Arşiv

Posts Tagged ‘başbuğ’

BASBUG Paşa’nın Beden Dili

OLAĞANÜSTÜ BİR SAPTAMA; HEM DE İDDİA DEĞİL, BELGELİ…

İNSANLAR KONUŞMASALAR DA YÜZ İFADELERİ, TAVIR ve

DAVRANIŞLARINDAN AKLINDAN GEÇENLERİ OKUYABİLİRSİNİZ.

Zira: Mekân aynı, 

         Faaliyet aynı, 

         Fotoğraf çekim yeri aynı, 

         Ziyaretçiler farklı.Bir de Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un yüz ifadeleri

Kurumlar arası uyum adeta Başbuğ’un yüz ifadelerine yansımış.


Yerli ve Yabancı ziyaretçiler

YORUMSUZ-YAZISIZ DESEK BİLMEM ANLAŞILIRMI…..?

Büyükanıt’la ilgili deliller inceleniyor

Savcı, hem İnternet Andıcı iddialarıyla hem de 27 Nisan bildirisiyle adı konuşulan Büyükanıt için inceleme başlattı

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un tutuklanmasının ardından soruşturmayı yürüten Savcı Cihan Kansız’ın Başbuğ’un savunması sırasında sunduğu belgeler arasından öncelikli olarak emekli Orgeneral Büyükanıt ile ilgili delilleri incelemeye aldığı bildirildi.
İFADESİ ALINABİLİR

Savcılığın, önümüzdeki günlerde Büyükanıt ile diğer isimlerin soruşturma kapsamında şüpheli olup olmayacağı veya ifadesinin alınıp alınmayacağı yönünde bir karar vermesi bekleniyor.
BAŞBUĞ İŞARET ETMİŞTİ

İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından yürütülen ve hükümet aleyhine kara propaganda yapılması amacıyla kurulduğu iddia edilen internet siteleriyle ilgili soruşturma kapsamında geçtiğimiz hafta eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ ‘silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek’ suçlarından tutuklanmıştı. Başbuğ, savcılık ve mahkemedeki ifadelerinde internet sitelerinin kendisinden önceki dönemde hazırlandığını belirterek isim vermeden emekli Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ı işaret etmişti.

E-MUHTIRA İLE GÜNDEME GELMİŞTİ

Büyükanıt delillerin incelenmesinin ardından hakkında soruşturma başlatılırsa Başbuğ gibi silahlı terör örgütü yöneticiliği ve T.C. Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlarından şüpheli konumuna gelecek. Büyükanıt e-muhtıra olarak bilinen 27 Nisan bildirisini kaleme aldığını söylemiş, hakkında soruşturma açılmamıştı. (AHT)

‘Başbuğ’un tutuksuz yargılanması yeni bir cuntaya sebebiyet verebilir

Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASSAM) Başkanı Emekli Orgeneral Adnan Tarnıverdi, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tutuksuz yargılanmasının millete zarar vereceğini söyledi. Tanrıverdi, Genelkurmay Başkanı gibi önemli bir görevi yapmış bir kişinin darbe girişimi suçundan tutuksuz yargılanmasının yeni bir cuntaya sebebiyet verebileceği uyarısında bulundu.
ASSAM Başkanı emekli Orgeneral Adnan Tanrıverdi, anayasa taslakları ile ilgili düzenlenen basın toplantısında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Darbe girişiminin önemli ve ağır bir itham olduğunu söyleyen Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASSAM) Genel Başkanı emekli Orgeneral Adnan Tanrıverdi, yoğunluklu olarak kanıtları alınmış suçlarla itham edilen Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının tutuksuz yargılanmasının sakıncalı olduğunu söyledi.
Tutuksuz yargılamanın silahlı kuvvetlerin emir komuta zincirini bozacağını belirten Tanrıverdi, “Silahlı Kuvvetler 1960’dan itibaren her darbede, darbeciler giderken yerlerine yeni cuntaları bırakmışlardır. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat’tan sonra hep böyle olmuştur. 28 Şubat’tan sonrakiler de Ergenekon davasıyla ilgili yargılanıyorlar.” şeklinde konuştu.
Cunta mensuplarının emekli olanlar dışında hala Türk Silahlı Kuvvetleri içinde bulunduğuna dikkat çeken Tanrıverdi, “Eğer Genelkurmay Başkanlığı yapmış bir kişi, darbe suçuyla itham ediliyor ve serbest yargılanıyorsa, Silahlı Kuvvetler içerisinde taraftarları vardır. Onları tahrik eder, emir komuta sistemini bozar. Silahlı Kuvvetler içinde aktif pasif girişimlere sebep olur. O bakımdan bunu biz yadırgamıyoruz.” ifadesini kullandı.
Tanrıverdi, Darbe gibi önemli suçlarda ağır deliller varsa tutuksuz yargılamanın millete zarar vereceğini vurguladı.
Tutuksu yargılamanın toplantılar ve gruplaşmalarla ayrı bir cuntaya sebebiyet verebileceğini vurgulayan Tanrıverdi sözlerini şöyle sürdürdü: “Evet Genelkurmay Başkanlığı yapmış bir orgeneralimizin tutuklu olarak herhangi bir suçtan suç isnat edilmesi bile bizi üzer, ama varsa böyle bir şey o seviyedeki insanların da bu bakımdan hukuk kurallarına daha çok riayet etmesi gerekir. Yani kendisine verilen gücü silahı mutlaka adaletle kullanması gerekir.”

‘İMKANI OLSAYDI 700 BİN KİŞİLİK GÜCÜ DARBE İÇİN KULLANIRDI’
Tanrıverdi, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un mahkemedeki, “700 bin kişilik gücü elinde tutan bir komutan olarak bunu yapmanın başka yolları olabilirdi.” açıklamasını, “Gizli olarak internet andıcı, irtica ile mücadele planları yapıp da bir şeyler düzenleyebilen, eğe imkan olsaydı bu 700 bin kişilik imkan olsaydı kullanırdı. Kullanma imkanı olmamış, kullanamamış demek ki.“ şeklinde yorumladı.
İnternet andıcı ve kamuoyunda ‘AK Parti ve Gülen’i bitirme planı’yla ilgili açılan davada 8’i generel 29 askerin yargılandığını hatırlatan Tanrıverdi, yargılananların emri İlker Başbuğ’dan aldıklarını söylediklerini ifade etti. Tanrıverdi, “Yargılananlardan 15’i tutuklu. Bunların arasında Genelkurmay Başkanı’nın en yakını olan 2. Başkan Hasan Iğsız da var. O emir vermeseydi, bunlar bunu yapmayacaklardı. Alt kademedekiler bunu yaptıkları için tutukluysa, emir verenin tutuksuz olması da adaletsiz olur.” dedi.
Cihan Haber Ajansı

Kategoriler:ASDER, tsk Etiketler:, , ,

Dünya Basını Başbuğ’u Nasıl Gördü?

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklanması dünya basınında geniş yer buldu.
İngiliz BBC televizyonu ve Amerikan New York Times gazeteleri, Başbuğ’un tutuklandığını internet sayfalarında manşetten verdiler.

İNGİLİZ BBC TELEVİZYONU
İngiliz BBC televizyonu “Türkiye’nin Ergenekon darbe planı: Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ tutuklandı” başlığıyla verdiği haberde, Başbuğ’un hükümete karşı darbe planı gerekçesiyle tutuklandığını yazdı. BBC haberinde, 2010 yılında Genelkurmay Başkanlığı görevinden emekliye ayrılan Başbuğ’un genişletilmiş Ergenekon Örgütü davasından tutuklanan en üst düzey asker olduğu belirtildi. Haberde, savcının 2003 yılında ulusalcı bir grubun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hükümetini düşürmek için bir darbe girişiminde bulunduğu suçlamasında bulunduğunu belirterek, bu dava kapsamında 400 kişinin yargılandığı vurgulandı.

NEW YORK TIMES: ‘İNTERNET ANDICI’ SUÇLAMASI YAPILDI
Amerikan New York Times gazetesi, Türkiye’nin Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’un genişletilmiş darbe girişimi davası çerçevesinde tutuklandığını yazdı. Başbuğ’un 2008 yılına kadar Genelkurmay Başkanlığı görevinde bulunduğu hatırlatılarak, “İnternet andıcı” belgesinin hazırlanması emrini veren kişi sıfatıyla tutuklandığını belirtti.

WASHINGTON POST: ERGENEKON DAVASINDAN TUTUKLANDI
Amerikan Washington Post gazetesi, Türkiye’nin Genelkurmay eski Başkanı’nı darbe girişimine teşebbüsten yargılanmak için tutukladığını yazdı. Haberde, 2010 yılına kadar Genelkurmay Başkanlığı yapan Başbuğ’un genişletilmiş Ergenekon davası kapsamında tutuklandığı belirtildi. Gazete, NTV’yi kaynak göstererek, Başbuğ’un kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddettiğini yazdı. Washington Post haberinde, Başbuğ’un sağlık kontrolünden geçirildikten sonra demir parmaklıklar arkasına gönderilen ilk üst düzey asker olduğu belirtildi.

REUTERS: HÜKÜMETLE ORDU ARASINDA YENİ GERGİNLİK NEDENİ
Uluslararası haber ajansı Reuters, Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’un darbe girişiminde bulunmaktan tutuklandığını belirtti. Haberde, Başbuğ’un tutuklanmasının ordu ile hükümet arasında yeni bir gerginliğe neden olabileceği iddisında bulunuldu. Reuters haberinde, Ergenekon davasında yargılanan bazı gazetecilerin dün hakim karşısına çıkarıldığı hatırlatılarak, bu davadan saatler sonra Başbuğ’un gece yarısı tutuklandığı vurgulandı. Haberde tutuklu gazetecilerin “Adalet katlediliyor” diye mahkemede bağırdıkları belirtildi.

EL CEZİRE: ORDU İNTERNET SİTELERİYLE ERDOĞAN’I ZAYIFLATMAYA ÇALIŞTI
Katar merkezli El Cezire televizyonu da, Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’un hükümete karşı darbe girişimi suçlamasıyla tutuklu yargılanacağını duyurdu. Haberde Başbuğ’un Ergenekon davasında tutuklanan en üst düzey asker olduğu belirtildi. Haberde, savcının Türk ordusuna, çeşitli internet siteleri kurarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve partisi AKP’yi zayıflatmak suçlamasını yönelttiği vurgulandı.

DER STANDARD: BAŞBUĞ ‘İNTERNET ANDICI’NDAN TUTUKLANDI
Avusturya’nın saygın gazetelerinden Der Standard, Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklandığı haberine geniş yer veren diğer bir gazete. Der Standard, Başbuğ’un “İnternet andıcı” adlı bir belgeyle hükümete karşı darbe girişi planı içinde olmaktan tutuklanığını belirtti.
HABERNAME

Kategoriler:ADALET, ASDER, hukuk, tsk Etiketler:, , ,

İlker Başbuğ hakkında soruşturma başlatıldı

İnternet Andıcı Davası kapsamında önemli gelişme…
02 Ocak 2012 Pazartesi, 16:50:52
ilker başbuğ internet andıcı davası soruşturma

HABERTURK.COM

İnternet Andıcı Davası kapsamında eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında, İstanbul Özel Yetkili Savcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen İnternet Andıcı davadasında cuma günü ara kararlar açıklanmış, mahkeme, sanıkların savunmalarıyla ilgili beyanlarında ve belgelerde adı geçen Orgeneral Başbuğ hakkında gereğinin takdir ve ifası için Beşiktaş’taki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılmasını karara bağlamıştı.

Mahkemenin bu kararı Başbuğ hakkında suç duyurusu anlamına geliyordu.

HABERTURK.COM, Genelkurmay Eski Başkanı Org. Başbuğ’un nasıl yargılanabileceğiyle ilgili uzmanlarla konuşarak, özel haberle konuya açıklık getirmişti…

Anahtar Kelimeler
ilker başbuğ, internet andıcı, internet andıcı iddianamesi

Kategoriler:ADALET, ASDER, ayim, hukuk, kanun, tsk Etiketler:, , , ,

Başbuğ, Başbakan’ı tehdit etmiş

Taraf yazarı Alper Görmüş, 14 Ocak 2004’te TSK komuta kademesinin ‘muhtıra gibi’ bir metinle Erdoğan’ı ‘sıgaya çektiği’ni yazdı.

Nokta dergisinde ‘Darbe Günlükleri’ni kamuoyuna duyuran Taraf yazarı Alper Görmüş, dünkü yazısında günlüklerin daha önce yayımlanmayan çarpıcı bir bölümünü de okuyucularıyla paylaştı. Görmüş, 14 Ocak 2004’te Genelkurmay’da yapılan gizli toplantıda, TSK komuta kademesinin önceden hazırlanan ‘muhtıra gibi’ bir metinle Başbakan Tayyip Erdoğan’ı ‘sıgaya çektiği’ni yazdı. Metni okuyan dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, Erdoğan’a, “Tecrübelerinden ders çıkarma erdemine sahip insanlar gibi ben de değişmeyi bir erdem sayıyorum.. Laikliği demokrasinin gereği olarak görüyoruz…” sözlerini hatırlattığını, ardından şöyle dediğini aktarıyor: “Toplumun zihninde, 23 Ağustos 2001’de ifade ettiğiniz değişimin ne derece gerçeği yansıttığını değerlendirmekistiyoruz. TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi ‘Silahlı Kuvvetler’in vazifesi; Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kollamak ve korumaktır’ hükmünü amirdir. TSK olarak Cumhuriyet’in temel niteliklerini hedef alan uygulamalara karşı sessiz kalmak mümkün değildir.”
Kapatılan Nokta dergisinin 29 Mart-4 Nisan 2007 tarihli sayısında kamuoyuyla paylaşılan ‘Darbe Günlükleri’yle, 2004 yılında “Sarıkız” ve “Ayışığı” kod adlı darbe planlarının yanı sıra isimsiz üç darbe girişiminin atlatıldığı ortaya çıktı. Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’e ait günlüklerde “darbe için gerekli toplumsal ve sosyal karışıklıkların meydana getirilmesinde medya ve akademik çevrelerin harekete geçirilmesi” amacıyla düşünülen eylem planları da ayrıntılı bir biçimde yer alıyordu. Taraf Gazetesi yazarı Alper Görmüş, Darbe Günlükleri’nin Nokta’daki versiyonunda yer almayan bölümlerine dünkü yazısında yer verdi. Görmüş, “Erdoğan, davaların sönümlendirilmesine ‘tamam’ der mi” başlıklı yazısında, “Ben, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti), yaşadıkları onca tecrübeden sonra Türkiye’nin karanlık geçmişine dair büyük davaları sönümlendirmeye kalkacaklarına pek ihtimal vermiyorum. Çünkü o karanlık geçmiş, kendi tarihleri başlar başlamaz her şeyi bir kenara bırakıp bütün gücüyle onların üstüne çullandı. İşte bugün size, o “çullanma”nın en cüretkârlarından birini aktaracağım.” girişinden sonra 14 Ocak 2004’te Genelkurmay’da yapılan gizli toplantıyı anlattı. Görmüş’ün aktardığına göre askerlerin kendi sözleriyle “TRT bildirisi hazırlığı”nı gerektirecek ciddiyette tasarlanan ve onların talebiyle gerçekleştirilen toplantı, günlüklerde şu şekilde yer alıyor: “Genelkurmay Başkanlığı’na gittik. Biraz sonra Milli Savunma Bakanı geldi. Toplantıyı oturma odasından brifing odasına almışlar. Anlaşılmaz şeyler oluyor. O kadar ısrarcı olan 2. Bşk. toplantı yerini ne olduğunu anlamadığımız bir nedenden dolayı değiştirebiliyor. Dikkat ettim, İlker aşırı derecede heyecanlıydı. Kendi kendine konuşuyordu. 10.00’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geldi, önce oturma odasına geçtik. Toplantı 2. Bşk. İlker Başbuğ’un yaptığı yazılı konuşma ile başladı.”
Görmüş, olayın bundan sonrasını günlüklerin atıf yaptığı EK-F belgesinden aktarıyor. Buna göre toplantıda, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı İlker Başbuğ,Başbakan’ın yüzüne karşı Görmüş’ün ‘muhtıra gibi’ dediği şu metni okudu: “23 Ağustos 2001 tarihinde, Kalyon Oteli’nde AKP Genel Başkanı olarak yaptığınız konuşmada, ‘Tecrübelerinden ders çıkarma erdemine sahip insanlar gibi ben de değişmeyi bir erdem sayıyorum’ demiştiniz. Ayrıca, ‘Laikliği demokrasinin gereği olarak görüyoruz…’ söyleminiz ile değiştiğiniz mesajını verdiniz. Siz ve partinizin birçok üyesi Milli Görüş ile siyasete başladınız. Nedir bu Milli Görüş? Necmettin Erbakan, 13 Mayıs 1990’da Sivas’ta yaptığı konuşmada, ‘Biz Müslüman’ız, Kur’an’ı hakim kılmak isteyene gideceğiz’ ifadesini kullanmıştır. 14 Temmuz 1996 tarihli Milliyet gazetesindeki söyleşinizde, ‘Refah Partisi’nin referansı İslam’dır. Bize göre demokrasi amaç değil ancak bir araçtır’ diyorsunuz. Toplumun zihninde, 23 Ağustos 2001’de ifade ettiğiniz değişimin ne derece gerçeği yansıttığını değerlendirmek istiyoruz. TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi ‘Silahlı Kuvvetler’in vazifesi; Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kollamak ve korumaktır’ hükmünü amirdir. TC Anayasası’nın 2. maddesi Cumhuriyet’in niteliklerini belirlemiştir. (…) TSK olarak Cumhuriyet’in temel niteliklerini hedef alan uygulamalara karşı sessiz kalmak mümkün değildir.”
Bu konuşma karşısında Erdoğan’ın takındığı tavır ise günlüklerde şöyle yer alıyor: “Adam bize kendi bildiklerini anlattı ve tartışmadık bile. Bu toplantıdan çıkınca yemeğe gittik, böylece işi de iyice sulandırmış olduk. Yemekte doğal olarak sohbete başladık ve adam da yemekten ayrılırken bizim sorunlarımızı dinleyip ayrılan ve onlara çözüm bulmayı vaat eden bir siyasetçi kimliği ile aramızdan ayrıldı.”
Kaynak: TARAF

Etimesgut İşkence Davası(Bul​ut Projesi) BALYOZ dosyasına girdi.

Önce cezasını verdiler sonra savunma istediler

 

28 Şubat’ın ilham kaynağı Bulut Projesi kapsamında ‘irticacı’ diye bazı subaylara savunmaları alınmadan 28 gün hapis verilmiş. Bu subaylar daha sonra yalan makinasına bağlanıp savunmaları istenmiş.

BALYOZ Darbe Planı soruşturması kapsamında hazırlanan 2. iddianamenin ek delil klasörlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 1987-1992 yılları arasında uygulanan ‘Bulut Projesi’ kapsamında ‘irticacı fişlemesi’ yapılan subayların yalan makinasına bağlandıklarına yönelik belgeler bulunmuştu. Savcı, yalan makinasına bağlanan eski askerlerin ifadesini aldı. Tanık askerler gördükleri işkenceyi anlattı.Proje kapsamında onlarca personelin önce cezalarının kesinleştirilerek tutuklandığı ardından ifadelerinin alındığı ortaya çıktı. Mağdurlar verdikleri ifadelerde yeni bir göreve gönderiliyormuş gibi tebligat aldıklarını ancak görev yerine gittiklerinde hücrelere konulduklarını belirtti. Dosyaya giren belgelere göre işkence odalarında yalan makinasına bağlanan mağdurlar, yalan söylemedikleri tespit edilmesine rağmen ordudan ihraç edilmekten kurtulamadılar.

Hava Kuvvetleri Komutanı emriyle

Ek delil klasörlerinde ‘mağdur’ olarak ifadesi yer alan emekli Yüzbaşı Engin Ocakçı’nın, Bulut Projesi kapsamında fişleme ve işkenceye uğradığına yönelik iddialarına ve proje sorumlusu 50 isim hakkındaki suç duyurusuna yer verildiği görüldü. İzmir’den atandığı Etimesgut 11. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı’na gittiğinde ‘camları boyalı bir ambulans’la gözaltına alındığını ve pencereleri tahtayla kapatılmış bir odaya götürüldüğünü söyleyen Ocakçı, burada dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Siyami Taştan’ın imzasıyla 28 gün oda hapsine çarptırılma kararı verildikten sonra ‘irticai faliyetler’ gerekçesiyle savunma yapmasının istendiğini iddia etti.

Yalan makinasına bağlı sorgu

Hava Kuvvetleri İstihbarat Başkanı Sebahattin Şatırel tarafından sorgulundığını, Poligraphy (yalan makinesi) testine tabi tutulduğunu belirten Ocakçı, sorgusunda kendisine ‘neden içki içmiyorsun’ diye sorulduğunu, kendisinin de sadece namaz kılan oruç tutan bir insan olduğunu, ancak irticai faaliyetler ile bağlantısının olmadığını ifade ettiğini savundu. Ocakçı’nın iddianameye giren ifadelerinde şöyle konuştu: “Beni sorgu odası olarak tabir edilen odadan başka bir odaya alıp önce bir sandalyeye oturttu. Göğsümü saracak şekilde elektort, parmaklarımda elekrotlar vardı. ‘Sana bir soru soracağız doğrusunu söyleyeceksin’ deyip karşımdaki tahtaya bir rakam yazıp bunu okumamı istedi. Ben de doğru şekilde okudum. Bana makinadan çıkan bir sonuç gösterip ‘bak doğruyu söylediğin için bu grafiklerden anlaşılıyor. Şimdi de yazdığımız rakamı mahsustan yanlış oku’ dedi. Ben de yanlış okuduğumda tekrar cihazdan çıktı alıp, ‘Bak nasıl nasıl garfikten anlaşılıyor. Bundan sonra hep doğruyu söyle yoksa anlarız.’ dedi. Ben de kendisini tanıdığımı ve hukuka aykırı işlem yaptıklarını söylediğimde korkmuştu.”

Sorgudan 3 ay sonra takdir aldı

İfadesinde oda hapsinde 28 gün boyunca gözleri kapalı bekletilip yalan makinasına bağlandığını belirten Üstteğmen Adem Cevizli ise bu süreç içinde ailesinin kendisinden haber alamadığını, sorgulundıktan 3 ay sonra görevindeki başarılarından dolayı başarı belgesi aldığını ancak 4 ay sonra ise TSK ile ilişiğinin kesildiğini söyleyerek proje sorumlularından şikayetçi oldu.

28 gün hapis otamatiğe bağlanmış

YAŞ kararları ile TSK ile ilişiği kesilen Astsubay Halil Yılmaz da görev yerinden Ankara’ya gönderildiğini, Etimesgut’ta bir odaya götürüldüğünü ve burada kendisine Hava Kuvvetleri Komutanlığının emri ile tutuklandığının söylendiğini anlattı. Halil Yılmaz da Engin Orakçı gibi tutuklandıktan sonra savunmasının istendiğini söyleyerek pencereleri kapatılmış bir odada 28 gün tutulduğunu anlattı. 4 kere gözleri bağlı olarak sorgulandığını belirten Yılmaz “Niçin Namaz kılma ihtiyacı hissettin” gibi sorular sorulduğunu kaydetti. 28 gün tutuklu kalan bir başka mağdur Harun Özdemir yalan testine istemediği halde tabi tutulduğunu 4 saat boyunca makinaya bağlı kaldığını anlattı.  BÜNYAMİN DEMİRKAN İSTANBUL

SENİ HADIM EDECEĞİZ

‘Zeki Müren gibi olacaksın’ tehdidi

ESKİ Binbaşı Mustafa Hacımustafaoğul- ları’nın ifadelerindeyse, 24 saat bir lambanın altında tutulduktan sonra irtica suçlamasıyla tutuklandığını söyledi. Tutuklu kaldığı 21 gün boyunca bulduğu boş kağıtlara not aldığını ve bunları serbest kaldıktan sonra günlük haline getirdiğini belirten Hacımustafaoğlu ifadesinde “Komisyon karşısında ifade verirken bir kasetten sürekli işkence gören insanların seslerini dinletiyorlardı. Seni de işkence heyetine teslim edeceğiz. Aynı şeyleri sen de yaşayacaksın, orada seni falakaya yatıracağız, seni tavana asacağız, cereyan verip seni hadım edeceğiz. Daha sonda da Zeki Müren gibi olacaksın dediler” şeklinde konuştu.

Kaynak : http://www.stargazete.com/politika/once-cezasini-verdiler-sonra-savunma-istediler-haber-404371.htm