıcı, internet andıcı iddianamesi

Kategoriler:ADALET, ASDER, ayim, hukuk, kanun, tsk Etiketler:, , , ,

Balyozcuların PKK planı ortaya çıktı

Derin yapıların Türkiye’nin kritik savunma projelerine imza atan HAVELSAN’a sızma planı deşifre oldu…

Serbest ÖZDEN

Balyoz soruşturmasının 3. İddianamesi’nin ek delil klasörlerinde yer alan ve Gölcük Donanma Komutanlığı‘nın gizli bölmelerinde ele geçirilen belgeler, dehşet senaryolarını gün yüzüne çıkardı. Yapılanma ilk Türk İnsansız Hava Aracı (TİHA) ve terörle mücadele için kullanılmak için geliştirilen projeleri yavaşlatmayı ve imha etmeyi planlıyor. Türk savunma sanayiinin bel kemiği olan kurumların başında gelen HAVELSAN’a örgüt üyelerini aldırmak için yoğun çaba sarf eden derin yapı para, kadın ve şantaj yöntemini kullanıyor.Kurumyöneticilerinin odalarına yerleştirmek için dinleme cihazı olan 10 adet ‘böcek’ aldıran örgüt, kriptolu telefonlarla kurumdaki köstebekleri ile iletişim kurmuş. Projelerden sonuç alamayınca ‘imha edin’ talimatını veren örgütün planları, teröristlere çok zaiyat verdirdiği gerekçesiyle ‘Heronları düşürün’ emrini akıllara getirdi.

BÖCEK SEHPAYA KONABİLİR

Belgeler, derin yapının kurumyetkililerini takip için dinleme aracı temin ettiğini de gün yüzüne çıkardı. Enstitülerin gözetim altına alınması ve kamera sayısının önemine vurgu yapılan belgelerde “10 adet böcek alımı” başlığı altında, “Önderin odası böcek, keşif yapıldı sehpa olabilir,Güney mobilya” ifadeleri dikkat çekti. HAVELSAN’da görevli N.G. adlı kadının, çalıştığı projeden başka bir işe geçirileceğini ancak kardeşinin örgüt sabıkası nedeniyle zor durumda olduğunu yapıya yazılı olarak bildirerek yardım istendiği, ele geçirilen belgeler arasında yer aldı. Yapılması gereken diğer işler ise şöyle sıralandı:

AMCALAR KONUYA EL ATMALI

*TİHA konusu çok yıprandı. Bu ve diğer Güneydoğu ilintili projelerin gecikmesi konusundamakul ve inandırıcı argümanlar hazırlayalım. Şimdilik devam etmeli. Bitirilmesi istenmiyor.

*Bizim amcalar konuya el atmalı. Bununla ilgili HAVELSAN ile ortak projelere ilişkin Faruk beyle görüşülmesi. Bekir paşam için randevu al.

*TÜBİTAK’tan gelen notları öncelikle paylaş.

*Örgütteki işçi arkadaşlar dikkat çekmeden Tolon’a geçmiş olsun ziyaretinde bulunabilir.

*İşe alımla ilgili dernek üyelerini tanıdıkları ile ilgili tek tek dolaş.

*Yıpranan isimleri nadasa ayıralım.

*Eleman alımı konusu ciddi tutulmalı. Ciddi eleman eksiğimiz var. Alt kadroyu dolduramıyoruz. Gerekirse Harp Okulu’na gitmesin mühendis olsun.

*Düşük paralara gelmiyorlar. Bizim taksimat önemli, onları farklı kanallarla tatmin edelim: Prim,ödül,kadın…

Gizli belgeleri satmışlar

Balyoz iddianamesinde gizli yapılanmanın bu amacı net bir şekilde deşifre ediliyordu. Savcıların tespiti özetle şöyleydi: “Devletin stratejik kurumlarına sızan örgüt mensuplarının (GES, Tübitak, HAVELSAN) çalıştıkları kurumlardan elde ettikleri devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri, bağlı bulundukları örgüt yöneticilerine ulaştırdıkları, belgeyi getiren kişilere ücret ödedikleri, TSK için yürütülen ve projeleri durdurmaya, yavaşlatmaya veya engellemeye çalıştıkları, casusluk faaliyeti kapsamında belge veya projeleri yabancı ülkelere pazarlamayı planladıkları anlaşılmıştır.”

Sonuç alınmıyorsa imha edin

Güncem- Notlar Ankara-İzmit’ başlıklı belgede çarpıcı talimatlar yer alıyor. Bunlardan bazıları şöyle:

*Doğudan Ankara’yı kazananlar ile ilgili burs talebini değerlendirelim. Örgüt alt yapımızın verimliliği açısından önemli. Doyurucu rakamlarla sunalım.

*Kritik proje listesinin çıkarılması, müşterilerle face to face (yüz yüze) görüşme ayarlanabilir.

*Projelerin listelerinin çalışan sayısı, müşteri bilgisi, karşı taraftan irtibat kim detaylandırılması.

*Yukarıdan bir gözün projeleri takip etmesi.

*HAVELSAN, ASELSAN’da yavaşlatılacak projeler bize paslanacak.

*Ücretin paylaşımı önemli. Kim ne kadar alacak önemli. Ödeme gecikirse işler hep aksıyor.

*Kadın zaafı olan yöneticilerin tespiti, psikolojik tahlil.

*Projelerden sonuç alınamıyorsa ve elimizde tutamadıklarımızı yapabiliyorsak imha etmeliyiz.

Kategoriler:ASDER, tsk Etiketler:, , , , , ,

Başbuğ, Başbakan’ı tehdit etmiş

Taraf yazarı Alper Görmüş, 14 Ocak 2004’te TSK komuta kademesinin ‘muhtıra gibi’ bir metinle Erdoğan’ı ‘sıgaya çektiği’ni yazdı.

Nokta dergisinde ‘Darbe Günlükleri’ni kamuoyuna duyuran Taraf yazarı Alper Görmüş, dünkü yazısında günlüklerin daha önce yayımlanmayan çarpıcı bir bölümünü de okuyucularıyla paylaştı. Görmüş, 14 Ocak 2004’te Genelkurmay’da yapılan gizli toplantıda, TSK komuta kademesinin önceden hazırlanan ‘muhtıra gibi’ bir metinle Başbakan Tayyip Erdoğan’ı ‘sıgaya çektiği’ni yazdı. Metni okuyan dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, Erdoğan’a, “Tecrübelerinden ders çıkarma erdemine sahip insanlar gibi ben de değişmeyi bir erdem sayıyorum.. Laikliği demokrasinin gereği olarak görüyoruz…” sözlerini hatırlattığını, ardından şöyle dediğini aktarıyor: “Toplumun zihninde, 23 Ağustos 2001’de ifade ettiğiniz değişimin ne derece gerçeği yansıttığını değerlendirmekistiyoruz. TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi ‘Silahlı Kuvvetler’in vazifesi; Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kollamak ve korumaktır’ hükmünü amirdir. TSK olarak Cumhuriyet’in temel niteliklerini hedef alan uygulamalara karşı sessiz kalmak mümkün değildir.”
Kapatılan Nokta dergisinin 29 Mart-4 Nisan 2007 tarihli sayısında kamuoyuyla paylaşılan ‘Darbe Günlükleri’yle, 2004 yılında “Sarıkız” ve “Ayışığı” kod adlı darbe planlarının yanı sıra isimsiz üç darbe girişiminin atlatıldığı ortaya çıktı. Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’e ait günlüklerde “darbe için gerekli toplumsal ve sosyal karışıklıkların meydana getirilmesinde medya ve akademik çevrelerin harekete geçirilmesi” amacıyla düşünülen eylem planları da ayrıntılı bir biçimde yer alıyordu. Taraf Gazetesi yazarı Alper Görmüş, Darbe Günlükleri’nin Nokta’daki versiyonunda yer almayan bölümlerine dünkü yazısında yer verdi. Görmüş, “Erdoğan, davaların sönümlendirilmesine ‘tamam’ der mi” başlıklı yazısında, “Ben, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti), yaşadıkları onca tecrübeden sonra Türkiye’nin karanlık geçmişine dair büyük davaları sönümlendirmeye kalkacaklarına pek ihtimal vermiyorum. Çünkü o karanlık geçmiş, kendi tarihleri başlar başlamaz her şeyi bir kenara bırakıp bütün gücüyle onların üstüne çullandı. İşte bugün size, o “çullanma”nın en cüretkârlarından birini aktaracağım.” girişinden sonra 14 Ocak 2004’te Genelkurmay’da yapılan gizli toplantıyı anlattı. Görmüş’ün aktardığına göre askerlerin kendi sözleriyle “TRT bildirisi hazırlığı”nı gerektirecek ciddiyette tasarlanan ve onların talebiyle gerçekleştirilen toplantı, günlüklerde şu şekilde yer alıyor: “Genelkurmay Başkanlığı’na gittik. Biraz sonra Milli Savunma Bakanı geldi. Toplantıyı oturma odasından brifing odasına almışlar. Anlaşılmaz şeyler oluyor. O kadar ısrarcı olan 2. Bşk. toplantı yerini ne olduğunu anlamadığımız bir nedenden dolayı değiştirebiliyor. Dikkat ettim, İlker aşırı derecede heyecanlıydı. Kendi kendine konuşuyordu. 10.00’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geldi, önce oturma odasına geçtik. Toplantı 2. Bşk. İlker Başbuğ’un yaptığı yazılı konuşma ile başladı.”
Görmüş, olayın bundan sonrasını günlüklerin atıf yaptığı EK-F belgesinden aktarıyor. Buna göre toplantıda, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı İlker Başbuğ,Başbakan’ın yüzüne karşı Görmüş’ün ‘muhtıra gibi’ dediği şu metni okudu: “23 Ağustos 2001 tarihinde, Kalyon Oteli’nde AKP Genel Başkanı olarak yaptığınız konuşmada, ‘Tecrübelerinden ders çıkarma erdemine sahip insanlar gibi ben de değişmeyi bir erdem sayıyorum’ demiştiniz. Ayrıca, ‘Laikliği demokrasinin gereği olarak görüyoruz…’ söyleminiz ile değiştiğiniz mesajını verdiniz. Siz ve partinizin birçok üyesi Milli Görüş ile siyasete başladınız. Nedir bu Milli Görüş? Necmettin Erbakan, 13 Mayıs 1990’da Sivas’ta yaptığı konuşmada, ‘Biz Müslüman’ız, Kur’an’ı hakim kılmak isteyene gideceğiz’ ifadesini kullanmıştır. 14 Temmuz 1996 tarihli Milliyet gazetesindeki söyleşinizde, ‘Refah Partisi’nin referansı İslam’dır. Bize göre demokrasi amaç değil ancak bir araçtır’ diyorsunuz. Toplumun zihninde, 23 Ağustos 2001’de ifade ettiğiniz değişimin ne derece gerçeği yansıttığını değerlendirmek istiyoruz. TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi ‘Silahlı Kuvvetler’in vazifesi; Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kollamak ve korumaktır’ hükmünü amirdir. TC Anayasası’nın 2. maddesi Cumhuriyet’in niteliklerini belirlemiştir. (…) TSK olarak Cumhuriyet’in temel niteliklerini hedef alan uygulamalara karşı sessiz kalmak mümkün değildir.”
Bu konuşma karşısında Erdoğan’ın takındığı tavır ise günlüklerde şöyle yer alıyor: “Adam bize kendi bildiklerini anlattı ve tartışmadık bile. Bu toplantıdan çıkınca yemeğe gittik, böylece işi de iyice sulandırmış olduk. Yemekte doğal olarak sohbete başladık ve adam da yemekten ayrılırken bizim sorunlarımızı dinleyip ayrılan ve onlara çözüm bulmayı vaat eden bir siyasetçi kimliği ile aramızdan ayrıldı.”
Kaynak: TARAF