Arşiv

Posts Tagged ‘katil’

ABD Avcıları işte böyle vuruyor

– “3-2-1-Rifle!”

– “Splash!”

Nevada çölünün ortasındaki Nellis Üssü’nde görevli savaş pilotları, monitörlerin önünde ellerindeki kumanda kollarıyla dünyanın dört bir yanındaki Predator ve Reaper insansız hava uçaklarını kumanda ediyorlar.

F16 pilotları arasından seçilen görevliler, klimalı odalarda rahat koltuklarına oturup, bilgisayar oyunu oynar gibi 14 bin kilometre uzaktan Pakistan veya Afganistan’taki hedefleri tespit edip, imha ediyorlar.

“3-2-1-Rifle!” diye bağırıp, Predatorün taşıdığı füzeyi ateşliyorlar. Hedef vurulduğunda da “Splash!” diyerek, sevinç çığlıkları atıyorlar.

Onlar için binlerce kilometre öteden öldürülen insanlar, bilgisayar monitöründe önce görünüp, sonra da imha edilen birer görüntüden ibaret. Tıpkı bir bilgisayar oyunu gibi… 2001 Eylül’ünden bugüne kadar binlerce sivil bu şekilde öldürüldü.

Geçtiğimiz hafta kaleme aldığım, “ABD Avcıları İncirlik’e Kimin İçin Geldi?” başlıkla yazımla duyurduğum İncirlik’e yerleştirilen 4 Predator, işte böyle bir saldırı stratejisinin bir parçası. ABD medyası, Pentagon’un “Drone” olarak nitelendirdiği “İnsansız Hava Araçları” İHA’lardan, “Obama’nın en sevdiği savaş oyuncakları” diye bahsediyor. Bush döneminde sınırlı sayıda gerçekleştirilen İHA saldırıları, Obama döneminde büyük artış gösterdi. Başkanlık yemini ettiği 20 Ocak 2009’dan 3 gün sonra Pakistan’a düzenlediği İHA saldırısıyla ilk savaş icraatını gerçekleştiren Obama,  görevdeki ilk 9 ayında Bush’un 3 yılda Pakistan’a düzenlediği İHA saldırılarının toplamı kadarına onay verdi. Bush döneminde 40 günde bir düzenlenen saldırılar Obama’nın gelişiyle her dört saatte bir düzenlenir hale geldi.

New America Foundation kuruluşunun ‘İHA Yılı’ isimli raporuna göre, Obama döneminde 231 İHA saldırısı gerçekleştirildi. 2004-2011 yılları arasında Pakistan’da İHA saldırılarından ölen 2 bin 614 kişiden 471’i sivil. Ocak 2009’dan Obama’nın Nobel Barış Ödülü’nü aldığı Ekim 2009’a kadar İHA saldırılarında ölenlerin sayısı 720.

Peki Obama neden İHA’ları bu kadar çok seviyor? ABD’nin terörle mücadelede yeni stratejisinin temel unsurlarından olan İHA’larda pilot kaybetme riski sıfır. Radarlara yakalanmadığı için görev yaptığı yerler belirsiz. Gerçekleştirilen operasyonlarda “iz bırakma” riski çok az. Bir Predator’un maliyeti 4.5 milyon dolar, Reapar’ınki ise 10.5 milyon dolar. Bir F-22 savaş uçağı fiyatına 40 adet Predator üretilebiliyor. İHA’ları taşıdıkları füzeler düşünüldüğünde, vuruş kabiliyeti açısından savaş uçakları ile arasında fazla bir fark bulunmuyor.

ABD’nin elinde 7 bin 500 civarında İHA bulunduğu tahmin ediliyor. Hava şartları nasıl olursa olsun gece-gündüz 50 km uzaktaki hedefleri görüntüleyebiliyor, 1.2 saniye içerisinde vurabiliyor. Herhangi bir anda dünyanın herhangi bir yerinde havada 43 İHA bulunuyor. Gelecek yıl bu sayının 50’yi aşması planlanıyor.

AlterNet internet sitesinin yaptığı araştırmaya göre, dünya üzerinde Pantagon ve CIA tarafından İHA saldırısı düzenlenebilen en az 60 askeri üs var. Pasifik’ten Ortadoğu’ya, Avrupa’dan Orta Asya’ya dünyanın dört bir yanına dağılmış vaziyette olan bu üslerin çoğu gizli. Son günlerde ABD medyasında çıkan haberlerde Hint Okyanusu’nda yer alan bir ada ülkesi olan Şeyşeller ile Etiyopya ve Cibuti gibi bazı Afrika ülkelerindeki üslere MQ-1 Predator ve MQ-9 Reaper tipi İHA’ların konuşlandırıldığı yazıldı.

Nevada’nın Nellis askeri üssünün yanı sıra, Las Vegas dışındaki Creech, Arizona Davis-Monthan, Missouri-Whiteman, Kaliforniya-March, Ohio-Springfield, New Mexico-Cannon ve New Holloman, Houston, Kuzey Dakota, Güney Dakota ve New York’taki üslerde, dünyanın dört bir yanında görev yapan İHA’lara kumanda ediliyor.

Özetleyecek olursak, Predator ve Reaper’ların asıl görevi istihbarat toplamak değil, tespit ettikleri hedefleri ortadan kaldırmak. Pakistan ve Afganistan’da bu şekilde yüzlerce sivili öldüren İHA’lar, Libya’nın eski lideri Kaddafi’ye yönelik operasyonda da görev yaptı. Kaddafi’nin bulunduğu konvoy Predator ile vuruldu, Fransız uçakları bomba yağdırdı. Yaralı ele geçirilen Kaddafi linç edildi.

ABD’nin “Drone” adını verdiği İHA’lara dayalı yeni savunma, daha doğrusu saldırı stratejisi üzerine verdiğimiz bu bilgilerden sonra, 4 adet Predator’ün İncirlik üssüne konuşlandırılması konusuna dönelim. Geçen hafta yazdığımız yazı üzerine Pentagon’dan yapılan açıklamada Predator’lerin, ABD’nin Irak’tan çekilme planı çerçevesinde ve Türkiye’nin talebi üzerine İncirlik’e getirildiği, bu uçakların silahsız olarak görev yapacakları ve PKK’ya karşı istihbarat paylaşımı amacıyla kullanılacağı ifade edildi.

Predator’lerin İncirlik’e konuşlandırılmasını gerçekten Türkiye mi istedi? ABD’nin eski Savunma Bakanı Robert Gates, Nisan 2009’da ülkesinin yeni savunma stratejisini açıkladığı basın toplantısında, konuşmasının büyük bir bölümünü İHA’lara ayırıyor. Intelligence Surveillance Reconnaissance (ISR) yani, İstihbarat, Gözetleme ve Keşif projeleri ödeneğinin 2 milyar dolar daha arttırılmasını isteyen Gates, İHA’ların görev yaptığı bölgelere ilave olarak 50 yeni bölgenin daha tespit edilmesi gerektiğini söylüyor. Yani İHA’ların konuşlandırılacağı yeni üsler bulunmasını istiyor. Biliyorsunuz 31 Aralık 2011’de ABD askeri unsurlarını Irak’tan çekecek. Bu çerçevede Irak’ta bulunan Predator’ler için de yeni bir üs bulunması gerekiyor.

Predatorlerin İncirlik’e konuşlandırılması planı, Başbakan Erdoğan’ın Eylül ve Kasım 2011’de ABD Başkanı Obama’yla görüşmesinde gündeme getirdiği “Türkiye’ye Predator satın” talebinden çok daha öncesine dayanıyor. Nitekim 21 Eylül’deki Erdoğan-Obama görüşmesinden 10 gün önce medyada yeralan haberlerde, ABD’nin Irak’taki Predator’leri İncirlik’e konuşlandırmak istediği belirtiliyordu. “Yırtıcı Kuş Teklifi ABD’den” başlığıyla verilen bu haberlerde, İsrail’in Heron’lar konusunda sıkıntı çıkarması üzerine ABD’nin Türkiye’ye jest yapmak istediği ifade ediliyor, Türk tarafının ABD’nin bu önerisini değerlendirmeye aldığı kaydediliyordu.

Türkiye’nin 2008’den beri satın almak istediği, ancak her defasında ABD’den ret cevabı aldığı Predator’ler şimdi, tamamen ABD’nin isteği üzerine İncirlik’e yerleştirildi. Kontrol tamamen ABD’de. Rotasını ABD belirleyecek. 2007’den beri olduğu gibi, bundan sonra da elde edilen bilgilerin uygun görülen kadarı Türkiye ile paylaşılacak. ABD İHA’larının kimi hedef alacağı, gerçekten silahsız uçup uçmayacakları ise tam bir muamma. Şimdilik 4 tanesi gelen Predator’lerin sayısı önümüzdeki dönemde daha da artacak. Pakistan’dan Somali’ye birçok ülkede Müslüman kanı döken Predator’ler, sessiz sedasız Türkiye topraklarına yerleştiriliyor. Arap Baharı’nın en sert şekilde estiği, Türkiye’nin Suriye ve İran’la karşı karşıya getirildiği bir dönemde böylesine önemli bir gelişme, “Türk tarafı istediği için bu uçaklar geldi. PKK’yla mücadelede kullanılacak” söylemi ile geçiştirilmeye çalışılıyor.

Yerli İHA’lar geciktirilmemeli

Washington Post’un haberine göre, Wikileaks’in kamuoyuna sızdırdığı ABD yazışmalarında Türkiye’nin PKK’yla mücadelede Predator’lara, U-2 casus uçaklarına ve ABD’den gelen diğer istihbarata aşırı bağımlı hale geldiği belirtiliyor. İsrail’le Heron’lar konusunda yaşanan tartışma ve Predator’lerle ilgili gelişme, Türkiye’nin kendi insansız hava aracını üretmesinin “bağımsız istihbarat” için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Yaşanan gelişmeler, önümüzdeki yıllarda güvenlik alanında İHA’ların öneminin daha da artacağını gösteriyor.

İHA’ların en önemli görevleri arasında keşif ve istihbarat çalışmaları bulunuyor. Elektronik saldırı, baskın, düşman hava savunmasını yanıltma/imha etme, haberleşmeyi bozma ve karıştırma, arama ve kurtarma alanında görev yapıyorlar.

İHA’lar konusununda en fazla yatırım yapan ülkeler ABD ve İsrail. İlk insansız uçak çalışmalarını 1916’da başlatan ABD’nin elinde sivil ve askeri amaçlı 50’ye yakın modelde İHA bulunuyor. En dikkat çekenleri RQ-1 Predator, MQ-9 Reaper ve MQ-1C Warrior. IAI Heron ve IAI RQ-5 Hunter gibi modellere sahip İsrail, yeni geliştirdiği Ghost (Hayalet) uçağını ise geçtiğimiz günlerde tanıttı. Bunların yanı sıra Rusya, Almanya, Fransa, İngiltere, Çin ve Hindistan’ın da aralarında bulunduğu 40’a yakın ülke kendi İHA’larını yaptı. Ancak bunların çoğu sivil amaçlı kullanılıyor. Türkiye ise bir süreden beri ANKA üzerinde çalışma yürütüyor. Ancak birçok konuda olduğu gibi İHA’lar konusunda da dışa bağımlılık hâlâ yerli üretimin önünde önemli bir engel olarak duruyor.

TUSAŞ’ın tersine göç hamlesi

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ), yurt dışındaki seçkin mühendislerimizin, Türkiye’ye dönerek savaş uçağı, insansız hava aracı, helikopter ve uydu projelerinde görev almaları amacıyla, ‘Tersine Beyin Göçü Projesi’ni başlattı.

Özellikle havacılık sektörlerinde çalışmış veya çalışan kalifiye mühendislere web sitesi aracılığıyla çağrıda bulunan TUSAŞ’a, 1 ay içinde başta ABD olmak üzere Almanya, İngiltere, Kanada ve Fransa’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda ülkeden 100’ün üzerinde mühendis başvurdu. Bunların içinden uygun nitelikte olan 20 mühendisle görüşmelere başlandı.

TUSAŞ yetkilileri, milli imkanlarla geliştirilecek Jet Eğitim ve Jet Muharip Uçağı (TX/FX), Hafif Sınıf Özgün Helikopter ve Uydu Montaj, Test ve Entegrasyon Tesisi gibi önemli projelerinin hayata geçirilmesi için çalışmalar yapıldığını, bu projelerde nitelikli ve deneyimli mühendislere ihtiyaç duyulduğunu belirttiler.

Uçak, uydu sistemleri ve insansız hava araçları gibi entegre havacılık ve uzay sistemlerinin tasarım, geliştirme, modernizasyon ve üretim süreçlerinde Türkiye’nin teknoloji merkezi olan TUSAŞ’ın projeleri arasında insansız hava aracı ‘ANKA’, başlangıç ve temel eğitim uçağı ‘Hürkuş’, özgün hedef uçak sistemi Turna’nın yanı sıra, F-16 ve C-130 uçaklarının modernizasyonu, T129 taarruz ve taktik keşif helikopteri, A400M askeri nakliye ulaştırma uçağı, keşif gözetleme uyduları; F-35 Müşterek Taarruz Uçağı (JSF), Airbus ve Boeing’in yolcu uçaklarının bazı parçalarının tasarım ve üretimleri yer alıyor.

Bu projelerde yeralmak isteyenlerin, TUSAŞ web sitesi (www.tai.com.tr) internet adresinde bulunan ‘Tersine Beyin Göçü’ programına iş başvurusu bırakmaları yeterli.

Ahmet KAYIR – Araştırmacı yazar-MİLLİGAZETE

Kategoriler:ASDER, tsk Etiketler:, , , , , , , , ,

Bu cinayet örgütüne karşı artık siz de direniş ortaya koyun

Başbakan Erdoğan, sivilleri hedef alan PKK’ya karşı Kürt vatandaşları direnişe çağırdı.
“Müslüman Kürt kökenli kardeşlerime sesleniyorum. Mabetlerinizi roketatarlarla bombalayanlara karşı artık direniş ortaya koyacaksınız.” diyen Erdoğan, “Bu cinayet örgütü ne istiyor, kim adına taşeronluk yapıyor?” diye sordu. Başbakan, ‘Sert konuşuyor’ eleştirilerine ise şöyle cevap verdi: “Ciğerim yanıyor ciğerim. Bu ifadeler, yapılanları anlatmaya yeterli bile değil.”Başbakan Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezinde düzenlenen genişletilmiş il başkanları toplantısında gündeme ilişkin önemli mesajlar verdi. Sözlerinin başında tüm felaket senaryolarına rağmen Türkiye’nin demokrasi yolunda doğru menzile ilerlediğini kaydetti. “Yüzde 50 oy aldık ama yüzde 100’ün emanetinin üzerimizde olduğunu unutmayacağız.” sözünü tekrarlayan Erdoğan, konuşmasında özetle şunları söyledi:

PKK, kimin adına taşeronluk yapıyor?: Türkiye bütün bölgeleriyle kalkınırken, milletimizin ekmeği büyürken ihanet odakları da boş durmuyor. Geçtiğimiz günlerde eli kanlı terör örgütünün saldırıları bir kez daha yüreklerimizi yaktı. Türkiye’ye musallat edilen bu cinayet örgütünün kime, ne zaman ve nasıl saldırdığını çok iyi görmek gerekiyor. Hayata, masumiyete kasteden bu cinayet örgütü ne istiyor, kim adına neyin karşılığında taşeronluk yapıyor? 74 milyona sesleniyorum: Bunlar düğün evini cenaze evine çeviriyor. Siirt’te birlikte bir mutluluğu paylaşmaya giden masum genç kızlara alçakça pusu kuran bu terör örgütü neyin mücadelesini veriyor?

Özür diliyorlarmış, kimi aldatıyorsunuz ya?: 4 kızımıza, arkadaşlarına sıkılan kurşun sayısı 200’ü buluyor. Şu hale bak… Bu cinayetleri tasarlayanlar kan dökerek hangi emellerine ulaşmış oluyorlar? Ondan sonra bakıyorsunuz laubali bir şekilde özür beyanları, bilmem neler. Yok bilmem yanlış olduydu, yok bilmem şurayı tarıyorduk. Kimi aldatıyorsunuz yahu, kimi kandırıyorsunuz? Bunlarda samimiyet yok, bunlarda dürüstlük yok. Bunlar bu ülkede cinayet şebekesi olarak rant elde ediyorlar. Sadece onlar rant elde etmiyor. Onların uzantısı olanlar da rant elde etmeye devam ediyorlar. Burada siyasî uzantılarını da kastediyorum.

Ne sert konuşması, ciğerim yanıyor: ‘Sayın Başbakan sert konuşuyorsun’ diyorlar. Ciğerim yanıyor ciğerim… Neyin sertini konuşuyoruz? Bu ifadeler, bunların yaptıklarının karşılığını anlatmaya yeterli değil. İşte Ankara Kumrular Sokak’ta evine helal bir lokma götürmek için alın teri döken bir ayakkabı boyacısı orada bomba ile öldürülüyor. Bu şebeke hangi insani değerlerle ifade edilebilir, soruyorum.

Bunun kültürel haklarla ne ilgisi var?: Evvelsi gün Batman’da araç taranıyor ve baba yaralanıyor. Hamile kadın Mizgin Hanım ve 4 yaşındaki kızı Sultan şehit oluyor. Bu örgütün bir insani değere inandığını hangi vicdan sahibî söyleyebilir? Bunun kültürel haklar mücadelesi ile ne alakası var ya? Sizin kültürünüz, acımasızca bu insanları öldürme yetkisini size nasıl veriyor? Böyle bir kültür olamaz.

Mabetlerinizi bombalayanlara nasıl destek veriyorsunuz?: Sabah namazına hazırlanan bir imama, insanları ebedi kurtuluşa çağıran bir din alimine kurşun sıkan bir örgüt bütün mukaddes değerleri çiğneyerek nereye varmak istiyor? Mabetlerimize varıncaya kadar roketatarlarla bombalayan bir örgüt nereye varmak istiyor? Benim Müslüman Kürt kökenli kardeşlerime sesleniyorum. Mabetlerinizi roketatarlarla bombalayan, bu örgüte nasıl destek veriyorsunuz? Bunlara karşı sizler de artık bir direniş ortaya koyacaksınız. Bu sadece bizim görevimiz değil. Bunu devlet millet el ele yapmak durumundayız. Bunu beraber yapıp bunları yalnızlığa mahkûm etmek durumundayız.

Bunlara oy verenler, bunun tarihe hesabını nasıl verecekler?: Bunlara gönül verenler, bunları destekleyenler, bunlara oylarını verenler bunun tarihe hesabını nasıl verecekler? Burada kalkıp da Kürt kökenli vatandaşlarımın istismarını yapmanın hiçbir icabı yok. Terör örgütünden kaçmak isteyen, belki de kendine bir gelecek kurmak isteyen 5 kadın militanı ki biri 17 yaşında henüz, işkence ile dağ başında bir mağarada kurşuna diziyorlar ve bir yıl sonra da ölen kadınların ailelerine kızlarınız ‘gaz zehirlenmesinden öldü’ diyorlar. Buyurun tablo bu! Bu nasıl bir alçalıştır?

Kandan beslenen bu cinayet şebekesi milletin yakasından düşecek: Aldığımız oyun yüzde 90’ını PKK’yı destekleyenlerden alıyorum diyen bir siyasetçi bu ülkede oy alabiliyor. Çünkü aralarına hiçbir zaman bir perde koyamıyorlar. Bütün vatandaşlarım emin olsunlar ki Türkiye bu musibeti bertaraf edecektir. Türkiye eski karanlık günlere dönmeden demokrasi hukuk ve meşruiyet zemininden geriye doğru tek bir adım atmadan kandan beslenen bu cinayet şebekesini bu milletin yakasından düşürecektir.

Yeni anayasa Meclis Başkanı’nın riyasetinde yapılacak

Yeni anayasa çalışmalarında hiçbir önyargımız yok. Meclis Başkanı’mızın riyasetinde çalışmalar yapılacak. Milletin anayasası olması gerekir. Söyleyecek sözü olan kim varsa katkı sağlayacak. Her partinin kendi mutfağında yapacağı hazırlıklar var; bizler de yapıyoruz diğer partiler de yapıyor. Bizim şu kadar, sizin şu kadar vekiliniz var demiyoruz. Her siyasî parti eşit temsilciyle katılsın. Sonuçta kararı Parlamento verecek. Ön çalışma Meclis Başkanı’mızın riyasetinde yürütülüyor.

Buzlu camların arkasından Gazze görünmez

Neredeyse ‘Başbakan yurtdışında da siyaset yapıyor’ diyecekler. Ben Türkiye’nin Başbakanı’ysam dünyanın her ülkesinin ulaşabildiğim her sokağında Türkiye’nin saygınlığını artırmaya devam edeceğim. Sizin köhne mantığınızla küçümseme gayretinde olduğunuz Arap sokağı bugünün dünya siyasetinin döndüğü yerdir. Çalışma odanızın penceresinden bakarak dünyayı göremezsiniz. O buzlu camların ardından elbette Gazze, Somali, Brüksel görünmez. Irak, Suriye görünmez.

Rum tarafı sondaj adı altında sabotaj yapıyor

Kıbrıs müzakerelerinde KKTC adeta cezalandırıldı. Rum tarafı sürekli masadan kaçıyor. Sondaj adı altında sabotaj yapıyor. Buna rağmen görevi barışı korumak olan kurumlardan ses çıkmıyor. Bugün onlarca mesele kilitlenmiş durumda. Bugüne kadar gelen iktidarlar tribünden maç izledi, ama artık tribünden maç seyretmiyoruz. İşte onun için Piri Reis şu anda Güney Kıbrıs’ta sondaj çalışmasına başladı. Bu, varlığımızın onurunu ortaya koymaktır. Bölgedeki garantör ülke olmamızın gereğini ortaya koyuyoruz.

ERDAL ŞEN   –   29.09.2011-ZAMAN

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1184888&title=bu-cinayet-orgutune-karsi-artik-siz-de-direnis-ortaya-koyun&haberSayfa=0