Arşiv

Posts Tagged ‘mhp’

Balyoz Davası’nda kararlar açıklandı!

BALYOZ’DA KARAR – 3 PAŞAYA AĞIRLAŞTIRLMIŞ MÜEBBET

21.09.2012 17:46
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya 7 saat 15 dakika ara verilmesinin ardından, mahkeme heyeti salona geldi. Sanık yakınları da salona alındı. Karar birazdan açıklanacak..

Mahkemede 34 kişi tahliye edildi.

Çetin Doğan, İbrahim Fırtına ve Özden Örnek’e ağırlaştırlmış müebbet hapis cezası verildi…

Gerekçe olarak darbeye teşebbüs gösterildi..

Mahkeme heyeti Emekli Tuğg. Levent Ersöz’ün dosyasını ayırdı…

* Emekli orgeneraller Ergin Saygun, MHP Milletvekili Korgeneral Engin Alan, MGK eski Genel Sekreteri emekli Orgeneral Şükrü Sarıışık, emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri, emekli Albay Cemal Temizöz, emekli Korgeneral Yurdaer Olcan ile Orgeneral Bilgin Balanlı’ya 18 yıl hapis cezası verildi.

* Koramiral Kadir Sağdıç, Tuğamiral Fatih Ilgar, Deniz Cora, Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü, Korgeneral Nejat Bek, Koramiral Abdullah Can Erenoğlu’na 18 yıl hapis cezası verildi.

* Dursun Çiçek, Ahmet Zeki Üçok, Ömer Faruk Ağayarman’a 16 yıl hapis cezası aldı.

SALONA GİRERKEN MARŞ OKUDULAR

Tutuklu sanıklar saat 13.15 sıralarında duruşma salonuna alınmaya başlandı. Salona önce Maltepe, Hasdal ve Hadımköy Askeri Cezaevi’nde bulunan tutuklu sanıklar geldi. Ardından da Silivri Cezaevi’nde bulunan sanıklar salona geldi. Duruşma başlamadan önce sanık yakınları  ve sanıklar sandalyelerin üzerine çıkarak birbirlerine el sallayarak konuşmaya çalıştılar. Sanıklar ve yakınları zaman zaman Gençlik Marşı”, “10’uncu Yıl Marşı” ve “Harbiye Marşı” okudular.

DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Balyoz davasında mahkeme heyeti, karar için toplandı. Tutuksuz 4 sanığın son sözlerini alan heyet, duruşmaya ara verdi.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, tutuklu sanıklardan Ergin Saygun ve Hakan Mehmet Köktürk haricindeki 248 tutuklu sanık hazır bulundu. Duruşmada 11 tutuksuz sanık da yer aldı.

Saat 14.00 sıralarında başlayan duruşmada kimlik yoklaması yapıldı. Dünkü duruşmaya katılmayan 4 tutuksuz sanığın son sözleri alındı. Mahkeme duruşmaya ara verdi.

SANIK YAKINLARI SALONA ALINDI

Balyoz davasında, Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları’na gelen sanık yakınları ve diğer ziyaretçiler kimlik kontrolü ve aramalardan geçtikten sonra duruşma salonuna alındı.

Balyoz davasında, bugün sanıklar hakkında karar verilecek. Sabah saatlerinde Silivri Ceza İnfaz Kurumu’nun içindeki duruşma salonu önünde hareketlilik yaşandı. Sanıklar salona alındıktan sonra, sanık yakınları ve ziyaretçiler de içeri girmek istedi. Sanık yakınları ve ziyaretçiler, bir dizi güvenlik tedbirinin ardından duruşma salonuna alındı. Basının da yoğun ilgi gösterdiği davada, saat 14.00 gibi kararın açıklanması bekleniyor.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen, 250’si tutuklu 365 sanığın yargılandığı Balyoz Davası’nın 107. duruşmasında karar, tamamlanamadığı için bugüne kaldı. Mahkeme kararı bugün saat 14.00’da açıklayacak. Maltepe Cezaevi’nde bulunan Kurmay Albay Hakan Mehmet Köktürk sabah saatlerinde kalp krizi geçirerek tedavi altına alındı.

Hükümeti ortadan kaldırmaya eksik teşebbüs ettikleri gerekçesi 16 Aralık 2010’da başlayan 250’si tutuklu 365 kişinin yargılandığı Balyoz Davası 21 ay sonra 108’inci oturumda karara bağlanacak. Davanın görüldüğü İstanbul 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nin dün son kararı hazırlanmak için verdiği 7,5 saatlik aranın ardından kararı bugün açıklayacağını belirtmesi üzerine sanık yakınları sabah erken saatlerden itibaren Silivri Cezaevi’nin bitişiğindeki duruşma salonuna gelerek duruşmayı beklemeye başladı.

Duruşma salonun bulunduğu binanın kapılarının saat 11.00 sıralarında açılması ile sanık yakınları binaya ve salonana alınmaya başlandı. Yaklaşık 500 izleyicinin duruşma salonunun bulunduğu binaya alınması nedeniyle girişte yoğunluk yaşandı.

İZDİHAM YAŞANDI

Binaya alınan sanık yakınlarının duruşma salonan girmesi üzerine izdiham yaşandı. Sabah erken saatlerde Silivri’ye gelerek beklemeye başlayan yüzlerce sanık yakını saat 14.00 başlayacak olan duruşmayı beklerken binanın koridorunda, kafeterya da binanın dışında birbirleri ile sohbet etti.  Balyoz davasında karar çıkacak olması nedeniyle basın mensupları da davaya yoğun ilgi gösterdi. Yaklaşık 60 basın mensubu duruşmayı izlemek için salona geldi.

Sanıkların duruşma salonuna alınırken sanık yakınları alkışlayarak “Türkiye sizinle gurur duyuyor diye slogan attı”. Sanıklarda yakınlarına el salladı.

KARAR GÜNÜ KALP KRİZİ GEÇİRDİ

Maltepe Cezaevi’nde bulunan Kurmay Albay Hakan Mehmet Köktürk sabah saatlerinde koğuşta fenalaştı. Revire kaldırılan Köktürk hastaneye sevk edildi. Kalp krizi geçirdiği tespit edilen Köktürk’e anjiyo yapılarak stent takıldı. Durumunun iyi olduğu belirtilen Köktürk yoğun bakımda tedavi altına alındı.

SON DURUŞMADAN NOTLAR...

250 TUTUKLU SANIĞIN TAMAMI HAZIR BULUNDU

Balyoz Güvenlik Harekat Planı davasında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya eksik teşebbüs ettikleri iddiasıyla yargılanan 250’si tutuklu 365 sanıklı davanın son duruşmasına aralarında emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Orgeneral İbrahim Fırtına, emekli Oramiral Özden Örnek, YAŞ üyesi Orgeneral Bilgin Balanlı’nın da arasında bulunduğu 250 tutuklu sanığın tamamı katıldı.

YAKINLARI YALNIZ BIRAKMADI

Bazı tutuksuz sanıkların da katıldığı duruşmada sanıkları eşleri, çocukları, kardeşleri, arkadaşları da yalnız bırakmadı. Salonda izleyicilere ait bölümün de tamamiyle dolduğu gözlendi. Dosyada bulunan delillerin değerlendirilmeden, bazı tanıklar dinlenmeden Cumhuriyet Savcıları Savaş Kırbaş ve Hüseyin Kaplan’ın 920 sayfalık mütalaayı mahkemeye sunmasını protesto ederek duruşmaya katılmama kararı alan avukatlar duruşmaya yine katılmadı. MHP Milletvekilleri Ruhsar Demirer ile Bülent Belen de duruşmayı izledi. Duruşma salonunda hazır bulunan bazı sanıkların ellerinde ise Ergin Saygun’un “Türk Ordusuna İnen Balyoz” isimli kitabı vardı.

“BELİRSİZLİK ORTADAN KALKACAK”

Duruşma salonunda bulunan tutuklu sanıklar duruşmaya verilen aralarda kendilerini yalnız bırakmayan yakınları ile aralarında bariyerler olmasına rağmen yüksek sesle konuşmaya çalışarak sohbet ettiler. Bazı sanıklar ise duruşmaya ara verildiği sırada “kararın çıkması bizim için iyi. Belirsizlik ortadan kalkacak. Nasıl bir süreç yaşayacağımızı bileceğiz” dedi.

Hükümeti ortadan kaldırmaya eksik teşebbüs ettikleri gerekçesi ile 20 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan 250 tutuklu sanığın tamamı suçsuz olduklarını belirterek beraatlerini ve tahliyelerini istediler.

Mahkeme heyeti sanıkların son sözlerinin ardından iddianame sırasına göre sanıklara son sözlerini sordu. Davanın bir numaralı sanığı 1. Ordu eski Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın da arasında bulunduğu bazı sanıkların son sözleri ise şöyle:

“VERECEĞİNİZ KARAR HAKKINIZDA HAYIRLI OLSUN”

Emekli Orgeneral Çetin Doğan: “Tarih, ülkemizde ve dünya siyasal iktidarların belirli politik hedefleri uğruna nice kişi ve grupların düzmece bahanelerle yargılandığına şahittir. Adaletin ayaklar altına alındığı, insanların korku ile sindirildiği, özgür basının büyük ölçüde susturulduğu bu gibi durumlarda geçici olarak gerçek suçluların, zorbaların itibar görmesi, hatta yüceltilmesi, toplumların yanıltılması doğaldır. Ancak bugün saygı ve rahmetle alnılanlar ise dünün düzmece davalarının sanık ve mahkumlarıdır. Lanet ile anılanlar ise ‘Nemrut Mustafa Paşa Divan-ı Harbi’ benzeri mahkemeler ile bu tür mahkemelere ruhsat verenler, kol kanat gerenler, haksız ve hukuksuzluğa alkış tutanlardır. Hatırlayacağınız gibi burada haksız, hukuksuz yargılamaya tepki olarak ‘Bu haksız ve hukuksuz davayı inatla sürdürmekte cüret ve cesareti nereden alıyorsunuz’ diye sormuştum. Sizden aldığım yanıt ise ‘Türk ulusundan’ olmuştu. Bu yanıtın inandırıcılığını, davanın geldiği bu son aşamada bütünüyle yitirdiğini sanırım. Vereceğiniz karar hakkınızda hayırlı olsun.”

“SÖYLEYECEK BİR ŞEY KALMADI”

MHP milletvekili emekli Korgeneral Engin Alan: “Söylenecek her şey bugüne kadar söylendi. Söyleyecek başka bir şey kalmadı.”

Deniz Kuvvetleri eski Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek: “Söyleyecek bir şeyim yok.”

Hava Kuvvetleri eski Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına: “Üzerime atılı suçlamayı reddediyorum.”

“KUVVET SİZDEDİR ANCAK HAK ŞU ANDA BİZİMLEDİR”

Emekli Orgeneral Ergin Saygun: “Davanın sonucunu etkileyecek pek çok tanık dinlenmedi. Dinlenmemiş bilirkişiler de mevcuttur. Kuvvet şuanda sizdedir. Ancak hak bizimledir.”

“MAHKEMEYİ TANIMIYORUM”

Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz: “Mahkeme tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirdi. Bu mahkemeyi tanımıyorum. Söylenecek sözüm yoktur.”

“AYNI DÜNYADA YAŞADIĞIMIZI DÜŞÜNMÜYORUM”

Emekli Albay Dursun Çiçek: “3 yıldır hukuk okuyorum. O kitaplardan sizden farklı şeyler anlıyorum. Aynı dünyada yaşamadığımızı düşünüyorum. Sizden hiçbir talebim yok.”

MASUMİYETİMİZİ DAHA NE KADAR KANITLAYACAĞIZ”

Koramiral Deniz Cora: “Bu dava son söz aşamasında değildir. Neyin son sözü söylenecektir. Masumiyetimizi daha ne kadar kanıtlayacağız. Son söz bize bu iftiraları atanlar yakalandığında söylenecektir.”

Bülent Akalın, “Hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

“VATAN SAĞOLSUN”

Tuğamiral Şafak Yürekli ise “Son sözüm ilk sözümdür. Üzerime atılı bu mesnetsiz suçlamayı bir kez daha şiddetle reddediyorum. Şerefli Türk ordusu tasviye edilmeye çalışılıyor. Vatan sağ olsun” dedi.

KAYNAK. HABERNAME

12 Eylül halk oylamasını darbe olarak nitelendirdi

CHP’li Tarhan, Meclis kürsüsünden Ergenekon sanıklarını savundu ve tarihî referandumu kastederek “12 Eylül 2010 darbesinin simgesi Silivri Cezaevi’dir.” dedi. Bu sözlere Adalet Bakanı Ergin’in cevabı sert oldu: “Bu ülkede biten şey; darbe hazırlığı içinde olanlardan icazet alan, darbe sonrası darbecileri ayakta alkışlayan anlayıştır.”

CHP Grup Başkan Vekili Emine Ülker Tarhan, Meclis kürsüsünden Ergenekon sanıklarını savundu. Tarhan, tarihi 12 Eylül anayasa değişikliği referandumunu kastederek, “12 Eylül 1980 darbesinin simgesi Mamak ve Diyarbakır cezaevleriydi. 12 Eylül 2010 darbesinin simgesi ise Silivri Cezaevi’dir.” iddiasında bulundu. Bu sözlere Adalet Bakanı Sadullah Ergin cevap verdi: “Bu ülkede biten şey; darbe hazırlığı içinde olanlardan icazet alan, darbe sonrası darbecileri ayakta alkışlayan anlayıştır. Bu ülkede biten şey; adalet değil, adalet adına yıllardır milletin ensesinde boza pişirme, darbecileri desteklemedir.”

CHP Grup Başkan Vekili Emine Ülker Tarhan, Meclis Genel Kurulu’nda ‘Yargı bağımsızlığı’ konulu gündem dışı bir konuşma yaptı. Geçtiğimiz günlerde iki yargıcın istifa etmesine temas eden Tarhan, HSYK’nın yapısını değiştiren 12 Eylül anayasa değişikliği referandumunu eleştirdi. Tarhan, şu iddialarda bulundu: “Biz biliyoruz ki 12 Eylül 1980 darbesinin simgesi Mamak ve Diyarbakır cezaevleriydi. 12 Eylül 2010 darbesinin simgesi ise Silivri Cezaevi’dir. Postmodern darbe dönemlerinin, postmodern işkence metotları uygulanıyor orada.”

CHP’li vekilin gündem dışı konuşmasını hükümet adına Adalet Bakanı Sadullah Ergin cevapladı. AB’nin İlerleme Raporu’nda yeni HSYK ile ilgili güzel tespitler bulunduğuna işaret eden Ergin, “2010 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle oluşturulan yeni yargı sisteminin gelişim çizgisini birlikte izliyoruz. Tarhan, iki hakimin istifa ettiğini söylüyor. İstifa eden iki hakim de YARSAV’a üye ve daha önce etkinliklerinde görev almış hakimler.” dedi. CHP milletvekillerinin tepki göstermesi üzerine de kendisine laf atan vekillere, “Siz kürsüden konuşurken biz dikkatlice dinledik. Lütfen konuştuklarınızın cevabını dinlemeye tahammül gösterin.” karşılığını verdi.

Ergin, bir hakimin ‘yargı bitti’ diye istifa ettiğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bakın bu ülkede biten bir şey var. Bu ülkede biten şey; millet iradesine geçit vermeyen vesayet sistemidir. Bu ülkede biten şey; yargı kalemiz diyenlerin ideolojik hegemonyasıdır. Ve bu ülkede biten şey; darbe hazırlığı içinde olanlardan icazet alan, darbe sonrası darbecileri ayakta alkışlayan anlayıştır. Bu ülkede biten şey; adalet değil, adalet adına yıllardır milletin ensesinde boza pişirme, darbecileri desteklemedir.”

GÜLDAL MUMCU’NUN ‘SEÇİMLE GELEN SULTANLAR’ SÖZÜNÜ DE ELEŞTİRDİ

Adalet Bakanı Ergin, oturumun açılışında “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” sözünün “Egemenlik kayıtsız şartsız seçimle gelen sultanlarındır.” anlamına gelmediğini söyleyen TBMM Başkan Vekili CHP’li Güldal Mumcu’ya da tepki gösterdi. Ergin, şu ifadeleri kullandı: “Sayın Başkan’a şunu hatırlatmak istiyorum; hükümeti eleştiren değerlendirmeler yaptı. Bu eleştirilerin hepsi yapılabilir. Ama kusura bakmayın Sayın Başkan, o kürsüden yapılamaz bunlar. Orada oturan başkan, Genel Kurul’u tarafsız yönetmek zorundadır.” Mumcu, bu sözlere, “Benim yaptığım değerlendirmeler bir hukuk devletinde olması gereken unsurlardır. TBMM’nin koruması gereken onuru hakkındadır.” diye karşılık verdi.

Öte yandan Atilla Kart’ın öncülüğündeki bir grup CHP milletvekili, Sadullah Ergin’i makamında ziyaret etti. 1,5 saat süren görüşmenin ardından gazetecilere açıklamada bulunan Kart, “Adaletin gelişiminden duyduğumuz kaygıları, toplumsal barışın zedelenmesinden duyduğumuz kaygıları ifade ettik.” diye konuştu. Tutukluluk süreleriyle ilgili konuyu da dile getirdiklerini ifade eden Kart, Adalet Bakanı’nın bu konuda sorunu üstlenmesi ve Meclis Başkanı’na bu konuyla ilgili çözüm önerisi götürmesi gerektiğini ifade etiklerini aktardı.

ANKARA-ZAMAN

Kategoriler:ADALET, ASDER, hukuk, kanun, tsk Etiketler:, , , , , ,

Başbuğ öyle bir açıklama yaptı ki…

Eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ, PKK’nın bitirilmemesindeki suçluyu buldu…
Muhalefetin terörün AK Parti döneminde tırmandığı iddiasıyla başlayan tartışmalar askerin katılımıyla farklı bir boyuta büründü. Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, DSP, MHP ve ANAP ortaklığıyla kurulan ANASOL-M hükümetinin, kendi iç sorunlarıyla uğraşması ve yaptığı hatalar yüzünden Kuzey Irak’ta köşeye sıkışan PKK’nın bitirilmesi için tarih bir fırsatın kaçırıldığı yönündeki açıklaması, yeni bir polemiğin fitilini ateşledi.

Başbuğ’un bu suçlaması, AK Parti’nin yanlış politikaları sebebiyle terörün tırmandığı iddiasında bulunan MHP ve diğer muhalefet partilerini zor durumda bıraktı.

“KOALİSYON HÜKÜMETLERİ ZAYIF HÜKÜMETLER”

Başbuğ’un açıklamasını değerlendiren AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, Muhalefetin terörün AK Parti hükümeti döneminde arttığı yanılgısına düştüğünü söyleyerek, koalisyon hükümetlerinin yapısına dikkat çekti. Koalisyon hükümetlerinin zayıf hükümetler olduğunu, kendi içlerinde ciddi sorunlar yaşadığını belirten Aydın, “Abdullah Öcalan’ın yakalanması hadisesi de o dönemde oldu. Belki o dönemde şartlar daha elverişliydi ama iktidarda bir koalisyon olduğu için hiçbir şey yapılamadı” dedi. Terör sorununu iktidara mal etmenin yanlış olduğunu dile getiren Aydın, “Bu bize son dönemlerde artan terörü iktidarla bağdaştırmamak gerektiğini gösteriyor. Terörün devletin bir meselesi olduğunu, topyekün bir mücadele gerektirdiğini gösteriyor” diye konuştu.

KOALİSYON HÜKÜMETLERİ TERÖRÜN CAN SUYU!

Terör ve strateji uzmanları ise, PKK ve şehirdeki derin yapılanması KCK’nın daha rahat hareket ettiği için koalisyon hükümetleri istediğine ve koalisyona zemin hazırlamak amacıyla her seçim öncesi eylemlerini arttırdığına dikkat çekiyor. Doç. Dr. Sedat Laçiner, PKK’nın amacının vesayetçi rejimin önünü açmak olduğunu kaydederek, “Terör örgütü koalisyonlar dönemini yeniden başlatmak için çabalıyor. Çünkü terör ve şehirdeki uzantıları, iç sorunlarıyla boğuşan koalisyon hükümetleri döneminde kendisine daha çok rahat hareket etme alanı buluyor. Örgüt bu yüzden her seçim öncesi kanlı eylemlerinin dozunu arttırıyor. PKK ve dostlarının planı yeni bir koalisyon hükümeti kurmak” değerlendirmesinde bulundu.

İLKER BAŞBUĞ’DAN ANASOL-M KOALİSYONUNA AĞIR SUÇLAMA

Ulusal bir gazeteye konuşan eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, terör konusunda Türkiye’nin değişik zamanlarda birçok fırsat kaçırdığını belirterek, “Terör bizim dönemimizde son buldu” diyen MHP’nin de ortağı olduğu ANASOL-M koalisyon hükümetine suçlamalarda bulundu. Başbuğ şöyle konuştu: Türkiye’nin yaptığı hata, terör eylemleri ne zaman ortadan kalktıysa, yetkililerin, belki asker de dahil, terörün son bulduğunu sanmaları. Terörle ilgili bir tarihi fırsat da 1999-2002 döneminde kaçırıldı. 1999’da yakaladığımız örgüt başının verdiği talimat üzerine Türkiye’deki teröristlerin hepsi Kuzey Irak’a çekilmiş ve eylemler bitmişti. İşte bu noktada Türkiye ne yapıp edip, PKK’yı Kuzey Irak’ta bitirecekti. Ama bunu yapamadı. 1999-2002 döneminde koalisyon hükümeti kendi iç sorunları nedeniyle bu soruna odaklanamadı.”

BAŞBUĞ’DAN OHAL İTİRAFI

İlker Başbuğ, 1987’de Güneydoğu’da OHAL’e geçilmesinin de Türkiye’nin yaptığı büyük hatalardan biri olduğunu vurguladı. Başbuğ, “1987’de bir sistem değişikliği ile olayı kaybettik” itirafında bulunurken, faili meçhul cinayetler OHAL’in yürüklükte olduğu dönemlerde artmıştı. OHAL dönenimde bölge halkı baskı ve işkencelere maruz kalırken, bu kaotik ortamda PKK gücüne güç katmıştı. Muhalefet partileri ise, her terör olayından sonra OHAL’in geri getirilmesi gerektiğini, PKK’nın ancak böyle bitirilebileceğini savunuyor. 8 askerin şehit olduğu Gediktepe saldırısından sonra MHP iktidarında yapılacak ilk işin OHAL’i ilan etmek olacağını söyleyen MHP lideri Devlet Bahçeli, “Siyasallaşmış bölücülüğün bastırılması, yöre halkının terör tehdidinden kurtarılması için Olağanüstü Hal ilanını öneriyoruz. Kim yıkım projesini sahipleniyorsa bilin ki bugün de OHAL’e karşıdır. Kim hepimiz Ermeni dediyse bugün de OHAL’e de karşı olandır. Kim Erbil’de Peşmerge’ye alkış tutmuşsa OHAL’a karşı çıkanlar onlardır. Teklifimiz doğrudur, hedefimiz doğrudur, isabetimiz tamdır” demişti. Bahçeli’nin OHAL talebine Başbakan Erdoğan’dan sert tepki gelmişti.
(Yeni Akit)