Arşiv

Posts Tagged ‘eğitim’

O Yasakçı Şimdi Eğitimci

5751892008’de Mehmetçiklerin Manisa’daki yemin töreninde başörtülülere yasak uygulayan ve ailelerin tel örgüler ardında gözyaşı dökmesine sebep olan Naim Babüroğlu’nun, 10 Nisan’da eğitimci sıfatıyla seminer verecek olması tepki çekti.
04 Nisan 2013 Perşembe 01:05

Manisa’da tugay komutanı olarak görev yaptığı dönemde ildeki akademisyenleri, okulları, yurtları ve dershaneleri “irticacı” diye fişlediği belgelerle ortaya çıkan ve EMASYA planı için istihbarat raporu hazırlatan emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu’nun, bir eğitim merkezindeki seminere eğitimci olarak katılacak olması tepkilere yol açtı. Babüroğlu, Ümmehan Elginkan Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’nde, 10 Nisan 2013 Çarşamba günü yapılacak “Liderlik ve Motivasyon” isimli seminere “eğitimci” unvanıyla katılacak.
AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, geçmişte yasakçı ve darbeci bir yöntem uygulayan Babüroğlu’nun, vatandaşları fişleyerek görevini kötüye kullandığını söyledi. Böyle bir şahsın yine Manisa’ya, bu defa eğitimci olarak gelmesine anlam veremediğini belirten Özdağ, “Hiç kimse, kimseyi inançları, yaşam tarzı veya mezhebinden dolayı yargılayamaz, fişleyemez veya başka yerlere ispiyonlayamaz.

Devlet, vatandaşına güveni esas alarak güvenir. Şüphe istisnadır, güven esastır.” dedi. Naim Babüroğlu’nun o yıllarda insanları fişlediğini hatırlatan Özdağ, “O dönemde savcıları göreve davet etmiştim. Şimdi ise Manisa’da bir sivil toplum kuruluşunun organizasyonunda böyle sabıkalı şahıslara özellikle liderlik ve motivasyon eğitimi gibi görevleri tebliğ etmek, Manisalıya karşı büyük bir saygısızlık, büyük bir dikkatsizliktir. Elginkan Vakfı’nı, bir kez daha bu konuda düşünmeye davet ediyorum. Manisa’da sosyal ve önemli işlere imza atmış olan bir vakıftır. Bu tür sosyal sorumluluk işleri içinde ara eleman yetiştirmeye çalışarak mesleki seminerler veren bir vakıf. Bu kadar hizmetleri olan bir vakfın, bu tür etkinliklerle hizmetlerini gölgelemesine gönlüm razı olmuyor.” şeklinde konuştu.

Elginkan Vakfı’nın eğitime katkılarını herkesin bildiğini dile getiren Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi Mehmet Emin Sofuoğlu ise ancak Babüroğlu gibi bir şahsın eğitim vereceğini duyunca şok yaşadıklarını söyledi. Sofuoğlu, “28 Şubat döneminde eğitim müfettişlerini ve okul müdürlerine toplayıp brifing vererek, okullarda başörtülü çalışanları ve namaz kılanları irticacılar diye tespit ederek, ‘Bunlara asla müsaade etmeyeceksiniz.’ şeklinde tembihlediği günler aklımıza geldi.” dedi. Adı fişlemelerle anılan, bütün ülkenin öğrendiği bir kişinin, Elginkan gibi değerli bir eğitim kurumunda seminer vermesini hayretle karşıladıklarını vurgulayarak, “Biz vesayetin kalkması ve ülkemizin üzerindeki karanlığın dağılması için demokrasi ve millet adına mücadele vermiş bir teşkilat olarak, Babüroğlu gibi bir ismin Manisa’da, üstelik böylesine saygın bir eğitim kurumunda seminer ve eğitim vermesini yadırgıyoruz. Üniversite hocalarımızla, kendisini kanıtlamış çeşitli kurumlardan eğitimcilerle çok daha farklı ve önemli eğitimler verilebilir. Dolayısıyla 28 Şubat’a damgasını vurmuş bir kişinin seminerle tekrar bu şekilde ön plana çıkması, eğitim öğretim camiasını ve bütün milleti derinden yaralayacaktır.” diye konuştu.

TEL ÖRGÜLER ARDINDAKİ DRAM

Naim Babüroğlu’nun adı, 2008 Kasım ayında Mehmetçiklerin yemin töreninde yaşanan başörtü skandalıyla gündeme gelmişti. Manisa 1. Piyade Er Eğitim Tugayı’ndaki yemin töreninde Babüroğlu, askerlerin 40 yaşın altındaki başörtülü annelerini kışlaya sokmamıştı. Onlar da tel örgülerin ardından çocuklarının yemin edişini gözyaşlarıyla seyretmişti.

yeniakit

Kategoriler:ADALET, ASDER, ayim, hukuk, kanun, tsk Etiketler:, , ,

Askerî okullara neşter şart

AK Parti’nin 4. Olağan Kongresi’nde dağıttığı 63 maddelik hedef arasında yer alan “Askeri okullardaki müfredatın yenilenmesi” maddesi kamuoyundan destek buldu. Akit’e konuşan emekli askerler “Askeri okullara neşter şart” dedi…

Geçtiğimiz pazar günü Ankara’da yapılan AK Parti’nin 4. Olağan Kongresi’nde kamuoyuna duyurulan 63 maddelik hedef bildirisi pek çok açıdan doyurucu bulunurken; bildiride yer alan “Askeri okullardaki müfredatın yeni­lenmesi” maddesi kamuoyundan ve askeri uz­manlardan desek geldi. Hali hazırda Türk Si­lahlı Kuvvetleri’ne (TSK) bağlı Askeri Liseler ve Harp Okulları’nın hiç birinde ‘darbe’ adın­da bir ders bulunmuyor. 4 yıllık Harp Okulu eğitiminde toplamda verilen 58 ders teknik açıdan oldukça başarılı bulunurken, TSK bün­yesinde verilen eğitim darbelere ortam hazır­ladığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Askeri okul­larda verilen eğitim, Türk Silahlı Kuvvetle­ri’nce hazırlanırken; Milli Eğitim Bakanlığı ise eğitimin içeriğini kontrol edip, aralıklarla mü­fettiş gönderiyor.

TANRIVERDİ: ZİHNİYETİN DEĞİŞMESİ GEREKİYOR

Hükümetin de 2023 hedefleri arasında yer alan “Askeri okullardaki müfredatın yenilenmesi” maddesi geçmişte TSK’dan uzaklaştırılmış komutanların desteğini buldu. 28 Şubat ve daha öncesinde gerçekleş­tirilen darbelerin TSK’da verilen yanlış eğitim sebebiyle yaşandığını kaydeden komutanlar, yeni askeri eğitim sisteminin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini kaydettiler.

Akit’e konuşan Adaleti Savunanlar Derneği Başkanı (ASDER) Onursal Başkanı Adnan Tanrıverdi, ileri demokrasi için askeri okullardaki eğitim sisteminin değişmesinin şart olduğunu belirterek, “Ben, ‘Dev­letin sahibi biziz’ ve ‘milletin değerlerini devlete tehdit gören’ zihniyetin Silahlı Kuvvetlerde olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu açıdan gelişmeyi doğru buluyorum” dedi. Ordu kademelerinde zihniyet değişikliğinin eğitim sisteminin değişikliğiyle mümkün olabileceğini kaydeden Tanrıverdi, “Meslekleri incelediğimiz zaman askerliğin diğer mesleklerden farkı hedefe ulaşmak için canı ortaya koymayı ge­rektiriyor. Askerlik canı pahasına yaptığımız bir meslek. Böyle olunca zamanla devletin sahibinin ordu olduğu yönünde yanlış bir kanaat ortaya çıkmış. Canı pahasına icra edilecek vazifeyi devleti kontrol mekanizmasını sivil kuvvetlerden almayı hedefleyen askerler ortaya çıktı TSK’da… Halbuki TSK’da ve­rilen eğitimle sivil iradenin emirlerine tabi bir kuvet olmayı TSK mensupları içine sindirmelidir” diye konuştu.

“DARBE ZİHNİYETİ GİTMELİ, NAMAZ SERBESTÇE KILINMALI”

Tanrıverdi, şunları kaydetti: “28 Şubat öncesinde başlayan süreçle TSK’da milletin değerlerine ters ide­olojiye sahip bir zihniyet yerleşti. Bu zihniyetin TSK’da olmaması gerekiyor. Darbe eğitimi yoktur ama bu zihniyetle dersler okutuluyor. Silahlı Kuvvetlerde ibadetin serbestçe yapılması gerekir.”

HACIMUSTAFAOĞULLARI: MİLLET ELİNE SİLAH VERDİĞİ GÜCÜ KONTROL ETMELİ

28 Şubat döneminde ordudan uzaklaştırılan Emekli Albay Mustafa Hacımustafaoğulları da değişikliğin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Emekli Albay Hacımustafaoğulları, “1960’tan bu za­mana kadar yaşanan her darbede bu millet büyük zarar gördü. Bu yaşanan askeri darbeleri ve ara mü­dahaleleri yapan askerlerin de eğitim gördüğü askeri okullarda darbe dersi yoktu. Ancak, adı darbe ol­mayan derslerin içine darbeci damar uzantılarınca usta biçimde zerk edilen beyin yıkama yöntemleri ve oluşturulan psikolojik baskı ortamıyla darbeci kadrolar oluşturuldu, TSK içinde temizlenmesi ancak nesillere mal olacak darbeci damar inşa edildi. Mevcut eğitim sisteminin yetiştirdiği darbeci kadrola­rın 28 Şubat sürecinde haksız ve hukuksuz bir şekilde ordudan ihraç ettiği, itibarsızlaştırmaya çalıştığı binlerce subaydan sadece bir kısmı olan, her yönden olması gerektiği gibi, TSK’nın eğitim sistemi mil­let namına denetim altına alınmalıdır. Askeri okullarda verilen eğitim tamamıyla sadece askerin irade ve kontrolüne verilemeyecek kadar önemli ve hayatidir. Adı üzerinde Silahlı Kuvvetler. Millet, eline si­lah verdiği gücü de sonuna kadar kontrol etmelidir. Askeri okullara bu sebeple neşter atılması şarttır” şeklinde konuştu. Emekli Albay Hacımustafaoğulları, ayrıca “Askeri okullara öğrenci alımında komis­yonlarda Milli Savunma Bakanlığı’nın kontrolü altında olmalıdır” dedi.

Fahrettin Dede / Yeni Akit

Libya ordusunu Türkiye eğitecek

Libya Ulusal Geçiş Konseyi Başkanı Abdülcelil: ”Libya ordusunun Türkiye’de eğitim alabilmesi için mutabakata vardık”

-”Seyfülislam Kaddafi, Libya’da başkent Trablus’ta yargılanacak”
Libya Ulusal Geçiş Konseyi (UGK) Başkanı Mustafa Abdülcelil, ”Libya ordusunun Türkiye’de eğitim alabilmesi için mutabakata vardık” dedi.
Abdülcelil, Zilitan’daki temasları sırasında AA muhabirine, Türkiye’deki temasları ve Libya’da yaşanan geçiş dönemiyle ilgili yürütülen çalışmalar hakkında açıklamalarda bulundu.
Geçen hafta İstanbul’a gittiğini hatırlatan Abdülcelil, Muammer Kaddafi iktidarına karşı yaşanan çatışmalarda yaralanan ve tedavilerine Türkiye’de devam edilen, ”Özgürlük savaşçıları”nı ziyaret etme fırsatı da bulduğunu belirtti.
Yaralıların durumu hakkında bilgi aldığını ve kendileriyle görüştüğünü anlatan Abdülcelil, ayrıca Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a da geçmiş olsun dileklerini ilettiğini ifade etti.
Erdoğan’ı, sağlıklı bir şekilde görmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Mustafa Abdülcelil, ”Başbakan Erdoğan ile bazı konularda görüşme fırsatı bulduk. Libya ordusunun Türkiye’de eğitim alabilmesi için mutabakata vardık. Bu arada düzenli orduya geçiş için de çalışmalarımız sürüyor. Savunma Bakanımız Usame El Cuvali başkanlığında yürütülen çalışmalar gelecek hafta kamuoyuna duyurulacak” diye konuştu.
-Seyfülislam Kaddafi’nin yargılanması
Mustafa Abdülcelil, Libya’nın öldürülen devrik lideri Muammer Kaddafi’nin, 19 Kasım’da ülkenin güneyinde yakalanan oğlu Seyfülislam Kaddafi’nin yargılanma süreci ve Kaddafi döneminin askerlerinin serbest bırakılıp bırakılmayacağıyla ilgili soruları da cevaplandırdı.
UGK Başkanı Abdülcelil, ”Seyfülislam Kaddafi, Libya’da başkent Trablus’ta yargılanacak” dedi.
Hapishanede olan Kaddafi döneminin askerlerinin de serbest bırakılacağını yineleyen Abdülcelil, ”Fakat adam öldürme, tecavüz, hırsızlık gibi suçları işlemiş olanlar cezalarını çekecek” şeklinde konuştu.
Muammer Kaddafi iktidarına karşı başlatılan isyan sırasında kapatılan Tunus sınırındaki kapıların birkaç gün önce açıldığına işaret eden Abdülcelil, şu anda her şeyin kontrol altında olduğunu ve herhangi bir sorun yaşanmadığını söyledi.

Mustafa Abdülcelil, dileyenin Tunus sınırındaki hareketliliği gözlemleyebileceğini kaydetti.

HABERNAME

http://www.habername.com/haber-libya-ordusunu-turkiye-egitecek-68806.htm

Milli güvenlik subaylarına özel eğitim

Milli güvenlik derslerine asker öğretmenler girmesiyle ilgili tartışma büyüyor. Taraf Gazetesi’nden Alper Görmüş, dünkü köşesinde Darbe Günlükleri’nden daha önce yayımlanmayan bir bölüm aktardı. Söz konusu bölümde derslere giren asker öğretmenlerin ‘gerekli’ eğitimden geçirilerek ‘bilgilendirildiği’ aktarılıyor. Okullarda tuttukları raporlara dikkat çekiliyor.

Liselerde, milli güvenlik derslerine askerlerin girmesi yine gündemde. Taraf Gazetesi yazarlarından Alper Görmüş, dünkü köşesinde milli güvenlik derslerine giren askerî öğretmenlerle ilgili bir yazı kaleme aldı. Taraf’ın asker öğretmenlerin ajan gibi kullanıldıklarına dair yayımladığı bir başka habere gönderme yapan Görmüş, Darbe Günlükleri’nin Nokta versiyonunda yer almayan bir bölümü de okuyucularıyla paylaştı. Eldeki belge ve deliller değerlendirildiğinde söz konusu uygulamanın Türk Silahlı Kuvvetleri’nin standart bir uygulaması olduğu üzerinde durdu. Görmüş’ün yazısının ilgili bölümü şöyle: “Günlükler’in 4 Kasım 2004 tarihli bölümünde, komutanlara 1. Ordu’da verilen brifingden şu alıntı yapılıyor: ‘2004-2005 eğitim yılı başlangıcında Ordu bölgesinde, garnizon komutanlıklarınca ayrı ayrı, İstanbul garnizonunda da Ordu komutanlığınca, milli güvenlik bilgisi derslerinde görevlendirilen tüm öğretmenler yapılan toplantılarla eğitilmiş, özellik arz eden konularda bilgilendirilmiş ve bilinçlendirilmişlerdir. Milli güvenlik bilgisi ders öğretmenlerinden 20 Ekim 2004 tarihinde alınan raporlara göre…’

Darbe Günlükleri’ndeki bu bilgi ile Taraf’ın haberi birlikte, Balyoz plancılarının TSK’nın yasa dışı birtakım rutin uygulamalarını kendi amaçları doğrultusunda kullanmalarının yeni bir örneğine işaret ediyor. Uygulamanın anlatıldığı tarihin Balyoz planından iki yıl kadar sonrasına rastladığını da unutmamak lazım…”

Asker öğretmenlerle ilgili iddialar sadece Görmüş’ün yazdıklarıyla sınırlı değil. Balyoz soruşturması kapsamında hazırlanan üçüncü iddianamenin ek klasörlerinde çarpıcı belgeler yer alıyordu. Ek klasörlerde milli güvenlik bilgisi derslerine giren askerlerin nasıl fişleme yaptıkları gözler önüne seriliyor. Sanık müvekkillerine verilen 71 No’lu delil klasörlerinde bulunan bir dokümanda, öğrencilerin nasıl fişleneceği, hangi hususlara dikkat edileceği tek tek sıralanmış. Kurmay Albay Turgay Erkmen imzalı belgede, “Milli güvenlik bilgisi dersi öğretmeni olarak görevlendirilen subaylar, şimdiye kadar verilmiş emirler doğrultusundaki uygulamayı titizlikle devam ettireceklerdir.” ifadeleri kullanılıyor. Balyoz tutuklusu emekli Albay Hakan Büyük, Eskişehir’de görev yaptığı dönemde girdiği milli güvenlik derslerinde öğrenci ve öğretmenlerle ilgili fişlemeleri kabul etmişti. Büyük, “Benim yaptığım çalışmalar MGK kararları çerçevesinde gerçekleştirildi.” demişti.

ASKER ÖĞRETMENDEN FUHUŞ TUZAĞI

Askerî casusluk ve fuhuş operasyonunda gözaltına alınan Üsteğmen A.Ç.T.’nin de liseli kızlarla cinsel ilişkiye girdiğine dair fotoğraflar ve kamera görüntüleri olduğu ileri sürülmüştü. Aynı soruşturma kapsamında tutuklanan Albay İbrahim Sezer’den elde edilen belgeler arasında, çetenin liseli kızları tuzağa düşürdüğü ve kullanmayı planladığı yönünde bilgiler olduğu öne sürülmüştü. Bu amaçla milli güvenlik derslerine girilen kız öğrenciler ile cinsel ilişkiye girildiği, fotoğraflarının ve görüntülerinin de kaydedildiği ortaya çıkmıştı.

Kaynak : http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1217675

Bakan Kılıç’tan anlamlı özür

Bakan Suat Kılıç 32 yaşındaki öğrencinin sorduğu soru sonrası “hayatımın en zor sorusuydu” dedi ve özür diledi… Peki o öğrenci ne sordu?

Bir televizyon programında 6 üniversiteden gençler ile Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç bir araya getirildi.

Artanterörolaylarından yeni anayasa tartışmalarına, şike soruşturmasından gençlerin işsizlik sorununa kadar birçok konunun konuşulduğu programda, sorulara verdiği yanıtlar samimi bulunan Bakan Kılıç öğrenciler tarafından sürekli alkışlandı.

MEMURİYETİM NE OLACAK

1999 yılında İmam Hatip Lisesi’ni bitiren, ancak katsayı nedeniyle üniversiteye giremediğini, katsayı adaletsizliğine son verilmesinin ardından bugün 32 yaşında bir üniversiteyi hem de burslu olarak kazandığını anlatan bir başörtülü öğrenci, Bakan Kılıç’a “4 yıl sonra 36 yaşında okuldan mezun olduktan sonra memuriyet durumum ne olacak, kaybolan yıllarım bana geri verilebilecek mi” diye sordu. (Memuriyette yaş sınırı 35.)

‘DAHA KOLAY BİR SORUNUZ YOK MUYDU?’

Suat Kılıç, “Daha kolay bir sorunuz yok muydu?” diyerek öğrenciye takıldı.

Öğrencinin bu zor sorusuna “Söylediklerinizde baştan sona kadar haklısınız” şeklinde cevap veren Bakan, 28 Şubat sürecinin açtığı yaraların kapatılması, yeni sorun ve taleplerin de ortaya çıkmasına yol açtığını belirtti.

TÜM 28 ŞUBAT MAĞDURLARINDAN ÖZÜR DİLEDİ

Bakan Kılıç ardından da “özür diliyorum” dedi.

Suat Kılıç, programın sonunda da 32 yaşındaki öğrencinin sorduğu bu sorunun hayatında aldığı en zor sorulardan biri olduğunu kaydetti.

Kategoriler:ASDER, hukuk Etiketler:, , ,

Askeri Öğrenciler Konuştu

Askeri öğrenciler konuştu 14 Eylül 2011 Çarşamba 12:04

Neden atıldılar? Amaçları ne? Işık Koşaner’in ses kaydı ne hissettirdi? ‘

Asker intiharlarına’, vicdani redde nasıl bakıyorlar?..

 – “Bir teğmen el bombası vererek dört askerin ölümüne sebep olmuştu. Altı yıl ceza aldı. Bu teğmen de askeri lisede, Harp Okulu’nda okudu. Siz bir insana bize uygulanan gibi işkence uygularsanız kusura bakmayın ama psikolojisinin yerinde kalması mümkün değil. Onu bir cani olarak yetiştirirsiniz.” – “‘Askerlikten soğutma’ diye bir suç var, Genelkurmay Başkanlığı kendisi yapıyor bunu.” – “İntihar eden arkadaşlarımız oldu. Askerlikte bir üst vardır ve hukuklu ya da hukuksuz her şeyi yapabilir.” – “Hukuksuzluk devam ettikçe de vicdani retçilere olumlu bakacağım.” – “TSK’da tek görüş vardır. Genelkurmay Başkanı ne düşünüyorsa odur, öyle düşünün.” -” Fabrika gibi içerisi, tek tip çıkmak zorunda. 50’de bir hata olur, onlar da ayıklanıyor zaten.” – “Eğitim zayiatı olursun, umrumuzda olmazsın” … En büyük dertleri ayrıldıkları ya da atıldıkları takdirde devletin kullandıkları mermiye, yattıkları yatağa kadar çıkardığı astronomik fatura. Fen liseleriyle eşit statüde olmasına rağmen askeri okulların bu anlamda beş-altı kat daha pahalı oluşundan, tazminatın rehin mekanizması gibi çalışmasından şikâyetçiler. Eşitlik istiyorlar. Eğitimlerinin sadece üçte birinin mecburi askerlik hizmetine sayılmasından, SGK primi ve OYAK payı kesilmiş harçlıklarının, ayrıldıklarında emekliliklerinden sayılmadığı halde tam verilmiş gibi istenmesinden yakınıyorlar. Oda hapsine, askeri lise kökenli öğrencilere farklı muameleye karşılar. İçeride hukuk ve hesap verebilir bir mekanizma talep ediyorlar. Üçü de asker olmaya 10’lu yaşlarının başında karar vermiş. Sonra devam ettikleri Harp Okulları’ndan ya atılmış ya da ayrılmak zorunda kalmışlar. Üniversite affı, tazminat, psikolojik destek gibi dertlerden konuşmak ve muhabbet için buluştukları, üye sayısı 2 bini bulan Facebook grubunu Genelkurmay Başkanlığı ‘TSK’yı yıpratma girişimi’ olarak tarif edilmişti.

Çağatay Güven, Bilal Okuyucu ve Tuğrul Yıldırım bir zihniyeti anlatıyor.

 *Şimdi bana birtakım ağır eğitimler anlatıyorsunuz. Askerlik böyle bir şeydir, size ağır gelmiştir. Olamaz mı? Çağatay Güven: Bunu diyen çıkıyor. Derdimiz herkesle aldığımız eğitimler değil. Askeri liseden gelen bazı insanların maruz kaldığı muamele. *Peki bu bazı insanların kesişim kümesinde ne var?

Çağatay G.: Bazı basın kuruluşları öyle anlamak istiyor ama belli siyasi görüşten değiller. Dindar olduğunuz için mi atıldınız? Solcu olduğunuz için mi? Herkes kendi eksenine çekiyor. Gerçekten sağcısı da var, solcusu da, ülkücüsü de, Atatürkçüsü de.

 Tuğrul Yıldırım: ıstatistiklere bakın. Askeri liselerden gelenlerin kaçı ayrılıyor? Ayrılanların kaçının babası subay, astsubay?

Bilal Okuyucu: Son dört-beş senede Harp Okulları’na giren 5 bin kişiden 1500 kadarı ayrılmış. Yüzde 90’ı askeri lise kökenli. Tuğrul Y.: Hakkımızda yapılan soruşturmaları Genelkurmay Başkanlığı açıklasın. Biz belgelerimizi, raporlarımızı açıklayalım. Neden bu muameleye maruz kaldığımızı anlayalım.

*Temel dert tazminatı kaldırmak mı?

Çağatay G.: Evet, çünkü bu kanunlara aykırı. Eşitsizliğin giderilmesi önemli. Herkes gibi yediğimizi ödeyelim ama bizden fazla alınmasına karşıyız. ıkinci olarak da oda hapsine itiraz ediyoruz. Zaten bir AıHM kararı var. Genelkurmay Başkanlığı bizim TSK’yı yıpratmak için kurulan bir internet sitesi olduğumuzu söyledi. Biz sadece Facebook’ta bir araya gelmiş 2 bine yakın insanız. Derdimiz yıpratmak da değil.

*‘İçeride’ ne olabileceğini sivillerden daha iyi tahmin edebilecek kişiler olarak, asker intiharı, eğitim zayiatı haberlerini nasıl okuyorsunuz?

Tuğrul Y.: Bir teğmen el bombası vererek dört askerin ölümüne sebep olmuştu. Altı yıl ceza aldı. Bu teğmen de askeri lisede, Harp Okulu’nda okudu. Siz bir insana bize uygulanan gibi işkence uygularsanız kusura bakmayın ama psikolojisinin yerinde kalması mümkün değil. Onu bir cani olarak yetiştirirsiniz.

Çağatay G.: Harp Okulu’nda da intihar eden arkadaşlarımız oldu. Askerlikte bir üst vardır ve hukuklu ya da hukuksuz her şeyi yapabilir. Hukuksuzluk yaşayanların bir noktada yapacak bir şeyi kalmıyor ve intiharı düşünebiliyor yani. *Bir askeri öğrenci Işık Koşaner’in ses kaydını dinlediğinde ne hisseder?

Tuğrul Y.: Bunlar bilinen şeylerdi. Kendisi de zaten konuşacak değildi.

Çağatay G.: Hep sizin vatanseverliğiniz sorgulanıyor. Bakıyorsunuz sizi sorgulayanlar bir sürü hukuksuz işe bulaşmış. Kimsenin vatanı düşündüğü yok. Hayal kırıklığı hafif kalır.

*Ergenekon ve Balyoz diyeyim…

 Tuğrul Y.: 14 yaşımda ailemi bırakıp vatana hizmet etmek için gitmişim. Birilerinin keyfi davranışlarıyla atılıyorsunuz, sonra o Ergenekon’dan tutuklanıyor. Biz de her şeyimizle fişlenmişiz. Ne diyebilirim, üzücü. Bilal O.: Biz tazminatlarla uğraşırken, üst bürokratların yüzde 15 OYAK kesintilerini düşündüğünü duyunca insan ister istemez farklı düşünüyor.

*Vicdani ret hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çağatay G.: Artık olumlu bakıyorum. Çünkü çocuğumu nasıl askere göndereceğim, başına ne gelecek diye düşünüyorum. Kaldı ki daha ben askerlik yapacağım. ‘Askerlikten soğutma’ diye bir suç var, Genelkurmay Başkanlığı kendisi yapıyor bunu.

Tuğrul Y.: Ben ömrüm boyunca askerlik yapmak isteyen biriyim. Yaşadıklarıma rağmen de soğumadım. Ama askere gitmeyi istemek gibi istememek de hak.

 Bilal O.: Ben de önce olumsuz bakıyordum ama zaman içinde kandırıldığımızı düşündüm. Hukuksuzluk devam ettikçe de vicdani retçilere olumlu bakacağım. Çağatay G.: Dedikleri gibi modern eğitim verilse, hesap verebilir bir yapı olsa herkes gönüllü olarak askere gidebilir.

*Peki içeride ‘Kürt meselesi böyle çözülmez’ diyen çıkabilir mi?

 Bilal O.: Öğrenci, subay, düşünen vardır ama fişlenme korkusuyla söyleyemez. Belki yakın arkadaşlarına…

Çağatay G.: TSK’da tek görüş vardır. Genelkurmay Başkanı ne düşünüyorsa odur, öyle düşünün.

Tuğrul Y.: Babam asker olduğu için Kürt kökenli asker çok gördüm. İnsanların vicdanı el vermeyebilir. Ama dosyası geldiğinde PKK’lı ya da sempatizan görünüyorsa silah verilmemeye kadar gider. Bellidir yani. Fabrika gibi içerisi, tek tip çıkmak zorunda. 50’de bir hata olur, onlar da ayıklanıyor zaten.

Çağatay Güven: ‘Eşitsizlik neden?’ Askeri liseyi 100 tam puanla bitirdim. Eşitsizlik, askeri lise kaynaklıların sivillerden gelenlere göre iki kat fazla kamp yapmasıyla başlıyor. Fazla kamptan bir şey olmaz ama mesele ‘şok grubu’ tabir edilen kamptaki ağır şartlar. Gece 10’dan sabah 4’e kadar, subayın kafasından ne geçerse… Kamuflajla denize sokup üzerine kum dökmeler, yerde yuvarlamalar… Menteş’te kampta su yarı tuzlu akar; mataraya doldurtup istifra edinceye kadar içirirler. ıstifra etmezseniz gözlerinizi kapattırıp, etrafınızda çevirip istifra ettirilirsiniz. Ben de yaşadım. TSK’nın tarif ettiği eğitimler değil bunlar. Neden askeri lise kökenlilere böyle davranılıyor anlamış değiliz. Bize hep en üst sınırdan ceza veriliyor, hep bizim dolaplarımız aranıyor, suç oluşturulmaya, yıldırılmaya çalışılıyoruz. Ben birinci yılın sonunda isteğimle ayrılmış gibi görünüyorum ama çarem kalmadığından yaptım bunu. Babam emekli jandarma astsubay; onlar asker olmamı istemedi. Fen lisesi kazanmama rağmen kendim istedim askeri liseyi. 34 bin 435 TL tazminat çıktı, taksitlendirdik. şu anda Endüstri Mühendisliği okuyorum. Ama devre yüzüğüm hâlâ parmağımda.

Tuğrul Yıldırım: ‘Eğitim zayiatı olursun’ Askeri lisede alay onur sekreteriydim. Harp Okulu’na geçtiğimde intibak kampında ben de o ağır eğitimden geçtim. Bit-tim diye anılan yere alındım; gerçekten bitiyorsunuz orada. Sonradan adını değiştirdiler. Lisede voleybolcu olduğum için fiziki eğitim yıldırmadı beni. Psikolojik yıldırma ayrı. Bir saat ‘Çin oturuşunda’ durduğumu, eğitimlerde kan içinde kaldığımı hatırlıyorum. “Eğitim zayiatı olursun, umrumuzda olmazsın” cümlesini bile duydum. Okula girince de bu yaklaşım sürdü. Günde iki buçuk saat uyumama rağmen ben bırakma yanlısı değildim. Herkes yattıktan sonra kaldırılıp şınav çektiğimi biliyorum. Bütün devreyi dizip iki saat çök-kalk yaptırırlar, camlar nefesten buğulanırdı. Buna ‘sauna’ diyorlardı. Herkes bir tur giderken benim uçak pistini günde yedi kez süründüğüm oldu. Kamuflajım dört kez üzerimde parçalandı; inandıramadım. Beş-altı kişi seçilmiş onlarla uğraşılıyor gibiydi. şikâyetlerim için yazdığım bazı dilekçelerim saklandı, bazıları geri aldırıldı. Hukuk yok orada. Kimi kime şikâyet edeceksiniz? O kadar fazla olay var ki… Ben atılacağımı anlamıştım. Üçüncü sınıfta sınav sırasında hiçbir gözetmen raporu olmamasına rağmen, hem de sınavdan iki hafta sonra, birden kopya çektiğim gerekçesiyle ilişiğim kesildi. Hukuki mücadelem sürüyor. 57 bin TL tuttu tazminatım. Askerden atılmış biri, vasıfsız eleman olarak asgari ücret alır. Benden istenense ayda 1500 TL. Babam emekli astsubay, nasıl ödesin? şimdi ıTÜ Uçak Mühendisliği gibi iyi bir bölüme girsem de, ömrüm boyunca bayramlarım buruk geçecek. Bilal Okuyucu: ‘Kendimi sanık olarak buldum’ 2008’de askeri liseden yedinci olarak mezun oldum. Kara Harp Okulu’na başladığımda sivil liselerden gelenlere uygulanmayan muamelelere maruz kaldık. 2010 Ocak’ta kendimi bir davada sanık olarak buldum. Hiç duymadığım örgüt, teşkilat isimleri söylendi. Askeri lisede, 14-15 yaşında yapmışım bunları. Kafeteryada görüldüğüm için dahil edilmişim dosyaya. Sonra kovuşturmaya gerek görülmedi, bana bir suç isnat edilemedi ama tam, 120 olan disiplin puanım bir ay içinde 68’e indi. Bu da disiplin kurulu demekti. Okuduğum kitaplar, dinlediğim radyolar bile incelendi. Tabur ve bölük komutanlarının bana karşı bir önyargısı olduğunu uzun süredir hissediyordum, devam edemeyecek hale geldim. 52 bin TL tazminat ödemem gerekli. Bunun bazı kalemlerine itirazım olduğu için mahkemeliğiz şu an. Bu yıl ıstanbul Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisiliği’ne başlayacağım. ‘Disko’ nasıl bir yer? Onlar ‘disko’yu sadece Disiplin Kurulu’nun kısaltması olarak kullanıyor. Oda hapsini ‘disko’yla özdeşleştiren daha çok mecburi askerlik yapan erler. Okullular oda hapsine ‘mapus’, bazen ‘zindan’ diyor. Üçü de oda hapsinin ziyadesiyle tadına bakmış. Oda hapsinde telefon, mp3 çalar, gazino, kantin, tuvalet, konuşmak, uyumak yasak. Bu cezalar üst üste geldiğinde psikolojik tedavi görmek zorunda kalan arkadaşları mevcut. Her şeyin nöbetçi subayın insafına kaldığından söz ediyorlar. Bugün oda hapsinin kaldırılmasından konuşuyorsak, biraz da onların sayesinde. Platformlarının Meclis’e ve Savunma Bakanlığı’na yazdıkları dilekçeleri unutmamak gerekiyor.

Radikal

Kategoriler:ASDER, kanun, medeniyet, tsk Etiketler:, ,