Arşiv

Posts Tagged ‘çevik bir’

Korgeneral Kılıç’tan çarpıcı itiraf

28 Şubat soruşturmasında gözaltına alınan Korgeneral Hakkı Kılıç’tan çarpıcı bir itiraf geldi. ‘Emri Teoman Koman verdi, ben de…’

28 Şubat soruşturmasının 4. dalga operasyonunda gözaltına alınan 17 zanlıdan 11’i tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüphelilerin mahkemedeki savunmalarında en dikkat çekici ifadeleri ise emekli Korgeneral Hakkı Kılınç kullandı.

‘Emri Teoman Koman verdi, ben de…’

28 Şubat soruşturmasının 4. dalgasında savcılık sorgusunun ardından tutuklanma talebi ile mahkemeye sevkedilen 11 general tutuklandı.

Tutuklanan generallerden muvazzaf olanlar Mamak Askeri Cezaevi’ne gönderilirken, emekli olanlar ise Sincan Kapalı Cezaevi’ne sevkedildi.

Sanıkların cezaevlerine gönderilmesinin ardından mahkemede verdikleri savunmalar da netleşmeye başladı.

Emekli Korgeneral Hakkı Kılınç , mahkemede yaptığı savunmada, 28 Şubat sürecinde fişleme bilgilerinin ele alındığı Batı Çalışma Grubu (BÇG) toplantılarına Jandarma Genel Komutanlığı’nı temsilen katıldığını belirterek, “Toplantılara katılma emrini bana Teoman Koman verdi” itirafında bulundu.

EMİR GELDİ, O DA UYDU

BÇG toplantılarına ancak 3-5 kez katıldığını ileri süren emekli Korgeneral Kılınç, o dönem Jandarma Genel Komutanı olan Teoman Koman’ın emri gereği fişleme toplantılarına iştirak ettiğini ifade etti.

Toplantılara katılma sebebinin ‘özel bir görev’ gereği olmadığını iddia eden Kılınç, Jandarma Genel Komutanlığı’nı temsil görevinin dışında başka bir faaliyetinin bulunmadığını aktardı.

Kılınç’ın avukatı ise BÇG’ye üye olduğu iddia edilen müvekkilinin böyle bir birimin kuruluşunda ve yönetiminde görev almadığını ileri sürerken, Kılınç’ın, 28 Şubat sürecinde Jandarma Harekat Başkanı olarak görev yaptığını hatırlattı.

Kılınç’ın avukatı, dönemin Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman’ın Kılınç’a Genelkurmay’da yapılan toplantılara katılması yönünde sözlü emir verdiğini ifade ederek, ‘toplantıya katıl’ emrinin hukuksuz bir emir olmadığını, bu nedenle müvekkilinin bu emre karşı çıkmasının söz konusu olmadığını kaydetti.

NE YAPTIĞINI YENİ ÖĞRENDİ

Refah-Yol Hükümeti’nin İçişleri Bakanı Meral Akşener’e ‘yağlı kazık’ tehdidi savuran ve “28 Şubat sürecinin ‘kazıklı Voyvoda’sı” olarak hafızalara kazınan emekli Tümgeneral Çetin Saner ise savunmasında, kendisine savcılık makamı tarafından gösterilen belgelerin sahte olduğunu iddia etti.

Mahkemede savcılığın iddialarını kabul etmeyen Saner, “Bahsedilen BÇG ile karargahta 3 yıl beraber çalışmışız, fakat ben nerede çalıştıklarını bugün öğrendim” diye konuştu.

Kendisi ile aynı yerde çalışanların ne yaptıklarını bilmediğini ileri süren dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanı Saner, yaşı ve sağlık durumu nedeniyle tutuksuz yargılanma talebinde bulundu, ancak bu talebi reddedildi.

Çevik Bir istedi biz de suçladık

28 Şubat’ın önemli isimlerinden olan emekli Tümgeneral Erdal Şenel ise ifadesinde Batı Çalışma Grubu hakkında ‘duyumlardan’ başka bir şey bilmediğini söyledi.

Yaptığı savunmada 28 Şubat sürecinde Genelkurmay Adli Müşavirliği’ni yönettiğini, bu makamın icra makamı olmadığını belirten Şenel, “BÇG ile bağlantılı olduğu iddia edilen kişilerin çoğu istihbarat ile ilgili görevlerde çalışmalarına rağmen, benim adli müşavir olarak onların arasında neden bulunduğumu anlamamıştım.

Bana BÇG’den birtakım yazılı emirler ve Çevik Bir talimatıyla suç duyurusunda bulunma görevleri verilmiştir. Bunun dışında hiçbir faaliyetim olmamıştır” diye konuştu.

Görmedim duymadım

Korgeneral Tevfik Özkılıç mahkeme sorgusunda diğer sanıkların aksine karargahta BÇG’nin varlığını bildiğini söyledi.

1996-1998 döneminde Genelkurmay Başkanlığı’nın Personel Dairesi’nde görev yaptığını belirten Özkılıç, BÇG isimli bir grubu karargahta duyduğunu fakat bu grupta görev almadığını ifade etti.

Rütbesi gereği önemli kararlarda etkisi olmadığını iddia eden Tuğgeneral Mehmet Ali Yıldırım ise 28 Şubat sürecinde hükümete karşı herhangi bir fiil içine girmediğini ileri sürdü.

Suçlamaları kabul etmeyen Yıldırım, “Belgeleri ilk defa gördüm. Bir belgede BÇG çalışma alanına girmeye yetkili kişiler arasında ismim geçmektedir, tarafıma böyle bir görev tebliğ edilmediği gibi, ben böyle bir yerde de görev yapmadım” diye konuştu.

Tümgeneral Çetin Dizdar da, diğer sanıklar gibi suçlamaları reddederken, avukatı ise, müvekkiline gösterilen isminin geçtiği 1998 tarihli bir belgede Dizdar’ın rütbesinin yanlış olduğunu savunarak “Bege gerçek değil” dedi.

BELGEDEKİ İMZALAR SİLSİLEYE AYKIRI

28. Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı yaptığı dönemde birliğine bağlı garnizonlar içerisindeki zeytinleri toplatarak Kıbrıs’taki Özel İşletmelere zeytinyağı yaptırdığı iddia edilen paşa olarak gündeme gelen Tümgeneral Berkay Turgut ise sözkonusu belgeleri ilk kez gördüğünü iddia ederek, belge üzerindeki imza silsilesinin kendi sistemlerine uymadığını ileri sürdü.

11 general cezaevinde

Özel yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği’nin yürüttüğü 28 Şubat soruşturması kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden 11’i tutuklandı.

Soruşturmanın son dalgasında gözaltına alınan 17 şüpheliden 15’i, savcılık sorgularının ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilmişti.

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hakimliği’nce sorgulanan 15 şüpheliden 11’i tutuklanırken, 4 kişi serbest bırakıldı.

Mahkeme, Emekli Kurmay Albay Erkan Yaykır, Emekli Albay Ardan Kıratlı, Emekli Astsubay Asım Atak ve Emekli Astsubay Abdullah Hoşgür’ün serbest bırakılmasına karar verdi. Hepsi de ‘general’ rütbesini taşımış bulunan 11 tutuklu ise şu isimlerden oluştu:

Korgeneral Tevfik Özkılıç

Tümgeneral Berkay Turgut

Tümgeneral Mehmet Faruk Alpaydın

Tuğgeneral Celalettin Bacanlı

Tuğgeneral Mehmet Ali Yıldırım

Tuğgeneral Metin Keşap

Emekli Korgeneral Mustafa Bıyık

Emekli Korgeneral Hakkı Kılınç

Emekli Tümgeneral Erdal Şenel

Emekli Tümgeneral Çetin Dizdar

Emekli Tümgeneral Çetin Saner

YENİ ŞAFAK

Çevik Bir itiraf etti!

Çevik Bir savcılık ifadesinde, TSK’dan subayların atılmasına ‘temizlik’ dedi. Bir, 28 Şubat MGK’sından bir hafta önce ABD’de yaptığı görüşmelerde ‘darbeye icazet isteyip istemediğini’ ise hatırlayamadı.

28 Şubat soruşturması kapsamında tutuklanarak Sincan F Tipi Cezaevi’ne konulan dönemin Genelkurmay 2. Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir, savcıya verdiği ifadede, o süreçte TSK’dan atılan subaylar için “temizledik” dedi. Hakim ve savcılara brifing vermeyi TSK’nın görevleri arasında sayan Bir’in, fişlemelerle ilgili soru üzerine “belgelerden haberinin olmadığını altında çalışan personelin çalışmaları olabileceği” cevabı verdi. 28 Şubat sürecinde Amerika’da yaptığı görüşmelerde ‘darbe için icazet isteyip istemediği” de sorulan Çevik Bir “Çok zaman geçti tam hatırlamıyorum” cevabı verdi.

O, astlarını astları da onu suçladı

28 Şubat süreciyle ilgili soruşturma tüm hızıyla devam ederken dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir’in savcılık tarafında yapılan sorgusunda 28 Şubat sürecine ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptığı ortaya çıktı. Savcı Bilgili’nin sorduğu bir çok belge ve dokümanlar için “Söz konusu belgeden haberim yok. Personel çalışması olabilir” şeklinde cevap veren Bir’in fişlemelerle ilgili belgelerde altında çalıştırdığı personeli adres göstermesi dikkat çekti. Çevik Bir’in bu ifadelerine karşılık Bir’in emrinde çalışan bir çok subay ise 28 Şubat çalışmalarını ‘emir ve talimat’ doğrultusunda gerçekleştirdiğini belirterek kendisini işaret etti.

‘Ordudan atılır, temizlenir’

Çevik Bir’in savcılık sorgusunda ordudan atılan personelle ilgili sorular da gündeme gelirken, Bir konuyu ‘temizlik’ olarak değerlendirdi. Savcının “İrticai görüş ve eğilime sahip olmak ne demektir? Bir kişinin irticai görüş ve eğilime sahip olduğunu nasıl tespit ettiniz? Bu personelin temizlenmesinden kastedilen nedir? Bu husus planlanan bir askeri müdahaleye engel olacağına inanılan personelin tasfiyesi için öngörülen bir yol mudur?” sorusu karşısında Bir, “Aşırı dinci anlamında kullanılmaktadır. Bu konuda personel askeri şura kararı ile atılır. Temizlenir” dediği belirtildi.

28 Şubat brifingleri görevimiz

28 Şubat soruşturması tutuklu şüphelisi emekli Orgeneral Çevik Bir’e, 28 Şubat sürecinde Genelkurmay Karargahı’nda hakim ve savcılar ile medya mensuplarına verilen brifingler de soruldu. Savcı Bilgili’nin “28 Şubat brifingleri aydınlatma ve yönlendirme maksatlı mı icra edilmiştir?” sorusu üzerine Çevik Bir’in “Bunlar bizim görevlerimiz dahilindedir” şeklinde cevap verdiği öğrenildi. 

ABD’LİLERE ‘İCAZET’ İÇİN Mİ GÖRÜŞTÜN?

ÇEVİK Bir’in 28 Şubat’tan 1 hafta önce ABD’lilerle yaptığı görüşme de savcılık sorgusunda gündeme geldi. Savcı, Çevik Bir’e ele geçirilen ‘CD5/Bcg/Belgelerim/NECDET/GÖRÜŞME/’ klasöründe yer alan ‘ATC-MES.DOC’ isimli belgedeki iddiaları sordu. Belgede Çevik Bir’in Amerıcan Turkısh Councıl toplantıları esnasında, ABD Güvenlik Birimleri (NSA Başk., DIA Başk., CIA Bşk. Yrdc. ve CIA Başk. Vekili) ile 21 Şubat 1997’de yaptığı görüşmenin tutanakları yer alıyordu. Toplantıda Bir’in iktidardan rahatsızlığını dile getirdikten sonra “TSK olarak şu ana dek hafif dozda ilaç tedavisi uygulandığı ama Atatürk prensiplerinin zarar gördüğünün anlaşılması durumunda ilacın dozajının arttırılacağını” söylediği anlatılıyordu.

Çok zaman geçti, hatırlamıyorum

Savcının 28 Şubat’tan bir hafta önce ABD’li yetkililerle yapılan görüşmelerde olası müdahalelere karşı ‘icazet aldınız mı’ diye soru yönelttiği de ortaya çıktı. Savcı Bilgili’nin, Çevik Bir’e “Bir yabancı ülke güvenlik birimleri ile bu nitelik ve içerikte bir toplantı yaparak görüşme maksadınız ABD’nin en üst düzey güvenlik birimlerinden askeri müdahale konusunda icazet almak mıdır? Bu toplantı ve içeriğinden Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanı’nın öncesi ve sonrasında haberi var mıdır?” sorusunu da yönelttiği öğrenildi. Çevik Bir’in bu soruya da cevabı farklı olmadı. Görüşmenin üzerinden 15 yıl geçtiğini belirten Bir, içeriği hakkında bir şey hatırlamadığını iddia etti.

FİŞLEMEYİ ASTLARIM YAPMIŞ OLABİLİR

Savcı Mustafa Bilgili Çevik Bir’e 28 Şubat fişlemelerinden “MGB DERSI.doc” isimli belgeyi gösterip, fişleme emrinin kimin verdiğini sordu. “Belgenin irticai faaliyetleri tespit edilen okul, yurt ve dersanelerin analizi başlığını taşıdığı, 23 sayfadan oluştuğu, belge içeriğinde birçok kurum, kuruluş ve kişilerle ilgili kişisel bilgilerin toplandığı, fişlemelerin yapıldığı ve haklarında raporların oluşturulduğu görülmektedir. Bu faaliyetler hangi yasal yetkiye dayanarak ve kimlerin talimatı ile hazırlanmıştır? Bu tür takip ve raporlamalar, BÇG’nin istihbarat ağı ve bilgi bankası kapsamında mı hazırlanmıştır?” sorusu üzerine Çevik Bir, emrinde çalışan subayları suçladı. Bir soruya “Söz konusu belgeden haberim yoktur, bana sunulmadı. Personel çalışmaları olabilir” cevabı verdi.

 

Star

Kategoriler:ADALET, ASDER, kanun, tsk Etiketler:, ,

YARGILANDIK NETEKİM!

Böyle olacağı belliydi.

Hele son zamanlarda yaşananlar; demokrasi ve insan hakları adına gelinen seviyeden sonra, elbette bu işin  sonu bize kadar uzanacak ve elbette biz de yargı karşısına çıkacaktık.

Netekim, oldu!

Yargılanıyoruz işte.

Ama kabahat “Çeto”da! Beceremedi kardeşim. “Bir”ler böyle mi yaptı? Onlar becerdi. Biz de becermiştik.

Kan gövdeyi götürüyordu. Halk yeter diyordu. Biz biraz daha bekledik. Sıkıyönetimde bile kanı durduramamıştık. İyice olgunlaşsın diye bekledik. İyice olgunlaştı. Cumhurbaşkanı da seçememişlerdi. Baktık olacağı yok. El koyduk. Bu çocuk oyuncağı mı kardeşim? Yıllarca hazırlanmıştık. Çeto bizi örnek almış güya. Olur mu kardeşim? Yüzüne gözüne bulaştırdı. O nasıl seminer öyle yahu. Yakalanmasaydı. Adam gibi yapsaydı darbesini biz de yargılanmayacaktık şimdi. Bak zararı bize de dokundu. Bu yaşta yargılanıyoruz. Ben tuvalete gidemiyorum yahu. Nasıl gidecem şimdi mahkemeye?

Nerde kalmıştık? Ha şeyde; halk kamplara bölünmüştü. Yani böldürülmüştü. Olgunlaşsın diye işte… Yani ona bir silah buna bir silah. Oraya bomba, buraya bomba falan filan…

Harp Okulları da bölünmüştü. Biz bilmiyor muyuz sanki? Birileri “Aldırma Gönül” söyler. Diğerleri “Çırpınırdı Karadeniz” Hepsini tanıyoruz. Hiç müdahale etmedik. Bekledik. Yediler birbirlerini. Yani yedirdik…

Tek tek plan yaptık. Tek tek fişledik. Binlerce insan. Parlamenterinden sanatçısına kadar, hepsini fişledik. Öğretmen möğretmen bunlar vatan haini… Satmışlar vatanı… Hepsini topladık içeri… Kaçan, dışarı kaçtı.

Bu vatan kimin kardeşim. Sivil hiç vatanını düşünür mü? Onların hepsi potansiyel tehlike…

Biz eşit davrandık; bir tane sağdan astık bir tane soldan…

Yahu asmayıp da besleyecek miydik?

Bu gün olsa gene yaparım ben darbemi. Ah Çeto ah! Sen bizi bu hale düşürdün.

N’oldu? Yargılanıyoruz işte.

Kardeşim; artık hükümet güçlü. Memlekette istikrar var. Teknoloji had safhada… Takır takır Cumhurbaşkanı seçiyorlar. Ne kadar Bizans oyunu varsa hepsini darmaduman ettiler. Hem de muktedirler. Senin nene darbe planlamak? Otur oturduğun yerde, askerliğini yap. İşte; aldırdın bütün adamlarını içeri, kuzu kuzu yargılatıyorsun şimdi…

İyi de ucu bize de dokundu. Bak bizi de yargılamaya başladılar.

Bütün mazlumlar ayaklandı. Hepsi bir oldu. Sağcısı solcusu birleşti. Alevi, Sünni, Kürt, Türk görüyon mu? Ne kadar işkence yaptığımız adam varsa üstümüze geliyorlar. Nurettin, Nejat’la Sedat gitti kurtuldular. Tahsin’le biz ayvayı yedik. Bunlar bizde itibar mitibar bırakmaz şimdi.

Altmıştan bize gelinceye kadar hepimiz vazifemizi gayet güzel yaptık. Sivil zevatı kıpırdatmadık. Yan bakana dik baktık. Yamulanı muhtıraladık. 28 Şubat da iyiydi. Post most hükümeti gönderdi ya. Kararları da imzalattılar. Zorunlu eğitimi sekiz yıla da çıkarttılar. Zaten amaç imam hatiplerdi. Canına okudular… Ama çeto perişan etti. Yakayı ele verdi. Bilmiyor musun kardeşim. Tökezledin mi işin bitti demektir. Bak yaptığımız ne kadar rezillik varsa hepsini teker teker düzeltiyorlar. Bir de İç Hizmet kanununun 35. maddesini de değiştirirler ve Genelkurmayı da Milli Savunma Bakanlığına bağlarlar, hele bir de ASDER’in önerdiği gibi Kuvvet Komutanlarını da Genelkurmaydan alır doğrudan Milli Savunma Bakanlığına bağlarlarsa sittin sene darbe yapamayız artık.

Bitti kardeşim bitti.

Memlekete gerçek demokrasi geliyor. Gerçek insan hakları, gerçek inanç ve fikir hürriyeti geliyor.

Millet hakkına, hukukuna sahip çıkıyor artık. Bunlar yeni anayasayı da yapacaklar.

Asker kışlaya, biz de mahkemeye…

Yargılanmaya netekim!  

04 Nisan 2012–12 Eylül Darbesi Yargılanmaya Başladı

                                                  Gürcan Onat

Büyükanıt’la ilgili deliller inceleniyor

Savcı, hem İnternet Andıcı iddialarıyla hem de 27 Nisan bildirisiyle adı konuşulan Büyükanıt için inceleme başlattı

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un tutuklanmasının ardından soruşturmayı yürüten Savcı Cihan Kansız’ın Başbuğ’un savunması sırasında sunduğu belgeler arasından öncelikli olarak emekli Orgeneral Büyükanıt ile ilgili delilleri incelemeye aldığı bildirildi.
İFADESİ ALINABİLİR

Savcılığın, önümüzdeki günlerde Büyükanıt ile diğer isimlerin soruşturma kapsamında şüpheli olup olmayacağı veya ifadesinin alınıp alınmayacağı yönünde bir karar vermesi bekleniyor.
BAŞBUĞ İŞARET ETMİŞTİ

İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından yürütülen ve hükümet aleyhine kara propaganda yapılması amacıyla kurulduğu iddia edilen internet siteleriyle ilgili soruşturma kapsamında geçtiğimiz hafta eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ ‘silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek’ suçlarından tutuklanmıştı. Başbuğ, savcılık ve mahkemedeki ifadelerinde internet sitelerinin kendisinden önceki dönemde hazırlandığını belirterek isim vermeden emekli Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ı işaret etmişti.

E-MUHTIRA İLE GÜNDEME GELMİŞTİ

Büyükanıt delillerin incelenmesinin ardından hakkında soruşturma başlatılırsa Başbuğ gibi silahlı terör örgütü yöneticiliği ve T.C. Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlarından şüpheli konumuna gelecek. Büyükanıt e-muhtıra olarak bilinen 27 Nisan bildirisini kaleme aldığını söylemiş, hakkında soruşturma açılmamıştı. (AHT)

BU MÜHENDİSİ İŞTEN ÇIKARIN….

Çevik Bir’in 28 Şubat emri de dosyada

 

28 Şubat sürecinin kudretli generali Çevik Bir’in, irticacı diye ihbar edilen SSM’de görevli bir mühendisin işten çıkarılması için Milli Savunma Bakanlığı’na yazdığı yazı da Balyoz Darbe Planı davası iddianamesi ek klasörlerine girdi.

BALYOZ Darbe Planı soruşturmasının 143 sanıklı ikinci iddianamesinin dün kamuoyuyla paylaşılan 6 DVD’lik ek delil klasörlerinde, çok sayıda fişlemenin yanı sıra ‘görevden alma’ içeren Orgeneral Çevik Bir imzalı bir belge de delil olarak yer aldı. Ek klasörlerde, Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral Işık Koşaner’in de internet sitelerinde yayınlanan ses kaydı da yer aldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Işık Koşaner’in ses kaydıyla ilgili soruşturma başlatmıştı. Çeşitli okullarda görev yapan öğretmenler, okuyan öğrencilerin ve bazı askerlere ait fişlemelere ilişkin belge ve fotoğrafların da yer aldığı delil klasörlerinde, 5 Mart 1997 tarihinde dönemin Genelkurmay 2’inci Başkanı Çevik Bir imzasıyla Milli Savunma Bakanlığı’na gönderilen bir yazı da yer aldı.

‘Bu mühendisi işten çıkarın’

Savunma Sanayi Müsteşarlığı’na (SSM) hizmet sunan bir fabrikanın çalışanının ihbarı üzerine emekli Orgeneral Çevik Bir’in Milli Savunma Bakanlığı’na yazdığı yazı, 28 Şubat sürecinde insanların hangi kriterlere göre işlerinden edildiğini ve askerlerin siyasetin göbeğinde nasıl yer aldığını gözler önüne serdi.  ‘Gizli’ ibareli yazıda, bakanlıkta mühendis olan A.N.B’nin TSK mensupları hakkında uygun olmayan konuşmalar yaptığı, istenmeyen adam ilan edilen İranlı diplomatları destekleyici ifadeler kullandığı belirtililerek “Konunun tetkik edilerek, kim ve nereden destek aldığı bilinmeyen bu kişinin derhal bulunduğu müesseseden ilişiğinin kesilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir” deniyor. O mühendisin akibeti merak konusu oldu. KEMAL GÜMÜŞ İSTANBUL

Ergenekon ve Balyoz sanığının ‘Papa’ gezisi

BALYOZ iddianamesinin delil klasörlerinde yer alan başka bir belgede ise, Türk Ortadoks Patrikhanesi Sözcüsü şimdiki Ergenekon davası tutuklu sanığı Sevgi Erenerol’un da katılacağı bir geziden bahsediliyor. Belgede şunlara yer veriliyor:”Papa hazretlerinin kabrine ait, Müge Tekin hanımefendiden aldığım resimleri verecektim. Dz. Alb. Alpay Çakarcan, Dz. Alb. Murat Özenalp, Dz. Alb. Nihat Altunbulak, Dz. Alb. Serdar Gürkan, Dz. Alb.Dora Sungunay-3 ad. Dz. Alb.Nuri Alacalı, Dz. Alb. Tamer Zorlubaş, Dz. Alb. Yankı Bağcıoğlu, toplam=10 Ad. Resim. Doracığım ve eşi Hülya Hanım Müge ve Sevgi Erenerol’a özel selamlarını ve Muzaffer’in de katılacağı yeni bir geziye katılma dileklerini iletmeyi unutma.” Klasörlerde yer alan emniyet tarafından hazırlanan tespit tutanağında ise ikinci Ergenekon davasının sanıklarından Hüseyin Vural Vural evinde elde edilen 1 No’lu CD içerisinde bulunan “papagezresim.xls” isimli Excel belgede aynı notun yer aldığı belirtildi.

Etimesgut İşkence Davası(Bul​ut Projesi) BALYOZ dosyasına girdi.

Önce cezasını verdiler sonra savunma istediler

 

28 Şubat’ın ilham kaynağı Bulut Projesi kapsamında ‘irticacı’ diye bazı subaylara savunmaları alınmadan 28 gün hapis verilmiş. Bu subaylar daha sonra yalan makinasına bağlanıp savunmaları istenmiş.

BALYOZ Darbe Planı soruşturması kapsamında hazırlanan 2. iddianamenin ek delil klasörlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 1987-1992 yılları arasında uygulanan ‘Bulut Projesi’ kapsamında ‘irticacı fişlemesi’ yapılan subayların yalan makinasına bağlandıklarına yönelik belgeler bulunmuştu. Savcı, yalan makinasına bağlanan eski askerlerin ifadesini aldı. Tanık askerler gördükleri işkenceyi anlattı.Proje kapsamında onlarca personelin önce cezalarının kesinleştirilerek tutuklandığı ardından ifadelerinin alındığı ortaya çıktı. Mağdurlar verdikleri ifadelerde yeni bir göreve gönderiliyormuş gibi tebligat aldıklarını ancak görev yerine gittiklerinde hücrelere konulduklarını belirtti. Dosyaya giren belgelere göre işkence odalarında yalan makinasına bağlanan mağdurlar, yalan söylemedikleri tespit edilmesine rağmen ordudan ihraç edilmekten kurtulamadılar.

Hava Kuvvetleri Komutanı emriyle

Ek delil klasörlerinde ‘mağdur’ olarak ifadesi yer alan emekli Yüzbaşı Engin Ocakçı’nın, Bulut Projesi kapsamında fişleme ve işkenceye uğradığına yönelik iddialarına ve proje sorumlusu 50 isim hakkındaki suç duyurusuna yer verildiği görüldü. İzmir’den atandığı Etimesgut 11. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı’na gittiğinde ‘camları boyalı bir ambulans’la gözaltına alındığını ve pencereleri tahtayla kapatılmış bir odaya götürüldüğünü söyleyen Ocakçı, burada dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Siyami Taştan’ın imzasıyla 28 gün oda hapsine çarptırılma kararı verildikten sonra ‘irticai faliyetler’ gerekçesiyle savunma yapmasının istendiğini iddia etti.

Yalan makinasına bağlı sorgu

Hava Kuvvetleri İstihbarat Başkanı Sebahattin Şatırel tarafından sorgulundığını, Poligraphy (yalan makinesi) testine tabi tutulduğunu belirten Ocakçı, sorgusunda kendisine ‘neden içki içmiyorsun’ diye sorulduğunu, kendisinin de sadece namaz kılan oruç tutan bir insan olduğunu, ancak irticai faaliyetler ile bağlantısının olmadığını ifade ettiğini savundu. Ocakçı’nın iddianameye giren ifadelerinde şöyle konuştu: “Beni sorgu odası olarak tabir edilen odadan başka bir odaya alıp önce bir sandalyeye oturttu. Göğsümü saracak şekilde elektort, parmaklarımda elekrotlar vardı. ‘Sana bir soru soracağız doğrusunu söyleyeceksin’ deyip karşımdaki tahtaya bir rakam yazıp bunu okumamı istedi. Ben de doğru şekilde okudum. Bana makinadan çıkan bir sonuç gösterip ‘bak doğruyu söylediğin için bu grafiklerden anlaşılıyor. Şimdi de yazdığımız rakamı mahsustan yanlış oku’ dedi. Ben de yanlış okuduğumda tekrar cihazdan çıktı alıp, ‘Bak nasıl nasıl garfikten anlaşılıyor. Bundan sonra hep doğruyu söyle yoksa anlarız.’ dedi. Ben de kendisini tanıdığımı ve hukuka aykırı işlem yaptıklarını söylediğimde korkmuştu.”

Sorgudan 3 ay sonra takdir aldı

İfadesinde oda hapsinde 28 gün boyunca gözleri kapalı bekletilip yalan makinasına bağlandığını belirten Üstteğmen Adem Cevizli ise bu süreç içinde ailesinin kendisinden haber alamadığını, sorgulundıktan 3 ay sonra görevindeki başarılarından dolayı başarı belgesi aldığını ancak 4 ay sonra ise TSK ile ilişiğinin kesildiğini söyleyerek proje sorumlularından şikayetçi oldu.

28 gün hapis otamatiğe bağlanmış

YAŞ kararları ile TSK ile ilişiği kesilen Astsubay Halil Yılmaz da görev yerinden Ankara’ya gönderildiğini, Etimesgut’ta bir odaya götürüldüğünü ve burada kendisine Hava Kuvvetleri Komutanlığının emri ile tutuklandığının söylendiğini anlattı. Halil Yılmaz da Engin Orakçı gibi tutuklandıktan sonra savunmasının istendiğini söyleyerek pencereleri kapatılmış bir odada 28 gün tutulduğunu anlattı. 4 kere gözleri bağlı olarak sorgulandığını belirten Yılmaz “Niçin Namaz kılma ihtiyacı hissettin” gibi sorular sorulduğunu kaydetti. 28 gün tutuklu kalan bir başka mağdur Harun Özdemir yalan testine istemediği halde tabi tutulduğunu 4 saat boyunca makinaya bağlı kaldığını anlattı.  BÜNYAMİN DEMİRKAN İSTANBUL

SENİ HADIM EDECEĞİZ

‘Zeki Müren gibi olacaksın’ tehdidi

ESKİ Binbaşı Mustafa Hacımustafaoğul- ları’nın ifadelerindeyse, 24 saat bir lambanın altında tutulduktan sonra irtica suçlamasıyla tutuklandığını söyledi. Tutuklu kaldığı 21 gün boyunca bulduğu boş kağıtlara not aldığını ve bunları serbest kaldıktan sonra günlük haline getirdiğini belirten Hacımustafaoğlu ifadesinde “Komisyon karşısında ifade verirken bir kasetten sürekli işkence gören insanların seslerini dinletiyorlardı. Seni de işkence heyetine teslim edeceğiz. Aynı şeyleri sen de yaşayacaksın, orada seni falakaya yatıracağız, seni tavana asacağız, cereyan verip seni hadım edeceğiz. Daha sonda da Zeki Müren gibi olacaksın dediler” şeklinde konuştu.

Kaynak : http://www.stargazete.com/politika/once-cezasini-verdiler-sonra-savunma-istediler-haber-404371.htm

“Minareleri Yıkın Ezanı Susturun !”

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 28 Şubat dönemi ile ilgili soruşturma başlatırken, post modern cuntanın dudak uçuklatan icraatları da deşifre olmaya devam ediyor.

Soruşturma kapsamında toplanan deliler arasında yer alan dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Teoman Koman tarafından yayınlanan genelgede, ordu birliklerinde bulunan cami ve mescitlerin kaynaklama suretiyle dikilen minarelerinin yıkılması, rütbeli personel ile sivil memurlar namaz kılmasının yasaklanması, tespih, takke ve cübbelerin toplatılması, mescit duvarlarında bulunan Kur’an ayetlerinin kaldırılması emrediliyor. Aynı genelgede işi daha da ileri götürüp Diyanet İşleri Başkanlığı’na soyunup fetva vermekten de geri durmayan Koman, vakit namazı kılmasını yasakladığı personele İslam dininin hoşgörüsüne sığınmasını tembihliyor.

NAMAZ YASAKLANACAK

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 12 Eylül darbesinin ardından bazı şikayet ve başvurular üzerine 28 Şubat darbe süreci hakkında soruşturma başlattı. 28 Şubat cuntacılarının başlattığı cadı avıyla ilgili Akit’in ele geçirdiği belgeler Koman’ın TSK’daki dikkat çekici uygulamalarını da deşifre etti.

28 Şubat döneminde aktif görev alan dönemin Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman tarafından yayınlanan 2052-10-96 nolu genelgede, askeri birliklerde bulunan camilerin yerine yenilerinin açılmaması emrediliyor. Genelgede mevcutlarda bulunan kaynaklama sureti ile dikilen minarelerin yıkılması, rütbeli personel ile sivil memur ve işçilerin bu mescitlere girişlerinin yasaklanması, birlik komutanlarının camilerde ezan okunmasını durdurması, ezan okumak için konulan tertibatın sökülmesi, manası bilinmeyen eski Türkçe (ayetler kastediliyor) yazılarla rahle, tespih ve takkenin de kaldırılması emrediliyor.

İŞTE “KOMAN HOCAEFENDİ”NİN FETVALARI

İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığı başlıklı, 15 Şubat 1996 tarihli genelgenin müşterek hususlar konulu bölümünde şu ifadeler yer aldı: “Din ve inanç hürriyettir, ibadet bir ihtiyaç olmakla birlikte devlet mevzuatı resmi dairelerde cami ve mescit açılmasına cevaz vermemektedir. Mescitlere rütbeli personel ile sivil memur ve işçiler girmeyecek, bunlar dinimizin hoşgörüsüne sığınarak ibadetlerini evlerinde ve sivil kıyafetle olmak kaydıyla herkese açık camilerde yapacaklardır. Ancak gerek kışla gerekse dışarıda yapılacak ibadetlerde mesai saatlerine riayet esas alınacaktır. Kışla mescitlerinde ve camilerde ezan okunmayacak, bunun için askeri maksatla verilmiş ses kayıt cihazları kullanılmayacak, mevcutlar sökülerek yerlerinde kullanılacak, ezan dışarıdaki camilerden dinlenecek veya saatlere göre ibadet başlayacaktır.

ESKİ TÜRKÇE YAZILAR KALDIRILACAK

Mescit ve camilerde bulunan ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na mahsus imamların resmi kıyafetleri kullanılmayacak, imamlık görevi yapan kişiler normal er kıyafeti ile bu görevi yürüteceklerdir. Cami ve mescitlerde duvarlarda manası bilinmeyen eski Türkçe yazılar kaldırılacak, rahle, tesbih, takke gibi TSK Kıyafet Kararnamesi’ne uygun olmayan malzeme kullanılmayacaktır. Emrin bölük seviyesine kadar yayınlanması ve denetleme emirleri dosyasında muhafazasının tespit edilen hususlar için kontrol formu yapılarak eksiklerin kısa zamanda tamamlanmasını rica ederim. Teoman Koman Orgeneral Genel Komutan.”

Yeni Akit