Arşiv

Posts Tagged ‘terfi’

Astsubayların özlük haklarında yapılan düzenlemeler

ismet yılmazBugün tüm basında, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın, astsubaylara yüzde 20 zam verilmesi yönündeki açıklaması yer almaktadır. Bu açıklama, Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin soru önergesine verilen cevaptan alınmıştır. Bakan Yılmaz tarafından verilen yazılı soru önergesi cevabı çok önemli olup, astsubaylara yönelik olarak hazırlanan tüm çalışmalar detaylı bir şekilde aktarılmıştır. Önemine binaen bu cevabı yayımlıyoruz.

T.C.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANLIĞI

MAİY : 2012/7228/Kan. ve Kar.D.Kan Tetkik ve İşi.Ş. Kasım 2012

KONU : Yazılı Soru Önergesi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLİĞİNA

İLGİ: TBMM Bşk.lığının 02 Ekim 2012 tarihli, A.01.0.KKB.0.10.00.00-86735 sayılı ve “Soru Önergesi” konulu yazısı.

İlgi ile, Bursa Milletvekili Sena KALELİ tarafından TBMM Başkanlığına verilen ve Millî Savunma Bakanı tarafından cevap verilmesi talep edilen, 7/10284 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı EK-A’da sunulmuştur.

Arz ederim.

İsmet Yılmaz
Milli Savunma Bakanı

BURSA MİLLETVEKİLİ SENA KALELİ TARAFINDAN VERİLEN 7/10284 SAYILI YAZILI SORU ÖNERGESİNİN CEVABI

1. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personelinin özlük haklarına yönelik iyileştirmeler; imkânlar dâhilinde, ülke şartları ve askerlik mesleğinin kuralları dikkate alınarak, bir sistem bütünlüğü içinde incelenmekte; Genelkurmay Başkanlığı yetkisindeki düzenlemeler hayata geçirilmekte, diğer konular ilgili makamlara teklif edilmektedir.

2. Çalışmalar, ihtiyaçlar dikkate alınarak, bir bütünlük içerisinde, emekli ve muvazzaf personelin önerileri de dikkate alınarak yapılan değerlendirmeler neticesinde hazırlanmaktadır. Bu kapsamda yapılan çalışmalar aşağıda sunulmuştur.

a. Mali Konularda Tamamlanan ve Devam Eden Çalışmalar:

(1) Astsubayların 1 ‘inci derecenin 4’üncü kademesine yükselebilmesini amaçlayan “6318 sayılı Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 03 Haziran 2012 tarihinde 28312 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

(2) Son bir yıllık sürede; iç güvenlik harekât (İGH) bölgesindeki personelin tamamı ile diğer bölgelerden makam ve rütbesi itibarıyla taşıdığı sorumluluğu, eğitimi, üstlendiği görevin riski/zorluk derecesi ve personelin ihtisası gibi hususlar da göz önünde bulundurularak seçilen personelin tazminatlarında kısmi artışlar sağlanabilmiştir. Bu kapsamda;

(a) İç güvenlik faaliyeti icra edilen bölgelerde görevli personele verilmekte olan operasyon tazminatı (aylık 567 TL) ile ilgili olarak tazminat verilen personel ve birlik sayısında artış yapılmıştır. (memurlar.net)

(b) Ayrıca, birinci derece kritik illerde (Hakkari, Şırnak, Siirt, Hatay vb.) görev yapan personele hâlen ödenmekte olan 567 TL operasyon tazminatına ilave olarak astsubayları da kapsayacak şekilde;

(I) Tabur ve aşağı seviyedeki hudut birlikleri, operasyon icra eden tabur ve aşağı seviyedeki birlikler ile ilçe jandarma komutanlıkları ve bağlı karakollardaki personele aylık sabit 677 TL,

(II) Kritik illerde operasyon icra eden diğer birlikler ile havacılık unsurlarına, operasyona iştirak edilen gün ile orantılı olarak günlük 11-43 TL ilave operasyon tazminatı ödenmesine başlanmıştır.

(c) Emsallerine göre daha zorlu şartlarda görev yapanları ve mesleki gelişim için personeli teşvik etmek, mahrumiyet bölgelerinde görev yapanlar ile risk seviyesi yüksek görevlerde bulunanları motive etmek maksadıyla;

(I) Astsubay Üst Karargâh Hizmetleri Eğitimi (AÜKHE) alan astsubaylara,

(II) Belediye sınırları dışındaki jandarma karakol komutanlıklarında görevli personele,

(III) Patlayıcı madde imhası görevinde çalışan personele ilave tazminat verilmesi sağlanmıştır.

(ç) 2629 sayılı Kanun kapsamında; uçucu, paraşütçü, dalgıç, kurbağa adam gibi niteliklere sahip personelin tazminatlarında ortalama %5-20 oranında artış yapılmıştır.

(3) MİT, Emniyet Hizmetleri Sınıfı personeli gibi emeklilerin maaşlarına 2006 yılında 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nda yapılan değişiklikle sağlanan 100 TL iyileştirmenin, makam tazminatı alamayan astsubaylara da yapılması konusunda hazırlanan T.C.Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı 09 Eylül 2012 tarihinde Başbakanlığa gönderilmiştir.

(4) Birinci dereceden maaş alan astsubaylara görev tazminatı verilmesini öngören 926 sayılı TSK Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı yasalaştırılmak üzere 11 Haziran 2012 tarihinde Başbakanlığa gönderilmiştir.

(5) 2003 yılı ve öncesi göreve başlamış olan astsubaylarımızın bir üst dereceye intibak işlemlerinin yapılması için hazırlanan 926 sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağına ilişkin yasal düzenleme çalışmalarına devam edilmektedir.

(6) Gelir seviyesi kısmen düşük olan astsubayların maaşlarına %20 oranında artış yapılması amacıyla TSK Hizmet Tazminatında artış yapılmasına ilişkin yasal düzenleme çalışmalarına devam edilmektedir.

(7) 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun kapsamında görevlendirilen astsubaylara, görev yaptıkları her gün için en yüksek devlet memuru aylığının brüt tutarının 1/10’u tutarında (63 TL) ödeme yapılması maksadıyla hazırlanan 926 sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağına ilişkin yasal düzenleme çalışmalarına devam edilmektedir.

(8) Mevcut durumda lojman tahsis edilmeyen personele her hangi bir tazminat ödenmemektedir. Lojman tahsis edilmeyen TSK personeline, yaklaşık 400 TL artış getirilmesini öngören 926 sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı yasalaştırılmak üzere 24 Nisan 2012 tarihinde Başbakanlığa gönderilmiştir.

(9) Ayrıca, önümüzdeki dönemde yapılacak çalışmalarda, mal sorumluluğu verilen Bölük/Batarya Astsubay/İkmal Astsubaylarına ödenen tazminatların artırılması planlanmaktadır.

b . Mesleki Gelişime Yönelik Tamamlanan ve Devam Eden Çalışmalar:

TSK’de görev yapan Astsubayların mesleki motivasyonunu yükseltmek, aidiyet duygularını geliştirmek, Kuvvet Komutanlıkları arasında uygulama birliği sağlamak ve Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde birlik ve beraberlik ile dayanışmayı artırmak maksadı ile;

(1) 05 Nisan 2010 tarihinden itibaren, TSK Astsubay Üst Karargâh Hizmetleri Eğitimi (AÜKHE) verilmeye başlanmıştır. Bu kapsamda;

(a) Eğitimi başarıyla bitiren astsubaylara bir yıl kıdem, tazminat ve Astsubay Üst Karargâh Hizmetleri Şerit Rozeti verilmesi sağlanmış,

(b) Ayrıca; 20 Mart 2012’den itibaren AÜKHE programına yurt dışı tetkik gezisi ilave edilmiştir.

(c) AÜKHE kontenjanları, Kuvvet ihtiyaçları ve On Yıllık Temin ve Tedarik Programı (OYTEP) kadroları dikkate alınarak 128’den 220’ye çıkarılmıştır. Yeni kontenjanlar aşağıda sunulmuştur:

Kontenjanın Kuvvetlere Göre Dağılımı

Kuvveti Eski Kontenjan Yeni Kontenjan
K.K.K.lığı 47 80
Dz.K .K.lığı 18 27
Hv.K .K.lığı 31 52
J. Gn.K .lıgı 30 56
S. G.K.lığı 2 5
Toplam 128 220

(2) Yurt dışında yabancı dil eğitimi imkânları artırılarak 2007 yılından itibaren 115 astsubay yurt dışına (ABD, İngiltere vb.) yabancı dil eğitimine gönderilmiştir.

(3) 2008 yılından 2012 yılına kadar astsubay yurt dışı sürekli görev (NATO ve ataşelik) kadrolarında % 51, yurt dışı geçici görev kadrolarında ise % 26 artış sağlanmıştır. Yeni NATO Komuta Yapısı kadro görüşmelerinde astsubay kadrolarının artırılmasına yönelik girişimler devam etmektedir.

(4) Astsubayların mesleki motivasyonlarını artırmak maksadıyla, azami %15 olan astsubaylıktan subaylığa geçiş kontenjanı, 2012 yılında %25’e çıkarılmıştır.

(5) Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan muvazzaf subay ve astsubayların yükümlülük süresini günümüz koşullarına uygun hale getirerek kısaltılmasını amaçlayan “6318 sayılı Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 03 Haziran 2012 tarihinde 28312 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

(6) Disiplini ve mesleki bilgisiyle emsallerine göre temayüz etmiş lisans, yüksek lisans ve doktora mezunu astsubayların askeri okulların uygun görülecek öğretmen kadrolarında görevlendirilmelerine imkân sağlamak amacıyla hazırlanan 5044 sayılı Askeri Okullar Öğretmenleri Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağına ilişkin yasal düzenleme çalışmalarına devam edilmektedir.

(7) Bu çalışmalara ilave olarak;

(a) Astsubayların atanabilecekleri görevlere ilişkin olarak görev-rütbe hiyerarşisi oluşturmak maksadıyla astsubay kadrolarının Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca yeniden düzenlenmesi,

(b) Astsubay statüsündeki personelin, personel yönetim sistemi içinde sorunlarının çözümü ile kurum içi iletişimlerinin sağlıklı ve güvenli bir yapıda yürütülmesine destek olmak üzere Genelkurmay Başkanlığı astsubay kadrosu ihdas edilmiş ve 16 Temmuz 2012 tarihinde atama yapılmıştır. Ayrıca, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığına ilave olarak, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında da kuvvet astsubaylığı uygulaması başlatılmıştır. Bu kapsamda; Genelkurmay Başkanlığı Astsubaylığı ve Kuvvet Astsubaylığı müesseselerine işlerlik kazandırma bakımından, TSK ağındaki kuvvet personel yönetim bilgi sistemleri üzerinde Astsubay İletişim Forumlarının oluşturulması,

(c) Belirli bir yaşın üzerinde bulunan personelin temel ve savaş beden eğitimi birlik standartlarını yerine getirme konusunda yaşadığı sıkıntıları gidermek maksadıyla, birlik standartlarının, “Fiziki Yeterlilik Değerlendirme Testi” yaş gruplarına benzer şekilde yeniden düzenlenmesi,

(ç) Sınıf okullarındaki öğretmen yardımcısı kadroları ile AÜKHEM’deki öğretim elemanı ve öğretim elemanı yardımcısı kadrolarının “öğretmen” unvanı ile değiştirilmesi,

(ç) Mevcut kadro görevleri ve bu görevlerin gerektirdiği eğitim ihtiyaçları doğrultusunda astsubaylara kuvvet nam ve hesabına lisans tamamlama imkânı verilmesi,

(d) Astsubaylara öğrenim kıdemi verilecek lisansüstü eğitim kontenjanları ve ilgili bilimsel dal sayılarının artırılması kapsamında kadroların yeniden incelenmesi,

(e) Pilotlar hariç diğer uçuş görevlerinde çalışan personelin bröve kullanma esaslarının MY 53-1 (B) TSK Bröve Yönergesi kapsamında belirlenmesi çalışmalarına devam edilmektedir.

c. Sosyal hakların iyileştirilmesine yönelik çalışmalar:

(1) Hastanelerde statü ayrımı yapılmaması kapsamında;

Polikliniklerde uygulanan “muayene öncelik sırası”, statü ayrımı gözetilmeksizin randevulu hastalara öncelik verecek şekilde değiştirilmiş,

“Hasta Servisleri”nin rütbelere göre değil hastaların cinsiyetlerine ve hastaların durumuna göre ayrılması şeklinde düzenleme yapılmıştır.

(2) Tanınmış kişilerin orduevi ve askeri gazinolara girişinde, astsubayların referansı ile tanınmış kişi kartı verilmesi uygulamasına 24 Nisan 2012 tarihinden itibaren başlanmıştır.

(3) 20 Nisan 2012 tarihinde “Sanık Asker Kişiler İçin Avukatlık Ücretinin Ödeme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”te yapılan değişiklik ile asker kişilerin; karakol, karakol nöbetçisi, devriye, nakliyat muhafazası hizmetlerinde veya asayişi temin ve kaçakçılığın men, takip ve tahkiki için görevlendirildiklerinde ya da önleyici, caydırıcı, düzenleyici, koruyucu ve adli görev ve hizmetlerin yerine getirilmesi sırasında veya bu görevlerinden dolayı sanık durumuna düşmeleri halinde avukatlık ücretlerinin ödenmesine imkân sağlanmıştır.

(4) OYAK Genel Kuruluna, Temsilciler Kurulu tarafından seçilen 20 üyenin 8’i astsubaydır. Ayrıca; Milli Savunma Bakanı, Maliye Bakanı, Sayıştay Başkanı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Bşk. ve Türkiye Bankalar Birliği Başkanından oluşan seçim komitesi tarafından OYAK Yönetim Kuruluna bir astsubay seçilmiştir.

(5) Disiplin hukukuna ilişkin problem sahalarının değişen ve gelişen günümüz hukuk anlayışına da uygun bir şekilde çözülmesinin gerekli olduğundan hareketle yeni bir Disiplin Kanunu oluşturulmasına yönelik olarak bir çalışma yapılmıştır. Bu kapsamda; oda ve göz hapsi cezaları, dolayısıyla da Disiplin Ceza ve Tutukevleri kaldırılmış, amirlik görevinin en önemli yetkilerinden birisi olan disiplin cezası verme konusunda sicil verme yetkisi olan bütün astsubaylara ceza verme yetkisi tanınmıştır.

(6) İç Hizmet Yönetmeliğinde eski nasıplı astsubaylardan II.Kademeli Kıdemli Başçavuş rütbesinde olanlara verilen nöbet muafiyetinin,

(a) Astsubaylıktan subaylığa geçen personel için 23 hizmet yılını, Uzman Jandarma /Uzman Erbaşlıktan astsubaylığa geçen personel için 24 hizmet yılını dolduranlara,

(b) Altı yıllık bekleme süresine tabi olan yeni nasıplı astsubaylar için Kıdemli Başçavuş rütbesine ulaşanlara verilmesi şeklindeki İç Hizmet Yönetmeliği değişiklik taslağına ilişkin yasal düzenleme çalışmalarına devam edilmektedir.

(7) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi personelin özlük haklarında yapılan iyileştirmelerin subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar için de uygulanmasını amaçlayan “6318 sayılı Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 03 Haziran 2012 tarihinde 28312 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamda; eşi doğum yapan, kendisi veya çocuğu evlenen; eşi, anne, baba veya kardeşi vefat eden, bakmakla yükümlü olduğu yakını kaza geçiren veya önemli bir hastalığa yakalanan personele verilecek izin sürelerinin, Devlet Memurları Kanunu’nda yapılan iyileştirmelere paralel hale getirilmesi sağlanmıştır.

(8) TSK personelinin orduevi, askeri gazino, sosyal tesisler ve özel/yerel eğitim merkezlerinden faydalanma şartlarının iyileştirilmesi hususunun incelenmesi devam etmektedir. Buna ilave olarak, subay orduevi olarak hizmet veren Ankara Sıhhiye Orduevinin C motel binası, 09 Ekim 2012 tarihinden itibaren “Astsubay Kısmı” olarak hizmete açılmıştır.

3. Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin özlük, sosyal ve eğitim hakları ile ilgili çalışmalar, personel ayırımı gözetilmeksizin bir bütün olarak yürütülmektedir. Bu kapsamda teklifler, halen görevde bulunan subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ve sivil memurların özlük hakları ile bunların emekli maaşlarında iyileştirme yapılmasını içerecek şekilde ihtiyaca göre muhtelif zamanlarda hazırlanmaktadır.

Bilgilerinize sunarım.

Memurlar.Net

 

“Zaten inecektim!”

Org. Işık Koşaner’le birlikte “istifa” eden, ya da “emeklilik”lerini isteyen Kara Kuvvetleri Komutanı Erdal Ceylanoğlu ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Eşref Uğur Yiğit’in tavırları da, “fıkra”daki olaydan farksız…

Neymiş; “gördükleri lüzum üzerine” emekliliklerini istemişler!..

Yersen!..

Be adamlar;

Sizler, 1 Ağustos’taki Yüksek Askerî Şûra’da zaten “emekli” olmayacak mıydınız?..

Ha 3 gün önce,

Ha 3 gün sonra!..

Ne yani;

“3 gün önce” emekliliğinizi istemekle “yiğitlik” yaptığınızı mı sanıyorsunuz?..

Aklınızca, “hükümete kafa tuttuğunuzu” mu sanıyorsunuz?..

“İstifa” ettiniz de ne oldu?..

Gök kubbe başımıza mı yıkıldı?..

Memleket komutansız mı kaldı?..

Haaa, eğer 29 Temmuz’da değil de, “Silvan’da 13 askerin şehit olduğu” olaydan hemen sonra, “Sorumluluk bizde” deyip istifa etmiş olsaydınız, işte o zaman millet sizi alkışlardı!..

Ama şimdi; sırf “Ergenekon ve Balyoz sanıklarının terfi ettirilmesi talepleri reddedildi” diye istifa etmiş olmanız, millet tarafından hiç de hoş karşılanmamış, tam aksine “sorumsuzluk” ve “millî iradeye saygısızlık” olarak değerlendirilmiştir!..

Bu yaptığınız, askerliğe sığmaz!..

Sözün özü;

“3 gün sonra zaten emekli olacağınız” herkes tarafından bilindiği halde, merhum Nasreddin Hoca’nın; “Zaten inecektim” demesi gibi, “zaten gideceğiniz” herkesçe malûm iken, “3 gün önce” bırakıp gitmeniz, “itibar”ınızı arttırmamış, tam aksine düşürmüştür!..

Sadece, bunu bilin istedim.

O BAŞBAKAN’LAR YOK ARTIK!

Sadece Erdal Ceylanoğlu ve Eşref Uğur Yiğit değil, Işık Koşaner’in de; “terörle mücadelede yeni bir dönem”e girildiği şu “kritik günler”de görevini bırakıp gitmesi, hiç de “vatanseverlik” değildir!..

Düşünebiliyor musunuz;

“Terörün belini kırma” konusunda “yeni yöntemler”in gündeme geldiği, “asker-polis işbirliği”nin güçlendirileceği bir dönemde, Genelkurmay Başkanlığı makamındaki bir zat; sırf “Dediklerim kabul edilmedi” diyerek, basıyor istifayı!..

Nedir dedikleri?..

“Terörle mücadelede o yöntem değil de, bu yöntem uygulansın” demek mi?..

Elbette hayır!..

Org. Koşaner’in istediği; sadece ve sadece, “tutuklu generallerin terfi ettirilmesi” için diretmek!.. Yani, “askerî vesayet”in devamını istemek!..

İyi ama;

Sayın Koşaner, “köprünün altından çok sular aktığını” ve artık “devrin değiştiğini” nasıl göremez?..

“Eski devir” olsa, dediğini yaptırır, Başbakan’ları parmağında oynatırdı!..

Ama artık, Mesut Yılmaz gibi bir Başbakan yok!.. Tansu Çiller ve Bülent Ecevit gibi, “askerle el ele” verip, millete karşı “topyekûn savaş” ilân eden “Başbakanlar” da yok!..

Hele hele;

Asker “höt” dediğinde “fötr”ünü alıp giden Süleyman Demirel de yok!..

Bilmem, hatırlar mısınız;

“Hükümeti kurma görevi” verildikten hemen sonra Aydın Doğan’ı ziyaret eden ve “pijama” ile karşılanan Mesut Yılmaz, Başbakan olduktan sonra, Gürcistan gezisine çıkmıştı.

Yılmaz’ın Gürcistan gezisine katılan Mehmet Ali Birand’ın; “Çok özel bir durum… Yazarsak ayıp olur” dediği bir olay yaşanmıştı Gürcistan dönüşünde…

Ancak, haberin kaynağı ve alınış biçimi 18 Mart 1998 tarihli gazetelerde yer almıştı… Yılmaz, resmen ve “konuşarak” bir şey açıklamamış ancak “sessiz sinema” oynayarak meramını anlatmıştı.

Olay, kısaca şuydu:

Gazeteci arkadaşlarımız ara rejim tartışmaları konusunda Yılmaz’ı sıkıştırınca, o da, “Bir şey söylemem, ama işaret ederim, siz anlayın” demiş. Bunun üzerine “sessiz film” oynanmaya başlanmış. Yılmaz omuzlarını tutmuş, generalleri tarif etmiş, sonra omzuna dört parmak koyup bunların orgeneral olduğunu hissettirmiş.

Derken parmağı ile “bir” işareti yapmış, bunun da Çevik Bir olduğu anlaşılmış, sonra güle güle işareti yapmış, emeklilik konusunun sorun olduğunu anlatmış.

Sizin anlayacağınız;

“Askerî vesayetten tırsan” Mesut Yılmaz, bunu “dili” ile söylemek yerine “eli” ile işaret ederek anlatmaya çalışıyor.

Bu, ne biçim “Başbakanlık”tır?..

Dedim ya;

“Asker korkusu”nun yürekleri titrettiği o günler, çook gerilerde kaldı.

O günlerde, “general”lerin isimlerini bile anmaktan korkup, “işaret dili”ni kullanan Mesut Yılmaz’lar yok artık!..

Evet, o günlerde;

“Siviller, askerlere tabi”ydi…

Bugün ise, “askerlerin sivillere tabi olduğu” yeni bir süreç yaşıyor Türkiye!..

Dün, “yönetilen” hakimdi ülkeye…

Bugün ise, “yöneten”lerin iradesi egemen… Olması gereken de bu!..

Ne yani;

“Askerî işleri tedvir”le görevli bir “bürokrat” olan Genelkurmay Başkanı’nın dediği olacak da; “Ordunun Başkomutanı” olan Cumhurbaşkanı’nın veya “Genelkurmay Başkanı ile Kuvvet Komutanları’nı atama yetkisi”ne sahip Başbakan’ın dediği olmayacak mı?..

Bu mu demokrasi?..

Bugün olan;

Herkesin “yasal görev sınırları”na çekilmesinden ibaret!.. Bundan sonra, “asker” askerliğini, “hükümet” hükümetliğini yapacak!..

Yani, herkes “kendi işi”ne bakacak!..

KOŞANER, KENDİNE YAZIK ETTİ!

Sen kalkar;

“Binlerce şehit” verilen bir ülkede “teröre karşı topyekûn savaş” değil de “irtica ile mücadele” maskesi altında “millete karşı topyekun savaş” başlatıp, “darbe plânları” yapmakla meşgul olursan, bir gün, bir “Molla Kasım” çıkar, sorar hesabını!..

“Şu anda 173’ü muvazzaf, 77’si emekli olmak üzere 250 general-amiral, subay, astsubay ve uzman jandarma çavuş, hürriyetlerinden yoksun olarak tutuklu bulunmakta” imiş…

Neymiş;

“Haklarında henüz hiçbir kesin yargı kararı olmamasına rağmen tutuklu bulunan 14 general-amiral ile 58 albay, hürriyetlerinin tahdit edilmesinin yanı sıra mevcut yasalarımız gereğince bu yıl yapılacak Yüksek Askeri Şura’da değerlendirmeye girme hakkını kaybetmiş ve peşinen cezalandırılmış”mış!..

Sayın Koşaner, böyle diyor!..

İyi, hoş da sormazlar mı adama;

Halen tutuklu bulunan bu generaller, “askerî bir suç” işlediler de onun için mi tutuklandılar?..

Ya da; birine; “Gözünün üzerinde kaşın var” dedikleri için mi içeri atıldılar?..

Cümle alem biliyor ki;

“Darbe plânı yapmak” suçlamasıyla tutuklandılar. “Darbe” yapıp, Hükümet’i devirecekler, Meclis’i devre dışı bırakacaklar, yönetime el koyacaklardı!..

Bunun için de;

“Kendi jetimizi düşürmeyi, Fatih ve Beyazıt camilerini bombalamayı, binlerce insanı stadyumlara doldurmayı, onlarca gazeteciyi tutuklamayı” bile plânlamışlardı!..

Peki, “askerliğin gereği” mi bu?..

“Darbe yapmak” ne zamandan beri “meşru ve masum bir görev” oldu ki, bugün onların “terfi” etmeleri isteniyor?.. Bir Genelkurmay Başkanı’nın “darbecileri korumak ve kollamak” gibi bir görevi mi var?..

Bence, sayın Işık Koşaner, giderayak yaptığı bu açıklama ile askerlik geçmişini lekelemiştir!..

Keşke, bu açıklamayı yapmak yerine, “Görülen lüzum üzerine” demekle yetinseydi!..

Yazık oldu, yazık!..

ERDOĞAN, USTALIĞINI GÖSTERDİ

Gelelim, “Hükümet Cephesi”ne…

Açık ve net söyleyelim;

Başbakan Tayyip Erdoğan ve kurmayları, krizi çok iyi yönetmiş ve “kriz beklentileri”ni boşa çıkarmıştır!..

Aynı zamanda “iyi bir ekonomist” olan Başbakan, bu krizi de fırsata dönüştürmeyi başarmıştır.

Düşünebiliyor musunuz;

Cuma günü saat 18.30 civarında “komutanların istifaları” ile başlayan kriz, saat 22.30 civarında, Org. Necdet Özel’in Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Genelkurmay Başkan Vekilliği’ne atandığının açıklanması ile sona erdi.

Yani, “sadece 4 saat” içinde her şey normal mecrasına döndü.

Hemen herkesin ve özellikle televizyon ekranlarında ahkâm kesen “kriz tüccarları”nın; “YAŞ toplantısı ne olacak?.. Zamanında yapılabilecek mi?.. Toplantıya kimler katılacak?” diye sorduğu saatlerde, “krize son nokta” konuldu!..

“24 saatliğine Kara Kuvvetleri Komutanlığı”na atanan Necdet Özel, muhtemelen bugün “Genelkurmay Başkanlığı”na atanacak ve yarın da YAŞ’taki yerini alacaktır!..

YAŞ’ın toplanabilmesi için Başbakan ve Genelkurmay Başkanı’nın bulunması yeterlidir… Yani, “Kuvvet komutanları”nın bulunması şart değildir…

Onlar, daha sonra da atanır!..

Görebildiğim kadarıyla; herkesin diken üzerinde olduğu saatlerde Erdoğan, “son derece rahat”tı!..

O kadar rahattı ki; İstanbul programını “erteleme” ve “iptal” yoluna bile gitmeyip, saat 23.55’te İstanbul’a hareket etti.

Erdoğan’ın bu rahat tavrı, kamuoyunu da rahatlattı… Bir “kriz” çıkacağından korkan kamuoyu, her şeyin normal mecrasında yürümesinden ve bir kriz ortamından “tereyağından kıl çeker gibi” çıkılmasından son derece mutlu oldu…

Erdoğan’ın yaptığı;

Gerçekten de “ustalık”tır…

“Kaos”a dönüşmesi muhtemel bir krizi, “ustaca bir manevra” ile savuşturmuş, Necdet Özel’le ilgili tercihi de, milletin yüreğine su serpmiştir.

Bu arada, Org. Necdet Özel’in, bu süreçteki “sorumlu davranış”ını da takdir ve tebrik etmek gerekir…

Çünkü, böyle “kritik bir süreç”te çekip gitmek yerine, “asker”e yaraşır bir tavırla, üzerine “sorumluluk” almıştır.

Uzun lâfın kısası;

Günlerce konuşulması muhtemel bir kriz, başarıyla savuşturulmuş ve Türkiye’ye, “sivil iradenin gücü” gösterilmiştir!..

Bu “Usta”ya selâm durulur!..

Bila’nın karın ağrısı!

Hani; “Eller gider Mersin’e, bizimkiler gider tersine” diye bir sözümüz vardır ya, “kartelciler”in yaptığı da bu…

Millet kimi “alkışlıyor” ise, kartelciler “yuh” çekiyor…

Millet kimi “seviyor” ise, kartelciler onu “dövüyor.”

Milletten o kadar “kopuk”lar ki; her defasında “şamar” yemelerine rağmen, bir türlü akıllanmıyorlar.

İşte Fikret Bila… Vatandaşların; “Türkiye’nin 28., milletin 1. Genelkurmay Başkanı” diyerek sevgiyle kucakladığı Org. Necdet Özel için, Milliyet’ten Fikret Bila demiş ki; “Bakalım Necdet Özel, orduevlerine rahat girebilecek mi?”

Girer mi, girmez mi, elbette göreceğiz de; benim merakım şu: Bu işte, Fikret Bila’ya giren-çıkan nedir ki, bu meseleyi dert edinmiş?..

Belli ki; Hilmi Özkök’e yaptıkları baskıyı Necdet Özel’e de yapacaklar… Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay, “Genç subaylar rahatsız” başlıklı bir manşet habere imza atmış ve bir anlamda “darbe çağrısı” yapmış da; dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök, Balbay’ı “lânetle” andığını açıklamıştı ya; belli ki, onun “darbesever”liğini Fikret Bila üstlenmiş!.. Şimdiden “fit” sokmaya çalıştığına göre, belli ki “sivil irade”den rahatsız!..

Şahsen ben; Necdet Özel’in değil de, asıl Fikret Bila’nın o mekânlara girip-giremeyeceğini merak ediyorum…

Galiba, “karın ağrısı”nın asıl sebebi bu!..

Yoksa, orduevleri de “Özel”leştirilir, olur biter!..

Hasan KARAKAYA

YÜZDE ELLİNİN ARTÇILARI

Tarih; 29 Temmuz 2011. Yüksek Askeri Şuraya 3 gün kala Genelkurmay Başkanı ile Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları emekliliklerini istediler.
Hatırlıyor musunuz, 28 Şubatın anlı şanlı Yüksek Askeri Şuralarını? Medyanın bir hafta öncesinden manipülasyonlarını, gazetelerin irtica gerekçesiyle ordudan atılacak subay listelerini çarşaf çarşaf endam etmelerini, televizyonların bangır bangır bağırtılarını… Muktedir komutanların çatık kaşlar ve mahkeme suratlarıyla vesayetleri altındaki hükümetlerin zavallı üyelerini süzmelerini…Nereden nereye…Evet, referandum ile başlayan sürecin, son seçimdeki yüzde elli depreminin artçılarıdır, bugün yaşananlar.Ak tolgalı beylerbeyinin “bin yıl sürecek” gürlemesinin süklüm püklüm sıvışma fısıltısı haline gelmesidir.Bir taraftan da gümbür gümbür gelen ileri demokrasinin ayak sesleri…Pür heybet ahkâm kesen, milletini hizalamaya kalkan cuntacıların son uzantılarının içine düştükleri acziyet ile çaresiz son çırpınmalarıdır. Aslında çaresizliklerinin ve zavallılıklarının filmini seyrettiriyorlar Türk halkına.Aynı zamanda suç da işliyorlar. Koskoca! Kuvvet Komutanları toplu dilekçe vermenin askerlikte isyan anlamına geldiğini öğrenememişler mi?Akılları sıra tavır sergiliyorlar. Hükümete protesto yapıyorlar. Ülkeyi kaosa sokmanın son eylemini icra ediyorlar. Silivri’deki ağabeylerinden aldıkları talimatları uygularken, kendilerine doğruda yaklaşmakta olan çete sorgulamalarından kurtarmanın çırpınışlarını sergiliyorlar belki de…Yarım asır izzet, ikram, iltifat gördükleri, hizmetlerine mukabil lütfedilen makamlarına, devletine ve milletine nankörlüğün ve kadir kıymet tanımaz, nimet bilmez nankörlüğün de daniskasını arz ediyorlar. İşin manevi yönünü düşündüğümüzde; binlerce kahraman memleket evladına yapılan zulmün ilahi bir karşılığıdır. Mesleklerini en güzel şekilde yapmaya çalışırken arkadan hançerlenerek, kapı dışına itilen o Allah dostlarına mukabil bu şekilde; emekliliklerine bir ay kala; şerefinle uğurlanmak yerine ahmakane ayrılmak. Ömürlerini verdikleri ve yükselebilecekleri en üst makama geldikleri halde, büyük bir devlet töreniyle tarihe müspet isim bırakarak gitmek üzereyken bir ay öncesinde tarihe kara bir leke olarak geçerek sıvışmak; binlerce masum insana yapılan zulümlere karşılık ilahi bir tokattan başka ne olabilir?Dedik ya; Allah bir kere şaşırtmaya görsün, böyle rezil de eder ömürlerinin son demlerinde…Düşünemedikleri bir şey var. Millet artık uyandı. Cuntalar dönemi tarihe gömüldü. Adam gibi içlerine sindirecekler ileri ve çağdaş demokrasiyi…Yakın zamanda İç hizmet Kanunun 35. maddesi de değişecek; Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevi; “sınırları korumak” olarak işlenecek. Genelkurmay Başkanı Milli Savunma Bakanlığına bağlanacak. Güvenlik konusundaki her türlü karar parlamentoda alınacak. Asker milletin seçtiği hükümetinin emrinde olacak. Az kaldı.Bu gün yaşadığımız olay da işte buraya doğru yolculuğumuzun teyidinden başka bir şey değildir. Vesselam. 30.07.2011 Gürcan Onat
NOT: Devlet güvenliğinde hiçbir zaman zafiyet olmaz. İsterse tamamı def olup gitsin darbeci çetenin. İtibarları iade edilen memleket evlatları aslanlar gibi nöbete davetlerini beklemektedir.