Arşiv

Posts Tagged ‘subay’

Astsubayların özlük haklarında yapılan düzenlemeler

ismet yılmazBugün tüm basında, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın, astsubaylara yüzde 20 zam verilmesi yönündeki açıklaması yer almaktadır. Bu açıklama, Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin soru önergesine verilen cevaptan alınmıştır. Bakan Yılmaz tarafından verilen yazılı soru önergesi cevabı çok önemli olup, astsubaylara yönelik olarak hazırlanan tüm çalışmalar detaylı bir şekilde aktarılmıştır. Önemine binaen bu cevabı yayımlıyoruz.

T.C.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANLIĞI

MAİY : 2012/7228/Kan. ve Kar.D.Kan Tetkik ve İşi.Ş. Kasım 2012

KONU : Yazılı Soru Önergesi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLİĞİNA

İLGİ: TBMM Bşk.lığının 02 Ekim 2012 tarihli, A.01.0.KKB.0.10.00.00-86735 sayılı ve “Soru Önergesi” konulu yazısı.

İlgi ile, Bursa Milletvekili Sena KALELİ tarafından TBMM Başkanlığına verilen ve Millî Savunma Bakanı tarafından cevap verilmesi talep edilen, 7/10284 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı EK-A’da sunulmuştur.

Arz ederim.

İsmet Yılmaz
Milli Savunma Bakanı

BURSA MİLLETVEKİLİ SENA KALELİ TARAFINDAN VERİLEN 7/10284 SAYILI YAZILI SORU ÖNERGESİNİN CEVABI

1. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personelinin özlük haklarına yönelik iyileştirmeler; imkânlar dâhilinde, ülke şartları ve askerlik mesleğinin kuralları dikkate alınarak, bir sistem bütünlüğü içinde incelenmekte; Genelkurmay Başkanlığı yetkisindeki düzenlemeler hayata geçirilmekte, diğer konular ilgili makamlara teklif edilmektedir.

2. Çalışmalar, ihtiyaçlar dikkate alınarak, bir bütünlük içerisinde, emekli ve muvazzaf personelin önerileri de dikkate alınarak yapılan değerlendirmeler neticesinde hazırlanmaktadır. Bu kapsamda yapılan çalışmalar aşağıda sunulmuştur.

a. Mali Konularda Tamamlanan ve Devam Eden Çalışmalar:

(1) Astsubayların 1 ‘inci derecenin 4’üncü kademesine yükselebilmesini amaçlayan “6318 sayılı Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 03 Haziran 2012 tarihinde 28312 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

(2) Son bir yıllık sürede; iç güvenlik harekât (İGH) bölgesindeki personelin tamamı ile diğer bölgelerden makam ve rütbesi itibarıyla taşıdığı sorumluluğu, eğitimi, üstlendiği görevin riski/zorluk derecesi ve personelin ihtisası gibi hususlar da göz önünde bulundurularak seçilen personelin tazminatlarında kısmi artışlar sağlanabilmiştir. Bu kapsamda;

(a) İç güvenlik faaliyeti icra edilen bölgelerde görevli personele verilmekte olan operasyon tazminatı (aylık 567 TL) ile ilgili olarak tazminat verilen personel ve birlik sayısında artış yapılmıştır. (memurlar.net)

(b) Ayrıca, birinci derece kritik illerde (Hakkari, Şırnak, Siirt, Hatay vb.) görev yapan personele hâlen ödenmekte olan 567 TL operasyon tazminatına ilave olarak astsubayları da kapsayacak şekilde;

(I) Tabur ve aşağı seviyedeki hudut birlikleri, operasyon icra eden tabur ve aşağı seviyedeki birlikler ile ilçe jandarma komutanlıkları ve bağlı karakollardaki personele aylık sabit 677 TL,

(II) Kritik illerde operasyon icra eden diğer birlikler ile havacılık unsurlarına, operasyona iştirak edilen gün ile orantılı olarak günlük 11-43 TL ilave operasyon tazminatı ödenmesine başlanmıştır.

(c) Emsallerine göre daha zorlu şartlarda görev yapanları ve mesleki gelişim için personeli teşvik etmek, mahrumiyet bölgelerinde görev yapanlar ile risk seviyesi yüksek görevlerde bulunanları motive etmek maksadıyla;

(I) Astsubay Üst Karargâh Hizmetleri Eğitimi (AÜKHE) alan astsubaylara,

(II) Belediye sınırları dışındaki jandarma karakol komutanlıklarında görevli personele,

(III) Patlayıcı madde imhası görevinde çalışan personele ilave tazminat verilmesi sağlanmıştır.

(ç) 2629 sayılı Kanun kapsamında; uçucu, paraşütçü, dalgıç, kurbağa adam gibi niteliklere sahip personelin tazminatlarında ortalama %5-20 oranında artış yapılmıştır.

(3) MİT, Emniyet Hizmetleri Sınıfı personeli gibi emeklilerin maaşlarına 2006 yılında 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nda yapılan değişiklikle sağlanan 100 TL iyileştirmenin, makam tazminatı alamayan astsubaylara da yapılması konusunda hazırlanan T.C.Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı 09 Eylül 2012 tarihinde Başbakanlığa gönderilmiştir.

(4) Birinci dereceden maaş alan astsubaylara görev tazminatı verilmesini öngören 926 sayılı TSK Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı yasalaştırılmak üzere 11 Haziran 2012 tarihinde Başbakanlığa gönderilmiştir.

(5) 2003 yılı ve öncesi göreve başlamış olan astsubaylarımızın bir üst dereceye intibak işlemlerinin yapılması için hazırlanan 926 sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağına ilişkin yasal düzenleme çalışmalarına devam edilmektedir.

(6) Gelir seviyesi kısmen düşük olan astsubayların maaşlarına %20 oranında artış yapılması amacıyla TSK Hizmet Tazminatında artış yapılmasına ilişkin yasal düzenleme çalışmalarına devam edilmektedir.

(7) 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun kapsamında görevlendirilen astsubaylara, görev yaptıkları her gün için en yüksek devlet memuru aylığının brüt tutarının 1/10’u tutarında (63 TL) ödeme yapılması maksadıyla hazırlanan 926 sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağına ilişkin yasal düzenleme çalışmalarına devam edilmektedir.

(8) Mevcut durumda lojman tahsis edilmeyen personele her hangi bir tazminat ödenmemektedir. Lojman tahsis edilmeyen TSK personeline, yaklaşık 400 TL artış getirilmesini öngören 926 sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı yasalaştırılmak üzere 24 Nisan 2012 tarihinde Başbakanlığa gönderilmiştir.

(9) Ayrıca, önümüzdeki dönemde yapılacak çalışmalarda, mal sorumluluğu verilen Bölük/Batarya Astsubay/İkmal Astsubaylarına ödenen tazminatların artırılması planlanmaktadır.

b . Mesleki Gelişime Yönelik Tamamlanan ve Devam Eden Çalışmalar:

TSK’de görev yapan Astsubayların mesleki motivasyonunu yükseltmek, aidiyet duygularını geliştirmek, Kuvvet Komutanlıkları arasında uygulama birliği sağlamak ve Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde birlik ve beraberlik ile dayanışmayı artırmak maksadı ile;

(1) 05 Nisan 2010 tarihinden itibaren, TSK Astsubay Üst Karargâh Hizmetleri Eğitimi (AÜKHE) verilmeye başlanmıştır. Bu kapsamda;

(a) Eğitimi başarıyla bitiren astsubaylara bir yıl kıdem, tazminat ve Astsubay Üst Karargâh Hizmetleri Şerit Rozeti verilmesi sağlanmış,

(b) Ayrıca; 20 Mart 2012’den itibaren AÜKHE programına yurt dışı tetkik gezisi ilave edilmiştir.

(c) AÜKHE kontenjanları, Kuvvet ihtiyaçları ve On Yıllık Temin ve Tedarik Programı (OYTEP) kadroları dikkate alınarak 128’den 220’ye çıkarılmıştır. Yeni kontenjanlar aşağıda sunulmuştur:

Kontenjanın Kuvvetlere Göre Dağılımı

Kuvveti Eski Kontenjan Yeni Kontenjan
K.K.K.lığı 47 80
Dz.K .K.lığı 18 27
Hv.K .K.lığı 31 52
J. Gn.K .lıgı 30 56
S. G.K.lığı 2 5
Toplam 128 220

(2) Yurt dışında yabancı dil eğitimi imkânları artırılarak 2007 yılından itibaren 115 astsubay yurt dışına (ABD, İngiltere vb.) yabancı dil eğitimine gönderilmiştir.

(3) 2008 yılından 2012 yılına kadar astsubay yurt dışı sürekli görev (NATO ve ataşelik) kadrolarında % 51, yurt dışı geçici görev kadrolarında ise % 26 artış sağlanmıştır. Yeni NATO Komuta Yapısı kadro görüşmelerinde astsubay kadrolarının artırılmasına yönelik girişimler devam etmektedir.

(4) Astsubayların mesleki motivasyonlarını artırmak maksadıyla, azami %15 olan astsubaylıktan subaylığa geçiş kontenjanı, 2012 yılında %25’e çıkarılmıştır.

(5) Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan muvazzaf subay ve astsubayların yükümlülük süresini günümüz koşullarına uygun hale getirerek kısaltılmasını amaçlayan “6318 sayılı Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 03 Haziran 2012 tarihinde 28312 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

(6) Disiplini ve mesleki bilgisiyle emsallerine göre temayüz etmiş lisans, yüksek lisans ve doktora mezunu astsubayların askeri okulların uygun görülecek öğretmen kadrolarında görevlendirilmelerine imkân sağlamak amacıyla hazırlanan 5044 sayılı Askeri Okullar Öğretmenleri Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağına ilişkin yasal düzenleme çalışmalarına devam edilmektedir.

(7) Bu çalışmalara ilave olarak;

(a) Astsubayların atanabilecekleri görevlere ilişkin olarak görev-rütbe hiyerarşisi oluşturmak maksadıyla astsubay kadrolarının Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca yeniden düzenlenmesi,

(b) Astsubay statüsündeki personelin, personel yönetim sistemi içinde sorunlarının çözümü ile kurum içi iletişimlerinin sağlıklı ve güvenli bir yapıda yürütülmesine destek olmak üzere Genelkurmay Başkanlığı astsubay kadrosu ihdas edilmiş ve 16 Temmuz 2012 tarihinde atama yapılmıştır. Ayrıca, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığına ilave olarak, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında da kuvvet astsubaylığı uygulaması başlatılmıştır. Bu kapsamda; Genelkurmay Başkanlığı Astsubaylığı ve Kuvvet Astsubaylığı müesseselerine işlerlik kazandırma bakımından, TSK ağındaki kuvvet personel yönetim bilgi sistemleri üzerinde Astsubay İletişim Forumlarının oluşturulması,

(c) Belirli bir yaşın üzerinde bulunan personelin temel ve savaş beden eğitimi birlik standartlarını yerine getirme konusunda yaşadığı sıkıntıları gidermek maksadıyla, birlik standartlarının, “Fiziki Yeterlilik Değerlendirme Testi” yaş gruplarına benzer şekilde yeniden düzenlenmesi,

(ç) Sınıf okullarındaki öğretmen yardımcısı kadroları ile AÜKHEM’deki öğretim elemanı ve öğretim elemanı yardımcısı kadrolarının “öğretmen” unvanı ile değiştirilmesi,

(ç) Mevcut kadro görevleri ve bu görevlerin gerektirdiği eğitim ihtiyaçları doğrultusunda astsubaylara kuvvet nam ve hesabına lisans tamamlama imkânı verilmesi,

(d) Astsubaylara öğrenim kıdemi verilecek lisansüstü eğitim kontenjanları ve ilgili bilimsel dal sayılarının artırılması kapsamında kadroların yeniden incelenmesi,

(e) Pilotlar hariç diğer uçuş görevlerinde çalışan personelin bröve kullanma esaslarının MY 53-1 (B) TSK Bröve Yönergesi kapsamında belirlenmesi çalışmalarına devam edilmektedir.

c. Sosyal hakların iyileştirilmesine yönelik çalışmalar:

(1) Hastanelerde statü ayrımı yapılmaması kapsamında;

Polikliniklerde uygulanan “muayene öncelik sırası”, statü ayrımı gözetilmeksizin randevulu hastalara öncelik verecek şekilde değiştirilmiş,

“Hasta Servisleri”nin rütbelere göre değil hastaların cinsiyetlerine ve hastaların durumuna göre ayrılması şeklinde düzenleme yapılmıştır.

(2) Tanınmış kişilerin orduevi ve askeri gazinolara girişinde, astsubayların referansı ile tanınmış kişi kartı verilmesi uygulamasına 24 Nisan 2012 tarihinden itibaren başlanmıştır.

(3) 20 Nisan 2012 tarihinde “Sanık Asker Kişiler İçin Avukatlık Ücretinin Ödeme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”te yapılan değişiklik ile asker kişilerin; karakol, karakol nöbetçisi, devriye, nakliyat muhafazası hizmetlerinde veya asayişi temin ve kaçakçılığın men, takip ve tahkiki için görevlendirildiklerinde ya da önleyici, caydırıcı, düzenleyici, koruyucu ve adli görev ve hizmetlerin yerine getirilmesi sırasında veya bu görevlerinden dolayı sanık durumuna düşmeleri halinde avukatlık ücretlerinin ödenmesine imkân sağlanmıştır.

(4) OYAK Genel Kuruluna, Temsilciler Kurulu tarafından seçilen 20 üyenin 8’i astsubaydır. Ayrıca; Milli Savunma Bakanı, Maliye Bakanı, Sayıştay Başkanı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Bşk. ve Türkiye Bankalar Birliği Başkanından oluşan seçim komitesi tarafından OYAK Yönetim Kuruluna bir astsubay seçilmiştir.

(5) Disiplin hukukuna ilişkin problem sahalarının değişen ve gelişen günümüz hukuk anlayışına da uygun bir şekilde çözülmesinin gerekli olduğundan hareketle yeni bir Disiplin Kanunu oluşturulmasına yönelik olarak bir çalışma yapılmıştır. Bu kapsamda; oda ve göz hapsi cezaları, dolayısıyla da Disiplin Ceza ve Tutukevleri kaldırılmış, amirlik görevinin en önemli yetkilerinden birisi olan disiplin cezası verme konusunda sicil verme yetkisi olan bütün astsubaylara ceza verme yetkisi tanınmıştır.

(6) İç Hizmet Yönetmeliğinde eski nasıplı astsubaylardan II.Kademeli Kıdemli Başçavuş rütbesinde olanlara verilen nöbet muafiyetinin,

(a) Astsubaylıktan subaylığa geçen personel için 23 hizmet yılını, Uzman Jandarma /Uzman Erbaşlıktan astsubaylığa geçen personel için 24 hizmet yılını dolduranlara,

(b) Altı yıllık bekleme süresine tabi olan yeni nasıplı astsubaylar için Kıdemli Başçavuş rütbesine ulaşanlara verilmesi şeklindeki İç Hizmet Yönetmeliği değişiklik taslağına ilişkin yasal düzenleme çalışmalarına devam edilmektedir.

(7) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi personelin özlük haklarında yapılan iyileştirmelerin subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar için de uygulanmasını amaçlayan “6318 sayılı Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 03 Haziran 2012 tarihinde 28312 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamda; eşi doğum yapan, kendisi veya çocuğu evlenen; eşi, anne, baba veya kardeşi vefat eden, bakmakla yükümlü olduğu yakını kaza geçiren veya önemli bir hastalığa yakalanan personele verilecek izin sürelerinin, Devlet Memurları Kanunu’nda yapılan iyileştirmelere paralel hale getirilmesi sağlanmıştır.

(8) TSK personelinin orduevi, askeri gazino, sosyal tesisler ve özel/yerel eğitim merkezlerinden faydalanma şartlarının iyileştirilmesi hususunun incelenmesi devam etmektedir. Buna ilave olarak, subay orduevi olarak hizmet veren Ankara Sıhhiye Orduevinin C motel binası, 09 Ekim 2012 tarihinden itibaren “Astsubay Kısmı” olarak hizmete açılmıştır.

3. Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin özlük, sosyal ve eğitim hakları ile ilgili çalışmalar, personel ayırımı gözetilmeksizin bir bütün olarak yürütülmektedir. Bu kapsamda teklifler, halen görevde bulunan subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ve sivil memurların özlük hakları ile bunların emekli maaşlarında iyileştirme yapılmasını içerecek şekilde ihtiyaca göre muhtelif zamanlarda hazırlanmaktadır.

Bilgilerinize sunarım.

Memurlar.Net

 

İsmet Yılmaz’dan astsubaylara zam müjdesi

Astsubayların maaşlarına yüzde 20’lik zam gündemde..

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, gelir seviyesi düşük olan astsubayların maaşlarına yüzde 20 oranında zam yapılmasına yönelik çalışma yürüttüklerini bildirdi.

400 TL ÖDENECEK

Yılmaz, astsubaylara görev tazminatı verileceğini, lojman tahsis edilmeyen astsubaylara 400 TL ödeneceğini belirtirken, kurum içi iletişimin artırılması amacıyla “Genelkurmay Astsubaylığı” ve “Kuvvet astsubaylığı” adı altında bir kurum ihdas ettiklerini ifade etti.

EMEKLİ ASTSUBAYLARA 100 LİRA ZAM

CHP Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin astsubayların özlük haklarına ilişkin soru önergesini yanıtlayan Yılmaz, emekli astsubayların maaşlarında da 100’er lira iyileştirme yapılmasının planlandığını belirtti.

Yılmaz, 2003 ve öncesi göreve başlamış olan astsubayların bir üst dereceye intibak işlemlerinin yapılması için hazırlanan tasarı taslağına ilişkin yasal düzenleme çalışmalarına devam edildiğini de kaydetti.

Yılmaz ayrıca “Mevcut kadro görevleri ve bu görevlerin gerektirdiği eğitim ihtiyaçları doğrultusunda astsubaylara kuvvet nam ve hesabına lisans tamamlama imkanı verilmesi çalışmalarına devam edilmektedir” dedi.

(Milliyet)

Kategoriler:ASDER, ayim, hukuk, kanun, medeniyet, tsk Etiketler:, , ,

ASTSUBAYLARIN “DUYUN SESİMİZİ” HAKLI FERYADI

Sevgili okurlarım; bu yazımda gündem konusu olan ve hassasiyetle üzerinde durulması gerektiğine inandığım bir konuyu paylaşmak istedim. Bunu aynı zamanda insan hakları kapsamında şanlı ordumuzda görevini canla başla yapan kıymetli mensuplarına sahip çıkmamız adına yazıyorum.

Astsubayları ve sorunlarını konu alan kitap, yazı ve makalelere rastlamak pek mümkün olmuyor. Çoğu kez bazı yazıların içinde yer alan birkaç satırla yetinmek zorunda kalıyorsunuz. Üç satır oradan, beş satır buradan diyerek toparlamaya ve bu toparladıklarınızdan da bir sonuç çıkarmaya çalışıyorsunuz. Dişe dokunur bir şeylere ulaşmak bazen mümkün oluyor, bazen ise hayal kırıklığı ile karşılaşmak kaderiniz oluyor. Hep dediğimiz gibi, yazılanlar genelde belli bir ideolojiye ve o ideolojinin üstün insan belleyip yarı tanrılaştırdığı zümrelere ait oluyor. Bire bin katılarak şişirilmiş plastik mitlerle kandırılıyor ve aldatılan astsubaylar feryat etmektedirler.

İşte tüm bunlardan dolayıdır ki, halkın içinden çıkmış ve Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde sıradan bir insan olarak yerini onuruyla almış astsubayları anlatan, inceleyen birkaç değerli yazı ve araştırma oldukça önem arz ediyor.

Astsubay Kanununun Özünde Subay Yapılacağı Vurgusu Vardır: Modern harp silâh ve araçları ile teçhiz edilen silâhlı kuvvetlerimizde, bu modern harp silâh ve araçlarını kullanacak ve erlere (ve hâttâ subaylara) öğretecek muharip veya yardımcı sınıf astsubay ve takım komutanına ihtiyacın çok fazla olduğundan hareketle ve kanunun özüne, liyakat gösterenlerin subay nasbedilmeleri ve kıdemli yüzbaşılığa kadar yükselmelerinin sağlanacağı vurgusu yerleştirilerek çıkartılan Astsubay Kanunu; ilerleyen dönemlerde bu ana ilkelerinden uzaklaştırılmış ve kariyeri sınırlandırılan bir meslek grubu haline getirilmiştir. Sadece her yıl göstermelik oranda astsubaydan subay alınma kontenjanı belirlenerek, başarılı ve liyakatli olanların önüne engel konulmuştur. Yetmiyormuş gibi her geçen yıl ve dönem; maaş, özlük hakkı ve sosyal haklarında kısıntılar yapılarak, sanki Türkiye’nin değil de, başka ülkelerin ordularının emekçileriymiş gibi dışlanmış ve kötü muamelelere maruz bırakılmıştır.

Astsubay Terimi Yerinde Bulunmamış, Küçük Subay Denilmesi Öngörülmüştür: Meslek sınıfının tanım ve isimlendirmesi yapılırken Astsubay terimi yerinde bulunmamış ve kanunun ruh ve manasına daha uygun olarak Küçük Subay denilmesi öngörülmüş olmasına rağmen, daha önceden var olan Küçük Zabit Kanunu nedeniyle uygulamada karışıklıklar çıkacağı endişesiyle, kanun bir oldubittiye getirilmiş ve Astsubay Kanunu olarak yürürlüğe sokulmuştur.

İşte Astsubaylarımızın feryatlarını  işitelim;

Kendileri İçin “Asubay”, Bize gelince “Astsubay”: 10 Haziran 1935 tarihinde çıkartılan 2771 sayılı “Ordu Dahili Hizmet Kanunu” ile yeni rütbe ve kategori tanımlamaları yapılırken genç ve kıdemsiz subaylar için astsubay terimi düşünülmüş ama bu terimin incitici ve onur kırıcı olarak algılanacağı değerlendirilerek “asubay” teriminde karar kılınmıştır. (Asubaylar: Yarsubay, Asteğmen, Teğmen, Yüzbaşı, Binbaşı.) Bilindiği gibi bir meslek grubunun tanımını yaparken, onu niteleyecek ismi küçük düşürücü, incitici veya onur kırıcı bir terim olarak belirleyemezsiniz. Bu Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın özüne aykırıdır. Lakin görüldüğü gibi Astsubay Kanunu ile ast ön eki kullanılarak küçük zabit mesleğine mensup askeri personel, astsubay olarak tanımlanmış ve toplumda bazı art niyetli kişilerin özellikle “t” harfini üstüne üstüne basarak söylemesiyle aslında subay yardımcısı ve küçük subay olan bu kesim insanların incitilmesine, moral ve motivasyonlarının bozulmasına sebebiyet verilmiştir. Halen bu tip kullanımları necip Türk basınının bazı kalemlerinde de görmekteyiz. Büyük insan ve büyük Atatürkçü (!) sevgili generallerimiz, kendi sınıflarına ait kıdemsiz personelin mesleki tanımını yaparken “asubay” terimini seçerken, ordunun belkemiği küçük zabitleri için bir çifte standart uygulamış ve “astsubay” terimine işlerlik kazandırmışlardır.

Astsubaylar Zoru Başarmıştır: Tüm bu olumsuz algılamalara rağmen astsubaylar, yine de bu kanunla verilen hakları olumlu görmüş, vatan sevgisiyle ve alın teriyle mesleğini etkin bir şekilde icra etmiştir. Yaşanan süreçte “ast” ön ekinin olumsuzluğunu kendi azim ve inancı ile yıkmış, ast sözcüğünü kendi bünyesinde olumlu hale getirmiştir. Ayrıca Türk Dilinin devrimci yanı, Atatürkçü(!) generallerimizin bu komplosunu ters yüz etmiştir. Türk halkı, hiyerarşinin o negatif enerjili “t” harfini pek de kaale almamış, yaşamın pratiğinde aslanlar gibi “astsubayım” demiştir. Darbenin fethetmiş olduğu Türk Dil Kurumu halen bu konuda ısrarcı olsa da, onları kendine getirecek çözüm sokaklarda tüm gerçekliğiyle yaşanmaktadır. Türkçe gramerine hâkim ve Türk dilini iyi konuşan sıradan bir insana ancak bir şekilde “astsubay” dedirtebilirsiniz; o da alnına silah dayayarak!

Cumhuriyetin ilanından bugüne ve hatta Kurtuluş Savaşımız dahil; Türk Silahlı Kuvvetleri’nin astsubayları, üzerlerine düşen vazifeyi hakkı ve onuruyla yapmış ve yapmaktadır. Düşünün ki, Batı Anadolu’da işgal güçlerine ilk karşı çıkan bir küçük zabittir. Resmi tarihimizin bir sayfasında kahraman olarak göklere çıkartılan ama sonraki sayfalarda çeşitli nedenlerle hain damgası vurulan Ethem Bey (Çerkez Ethem); Milli Mücadelemizin lider kadrosuna çok büyük katkılar sunmuştur. Ayaklanmaları bastırmış ve planlı, programlı bir mücadelenin yapılmasına zaman ve zemin hazırlamıştır. Başına gelenleri iyi ya da kötü olarak değerlendirmek bizden çok tarihçilerin işidir. Fakat şu kadarını söylemeliyiz ki; büyük mücadele ve devrimler çoğu zaman kendi çocuklarını da yemekten sakınmamıştır.

Antepli Şahin Bey de alaylı bir astsubaydır ve kahramanca çarpışarak, kanını bu kutsal topraklar için akıtmış, canını ay yıldızlı bayrağın dalgalandığı bir vatan toprağı hülyası ile feda etmiştir. İstiklal Destanımızın her sayfasında bu ülkenin nice onurlu evlatları vardır ki, bunlar yokluklara rağmen yürekleri ile savaşmış, rütbelerin en yükseği olan şehitlik ve gazilik makamına erişmişlerdir. Kimilerine devletimiz tarafından onbaşı, çavuş, başçavuş ve teğmen gibi çeşitli rütbeler verilmiş olsa da; o savaşa yüreğini koyan her vatan evladı bizim için birer gurur abidesi meslektaştır. Yüreğimizde isimlerini taşıdığımız, sevdalarını taşıdığımız; mücadelelerinden ilham aldığımız birer Astsubay görüyoruz herbirini.

Kore Savaşında ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatında da nice destanlar yazmış bir ordunun astsubayları olarak, bu destanlara kanımızla ve canımızla katkıda bulundular.

Terörün kol gezdiği sınır boylarında, dağ karakollarında ay yıldızlı bayrağımızın dalgalanması için var güçleriyle çalıştılar, çabaladılar. Kutsal vatan toprağında gece gündüz nöbetler tuttuk, kimi zaman evimizi bile taşıyamadılar, yıllarca ayrı kaldılar. Hasret ateşini vatanımıza ve milletimize duyduğumuz derin aşk ateşi ile bastırdılar.

Eve dönüşlerde, çocukları babasını yabancı bir misafir zannetti çoğu kez. Kim bu adam, niye sevgili annemle bu kadar yakın diye tuhaf bakışlarla süzdü onları. Bazen kahramanlık hikayelerinin etkisiyle, dev gibi bir baba bekleyip durdu ama karşısına mayında elini kolunu kaybetmiş eksik bir baba buldu. Bilemedi Gaziliğin ne olduğunu. Şaşırdı.

Bazense babasını düşlerken, onun yerine bayrağa sarılı, yüzünü bile göremediği bir adam için ağladı. Birileri, babasının kahpe kurşunlara karşı kahramanca çarpıştığını ve şimdi kanatlanıp cennete doğru uçtuğunu fısıldayıverdi kulağına. Kutsal babayı kutsal bayrağa sarılı gördü ve öylece rüyalarına taşıdı. Her gece yüzünü seçemediği ama bayrağından tanıdığı o cesur babayı kurdu düşlerinde. Ne zaman başı sıkışsa, ne zaman hayatın zor bir anına denk gelse, düşlerindeki ayyıldız destanlı babası koştu imdadına. Yine de babasızlığın tarifsiz hüznünde gizli sözcükleri söyleyemedi kimselere. En gizli hazinesi olarak yüreğindeki sandukasında sakladı.

Küreselleşen dünyada artık bilginin, istihbaratın, medyanın, teknolojinin ve diplomasinin daha etkin silahlar olduğunu görmekteyiz. Herhangi bir devlet, hiçbir gerginlik ortamı yaratmaksızın, bir başka ülkede çeşitli yollarla etkin bir savaş yürütebilmektedir artık. O ülkeyi internet, basın ve medya yoluyla ya da taşeron kişi, kurum ve örgütler kullanarak istediği yöne doğru çevirebilmektedir. Tehdit unsuru gördüğü bölge ve ülkelere kontrollü kaos getirerek, kendi dünya düzenini kendi çıkar ve emellerine uygun şekilde kolayca inşa edebilmektedir.

Tüm bunlar silahlı kuvvetler yapısında devrimsel değişiklikler yapılmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Ordulara artık lider ya da komutandan çok, bilgi ile donatılmış ve bilgiyi nasıl kullanacağını sezebilen ve lider özellikler de taşıyan orta rütbede subay ya da sivil uzmanlar gereklidir. Bundan sonraki süreçte daha çok general yerine daha azı ama daha kalitelisi yetiştirilmelidir.

Yeni ordu yapılanmalarında, yeni tanımlanan görevler gereği teknolojiye hakim, dil bilen, liderlik vasfı taşıyan, askerlik mesleğine ünsiyetli ve her daim kendini geliştirebilen astsubaylara ihtiyaç tüm dönemlerden daha fazla. Hatta şunu bile açıkça söyleyebiliriz ki; modern ordular bu yeni dönemde rahatlıkla, bir general yerine bir Astsubay yetiştirmeyi tercih edebilir, daha rantabl bulabilir.

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ VE ASTSUBAYLARI

Cumhuriyetle birlikte gelişen ordu yapılanmamızda zamanla astsubaylar ordunun temel direği olmuşlardır ama hak ettikleri değere bir türlü ulaşamamışlardır. Yirmi birinci asrı yaşadığımız bu günlerde bile batılı devletlerin astsubaylara verdiği değeri ne yazık ki, Türk Ordusunun üst kademeleri bu emekçi insanlara sağlayamamışlardır. Hala bilginin rütbe ve kıdem esasına dayalı olduğunu düşünen bağnaz yapı; maalesef Amerika’nın, İngiltere’nin ve Almanya’nın astsubaylara bin dokuz yüz küsürlü yıllarda verdiği değer seviyesinden bile çok uzaktadır.

Sınıfsal ayrıcalıkları sorgulanacak ya da bitecek, tahtları sallanacak diye kabuslar görmeye başlıyorlar. O yüzden de astların taleplerine çok ağır, çok sert karşılık veriyorlar. Günümüz ordularında, astsubaylık mesleğinin yıldızının parlamasını kabullenmek zor olsa da çağın gerektirdiği gelişmeler nedeniyle bilgili, cesur, vatansever ve konusunda uzman astsubaylardan kurulu bir ordu yapısına varmak, bu yapılanmayı güçlendirip geliştirmek, kaçınılmazdır. Dolayısıyla, astsubaylara hakkı olanı teslim etmek, modern ülkelerde olduğu gibi ayrım ve fark gözetmeksizin onlara hak ve hukuken eşit davranmak, emeğine ve bilgisine saygı duymak ve fırsat eşitliği sağlamak elzemdir. Tüm bunları saltanatçı yapı nedeniyle görmezden gelenler belki uzun süren bir barış ortamında kafalarını kuma gömebilirler ama kısacık bir an sürecek bir savaşta, görmezden geldiklerinin bedelini toptan ödemek zorunda kalabilirler. Ne demek istediğimizin daha iyi anlaşılması için özellikle Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinin analizi tam anlamıyla ibret verici ve öğreticidir.

Pek çok astsubay; meslek gruplarına karşı yapılan haksızlıkların giderileceği ve cumhuriyetin ikinci sınıf insanı olmaktan kurtulacağımız günlerin umudunu yüreğimizde sabırla taşıyorlar.

Astsubaylar, Silahlı Kuvvetlerin orta direği ve belkemiği olduklarının bilinciyle, bir uçağın kanadı, bir geminin pervanesi, bir tankın paleti ve bir ülkenin sınır karakolu misalidirler. Türk bayrağının dalgalandığı her yerde cesur ve cansiperane görev yapmanın onuruyla yaşamaktadırlar.

 

Astsubaylar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin emekçileridir. Yeri geldiğinde işçi, yeri geldiğinde memur, yeri geldiğinde lider ve komutan, yeri geldiğinde yönetilmektedirler. Vatan, millet ve bayrak söz konusu olduğunda gözünü kırpmadan şehitlik rütbesine koşa coşa giden, bu halkın onuru için şehitliği ve gaziliği onur bilen öz vatan evlatlarıdırlar.

Şehit cenazelerimiz arka mahallenin camisinden kalksa bile halkının omzunda, halkının kutsal gözyaşlarıyla ebedi istirahatgaha gitmeyi şeref bilmektedirler.

Bir generalin işaret parmağıyla on dört gün, yirmi bir gün sorgusuz, sualsiz, savunmasız hapislere gönderilen, üstelik ülkemizin aydınları, medyası ve yazarları, siyasetçileri tarafından ve hatta bağrından kopup geldiğimiz halkımız tarafından tam anlaşılamadıklarından üzüntüleri büyüktür. Statükolardan, ortaçağ kalıplarından arınarak görev yapmakken, sırf ekonomik sorunumuz olduğu, tek derdimizin para olduğu gibi anlaşılmalarla incindik, mağdur bırakıldıklarını vurgulayarak. Üstelik bunları söyleyenler, kendi maaşlarının azlığına bizleri örnek gösterdiler. Bu ülkenin işçileri, memurları ve hatta profesörleri dahi astsubayın maaşını emsal alarak yorumlar yaptı. Üstelik şark kurnazlığıyla davranarak, bir SAT Komandosu astsubayın, bir Denizaltıcı astsubayın maaşını sundular kamuoyuna. Oysa bunlar özel branşlardı ve maaşları da farklıydı ama bunu görmek kimsenin işine gelmedi. Tıpkı kendilerine emsal olacak subay maaşlarını nasıl görmezden geldilerse, üstelik onlara, Atatürk devrimlerine karşı olmasına rağmen, “ağam sen, paşam sen” nakaratı ile saygıda ve lütufta kusur etmedilerse; bizim çığlıklarımızı da öylece duymazdan geldiler. Emekli olduklarında bizimle aynı hizmet yılına sahip bir Kıdemli Albayın yarısı kadar dahi maaş alamadığımızı, Cumhuriyetin Meclisinden en fazla pozitif ayrımcılık yüklü kanunların onlar için çıktığını anlatmaya çalıştık ama dinletemediklerinin çığlığındadırlar.

Seslerini, feryatlarını dinlemeye devam edelim:

“Müsteşar olduk, profesör olduk, yüksek lisanslar yaptık ama bir türlü o birinci sınıf insanların hakir gören bakışlarından kurtulamadık. Kendi komutanlarımız bizi dar bir aralığa sıkıştırdı, kariyersiz yaşamak zorunda bırakıldık. Emir komutanın dev prangaları özel yaşamımıza kadar girdi, düşüncemize karıştı, inancımıza karıştı, gün geldi evlerimiz dahi denetlemeden geçti, anlatamadık. Tahakkümleri ve zulmü hep kendi bireysel çabalarımızla aşmaya çalıştık.

Biz Kemal Tahir’le ve Nazım’la birlikte Yavuz ve Erkin gemisinde zulüm ve işkence görendik. Biz Deniz Gezmiş’le birlikte darağacında asılandık. Biz 1970’li yıllarda İzmir’de, Ankara’da eş ve çocuklarımızla coplanandık. Biz 12 Eylül’ün prangasında “ast” olarak damgalanandık. 9 Ekim 2010’da elli beş yaş ortalamasıyla Ankara’nın sokaklarında hak ve adalet isteyendik.

Duymadınız, duymak istemediniz bizi!

Başlangıç derecemizden, emeklilik derecemize kadar ayrımcılık yapılıyor ey halkım. Üniformamızdaki aksesuarlardan, özlük haklarımıza kadar, mükafatlardan cezalara kadar, sosyal olanaklardan askeri mahkemelere kadar sınıflaştırma, ayrıştırma tahakkümü altındayız. Ortaçağ kalıbı bir kast yapısının boyunduruğu içindeyiz. Ayakkabı rengimizden uçuş brövemize kadar, taşıdığımız rütbe işaretine kadar ırkçı ve şekilci uygulamalara tabi tutuluyoruz.

Başkaları bu vatanın öz evlatlarıydı ama biz üveydik, mahallenin sümüklü yetim çocuğuyduk. Gözler görmedi, kulaklar duymaz oldu. Bir gün önce astsubaylara birinci derecenin dördüncü kademesi verildi ama aradan daha 24 saat geçmeden ilga edildi. Faili meçhullere karıştı yasa.

Yüreğimizde de koca bir yara var, acı var, burukluk var!

Kim bilir belki de doğrudan bir darbe tehdidi oluşturmadığımızdan dolayıdır tüm bu ortaçağ muameleleri. Bizim darbeyle işimiz olmaz ey halkım, ekmekle, aşla olur. Şehitlikle, gazilikle olur.

Biz harbiye marşıyla büyümedik ey halkım. Bizim tek bildiğimiz, o sizin de yüreğinizde taşıdığınız, gurur ve onurla söylediğimiz İstiklal Marşımız. Bunu bilin!

Biz bu ülkenin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine her yerde halkıyla içiçe yaşayanız. Onlarla çorbalarını paylaşan, düğünlerinde gülen, cenazelerinde ağlayan samimi komşularız. İçinizden biriyiz. Daha fazlası değil!

Ve hakkımız olanı istiyoruz. Değerimizin karşılığı olanı istiyoruz. Sırf para pul değil, onurumuzu, şanımızı da istiyoruz!”

İşte Sevgili Okurlar; Şanlı ordumuzun kıymetli ve saygıdeğer aynı zamanda bizim içimizden çıkmış derdi sadece vatana daha iyi hizmet etmek anlayışında olan canlarımız, babalarımız, ağabeylerimiz, ablalarımız hepsi bizim gururumuz astsubaylarımıza daha faydalı olmak adına yürüdükleri bu kutsal ve şerefli yolda selam, sevgi ve saygılarımı sunarak yazıma son veriyorum. Esen kalın

İNCİ KAYAR-HABERNAME

TSK’da astsubay rahatsızlığı!

Yazarımız Adem Yavuz Arslan TSK’da içten içe büyüyen rahatsızlığı yazdı. İşte o yazı:

Astsubaylar kazan kaldırırsa?

Gündem yoğunluğu nedeniyle fırsat bulup yazamadım ama astsubaylar arasındaki rahatsızlık giderek büyüyor.

Özellikle son düzenleme ile kurmay subaylara ve generallere ek iyileştirmelerin yapılması tepkiyi artırdı.
Ben aracılık yapıp şikâyet ve beklentilerini aktarayım.

Öncelikle kast sisteminden ciddi şikâyet var. Son yıllarda lisans mezunu astsubay sayısında artış olmasına rağmen haklarında iyileştirme olmamış.

1/4’ü göremeyen tek devlet memuru da astsubaylar.

Lojman adaletsizliğinden sosyal tesislerden yararlanamamaya kadar onlarca kalem sorun dile getiriliyor.
Yeni emeklilik uygulamalarından da ciddi hak kaybına uğradıklarını söylüyorlar.

Örnekleri uzatmak, detaylandırmak mümkün.

Hatta sayfalar dolusu yer tutar. Sonuç itibariyle TSK‘daki 95 bin 824 astsubay durumlarından rahatsız.
Kazan kaldırırlar mı bilmiyorum ama gaz birikiminin büyük olduğu muhakkak.

Kategoriler:ADALET, ASDER, kanun, tsk Etiketler:, , ,

Baba, artık asker kızıyım diyebilir miyim?

Zübeyr Tufan, haklarını iade eden uyum yasası Meclis’ten geçince ilk iş olarak kızını aradı.

Ayşe’nin cevabı boğazında kocaman bir yumruğun düğümlenmesine sebep oldu: “Artık ben de asker kızıyım diyebilir miyim?” Tufan, 28 gün Etimesgut’ta ağır işkence gördükten sonra ordudan atılan askerlerden biri. Postmodern darbe diye anılan 28 Şubat’tan en büyük zararı gören kitle, YAŞzedeler desek herhalde abartı olmaz. Maruz kaldıkları ağır işkenceler ve mahkeme kararı olmadan bütün hakları ellerinden alınarak sokağa bırakılmaları bile mağduriyetlerinin sadece bir parçası. Sonrasında yaşadıkları ve muhatap oldukları onur kırıcı muameleler ilk saydıklarımıza rahmet okutacak cinstendi.
18 maddelik meşhur MGK bildirisinin 7, 8 ve 9. maddeleri onları hedef alıyordu. Yıllarını verdikleri mesleklerinin rencide edici biçimde ellerinden alınması yetmiyormuş gibi, cunta sivil hayatta da peşlerini bırakmadı. Bildirinin 8. maddesi onların açlığa mahkûm edilmesi anlamına geliyordu. Bazı belediyelerde iş bulabilenlerin atılması isteniyordu. Devletin en üst güvenlik kurulunun ‘düşman’ ilan ettiği kimselere özel sektörün iş vermesi de düşünülemezdi. Kamu kuruluşlarına yüzde 2 oranında eski hükümlü çalışma mecburiyeti getiren devlet (ki eskiden özel sektörde de vardı) ordudan atılanlara bunu çok görüyordu. Yüksek Askerî Şûra kararlarının yargı denetimine kapalı olmasından dolayı tamamen yargısız infaza uğrayan insanlara çoluk çocuğunun nafakası dahi çok görülüyordu. 12 Eylül anayasa referandumu öncesinde gazetelerde ‘gözlemeci komutan’ hikâyesini okumuştuk. Muhsin Polat, karakol komutan vekili olarak görev yaptığı Kandıra’da ihraç edilince pazarda gözlemecilik yapmaya başlar. Hikâyesini anlatırken “İlk zamanlar ‘Komutan iki gözleme!’ sözü ağırıma gitmişti.” şeklinde konuşuyordu. Dört çocuğunu geçindirebilmek için pazarcılık yapmaktan başka çaresi kalmamıştı. Kararname ile atılanları da kattığımızda yaklaşık üç bin ailenin ocağına ateş düşmüştü. ’28 Şubat’ta kim daha günahkârdı?’ kavgasında gözden kaçan önemli bir acıydı askeriyeden atılanlar.
12 Eylül’deki anayasa değişikliği ile durumları biraz düzeldi. En önemlisi itibarları iade edildi. Ekonomik kayıplarının cüz’î miktarı telafi edilebildi. Yaşadıkları acının tazmini bir yana hayatın normal akışında elde edebileceklerinin bir kısmına razı edildiler. Ödemek zorunda kaldıkları SSK ve Bağ-Kur primleri, maaş kayıpları, 15 yılını doldurmadan atılanlardan tahsil edilen eğitim giderleri ve içeride kalan OYAK kesintilerini almak için hukukî mücadele yapmaları gerekiyor. Bir de YAŞ kararı yerine kararname ile atılanlar var ki onların durumu hepten karışık. İhraçları YAŞ kararına dayanmadığı için mahkemeye başvurma hakları varmış gibi görünüyor ve düzenlemelerden faydalanamıyorlar. O ortamda askerî mahkemeye gidip hak alabilecekler miydi? Hiç sanmıyorum. Zaten böyle bir hakları olduğunun bile farkında değillerdi. Zira kim YAŞ’la, kim kararname ile atıldı çok ayırt edilemiyordu. Hikâyeler etkileyici, hele işkence kısımları çok can acıtıcı ama beni asıl eşler ve çocukların yaşadığı psikolojik yıkım müteessir ediyor. Boşanmalar, şiddetli geçimsizlik ve hatta maalesef intihar vakaları. YAŞ mağdurları katlandıkları acılara rağmen o kirli sürecin yüz akı olarak çıktı. Onlara bu acıyı yaşatanların hesabı çok kolay olmayacak.

 

b.korucu@zaman.com.tr  
http://twitter.com/blntkorucu 

06 Mart 2012, Salı

Kategoriler:ASDER, medeniyet, tsk Etiketler:, , ,

Orduevinde sakal ve başörtüsü yasağı

İlk sinyal Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’dan geldi…

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı sosyal tesislerden yararlanan askerler arasında rütbe farkından kaynaklanan kast sisteminin kaldırılmasından sonra, sakal ve başörtüsü yasağının da kaldırılması yolunda ilk sinyal Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’dan geldi

Yılmaz, “Demokrasi adım adım ilerler” diyerek kapıyı araladı. TBMM’de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Yılmaz kast sistemi uygulamasının sona erdirilmesine ilişkin “Genelkurmay Başkanlığı’na teşekkür ediyoruz” dedi. Karardan önceden bilgili olduklarını söyledi. Bakan Yılmaz orduevleri ve askeri gazinolara sakallı ve başörtülü girişin yasak olduğunu hatırlatan bir gazetecinin “Bu yasağın da kaldırılması gündeme gelebilir mi” sorusuna “Demokrasi bir süreçtir, adım adım ilerler” diye yanıt verdi.

Milli Savunma Bakanlığı’nda sivilleşme çalışması olup olmadığı yolundaki bir başka soruyu yanıtlarken de, bu tür çalışmaların sürdüğünü belirten Yılmaz, “Sizin bildikleriniz var, bilmedikleriniz var” demekle yetindi. Milli Savunma Bakanı bu konudaki çalışmaların kamuoyuna henüz yansımadığını kaydetti…
HABERNAME

TSK’da bir devir sona eriyor

TSK’da bir devir daha sona eriyor…

Bir süredir demokratik ülkelerde olduğu gibi sivillerin kontrolüne sokulan, atılan demokratikleşme adımlarıyla siyasete karışmasının önüne geçilen TSK; bu kez kendi içinde çok ciddi bir demokratikleşme adımı atıyor…

Yıllardır şikayet edilen ama yine yıllardır değişmeyen “orduevlerinde rütbe ve sınıf ayrımı” uygulaması son buluyor. TSK’ya ait sosyal tesislerdeki yemek salonlarında, kuaförlerde, plajlarda rütbe farkı ortadan kalkıyor. En basite indirgersek, “Subay Kuaförü,” “Üstubay Kuaförü,” “General Kuaförü” tabelaları iniyor!

AMAÇ: DAYANIŞMAYI ARTIRMAK

Habertürk, Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel’in emri ve Genellkurmay II. Başkanı Org. Hulusi Akar imzasıyla ilgili birimlere gönderilen “Sosyal Tesislerin Kullanımı” konulu o yazıyı ele geçirdi.

İşte, Genekurmay Başkanlığı’ndan 16 Ocak 2012 tarihinde gönderilen ve “Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları arasındaki dayanışmayı artırmak, moral ve motivasyona katkıda bulunmak” amacıyla orduevleri, askeri gazinolar, sosyal tesisler ile TSK özel, özel/yerel ve kış eğitim merkezlerinde yapıldığı vurgulanan yeni düzenlemeleri içeren o belgede yazanlar:

1. Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları arasındaki dayanışmayı artırmak, moral ve motivasyona katkıda bulunmak maksadıyla; orduevleri, askeri gazinolar, sosyal tesisler ile TSK özel, özel/yerel ve kış eğitim merkezlerinde aşağıdaki düzenlemeler yapılacaktır.

a. Tesislerde genel kullanıma açık tüm yerlerde statüleri belirtilen (general, üstsubay, subay) bölümleme yapılmayacaktır.

b. Otel, oda, masa, koltuk grubu, asansör, plaj, yemek salonu, berber, kuaför, vb. Yerlerde statüleri gösteren her türlü yazıve işaret kaldırılacaktır.

c. Otel, lokanta vb. Kullanım alanlarından istifade etmek isteyen rütbe ve makam sahibi personel için rezervasyon yaptırılabilecektir.

ç. Özel misafirler, yabancı konuklar ve resmi toplantılar için ayrılan özel salonlar muhafaza edilecek, rütbe ve makam sahipleri ile yerli/yabancı misafirlere tahsis edilebilecektir.

2. Söz konusu uygulama ile personel arasındaki sevgi, saygı ve bağlılığın artırılmasına katkı sağlayacak sonuçlara ulaşılmasının, bu tesislerin kuruluşlarında oldukları Komutanlıkların ilgi ve yaklaşımına bağlı olduğu, bu konudaki en önemli görev ve sorumluluğun tesis yöneticilerinin üzerine düştüğü göz önünde tutulacaktır.

3. Orduevleri, askeri gazinolar, sosyal tesisler ve TSK özel, özel/yerel, yerel ve kış eğitim merkezlerinde statü farklılıklarının etkisinin en aza indirilerek tesislerden azami ölçüde yararlanılmasında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gelenek ve göreneklerine uygun tavır ve davranışta bulunmaları hususunda, personel ve aileleri gerekli hassasiyet, gösterecektir.

GENERAL VE TEĞMEN BİRLİKTE ÇAY İÇECEK

Bugüne kadar, subay orduevine giren bir subay, kıdem ve rütbesine göre ağırlanıyor, bölümlemeler de buna uygun yapılıyordu. Mesela bir üsteğmen, üstsubay yazılı bölümlere giremiyor ve generaller kendi salonlarına, lokantalarına sahip oluyordu. Hatta asansörleri bile farklı olabiliyor, üzerinde de o asansörün hangi rütbeden askere ait olduğu belirtiliyordu. Daha da ötesi, aynı farklılıklar eşler ve aile fertleri için de geçerliydi. Eş ve ailelerin faydalandığı kuaförler, plajlar bile statülere göre ayrılıyordu. Mesela yan yana bulunan üç bayan kuaförünün üzerlerinde “Subay Kuaförü,” “Üstubay Kuaförü,” “General Kuaförü” yazıyordu..

Sözkonusu yazıyla işte bütün bu ayrımlar ortadan kalkıyor. Rütbe ayrımlarını belirten her türlü yazı ve tabelalar siliniyor. Bu, orgeneral ve teğmenin artık aynı masada yemek yiyeceği, çay içeceği anlamına geliyor.

KİMLER FAYDALANABİLİYOR?

Orduevleri, askeri gazinolar ve sosyal tesislere ilişkin 20 Ağustos 2000 tarihinde yayınlanan yönetmeliğin 3. bölüm, 10. maddesinde sözkonusu yerlerden kimlerin faydalanabileceği ise şöyle belirtiliyor:

Madde 10- Ordu evleri, askerî gazinolar ve sosyal tesislerden;

a) Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup subay, astsubay ve emeklileri ile bunların bakmakla yükümlü oldukları aile fertleri,

b) Muvazzaf veya emekli personelin, sağlık fişini kullanma hakkını kaybeden çocukları ve bunlardan evli olanların eşleri (gelin-damat) ile bakmakla yükümlü olunmayan baba ve annelerinden, günü birlik kart verilenler,

c) Tanınmış kişilerden oldukları için, 6/9/1961 tarihli ve 10889 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinin 31/3/1972 tarihli ve 14145 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişik 664 üncü maddesi hükümlerine göre garnizon komutanlıklarınca kart verilenler,

d) 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanununa tâbi yedek subaylar, faydalanır.

Kategoriler:ADALET, ASDER, hukuk, tsk Etiketler:, , , ,

Genelkurmay’ın açıklamadığı rakam

Bedelli askerliğin 30 yaşın altına düşmemesinde, Genelkurmay’ın ayrıntılarını vermediği sayısal bir dökümün etkili olduğunu biliyor muydunuz?

Bedelli askerlikte yaşın 30 olarak açıklanması, bedelli bekleyen 25-30 yaş grubu arasındaki gençlerde büyük bir hayal kırıklığı oluşturdu.

Daha önce çıkan 3 bedelli yasasında yaş grubu da bu kadar yüksek değildi, ödenmesi gereken bedelde…

Başbakan Erdoğan’ın bedelli konusunda  kamuoyu beklentilerini karşılayacak bir açıklama yapmamış olması, hatta yaş olarak 30’u, bedel olarak da bu hakkı kazananların yüzde 60-70’inin ödemesi mümkün olmayan 30 Bin TL’yi baz almasının nedenlerini kamuoyu doğal olarak merak ediyor.

Kamuoyunun bir bölümünün inancına göre Genelkurmay Hükümeti yanıltıyor.

Genelkurmay Başkanlığı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) personel açısından sayısal dökümüyle ilgili önceki gün yaptığı açıklamayla bir ilke imza attı.

Fakat bu açıklamada herkesin merak ettiği bir detay yer almadı.

Halbuki bu ayrıntı, bedelli askerlikte yaşın neden 30, bedelin ise adeta, bu rakamı pek çoğu ödeyemesinler ki, tıpış tıpış kışlanın yolunu tutmak zorunda kalsınlar şeklinde belirlenmiş olmasının bir çeşit izahı şeklindeydi.

Önceki gün Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, TSK bünyesinde görevli uzman personel, yükümlü asker ve sivil personelin toplam sayısı 720 bin kişi.

Bu rakam içinde erbaş ve erlerin sayısı 458 Bin 368.

Oldukça büyük bir rakam.

Üstelik kamuoyunda askerlik denilince akla gelen kesim de bunlar…

Şöyle bir hesap yaptığınızda er ve erbaş başına 1,57 oranında diğer askeri personel düşüyor.

Keşke bunlar da açıklansaydı…

Genelkurmay’ın açıklamasında yer almayan en önemli ayrıntı, 458 Bin 368 askerin ne kadarının doğrudan askerlik mesleğiyle ilgili işlerde görevlendirildikleri…

Açıklamada keşke bu ayrıntılar da yer alsaydı.

Ne kadarının patates soğan soyduğu, ne kadarının orduevlerinde subaylara hizmet ettiği…

Ne kadarının Silivri’den kameralara yansıdığı gibi emekli subayların ayakkabılarını sildiği… (İzleyiniz)

Geçtiğimiz yıl 26 Ekim’de Star gazetesinin bir haberi, ‘Bir ordu’ çay servisi yapıyor şeklindeydi.

Haberde, “Askerlik süresi ve bedelli ile ilgili çalışmalar ve tartışmalar sürerken TSK’ya ait sosyal tesislerde hizmetli er olarak görevlendirilen askerlerin sayısının 65 bini aştığı belirtildi. Bu rakama askeri lojmanlarda görevlendirilen hizmet erleri dahil değil” deniliyordu.

Haberin devamında ise; “Muharip görevler üstlenmeyen, silahlı ve fiziki eğitim yapmayan bu erler işçi sayılabilecek statüde 500 tesiste görev yapıyor. Sosyal Hizmet Tesisleri olarak anılan tesisler; Orduevi, Tatil Kampı, Havuzlu ve restoranlı tesisler, subay ve astsubay restoranları ve Gazino’dan oluşuyor. Bu tesislerde erler, rütbeli personele hizmet sunuyor. Ayrıca Lojmanlarda da az sayıda er bu tip işlerde istihdam ediliyor” şeklinde ayrıntılar aktarılıyordu.

TSK’nın personel sayısına ilişkin sayısal dökümlerin de yer aldığı haberde verilen rakamlar Genelkurmay’ın son açıkladığı rakamlarla büyük ölçüde örtüşüyor ve şu tespitte bulunuluyordu; “TSK’nın maaş ödediği personel sayısı yaklaşık 270 bin. Dünyanın pekçok büyük ülkesinin ordusundan bile fazla…”

Başbakan Erdoğan bedelli konusunda dün partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamada, “Ön gördüğümüz yaş sınırıyla asla güvenliğimizle ilgili zaafiyete izin vermiyoruz. Asker ihtiyacımızla ilgili sınırı aşmıyoruz” dedi.

Silah altında 458 Bin 368 asker olmasına rağmen, sürmekte olduğu iddia edilen asker ihtiyacının gerçekte ülke güvenliğiyle doğrudan ilgili olan alanlarda mı, yoksa ‘Bir ordu’ çay servisi yapıyor şeklinde geçtiğimiz yıl Star’a da manşet olduğu haliyle daha çok askerlikle doğrudan alakalı olmayan hizmet alanlarıyla ilgili mi olduğu hususu da açıklığa kavuşturulmalıdır. 458 Bin 368 askerin nerelerde istihdam edildiği çok daha açık ortaya konulmalıdır.

Görev yaptıkları dönemlerde ülkenin geleceği ile ilgili ciddi siyasi kararlar alan ve her daim göz önünde olan bakanlar daha sonrasında ciddi bir koruma çemberinde olmazlarken, kamuoyunun pek çoğunun ismini bile bilmediği emekli generallere Mehmetçik tahsis edilmesi kamuoyu tarafından sorgulanmaktadır.

Bu anlayış sürerse ülkenin nüfusu 100 Milyon, asker sayısı da 1 Milyon da olsa asker ihtiyacı bitmez.

Yazık oluyor en verimli çağında ülkenin evlatlarına… Hayatın içinden koparılıp alınıyorlar. Elleri silah tutmayı öğrenemeden çatışmaya sürülüyorlar.

Kaymakamlığa ara verip askere gidenler, doktorasına, doçentliğine ara verip kışlanın yolunu tutan akademisyenler, çay çorba işiyle uğraşıyorlar. İşini düzenini, evini barkını kurmuş insanlar 30’lu yaşlarında askerliğe icbar ediliyorlar. Bedelini ödeyemeyenler de kışla yoluna revan oluyorlar.

Bakalım bu çarpık askeri sisteme kökten neşter vuracak siyasi iktidarları ne zaman görecek ülke…

Profesyonel orduya ne zaman geçeceğiz…

Prof. Dr. Osman Özsoy – Haber 7
http://www.osmanozsoy.com.tr
http://twitter.com/ozsoyyazilar

Genelkurmay personel sayısını açıkladı

Genelkurmay Başkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapan personel sayısını açıkladı. İşte orgeneralden ere kadar olan tüm statüdeki sayı:

Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, TSK’da 365 general-amiral görev yapıyor. 39 bin 975 subayın bulunduğu TSK’da, astsubay sayısı 95 bin 824 olarak duyuruldu.

Silahlı Kuvvetler bünyesinde 24 bin 700 uzman jandarma, 40 bin 515 de uzman erbaş statüsünde görevli istihdam ediliyor. ”Uzman personel” toplamı 201 bin 379.

Silah altında 465 bin asker var-

6 bin 829’u yedek subay, 458 bin 368’i de erbaş ve er olmak üzere askerlikle yükümlüsü olarak şu an silah altında 465 bin 197 asker kışlalarda görev yapıyor. Genelkurmay’a bağlı kurumlarda 53 bin 424 sivil personel görev yaparken, TSK bünyesinde görevli uzman personel, yükümlü asker ve sivil personel toplamı 720 bin kişi.

TSK’da personel dağılımı şöyle:

Statü                      Mevcut 

General/Amiral             365    
Subay                      39,975 
Astsubay                   95.824 
Uzman Jandarma             24,700 
Uzman Erbaş                40,515 

Sözleşmeli Erbaş/Er     

Uzman Personel Toplamı     201,379

Yedek Subay                6,829  
Erbaş/Er                   458,368

Yükümlü Personel Toplamı   465,197

Askeri Personel Toplamı    666,576
Sivil Memur/İşçi           53,424 

Genel Toplam               720,000

 

http://www.haber7.com/haber/20111121/Genelkurmay-personel-sayisini-acikladi.php

Kategoriler:ASDER, tsk Etiketler:, , , , , ,

Orduevine vize veren kimliğin burukluğu

Ordudan atılan eski astsubaylara iade-i itibar verilmesini yorumlayan Senai Demirci, zülfü yare dokundu. Demirci, paşaları, kendi evindeki iadeyi itibarı görmeye davet etti.

Gazetede o resimleri görünce tuhaf bir duyguya kapıldım. Yaşları elliye varmış adamların yüzünde çocukça birer tebessüm. Ellerinde kendilerini yeniden adam yaptığına inanmışçasına gösterdikleri “emekli asker” kimlikleri. Resim altı yazısı: “Yıllar sonra orduevine girdiler.”

Fotoğraftakiler YAŞ kararıyla ordudan atılan eski astsubaylar. Hepsinin de yüzünde tatlı bir mümin edası var. Niye atıldıkları yüzlerinden belli. Ne güzel, hiç engelsiz orduevine girebiliyorlar. Ancak, habercinin atladığı bir şey var: Fotoğraftaki emekli askerlerimiz bu gidişle orduevine asla giremeyecekler. Onların girdiği, astsubay orduevi.

İki türlü orduevi var bildiğim kadarıyla… Astsubay ve Subay. Hatta plajı bile iki türlüymüş ordu mensuplarının. Denizi daha mavi ve temiz olan “subay” plajı. Binaları daha mütevazı, menüsü o kadar da kaliteli olmayan “astsubay” plajı. Aralarında dikenli tel de varmış. Daha dün gibi hatırlıyorum, plajın subay tarafına geçmek isterken ölen astsubay oğlu delikanlıyı. O günden beri de hayal ederim: Diyelim ki aynı sınıfta kanka iki delikanlısınız. Birinizin babası subaysa, siz astsubay oğluysanız, en olmadık yerde dikenli teller, soğuk duvarlar ve nöbetçi kulübeleriyle ayrılır dünyalarınız. Dilim varmaya söylemeye ama, inşaallah şehir efsanisidir: Bizim ordumuzda “kadınlar” da iki sınıfa ayrılırmış. Paşa’nın hanımı “paşa” sayılırmış rütbesiz hanımlar arasında. Kim olursa olsun, ne derse desin, Paşa’nın hanımının- “paşa hanım” mı demeliydim- dediği olurmuş lojmanlarda.

Az kalsın unutuyordum; lojmanları da vardı değil mi Silahlı Kuvvetlerimizin? Belki kendileri fark etmiyor olabilir ama bir süre sonra, onlar için hayat lojmanda olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayrılır. Lojmanın dışındakiler “halk”tır. Halk, cahildir, her an kandırılmaya hazırdır. Çoğu zaman, seçimlerde yanlış sivilleri seçen bu halkın hakkına sahip çıkmak için Paşalarımız her an göreve hazırdır. Darbe senaryolarını hep yedekte tutarlar. Darbe olursa, emekli olanlar da dahil herkesin makamı hazırdır ama dışarıda canını dişine takarak ayakta kalmaya çalışan esnafın derdine uzaktır. Kızını tarlasını ve ineğini satarak okutmuş köylü babanın, üniversiteden atılmasıyla yaşadıkları lojmandakilerin sorunu değildir. Öyle ki, kompozisyonda birinci olmuş ergen kız çocuğunu herkesin önünde sahneden indirmenin psikolojik bedelini bilmek zorunda değildir yüzbaşımız. Lojmanda böyle sorunlar olmaz çünkü. Lojmana ekonomik sıkıntılar da uğratılmaz; öyle ki lojman içerisinde fiyatlar yirmi yıl öncesiyle devam eder. Harcamaların hiç denetlenmediği bir ordunun maliyetinin şu çilekeş halka maliyetinin ne olduğunu da hesaplamak zorunda değildir lojmandakiler.

Şimdi, orduevine girebildik diye sevinen YAŞ mağdurları öyle kolayca sevinmemeli bence. Sevinçlerine azıcık burukluk da eşlik etmeli diye düşünürüm. Niye mi? Yeni kimliklerinizi gösterince kapıları size açan görevliler, sipariş ettiğiniz kebapları özenle pişirip, güzelce servis eden garsonların adı “Mehmetçik”tir; unuttunuz mu yoksa? Yani “Muhammedcik”. Yani Muhammed’in [asm] hatırına namusumuzun nöbetçisi, onurumuzun muhafızı olmak için can ve kan vermek üzere, ellerini kınalayıp da askere gönderdiğimiz evlatlarımız onlar. Bildiğim kadarıyla, her yıl askere alınan “Muhammedciklerin” on binlercesi askerlik dışı işlerde kullanılıyor. Sivil hayatta para eden emekleri ve sanatları orduevlerinde bedavaya pazarlanıyor. Bir profesyonel orduda hiç olmayacak bir hovardalıkta istihdam israfı yapılıyor. Muhammedcikler sadece emekli bir paşa oturuyor diye apartmanın önünde 24 saat nöbete yazılıyor. Paşa hanımı için alışverişe çıkıyor, inanmak istemiyorum ama emredilirse köpeğini gezmeye çıkarıyor. Komutan kızlarının saçlarına perma çekiyor, ayakkabı bile parlatıyor.

İşte siz bu sistemin içine seve seve dahil olduğunuzda, sevgili YAŞzedeler, daha başka –zedeler hazırlamaya devam edecek TSK’mız. Canımız, gözbebeğimiz, toz konduramadığımız ordumuz. Her nasılsa her kamuoyu yoklamasında, otomatik olarak “en güvenilir kurum” diye seçmeyi öğrendiğimiz ordumuz.

Meğer, neler neler oluyormuş en güvendiğimiz kurumda… Bunları öğrendiğime sevindiğimi mi sanıyorsunuz. Keşke “en güvenilirimiz” ordu olsa da diğer güvenilmezleri hizaya getirseydi. Esnaf ordudan öğrenseydi düzgün tartmayı… Şirketler orduya bakıp da anlasaydı kaliteli organizasyonun kıymetini. Sürücüler başkalarının hakkına hürmet etmeyi silahlı kuvvetlerden öğrenseydi keşke!

Diyeceğim o ki yeni “emekli”lerimiz, yenilerde emekliliğini isteyen Paşalarımız. Siz orduevine girdiğinize sevinirken, orduda astsubaylar ve subaylar arasında anlamsız biçimde keskinleşen ayırımı onaylıyorsunuz. Benim bildiğim ordular bir “organizasyon”dur; hem de iyi bir organizasyondur. Organizasyonlar içinde, elbette ast-üst olacak, tabii ki emir-komuta zinciri olacak. Ama organizasyonlar en küçük rütbeli erinden en yetkili generaline kadar herkesi “takım arkadaşı” kabul eder. Rütbesi küçük olanın fonksiyonu küçük değildir. Hiyerarşinin dibinde kalanın takıma katkısı aşağılanmaz. Aksine, detaylarda çalışanların üzerinde yükselir büyük işleri yapanların başarısı. F-16’yı uçuran pilotun ustalığı kadar önemlidir Rescue paraşütünün iplerini dolaşmayacak biçimde katlayan mavi yakalılar..

Sorarım size komutanım, sivil hayatta bari “takım” olmanın eşitliğini yaşıyor olmanız gerekmez mi? Mesai dışında olsun, takım arkadaşınızın omzundakilere değil de yüreğindeki yıldızlara bakmayı beceremeyecek biri değilsiniz siz komutanım. (Kısacık askerliğimde bir generalin uzmanlığından ötürü bir astsubayımıza saygılı bir eda ile emredişini gördüm ben!) Bari eşinizin takım arkadaşlarınızın eşleriyle emir-komuta içinde olmayan, doğal, akıcı, paylaşımcı, hakkaniyetli, yapaylıktan uzak bir “sivil” ilişkisi olsun; n’olur ki Paşam… Çıkın o lojmanlardan ara sıra, küçümseyerek baktığınız halkın sizi nasıl da omzunda gezdirmeye hazır olduğunu görün be komutanım… Başı örtülü diye garnizondan içeri sokmadığınız şehit anasının, oğlunun acısını sizin hatırınıza nasıl sessizce taşıdığını hayretle hissedin komutanım..

Çıkın orduevinden bizim eve buyurun… Hak ettiğiniz hürmetin omzunuzdaki demirlerden, kolunuzdaki sırmalardan gelmediğini hayretle keşfedin. Yıldızlarınızı halkın size verdiği itibarda bilin. Silahların gücünden değil itibarınız; zaten size o silahları da halk verdi; unuttunuz mu?

Orduevini bilmem ama bizim evde adam gibi adam olan herkes, rütbesine bakmadan, muteberdir. İtibarları peşin ödenmiştir; bu yüzden hiç itibar iadesi yapma ihtiyacımız olmadı.

Senai Demirci – Haber 7

Kategoriler:ASDER, hukuk, tsk Etiketler:, , , , ,