Arşiv

Posts Tagged ‘parti’

İnönü “Menderes’i asacaklar” demiş

Gazeteci-yazar İdris Gürsoy’un kaleme aldığı ‘Darbenin Şahitleri’ geçtiğimiz günlerde çıktı. İsmet İnönü’nün adamları biliyordu Kitapta 27 Mayıs darbesi sırasında Ege’de görev yapan Albay Ertuğrul Alatlı’nın görüşlerine de yer veriliyor. Kaynak Yayınları tarafından yayımlanan İdris Gürsoy’un Darbenin Şahitleri adlı kitabı raflardaki yerini aldı. Kitapta, 1960 öncesi Kayseri olaylarıyla ilgili olarak Yeşilhisar savcısının yorumları, 27 Mayıs darbesinde Ege’de görev yapan Albay Ertuğrul Alatlı’nın notları, gazeteci Orhan Birgit’in ‘Öğrenci olaylarını ben organize ettim. Kıyma makinesi haberleri dezenformasyondu’ itirafları yer alıyor. 12Haziran 1960’ta Menderes ve arkadaşlarına idam yolunu açan 1 NoluGeçici Anayasa’yı imzalamayı reddettiği için emekliye ayrılan Ertuğrul Alatlı’nın kitapta yer alan notları ise döneme ilişkin çarpıcı bilgiler içeriyor. Darbenin Şahitleri İdris Gürsoy Kaynak Kitaplığı Eylül 2011, 238 Sayfa Kitapla ilgili teknik bilgiler ve internet üzerinden sipariş şartlarını görmek için bu linki kullanabilirsiniz… ‘BU ADAMLARI ASACAKLAR’ Alatlı şunları söylüyor: “Geçici Anayasa 8 Haziran 1960’ta kabul ediliyor MBK’da. 1 Numaralı Geçici Kanun ise 12 Haziran’da kabul edilip 14 Haziran’da Resmî Gazete’de yayımlanırken, İsmet Paşa, 6 Haziran’da ABD’deki oğluna yazdığı mektupta, MBK için, ‘Bunlar, bu adamları asacak’ diyor! ’Nereden biliyorsun diye sormazlarmı adama? Geçici Anayasa metni bile daha ortaya çıkmamış; ortaya çıktığında ise böyle bir niyet olmadığı çok açık. Ben işin bu istikamete gideceğini tahmin ettiğim için, ‘Eğer bir gün şapkamı asıp gelirsem şaşma!’ demiştim karıma. Nitekim öyle oldu. Metni imzalamadım. Başka nedenle de olsa, benden önce ayrılan bir kişi daha var: Agasi Şen.” HEPSİ CHP’NİN ADAMI 1 Numaralı Geçici Kanun’la Özel Mahkeme’nin kurulduğuna dikkat çeken Alatlı şöyle devam ediyor: “Geçici Anayasa’daki siyasi gidiş ifadesi, 1 Numaralı Geçici Kanun’da eski iktidara karşı oluvermiş. Aslında ‘Geçici Anayasa’ lafından bile ödleri patlıyor, ‘Geçici Kanun’ diyorlar; hepsi CHP’nin adamı! Geçici Anayasa’nın 6. Maddesi, ‘MBK bağımsız özel mahkemeler teşkil edebilir’ diyor ki, bu madde MBK içinde uzun tartışmalara yol açmıştı, ‘ne demek özel mahkemeler, normal mahkemeler dururken’ diye; fakat caydırıcı olması için kalmasına karar verildi. İlginçtir, bu hâliyle bile profesörlerin hazırladığı 1 NumaralıGeçici Kanun’un 6. Maddesi’nden çok daha masumdu.” “İdamı önceden düşünmüşler” Albay Ertuğrul Alatlı, kurulan özle mahkemenin yanlılığına da vurgu yapıyor. Özel mahkemenin kimlerle neler yapabileceğinin belli olduğunu belirten Alatlı, “Kim teklif edecekmiş Yüksek Adalet Divanı üyelerini? Bakanlar Kurulu kim? Cemal Gürsel’in tayin ettiği kişiler. Onlar kim? Çoğu CHP’li. MBK’nın işi ne? Sorumluluğu almak. Yüksek Soruşturma Kurulu kimleri soruşturacak? Belli. Mahkeme Başkanı ve savcıyı da bunlar teklif ediyor, MBK kafa sallıyor. Yüksek Adalet Divanı’nın kararları kesindir, ancak… Sen idamı düşünmüş, koymuşsun bile!” şeklinde konuşuyor. İdris Gürsoy’un kaleme aldığı kitapta, Ertuğrul Alatlı’nın yanı sıra birçok önemli ismin yaşananları aydınlatacak cesur röportajları da bulunuyor. Turgut Özal’ın en yakınındaki isim Vehbi Dinçerler, Tansu Çiller’in danışmanı Hüseyin Kocabıyık, Bülent Ecevit’in koruma müdürü Recai Birgün, Recep Tayyip Erdoğan’ın baş danışmanı Yalçın Akdoğan Ankara’da verilen iktidar mücadelesinin perde arkasını etraflıca anlatıyorlar. ‘DP’yi asker değil CHP kapattı’ İdris Gürsoy’un Darbenin Şahitleri kitabında Albay Ertuğrul Alatlı Demokrat Parti’nin askeri yönetim tarafından kapatılmadığını iddia ediyor. Alatlı bu iddiasını şöyle açıklıyor: “DP, Cumhuriyet Halk Partisi- ’nin oyuyla ve mahkeme kararıyla kapatılmıştır. Yapılan şu: DP’nin Anafartalar Bucağı’na kayıtlı bir DP’li buluyorlar. Bu adam, partinin Cemiyetler Kanunu uyarınca kongresini zamanında yapmadığı için kapatılmasını talep ediyor. Bir avukat buluyorlar. Adam gidip Adnan Menderes’ten vekâletname alıyor ve Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne müracaat ediyorlar. Kongre yapılmamış gerçekten, ama o tarihe kadar şikâyet olmadığı için yargı müdahale etmemiş. Hâkim ne yapsın? Bunlar şikâyet edince, parti, mahkeme kararıyla ekim ayında kapatılıyor. Bu gerçekler unutturuluyor ve DP’yi ordu kapattı oluyor.”

 BUGÜN

Kategoriler:ASDER, hukuk, kanun Etiketler:, , , , ,

Hasdal ziyareti ve darbeci damarın çalıştığının kanıtları

Bu kanıtlar “Şartlar hazır olduğunda ihtilal meşrudur” diyen darbe ideolojisini akıl gözü ile görmek için ‘makul şüphe’ olarak kanıt değeri yüksek veriler değil midir?
Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner hukuk çizgisinde kalma hassasiyetini bozdu. Hasdal Cezaevi’nde tutuklu silah arkadaşlarını ziyaret etti. Dıştan baktığımızda bunun adı yargıya baskıdır. Arka plan ise çok farklıdır.

Balyoz davası kapsamında tutuklanarak Hasdal Cezaevi’ne konulan 24’ü general ve amiral toplam 102 muvazzaf subayın sürpriz ziyaretçileri vardı.

NTV’nin haberine göre Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Erdal Ceylanoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay ile Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Necdet Özel Hasdal Cezaevi’ne helikopterle gitti.

Yargıya baskı yapmak isteyen siyasiler özellikle Ergenekon dostu muhalefet Silivri’ yi ziyaret ederse şaşmamak gerekir. Dış görünüşte bunun adı yargıyı siyasallaştırmaktır.

Olaya başka açıdan bakarsak yani empatik bir değerlendirme yaparsak Adalet bakanı Silivri savcılarını ziyaret etse nasıl algılarız. Böyle bir ziyaret muhalif siyasilerin ve Genelkurmay Başkanının tutuklu sanıkları ziyareti ile aynı baskı değerine sahip olmaz mı?

27 Mayıs 1960 sonrası Yassıada yargısının siyasi niteliği nedeniyle kamu vicdanında verilen hükümler karşılık bulmadı. Bugün hiç kimse 27 Mayıs ı savunamıyor.

Bu durumda hakimler tutuklu komutanları serbest bırakırsa adalet terazisinin saptığını görmüş olacağız.

28 Şubat 1997’de Adalet bakanı Sincan cezaevindeki parti arkadaşına ziyaret yapması ne kadar yanlışsa Koşaner’in bu ziyareti de o kadar sakıncalı oldu.

Bu durum aslında ikinci Şemdinlidir.

Silivri yargısını gölgeleme çabası çok dikkat çekiyor. Bence Silivri yargılamalarını hukuki zeminden siyasi zemine kaydırma niyetlerini görmek gerekir.

Süheyl Batum’un Silivri’yi konuşurken TSK’ya kağıttan kaplan demesi böyle bir tahriki amaçlıyordu. Aslında Süheyl Batum darbeci damarın temsilcisi gibi konuşuyordu.

Abbas Güçlü’nün programında bir hukuk öğrencisi konuyu deşifre etti. “Siz Anayasa Profesörü siyasetçi olarak askeri eleştirme yasağı olan birisiniz, rahatsız olmuyor musunuz” sorusu alkışlanacak bir soru idi.

Darbeci damar “Orduevi cemaati” olarak çalışıyor. Hem Genelkurmay başkanına hem de yakın siyasetçilere cemaat baskısı uyguluyorlar. Olaya bu gözle bakalım. Bir Genelkurmay Başkanı senelerce karşısında esas duruşta durduğu eski komutanlarının telefonuna çıkmamazlık yapamaz, ricalarına hayır diyemez.

Hüseyin Kıvrıkoğlu, İsmail Hakkı Karadayı,Yaşar Büyükanıt gibi post modern müdahalecilerin boş durduğunu mu zannediyorsunuz. Bu kişilerin orduevlerinde fildişi kulelerinde üçüncü baharlarını yaşamayacak kadar idealist olduklarını bilmek gerekir.

Yahut Silivri iddianamelerinin bir gün gelip kendilerine dayanacağından ciddi kuşkuları olanlar varsa ya yurt dışına kaçacaklar ya da kalan kadroyu çalıştıracaklar.

Kalan darbeci kadro ile ilgili kanıtlar var mı?

1-TSK’da 27 Mayıs’tan beri darbe karşıtı subay astsubaylar hep tasfiye edildi.

2-28 Şubat bin yıl sürecek diyenler kendilerini sağlama almadan emekli olacak kadar saf değiller. Kendi geleceklerini garantilemek için darbe geleneğinin gereği olarak önlemler alırlar. Emir komuta zinciri dışında yapıyı pasif muhafaza ederler. JİTEM kurucusu Arif Doğan “Jitem şu anda vardır ve donmuştur” demedi mi?

3-Donanma Komutanlığında gizli bölmelerde bulunan 10 dosya belge ve özellikle “5 Nolu hard disk” darbecilerin kurumsal hafızasını temsil ediyor. Şartlar hazır olunca darbe yapmak isteyenler yıllarca emek verdikleri belleklerini saklamaları darbe niyetinin işaretidir. Darbe düşünüyorsanız tabiiki darbe belleğini saklarsınız.

4-Darbe ideolojisi aynen devam ettikçe darbe geleneği sürdükçe şartlar hazır olunca açıktan silah zoru ile iktidar değiştirmek, şartlar hazır olmadığında gizliden(Post Modern) silahlı müdahale tehdidi ile iktidar değiştirmek darbecilerin karakterlerinin gereğidir.

5-Soğuk savaş döneminde NATO’nun bütün orduları Gladio olarak tanımlanan yapılarını tasfiye ettiler “Türk Gladio” su hariç. Bu bile darbeci damarın aktif olarak çalıştığını gösteriyor.

6-Milli Güvenlik siyaset belgesi yani Kırmızı kitap hazırlanırken 2010 yılında yapılan değişiklikte “Demokrasiyi tehdit eden” iç tehdidi kırmızı kitaba yazdırmayan güçlerin halen aktif olduklarını anlamamak için zeka özürlü veya kötü niyetli olmak gerekir.

7-Sık sık ‘rejim sorunu’ vurgusu yaparak Cumhuriyetimizi ‘ Korku Cumhuriyeti’ haline getirmek isteyenlerin gerçekte darbe olduğunda tebrik kuyruğuna girecek kişiler olduğunun bilelim.

Bu kanıtlar “Şartlar hazır olduğunda ihtilal meşrudur” diyen darbe ideolojisini akıl gözü ile görmek için ‘makul şüphe’ olarak kanıt değeri yüksek veriler değil midir?

Silivri de yargıya baskı yapan grupların oyununa gelmemek siyasi aklın gereği. Ancak Genelkurmay Başkanımız maalesef bu oyuna gelmiştir.

Geçtiğimiz günlerde Genelkurmay’ın “Aksine telkinlere rağmen yargıya müdahale etmiyoruz” açıklamasından sonra Hasdal ziyaretini bu gözle okuyalım.

Aslında ordumuz kağıttan kaplan değil ama darbeciler kağıttan kaplandır. Eğer 28 Şubat veya 27 Nisan döneminde olsaydık gazete manşetleri farklı olurdu Cumhuriyet mitingleri başlardı. Darbeci damarın gücü var ama artık bu kadarına yetiyor.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan – Haber 7
ntarhan@gmail.com