Arşiv

Posts Tagged ‘balyoz’

İlker Başbuğ hakkında soruşturma başlatıldı

İnternet Andıcı Davası kapsamında önemli gelişme…
02 Ocak 2012 Pazartesi, 16:50:52
ilker başbuğ internet andıcı davası soruşturma

HABERTURK.COM

İnternet Andıcı Davası kapsamında eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında, İstanbul Özel Yetkili Savcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen İnternet Andıcı davadasında cuma günü ara kararlar açıklanmış, mahkeme, sanıkların savunmalarıyla ilgili beyanlarında ve belgelerde adı geçen Orgeneral Başbuğ hakkında gereğinin takdir ve ifası için Beşiktaş’taki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılmasını karara bağlamıştı.

Mahkemenin bu kararı Başbuğ hakkında suç duyurusu anlamına geliyordu.

HABERTURK.COM, Genelkurmay Eski Başkanı Org. Başbuğ’un nasıl yargılanabileceğiyle ilgili uzmanlarla konuşarak, özel haberle konuya açıklık getirmişti…

Anahtar Kelimeler
ilker başbuğ, internet andıcı, internet andıcı iddianamesi

Kategoriler:ADALET, ASDER, ayim, hukuk, kanun, tsk Etiketler:, , , ,

Balyozcuların PKK planı ortaya çıktı

Derin yapıların Türkiye’nin kritik savunma projelerine imza atan HAVELSAN’a sızma planı deşifre oldu…

Serbest ÖZDEN

Balyoz soruşturmasının 3. İddianamesi’nin ek delil klasörlerinde yer alan ve Gölcük Donanma Komutanlığı‘nın gizli bölmelerinde ele geçirilen belgeler, dehşet senaryolarını gün yüzüne çıkardı. Yapılanma ilk Türk İnsansız Hava Aracı (TİHA) ve terörle mücadele için kullanılmak için geliştirilen projeleri yavaşlatmayı ve imha etmeyi planlıyor. Türk savunma sanayiinin bel kemiği olan kurumların başında gelen HAVELSAN’a örgüt üyelerini aldırmak için yoğun çaba sarf eden derin yapı para, kadın ve şantaj yöntemini kullanıyor.Kurumyöneticilerinin odalarına yerleştirmek için dinleme cihazı olan 10 adet ‘böcek’ aldıran örgüt, kriptolu telefonlarla kurumdaki köstebekleri ile iletişim kurmuş. Projelerden sonuç alamayınca ‘imha edin’ talimatını veren örgütün planları, teröristlere çok zaiyat verdirdiği gerekçesiyle ‘Heronları düşürün’ emrini akıllara getirdi.

BÖCEK SEHPAYA KONABİLİR

Belgeler, derin yapının kurumyetkililerini takip için dinleme aracı temin ettiğini de gün yüzüne çıkardı. Enstitülerin gözetim altına alınması ve kamera sayısının önemine vurgu yapılan belgelerde “10 adet böcek alımı” başlığı altında, “Önderin odası böcek, keşif yapıldı sehpa olabilir,Güney mobilya” ifadeleri dikkat çekti. HAVELSAN’da görevli N.G. adlı kadının, çalıştığı projeden başka bir işe geçirileceğini ancak kardeşinin örgüt sabıkası nedeniyle zor durumda olduğunu yapıya yazılı olarak bildirerek yardım istendiği, ele geçirilen belgeler arasında yer aldı. Yapılması gereken diğer işler ise şöyle sıralandı:

AMCALAR KONUYA EL ATMALI

*TİHA konusu çok yıprandı. Bu ve diğer Güneydoğu ilintili projelerin gecikmesi konusundamakul ve inandırıcı argümanlar hazırlayalım. Şimdilik devam etmeli. Bitirilmesi istenmiyor.

*Bizim amcalar konuya el atmalı. Bununla ilgili HAVELSAN ile ortak projelere ilişkin Faruk beyle görüşülmesi. Bekir paşam için randevu al.

*TÜBİTAK’tan gelen notları öncelikle paylaş.

*Örgütteki işçi arkadaşlar dikkat çekmeden Tolon’a geçmiş olsun ziyaretinde bulunabilir.

*İşe alımla ilgili dernek üyelerini tanıdıkları ile ilgili tek tek dolaş.

*Yıpranan isimleri nadasa ayıralım.

*Eleman alımı konusu ciddi tutulmalı. Ciddi eleman eksiğimiz var. Alt kadroyu dolduramıyoruz. Gerekirse Harp Okulu’na gitmesin mühendis olsun.

*Düşük paralara gelmiyorlar. Bizim taksimat önemli, onları farklı kanallarla tatmin edelim: Prim,ödül,kadın…

Gizli belgeleri satmışlar

Balyoz iddianamesinde gizli yapılanmanın bu amacı net bir şekilde deşifre ediliyordu. Savcıların tespiti özetle şöyleydi: “Devletin stratejik kurumlarına sızan örgüt mensuplarının (GES, Tübitak, HAVELSAN) çalıştıkları kurumlardan elde ettikleri devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri, bağlı bulundukları örgüt yöneticilerine ulaştırdıkları, belgeyi getiren kişilere ücret ödedikleri, TSK için yürütülen ve projeleri durdurmaya, yavaşlatmaya veya engellemeye çalıştıkları, casusluk faaliyeti kapsamında belge veya projeleri yabancı ülkelere pazarlamayı planladıkları anlaşılmıştır.”

Sonuç alınmıyorsa imha edin

Güncem- Notlar Ankara-İzmit’ başlıklı belgede çarpıcı talimatlar yer alıyor. Bunlardan bazıları şöyle:

*Doğudan Ankara’yı kazananlar ile ilgili burs talebini değerlendirelim. Örgüt alt yapımızın verimliliği açısından önemli. Doyurucu rakamlarla sunalım.

*Kritik proje listesinin çıkarılması, müşterilerle face to face (yüz yüze) görüşme ayarlanabilir.

*Projelerin listelerinin çalışan sayısı, müşteri bilgisi, karşı taraftan irtibat kim detaylandırılması.

*Yukarıdan bir gözün projeleri takip etmesi.

*HAVELSAN, ASELSAN’da yavaşlatılacak projeler bize paslanacak.

*Ücretin paylaşımı önemli. Kim ne kadar alacak önemli. Ödeme gecikirse işler hep aksıyor.

*Kadın zaafı olan yöneticilerin tespiti, psikolojik tahlil.

*Projelerden sonuç alınamıyorsa ve elimizde tutamadıklarımızı yapabiliyorsak imha etmeliyiz.

Kategoriler:ASDER, tsk Etiketler:, , , , , ,

Başbuğ, Başbakan’ı tehdit etmiş

Taraf yazarı Alper Görmüş, 14 Ocak 2004’te TSK komuta kademesinin ‘muhtıra gibi’ bir metinle Erdoğan’ı ‘sıgaya çektiği’ni yazdı.

Nokta dergisinde ‘Darbe Günlükleri’ni kamuoyuna duyuran Taraf yazarı Alper Görmüş, dünkü yazısında günlüklerin daha önce yayımlanmayan çarpıcı bir bölümünü de okuyucularıyla paylaştı. Görmüş, 14 Ocak 2004’te Genelkurmay’da yapılan gizli toplantıda, TSK komuta kademesinin önceden hazırlanan ‘muhtıra gibi’ bir metinle Başbakan Tayyip Erdoğan’ı ‘sıgaya çektiği’ni yazdı. Metni okuyan dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, Erdoğan’a, “Tecrübelerinden ders çıkarma erdemine sahip insanlar gibi ben de değişmeyi bir erdem sayıyorum.. Laikliği demokrasinin gereği olarak görüyoruz…” sözlerini hatırlattığını, ardından şöyle dediğini aktarıyor: “Toplumun zihninde, 23 Ağustos 2001’de ifade ettiğiniz değişimin ne derece gerçeği yansıttığını değerlendirmekistiyoruz. TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi ‘Silahlı Kuvvetler’in vazifesi; Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kollamak ve korumaktır’ hükmünü amirdir. TSK olarak Cumhuriyet’in temel niteliklerini hedef alan uygulamalara karşı sessiz kalmak mümkün değildir.”
Kapatılan Nokta dergisinin 29 Mart-4 Nisan 2007 tarihli sayısında kamuoyuyla paylaşılan ‘Darbe Günlükleri’yle, 2004 yılında “Sarıkız” ve “Ayışığı” kod adlı darbe planlarının yanı sıra isimsiz üç darbe girişiminin atlatıldığı ortaya çıktı. Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’e ait günlüklerde “darbe için gerekli toplumsal ve sosyal karışıklıkların meydana getirilmesinde medya ve akademik çevrelerin harekete geçirilmesi” amacıyla düşünülen eylem planları da ayrıntılı bir biçimde yer alıyordu. Taraf Gazetesi yazarı Alper Görmüş, Darbe Günlükleri’nin Nokta’daki versiyonunda yer almayan bölümlerine dünkü yazısında yer verdi. Görmüş, “Erdoğan, davaların sönümlendirilmesine ‘tamam’ der mi” başlıklı yazısında, “Ben, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti), yaşadıkları onca tecrübeden sonra Türkiye’nin karanlık geçmişine dair büyük davaları sönümlendirmeye kalkacaklarına pek ihtimal vermiyorum. Çünkü o karanlık geçmiş, kendi tarihleri başlar başlamaz her şeyi bir kenara bırakıp bütün gücüyle onların üstüne çullandı. İşte bugün size, o “çullanma”nın en cüretkârlarından birini aktaracağım.” girişinden sonra 14 Ocak 2004’te Genelkurmay’da yapılan gizli toplantıyı anlattı. Görmüş’ün aktardığına göre askerlerin kendi sözleriyle “TRT bildirisi hazırlığı”nı gerektirecek ciddiyette tasarlanan ve onların talebiyle gerçekleştirilen toplantı, günlüklerde şu şekilde yer alıyor: “Genelkurmay Başkanlığı’na gittik. Biraz sonra Milli Savunma Bakanı geldi. Toplantıyı oturma odasından brifing odasına almışlar. Anlaşılmaz şeyler oluyor. O kadar ısrarcı olan 2. Bşk. toplantı yerini ne olduğunu anlamadığımız bir nedenden dolayı değiştirebiliyor. Dikkat ettim, İlker aşırı derecede heyecanlıydı. Kendi kendine konuşuyordu. 10.00’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geldi, önce oturma odasına geçtik. Toplantı 2. Bşk. İlker Başbuğ’un yaptığı yazılı konuşma ile başladı.”
Görmüş, olayın bundan sonrasını günlüklerin atıf yaptığı EK-F belgesinden aktarıyor. Buna göre toplantıda, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı İlker Başbuğ,Başbakan’ın yüzüne karşı Görmüş’ün ‘muhtıra gibi’ dediği şu metni okudu: “23 Ağustos 2001 tarihinde, Kalyon Oteli’nde AKP Genel Başkanı olarak yaptığınız konuşmada, ‘Tecrübelerinden ders çıkarma erdemine sahip insanlar gibi ben de değişmeyi bir erdem sayıyorum’ demiştiniz. Ayrıca, ‘Laikliği demokrasinin gereği olarak görüyoruz…’ söyleminiz ile değiştiğiniz mesajını verdiniz. Siz ve partinizin birçok üyesi Milli Görüş ile siyasete başladınız. Nedir bu Milli Görüş? Necmettin Erbakan, 13 Mayıs 1990’da Sivas’ta yaptığı konuşmada, ‘Biz Müslüman’ız, Kur’an’ı hakim kılmak isteyene gideceğiz’ ifadesini kullanmıştır. 14 Temmuz 1996 tarihli Milliyet gazetesindeki söyleşinizde, ‘Refah Partisi’nin referansı İslam’dır. Bize göre demokrasi amaç değil ancak bir araçtır’ diyorsunuz. Toplumun zihninde, 23 Ağustos 2001’de ifade ettiğiniz değişimin ne derece gerçeği yansıttığını değerlendirmek istiyoruz. TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi ‘Silahlı Kuvvetler’in vazifesi; Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kollamak ve korumaktır’ hükmünü amirdir. TC Anayasası’nın 2. maddesi Cumhuriyet’in niteliklerini belirlemiştir. (…) TSK olarak Cumhuriyet’in temel niteliklerini hedef alan uygulamalara karşı sessiz kalmak mümkün değildir.”
Bu konuşma karşısında Erdoğan’ın takındığı tavır ise günlüklerde şöyle yer alıyor: “Adam bize kendi bildiklerini anlattı ve tartışmadık bile. Bu toplantıdan çıkınca yemeğe gittik, böylece işi de iyice sulandırmış olduk. Yemekte doğal olarak sohbete başladık ve adam da yemekten ayrılırken bizim sorunlarımızı dinleyip ayrılan ve onlara çözüm bulmayı vaat eden bir siyasetçi kimliği ile aramızdan ayrıldı.”
Kaynak: TARAF

BU MÜHENDİSİ İŞTEN ÇIKARIN….

Çevik Bir’in 28 Şubat emri de dosyada

 

28 Şubat sürecinin kudretli generali Çevik Bir’in, irticacı diye ihbar edilen SSM’de görevli bir mühendisin işten çıkarılması için Milli Savunma Bakanlığı’na yazdığı yazı da Balyoz Darbe Planı davası iddianamesi ek klasörlerine girdi.

BALYOZ Darbe Planı soruşturmasının 143 sanıklı ikinci iddianamesinin dün kamuoyuyla paylaşılan 6 DVD’lik ek delil klasörlerinde, çok sayıda fişlemenin yanı sıra ‘görevden alma’ içeren Orgeneral Çevik Bir imzalı bir belge de delil olarak yer aldı. Ek klasörlerde, Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral Işık Koşaner’in de internet sitelerinde yayınlanan ses kaydı da yer aldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Işık Koşaner’in ses kaydıyla ilgili soruşturma başlatmıştı. Çeşitli okullarda görev yapan öğretmenler, okuyan öğrencilerin ve bazı askerlere ait fişlemelere ilişkin belge ve fotoğrafların da yer aldığı delil klasörlerinde, 5 Mart 1997 tarihinde dönemin Genelkurmay 2’inci Başkanı Çevik Bir imzasıyla Milli Savunma Bakanlığı’na gönderilen bir yazı da yer aldı.

‘Bu mühendisi işten çıkarın’

Savunma Sanayi Müsteşarlığı’na (SSM) hizmet sunan bir fabrikanın çalışanının ihbarı üzerine emekli Orgeneral Çevik Bir’in Milli Savunma Bakanlığı’na yazdığı yazı, 28 Şubat sürecinde insanların hangi kriterlere göre işlerinden edildiğini ve askerlerin siyasetin göbeğinde nasıl yer aldığını gözler önüne serdi.  ‘Gizli’ ibareli yazıda, bakanlıkta mühendis olan A.N.B’nin TSK mensupları hakkında uygun olmayan konuşmalar yaptığı, istenmeyen adam ilan edilen İranlı diplomatları destekleyici ifadeler kullandığı belirtililerek “Konunun tetkik edilerek, kim ve nereden destek aldığı bilinmeyen bu kişinin derhal bulunduğu müesseseden ilişiğinin kesilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir” deniyor. O mühendisin akibeti merak konusu oldu. KEMAL GÜMÜŞ İSTANBUL

Ergenekon ve Balyoz sanığının ‘Papa’ gezisi

BALYOZ iddianamesinin delil klasörlerinde yer alan başka bir belgede ise, Türk Ortadoks Patrikhanesi Sözcüsü şimdiki Ergenekon davası tutuklu sanığı Sevgi Erenerol’un da katılacağı bir geziden bahsediliyor. Belgede şunlara yer veriliyor:”Papa hazretlerinin kabrine ait, Müge Tekin hanımefendiden aldığım resimleri verecektim. Dz. Alb. Alpay Çakarcan, Dz. Alb. Murat Özenalp, Dz. Alb. Nihat Altunbulak, Dz. Alb. Serdar Gürkan, Dz. Alb.Dora Sungunay-3 ad. Dz. Alb.Nuri Alacalı, Dz. Alb. Tamer Zorlubaş, Dz. Alb. Yankı Bağcıoğlu, toplam=10 Ad. Resim. Doracığım ve eşi Hülya Hanım Müge ve Sevgi Erenerol’a özel selamlarını ve Muzaffer’in de katılacağı yeni bir geziye katılma dileklerini iletmeyi unutma.” Klasörlerde yer alan emniyet tarafından hazırlanan tespit tutanağında ise ikinci Ergenekon davasının sanıklarından Hüseyin Vural Vural evinde elde edilen 1 No’lu CD içerisinde bulunan “papagezresim.xls” isimli Excel belgede aynı notun yer aldığı belirtildi.

Etimesgut İşkence Davası(Bul​ut Projesi) BALYOZ dosyasına girdi.

Önce cezasını verdiler sonra savunma istediler

 

28 Şubat’ın ilham kaynağı Bulut Projesi kapsamında ‘irticacı’ diye bazı subaylara savunmaları alınmadan 28 gün hapis verilmiş. Bu subaylar daha sonra yalan makinasına bağlanıp savunmaları istenmiş.

BALYOZ Darbe Planı soruşturması kapsamında hazırlanan 2. iddianamenin ek delil klasörlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 1987-1992 yılları arasında uygulanan ‘Bulut Projesi’ kapsamında ‘irticacı fişlemesi’ yapılan subayların yalan makinasına bağlandıklarına yönelik belgeler bulunmuştu. Savcı, yalan makinasına bağlanan eski askerlerin ifadesini aldı. Tanık askerler gördükleri işkenceyi anlattı.Proje kapsamında onlarca personelin önce cezalarının kesinleştirilerek tutuklandığı ardından ifadelerinin alındığı ortaya çıktı. Mağdurlar verdikleri ifadelerde yeni bir göreve gönderiliyormuş gibi tebligat aldıklarını ancak görev yerine gittiklerinde hücrelere konulduklarını belirtti. Dosyaya giren belgelere göre işkence odalarında yalan makinasına bağlanan mağdurlar, yalan söylemedikleri tespit edilmesine rağmen ordudan ihraç edilmekten kurtulamadılar.

Hava Kuvvetleri Komutanı emriyle

Ek delil klasörlerinde ‘mağdur’ olarak ifadesi yer alan emekli Yüzbaşı Engin Ocakçı’nın, Bulut Projesi kapsamında fişleme ve işkenceye uğradığına yönelik iddialarına ve proje sorumlusu 50 isim hakkındaki suç duyurusuna yer verildiği görüldü. İzmir’den atandığı Etimesgut 11. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı’na gittiğinde ‘camları boyalı bir ambulans’la gözaltına alındığını ve pencereleri tahtayla kapatılmış bir odaya götürüldüğünü söyleyen Ocakçı, burada dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Siyami Taştan’ın imzasıyla 28 gün oda hapsine çarptırılma kararı verildikten sonra ‘irticai faliyetler’ gerekçesiyle savunma yapmasının istendiğini iddia etti.

Yalan makinasına bağlı sorgu

Hava Kuvvetleri İstihbarat Başkanı Sebahattin Şatırel tarafından sorgulundığını, Poligraphy (yalan makinesi) testine tabi tutulduğunu belirten Ocakçı, sorgusunda kendisine ‘neden içki içmiyorsun’ diye sorulduğunu, kendisinin de sadece namaz kılan oruç tutan bir insan olduğunu, ancak irticai faaliyetler ile bağlantısının olmadığını ifade ettiğini savundu. Ocakçı’nın iddianameye giren ifadelerinde şöyle konuştu: “Beni sorgu odası olarak tabir edilen odadan başka bir odaya alıp önce bir sandalyeye oturttu. Göğsümü saracak şekilde elektort, parmaklarımda elekrotlar vardı. ‘Sana bir soru soracağız doğrusunu söyleyeceksin’ deyip karşımdaki tahtaya bir rakam yazıp bunu okumamı istedi. Ben de doğru şekilde okudum. Bana makinadan çıkan bir sonuç gösterip ‘bak doğruyu söylediğin için bu grafiklerden anlaşılıyor. Şimdi de yazdığımız rakamı mahsustan yanlış oku’ dedi. Ben de yanlış okuduğumda tekrar cihazdan çıktı alıp, ‘Bak nasıl nasıl garfikten anlaşılıyor. Bundan sonra hep doğruyu söyle yoksa anlarız.’ dedi. Ben de kendisini tanıdığımı ve hukuka aykırı işlem yaptıklarını söylediğimde korkmuştu.”

Sorgudan 3 ay sonra takdir aldı

İfadesinde oda hapsinde 28 gün boyunca gözleri kapalı bekletilip yalan makinasına bağlandığını belirten Üstteğmen Adem Cevizli ise bu süreç içinde ailesinin kendisinden haber alamadığını, sorgulundıktan 3 ay sonra görevindeki başarılarından dolayı başarı belgesi aldığını ancak 4 ay sonra ise TSK ile ilişiğinin kesildiğini söyleyerek proje sorumlularından şikayetçi oldu.

28 gün hapis otamatiğe bağlanmış

YAŞ kararları ile TSK ile ilişiği kesilen Astsubay Halil Yılmaz da görev yerinden Ankara’ya gönderildiğini, Etimesgut’ta bir odaya götürüldüğünü ve burada kendisine Hava Kuvvetleri Komutanlığının emri ile tutuklandığının söylendiğini anlattı. Halil Yılmaz da Engin Orakçı gibi tutuklandıktan sonra savunmasının istendiğini söyleyerek pencereleri kapatılmış bir odada 28 gün tutulduğunu anlattı. 4 kere gözleri bağlı olarak sorgulandığını belirten Yılmaz “Niçin Namaz kılma ihtiyacı hissettin” gibi sorular sorulduğunu kaydetti. 28 gün tutuklu kalan bir başka mağdur Harun Özdemir yalan testine istemediği halde tabi tutulduğunu 4 saat boyunca makinaya bağlı kaldığını anlattı.  BÜNYAMİN DEMİRKAN İSTANBUL

SENİ HADIM EDECEĞİZ

‘Zeki Müren gibi olacaksın’ tehdidi

ESKİ Binbaşı Mustafa Hacımustafaoğul- ları’nın ifadelerindeyse, 24 saat bir lambanın altında tutulduktan sonra irtica suçlamasıyla tutuklandığını söyledi. Tutuklu kaldığı 21 gün boyunca bulduğu boş kağıtlara not aldığını ve bunları serbest kaldıktan sonra günlük haline getirdiğini belirten Hacımustafaoğlu ifadesinde “Komisyon karşısında ifade verirken bir kasetten sürekli işkence gören insanların seslerini dinletiyorlardı. Seni de işkence heyetine teslim edeceğiz. Aynı şeyleri sen de yaşayacaksın, orada seni falakaya yatıracağız, seni tavana asacağız, cereyan verip seni hadım edeceğiz. Daha sonda da Zeki Müren gibi olacaksın dediler” şeklinde konuştu.

Kaynak : http://www.stargazete.com/politika/once-cezasini-verdiler-sonra-savunma-istediler-haber-404371.htm

Ergenekon için pes dedirten çalışma

İstanbul Beşiktaş’taki jandarma sosyal tesislerinin Ergenekon ve Balyoz sanıklarının yakınları için boşaltıldığı ortaya çıktı.
Tesislerde, cezaevine götürülmesi gereken 9 Balyoz sanığına kahvaltı verildiği de belirlendi.
 
Ergenekon ve Balyoz davası sanıklarının yakınları için Beşiktaş’taki Balmumcu Jandarma Sosyal Tesisleri boşaltıldı. Temmuz ayından bu yana “Tutuklu askerlerin yakınlarını misafir edeceğiz” denilerek tesislerde kalan askeri personelin gönderildiği ortaya çıktı. Bazı sanıkların ise tutuklandıktan sonra cezaevi yerine tesislere kahvaltıya getirildiği belirlendi.
 
ASTSUBAYA RET CEVABI
 
İstanbul Beşiktaş’taki Jandarma Balmumcu Sosyal Tesisleri Müdürü Jandarma Binbaşı Şinasi Budak’ın, temmuz ayından itibarenmisafirhanede kalan askeri personeli çıkartıp Ergenekon ve Balyoz davası sanıklarının aile ve misafirlerini ağırladığı öne sürüldü. Misafirhaneden çıkarılan Jandarma Muhabere Astsubay Kıdemli Çavuş Erhan Nazlı, Binbaşı Budak’ın yanına giderek burada kalmak istediğini söyledi. Ancak Budak’ın, “Eğer sizi burada misafir edersem Ergenekon ve Balyoz’dan yargılananların yüzlerce yakınını nerede misafir ederim, onlara ne derim” diyerek talebi reddettiği iddia edildi. Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral İbrahim Yaşar’ın onayıyla Balyoz sanığı 9 isim tutuklandıkları gecenin sabahı olan 12 Şubat 2011’de İstanbul Alay Komutanı Kurmay Albay Hüseyin Kurtoğlu tarafından Balmumcu Sosyal Tesisleri’ne getirildi.
 
9 TUTUKLUYA KAHVALTI
 
Cezaevine götürülmesi gereken tutuklu sanıklar Korgeneral Engin Alan, Tümg. Halil Helvacıoğlu, E. Yb. Kazım Gözüşirin, Tuğg. Ali Aydın, Alb. Hanifi Yıldırım, Kur. Alb. Hüseyin Özçoban, Alb. Mustafa Koç, Kur. Yb. Hüseyin Topul ve Kur. Yb. Yusuf Kelleli- ’ye askeri tesiste kahvaltı verildi.
 
‘İZİN ALDIM’ YALANI
 
Balyoz sanıklarının tutuklandıktan sonra Harbiye Orduevi ve Balmumcu’daki tesislere getirilmesi emrinin Hüseyin Kurtoğlu tarafından verildiği ileri sürüldü. Kurtoğlu’nun savcılıktan izin aldığını söylediğini belirtirken, savcılığın böyle bir izin vermediği ortaya çıktı. Tutuklu sanıkların usulsüz şekilde orduevlerine getirilmesi büyük tepki çekti.
 
BUGÜN 
Kategoriler:ADALET, ASDER, hukuk, tsk Etiketler:, , , ,

Korgeneral’in “Balyoz Ziyareti” Skandalı

K.Irak’ın Zap bölgesine operasyon düzenleyen uçakların komutası elinde bulunan Korgeneral Mehmet Veysi Ağar’ın, operasyon sırasında sorumluluk bölgesi yerine, Balyozcu paşaların yanında olduğu ortaya çıktı.

Korgeneral Mehmet Veysi Ağar, karargahında PKK’ya yönelik hava harekatını yürütmesi gerekirken Balyoz sanıklarını ziyaret etti. Ziyaret için Diyarbakır’dan CASA uçağı kaldırıldı. Hasdal ve Hadımköy’deki askerî cezaevlerinde yatan Balyoz sanıklarına devlet imkanlarıyla gerçekleştirilen ziyaretler kamuoyunda tartışılırken bir başka skandal daha gün yüzüne çıktı. Diyarbakır 2.Hava Kuvvet Komutanı Korgeneral Mehmet Veysi Ağar’ın terör örgütü PKK’ya yönelik hava harekatı yapılırken operasyonu yönetmesi gerektiği halde Hadımköy’deki Balyoz sanıklarını ziyarete gittiği anlaşıldı. Üstelik skandal ziyaret için bir CASA uçağının hazırlandığı ve uçuşun kayıtlara ‘malzeme nakli’ olarak geçtiği öğrenildi.

HAREKÂT KOMUTANI AĞAR

Terör örgütüne yönelik 17 Kasım 2011 tarihinde üç farklı hava üssünden 11 savaş uçağının katıldığı hava harekatı düzenlendi. Kuzey Irak’ın Zap bölgesine yönelik harekata Diyarbakır 8’nci Üsten 2 adet F-16, Malatya 7. Üsten 6 adet F-4, Merzifon 5.Üsten 3 adet F-16 uçağı katıldı. Harekatın yönetiminin ise Diyarbakır 2. Hava Kuvvet Komutanı Korgeneral Mehmet Veysi Ağar’ın komutasında olduğu belirtildi. Ancak harekatın başında bulunması gereken Ağar’ın, uçaklar havadayken operasyonu yönetmesi gerektiği halde sabah erken saatlerde kendisine bir CASA uçağı hazırlattığı belirlendi. Skandal uçuşun ‘malzeme nakli’ olarak kayıtlara geçtiği bildirildi. Korgeneral Ağar’ın bu uçakla İstanbul’a gidipHadımköy’deki Balyoz sanıklarını ziyaret ettiği ve aynı gün saat 14.30’da geri döndüğü öğrenildi.

Uçak masrafı 15 bin lira

Bu uçuşta kullanılan CASA uçağının sadece yakıt ve amortisman giderlerinin 14-15 bin lira arasında olduğu vurgulanırken bu rakama uçucu personeline ödenen uçuş tazminatının dahil olmadığına dikkat çekildi. Üstelik bu uçuştan dolayı Korgeneral Ağarda ayrıca uçuş parasıalacak. Tartışmalı ziyaretin bir başka skandal boyutunu da Korgeneral Ağar’a yönetmediği harekat için tazminat ödenecek olması oluşturdu. Hava Kuvvetleri’nde yurtdışı harekatlara katılan personele ‘harekat tazminatı’ adı altında para ödendiğine dikkat çekilirken, bu tazminatın rütbeden rütbeye değiştiğine işaret edildi. Bir binbaşının aylık 500 TürkLirası harekat tazminatı aldığı vurgulanırken, Korgeneral Ağar’ın da harekatı yönetmiş gibi rütbesine göre bu tazminatı alacağı belirtildi.

Bugün

Kategoriler:ASDER, hukuk, tsk Etiketler:, , , , , ,